Öztürk Türkdoğan: 'Asıl yargılanması gereken Süleyman Soylu'dur'

İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya hakaret ettiği iddiasıyla, hakkında açılan davanın ilk duruşmasında, eleştiri hakkını kullandıklarınış, asıl yargılanması gerekenin Süleyman Soylu olduğunu söyledi. Savunmanın ve savcının Türkdoğan hakkında ceza istediği mütaalanın okunmasının ardından dava 27 Haziran'a ertelendi.

Yargı 12.05.2022, 00:21
Öztürk Türkdoğan: 'Asıl yargılanması gereken Süleyman Soylu'dur'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Ankara 60. Asliye Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Davanın ilk duruşmasında Türkdoğan'a, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, SES Eş Genel Başkanları Selma Atabey ve Hüsnü Yıldırım, AB Türkiye Temsilcisi Sema Kılıçer ile çok sayıda kurum temsilcisi ve insan hakları savunucusu destek verdi. 

Duruşmada savunma yapan Öztürk Türkdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun çok kez tarafsızlık gerekliliklerine uymaması nedeniyle insan hakları kuruluşları tarafından eleştirildiğini hatırlattı. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanmış bir kitapçık olduğuna değinen Türkdoğan, “Yargılanan insanlarla ilgili masumiyet karinesini yok sayarak terörist olarak ilan etmiş ve biz de buna karşın bir eleştiri yapmışız” dedi.

AKP’li İbrahim Yıldız’ın içerisinde yer aldığı olay sonrası da Bakan Soylu’nun kişi ve kurumları hedef aldığını dile getirerek, "İnfaz ve linç uygulayan AKP’liler ve taraftarları hakkında hiçbir şey yapılmadı. Biz de buna ilişkin yine tepki koyduk” diyen Türkdoğan, Soylu’nun Selahattin Demirtaş hakkında “terörist” ifadesini kullandığını, buna karşı da yine masumiyet karinesi doğrultusunda eleştiride bulunduklarını söyledib. Türkdoğan, bu tür durumlarda kişilerin suçlu ilan edilmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

'SOYLU, BULDAN’I VE CHP’LİLERİ TEHDİT ETTİ'

Soylu'nun tehditlerine değinen Türkdoğan; "Doğubeyazıt'a bağlı Yaygınyurt köyünde birinin infaz edilmesi üzerine Soylu, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ı arayıp tehdit etti. Yapılan suç duyurularından hiçbir sonuç çıkmadı. Ayrıca CHP’lilerin şehit cenazesine katılmalarını engelleyip tehdit etti. Bu tehditler sonucu Kılıçdaroğlu linç girişimine maruz kaldı” dedi.

İHD olarak açıklamalarının bakanın sözlerini hatırlatıp, eleştirmek, hukuka davet etmek olduğunu belirten Türkdoğan, 2018’de yapılan açıklamaların ardından 2 yıl sonra İHD hakkında bir rapor düzenlendiğini ve bu davanın açıldığını, iddianamede ise Soylu’nun kendisi hakkında özel olarak şikayetçi olmadığını söyledi.

İnsan hakları savunucularının başkalarının haklarını arama gibi sorumlulukları olduğunu hatırlatan Türkdoğan, İHD’nin kuruluş amacı ve tarihine de değinerek, "İHD, Türkiye’nin insan haklarının merkezinde olan bir örgüt, ben de onun eş başkanıyım. Biz demokrasi mücadelesi yürütüyoruz. Kurulduğumuz günden beri hak ihlalleri raporları hazırlıyoruz. Adalet arama süreçlerini işletiyoruz. Hak ihlallerinin giderilmesi ve önlenişi adına eylem ve etkinlikler yapıyoruz. Açılan bu dava İHD’nin yürüttüğü insan hakları mücadelesine açılmıştır. Bu dava ilk değil. Bize olan yaklaşım iktidarın güvenlikçi politikaları doğrultusunda değişiyor. Siyasi konjonktüre göre değişiyor” dedi.

SOYLU'NUN 'CANI ÇIKASICA DERNEK' SÖZÜNE ATIF

Soylu’nun İHD hakkında “Canı çıkasıca dernek” dediğini hatırlatan Türkdoğan, “Gare operasyonu başarısız oldu diye bir içişleri bakanı bizi sorumlu gösteriyor” diyerek bu davada yargılanması gerekenin kendisi değil Soylu olduğunu ifade etti.

