11.05.2022, 00:40

The Fear

Ankara’nın meclis parkı bir zamanlar efsaneydi...

Şimdilerde; her ne kadar baharın bin bir renk ve kokusuyla dolu olsa da, atmosferinde ölü bir sessizlik, ruhsuz bir koku ve tükenmişliğin resmi var...

Tıpkı dört yanını umutsuzluk sarmış yurdum gibi...

Geçenlerde yürürken parkta bir ezgi çarptı kulağıma...

Bir an; herkesin kendi iktidarını kurmak, kendi hukukunu yaratmak için çabaladığı, halkın değil kendi çıkarını kollamak için muhalefet yaptığı bir ülkede, gerçeği ve doğruyu hiç bir şey yapmadan beklediğimizi fark ettim…

Âşık ilişkisine benzetiyorum bazen bizim siyasi partileri ve siyasileri. Kibirleriyle yürüttükleri ilişkilerin, yarattıkları onarılmaz hasarlarına kör olan âşıklar gibi...

Çalan, 2009’larda, Lily Elen’nin efsane parçası “ The Fear” di. Korku tarafından ele geçirilmiş insanları ne de güzel özetliyor...

Bakıyorum sokaklara, insan yüzlerine, hayatlara; bir kısmı eve ekmek götüremez, yaşamdan çuvallar haldeyken, tüketimin silahı olmuş bir kısmın hayatı nasıl da plastikten. Tıpkı The Fear’daki gibi...

Ezgi de şunlara değiniyordu...

“Zengin olmak, çok para istiyorum. Komik olmak, zeki olmak umurumda değil. Yüzlerce giysi, elmas istiyorum. İnsanların onları bulmaya çalışırken öldüklerini duydum. Ama benim suçum değil. Ben bunun için programlandım. Evet, doğru yoldayım ve kazananlar içinde, çünkü herkes bilir böyle olursan kazananlarla kalırsın. Aynalara bakıyorum. Evet; hayatta daha çok film yıldızları hakkında konuşuluyor ve daha az konuşuluyor anneler...”

Hani bizdeki; derin bir yoksulluk varmış, gıda bulamıyormuş çocuklar, işsizlik çok, yoksulluk tırmanmış, hatta intihar edenler varmış, aldatıyormuş herkes birbirini ve küfür ediyormuş, benim için fark etmez. Çünkü plastiktenim. Görmem, duyup aldırmam ve hayatımı budur bu kadar harika kılan, diyenler de aynı değil mi?

Savaşlar varmış. Unutuyorum cepheleri, silahları ve göçmenleri. Ezgide dediği gibi; “Kendi küçük misyonumda onlar zaten birer ölü”. Ezgi, sistemleri ve içindeki insanları ne güzel eleştiriyordu...

Bizde de öyle değil mi? Yirmi yıldır pompalanan; ötekileştirme, ayrıştırma politikası, nefret dili. Bizler için çabalayanlara olmadık mı adam sendeci?

Ekmediler mi; kolay yoldan para kazan, sana ne başkasının acısından, kendi kervanına ol yük koyan. Düşünme bunları, sakın sorgulama da, takıl, yaşama. Bak orada güvenlikli plastikten odalarda, güzelleşmene bak, aynalar var karşında.

Öteki mi? dert etme. Dil uzatırsa sana, koparırız, olmadı bir çiviyle çakarız. Yeter ki sen; camdan dünyandan dışarı çıkma, takıl orada aynaların karşısında...

Yirmi yıldır bu düsturla yaşayana şimdi ne diyebiliriz? Kendine gel, silkelen desek, mesela...

“Bana günahkâr mı diyorsun? Hayır, hayır. Bir aziz değilim ama günahkâr da değilim” der onlar. Aldanan olur, biz kalırız bedel ödeyen çabalarımızla baş başa...

Artık ne doğru ne gerçek bilmiyorlar ve artık ne hissetmeleri gerektiğini de. Onlar sadece kazananların içinde plastiktenler...

Biz ki göz açmak, gerçekle sarsmak istiyoruz. Ama buna hazırlar mı bilmiyoruz. Çünkü gerçek bedel ister...

Bir şarkının dizeleri önümden akıp geçen hayatı nasıl da özetliyordu...

Sordum kendime, Ne zaman hepsi anlaşılır olacak çünkü artık korku tarafından ele geçirilmeyen kalmayacak...

Bir baktım bir baştankara, kondu omzuma, nefis nağmesi kulağımda...

İnandım umuda bir kez daha...

Evet, yılgınlık yoktu, umut vardı. Islık çalacaktık biz hayata...

Umut; ne şu anki yönetimde ne de halkın ve sokağın dilinden uzak kibre batmış, doğruyu yaptım noktasında gezen, insanları da kör zanneden Ehven-i şer’e mecbur sananlarda...

Umut, yine bu plastikten insanlarda. Onları gerçeği görmeye zorlamakta...

Kazananlar sevinmesin, yenilenler üzülmesin. Unutulmasın ki, yenilgi beraberinde getirir değişimi...

İnandım umuda bir kez daha…

Ve biliyorum umut siyasilerde değil; umut bende, umut sende, umut halkta...

Biliyorum; plastikten hayat sunulanlarda böyle gitmez görecek, uyanacaklar. Zulme reva görünenlerle birlikte kalkacaklar ayağa...

Bir baştankaranın nağmesinde uyandım. Umuda bir kez daha inandım. Başaracağız. Haklılığın ıslığını çala çala...

Yorumlar (3)
Cavid Gök 5 gün önce
Yazılarınız çok lezzetli devamını bekliyorum.
Alev Şen 5 gün önce
Çok güzel. Yazılarınızın müptelası oldum. Yenisini merakla bekliyorum.
Ülkü Dörttepe 5 gün önce
Yazınızı çok beğendim. Akıcı anlatımız beni önceki yazılarınızı da okumaya yöneltti hepsi çok gerçekçi ve güzel. Kutluyorum.
15
parçalı bulutlu