'Savaş bir halk sağlığı sorunudur' demek suç değil!

TTB'nin 2016-2018 dönemi yönetiminin, "Savaş bir halk sağlığı sorunudur" söyleminden yargılandığı davada, üst mahkeme oybirliği ile beraat kararı verdi. Şimdiki TTB yönetimi de aynı sözü tekrarladığı açıklama yaparak, "Savaş bir halk sağlığı sorunudur" dedi.

Yargı 30.09.2022, 10:08 30.09.2022, 11:02
'Savaş bir halk sağlığı sorunudur' demek suç değil!

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2016-2018 dönemi Merkez Konseyi üyelerinin, 1 Eylül 2016 tarihli “Bu Topraklarda Eşitlik ve Barış İçinde Yaşamamız Çok Mümkün” ve 24 Ocak 2018 tarihli “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı basın açıklamaları gerekçe gösterilerek yargılandıkları davada İstinaf Mahkemesi açıklamaların suç olmadığına karar verdi. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin davaya konu suç iddialarına ilişkin içtihatlarına da yer verilen kararda TTB önceki dönem Merkez Konseyi üyelerinin beraatine oybirliği ile karar verildi.
Karar sonrası açıklama yapan TTB, "Savaş bir halk sağlığı sorunudur demek hekimlik gereğidir ve suç değildir!" söylemini yineledi.

TTB'den karara ilişkin yapılan açıklamada kararın, "Savaş politikalarına ilişkin her eleştirinin doğrudan 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' ve 'terör örgütü propagandası' anlamlarına gelmeyeceğinin vurgulandığı" belirtildi.
Açıklamada şunlar ifade edildi: “Davaya konu bildirilerin genel olarak şiddet karşıtı bir içerikte olduğu, etkili bir şiddet çağrısı ya da nefret söylemi içermediği, devletin askeri operasyonlarının da eleştirilmiş olmasının, sözlerin belli toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunmadığı, objektif ve tarafsızlıktan uzak, incitici, rahatsız edici olduğu fakat şiddet içermediği ve şiddet kışkırtıcılığı bulunmadığı, en önemlisi somut tehlike suçu olan atılı suç açısından yakın tehlikeye neden olmayan beyanlar olduğu, suçun oluşması için kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak ortaya çıkması gerektiği, davaya konu bildiriler sonrası somut ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığına dair bulgu olmadığı, halkın bir kesimine karşı düşmanca tavır gösterilmesine yol açmaya veya bu tür tavırları pekiştirmeye elverişli etkili bir şiddet çağrısı ya da nefret söylemi içermediği, bu sebeplerle bildirilerin hem TCK’nın 216/1. maddesi kapsamında Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Suçu yönünden hem de 3713 sayılı TMK’nın 7/2. maddesi kapsamında Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçu yönünden atılı suçun unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.”
Açıklamada, "Kararda bir Merkez Konseyi üyesine yönelik sosyal medya üzerinden terör örgütü propagandası suç iddiasının dayanaktan yoksun ve fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu" da vurgulandı.

Yorumlar (0)