“Savcılar, kolluk kuvvetlerinin emrinde. Halbuki tam tersi olması lazım. Ülke bu hale geldi" değerlendirmesini yapan Türkdoğan, “Hepimizin temel hakları var ve İçişleri Bakanı her önüne gelenle ilgili temel haklarını ihlal edecek açıklamalar yapıyor. Biz de bir İnsan Hakları Derneği olarak buna tepki koyuyoruz. 29 Haziran 2018’deki açıklama aslında gelecekteki tehlikelere de önlem olabilecek bir açıklamaydı. İnsan hakları savunucuları başkalarının haklarını savunarak iktidarın hedefi haline gelebilirler. Bu işin doğasında bu var. Biz bunları söylemezsek nasıl insan haklarını savunuruz” diye konuştu. 

İnsan hakları savunucularının tabiatları gereği kimseye hakaret etmeyeceğinin altını çizen Türkdoğan, “Bu ülkede Soylu’nun hakkı neyse benim de hakkım aynı. Ne o bana ne de ben ona hakaret edebiliriz. Biz insan haklarını savunmaya devam edeceğiz ve bu mücadele adalet barış sağlanana kadar sürecek” diyeret beraatini istedi.

Türkdoğan hakimin, 'hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) isteyip istemediği" sorusuna kabul etmediği yönünde yanıt verdi. 

Daha sonra söz alan Avukat Kerem Altınparmak, şunları söyledi:

“Bu dava derhal beraat verilmesi gereken bir davadır ve okullarda ders olarak verilmesi gerekir. Davanın bir iddianamesi yok, bir metin var ama bu bir iddianame değil. İddianamede lehte ve aleyhte delillerin bulunması gerekir. Savcı delillerin, dava açılması için yeterli olduğu durumda dava açar, aksi takdirde takipsizlik verir. İddianame baktığımızda 3 sayfa. İddianamenin sonunda açıklamanın, müşteki onuru ve şerefine saldırı niteliğinde olduğu ifadesi yer alıyor ancak hangi sözü, hangi beyanı olduğu belirtilmiyor. Usulüne uygun olarak bir iddianameden bahsedilemez. Bu iddianameyi okuyup da anlayabilecek bir hukukçu yoktur.

TCK'nin 125/3 maddesi uyarınca cezalandırma talep edilmişse de Soylu’nun olaya ilişkin bir şikayet başvurusu bulunmamaktadır. Şikâyet bulunmayan bu dosya yönünden kamu davası açılması usule aykırıdır. AİHM kararları da bu yöndedir. Paylaşım içeriği incelendiğinde, belirtildiği şekilde sövme suçuna imkân tanıyacak bir ifadeye yer verilmemiştir. Hakaret suçunun oluşması için hakaret içeren ifadelerin mağduru rencide etme etkisi yaratması gerekir. Oysaki Soylu’nun paylaşımdan haberinin dahi olduğu meçhuldür. Emniyet yazı yolluyor üstüne isim ve suç vardır diye yazılıyor. İddianame olarak önümüze sunuluyor.

Bu davada şikayet şartının aranması gerektiğine vurgu yapan Altınparmak, “Bu nedenle iddianame suçun basit hali olarak nitelendirilmesi gerekir. Bu dava da kesinlikle berat verilmesi gerekir” diyedek, beraat kararı istedi.

Altıparmak şunları dile getirdi: 

“Türkiye’nin kolluk güçlerinin başında olan bir kişi, vatandaşın bacağının kırılması gerektiğini söylemiş buna karşın Türkiye’nin en önemli insan hakları kuruluşundan biri buna cevap vermiş. Vermesin mi? Bu dava İHD’nin yargılandığı bir dava. Davada Türkdoğan’a bir ceza çıkarsa bir daha Türkiye’de bacak kırmaya da işkenceye de yargısız infazlara da laf edilemez. Bu dava İHD’nin misyonu açısından çok kritiktir.”

Altınparmak, “Soylu bu kadar insanın kendisini hakkında söylediklerini önemsiyor mu? Öyleyse neden 3 senedir bekliyor? Ya da şu an nerede? Neden gelmedi? Avukatı bile gelmedi? Muhalefet partisi liderine ‘Sen hayvandan aşağılık birisin’ diyen bir kişi, kendisini eleştirenlere neden tepkili?” sorularını yöneltti. diyerek Türkdoğan’ın beraatini talep etti.

SAVCI CEZA İSTEDİ

Savunmaların ardından mütalaasını sunan savcı, İHD’nin internet sitesi üzerinde yer alan sözlerle hakaret suçunun işlendiğini öne sürerek Türkdoğan’ın cezalandırılmasını istedi. Türkdoğan ise iddia makamının sunduğu mütalaaya karşı beyanlarda bulunmak adına süre talep etti.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Haziran’a ertelendi.  

Yorumlar (0)
16
açık