Yılmaz Aslantürk: Cinsiyetçi mizahın değişmesi çok zor

Çizer Yılmaz Aslantürk ile yarattığı Otisabi karakteri, mizah kültüründeki cinsiyetçi dil ve sansür üzerine söyleştik. Aslantürk Türkiye’deki cinsiyetçi mizahın değişmesinin zor olduğu görüşünde. Mizahın sansüre uğradığını söyleyen Aslantürk, “Bu iktidar yüzünden sansüre çok alıştık, sansür her mahalleye işledi. Mizahtan gerçekliği çıkarttığında karşılığını bulamaz. Sokaktaki dili yansıtmam beni seksist yapmaz” dedi.

Söyleşi 24.11.2022, 12:50
Yılmaz Aslantürk: Cinsiyetçi mizahın değişmesi çok zor

Leyla ÖZKAYNAK

“Laikliği unuttukça sansüre çok alıştık. Mizahtan gerçekliği çıkarttığında karşılığını bulamaz. Sokaktaki dili yansıtmam beni seksist yapmaz. ‘Seksist’ diye yaftalanmak Kadıköy’de geçerli, Yozgatlı’ya bunu anlatamazsınız. Türkiye’de cinsiyetçi mizahın değişmesi çok zor.”

Çizer Yılmaz Aslantürk ile yarattığı Otisabi karakteri, mizah kültüründeki cinsiyetçi dil ve sansür üzerine söyleştik. Aslantürk Türkiye’deki cinsiyetçi mizahın değişmesinin zor olduğu görüşünde.

Mizahın sansüre uğradığını söyleyen Aslantürk, “Bu iktidar yüzünden sansüre çok alıştık, sansür her mahalleye işledi. Mizahtan gerçekliği çıkarttığında karşılığını bulamaz. Sokaktaki dili yansıtmam beni seksist yapmaz” dedi.

‘Otisabi’yi ikiyüzlülüğe tepki olarak yarattım’

90’lı yıllarda yarattığı Otisabi karakterinin oluşum sürecini anlatan Aslantürk, ”Otisabi’yi kendimden yola çıkarak yaptım. Otisabi’yle kadınları aşağıladığım zannedildi ama ben orada erkeğin kadının gözüne girmek için düştüğü durumları yansıttım. İnsanların yaptıkları küçük kötülükleri, entrikaları, ilişkilerdeki ikiyüzlülüklerini yansıttım. Otisabi’yi çizmeye başlama nedenim bu ikiyüzlülüğe tepki vermekti. Çizerken kadını veya erkeği aşağılamak gibi bir amacım yok” diye konuştu.

‘Derdim gerçekçi olmak’

Aslantürk, Otisabi’nin cinsiyetçi bulunmasına ilişkin eleştirilere şu sözlerle yanıt verdi: “90’larda çizmeye başladığımda henüz internet yoktu. Küfürleri tek tük mektuplarla alırdık ya da dergiye hususi sövmeye gelenler olurdu. Sosyal medyayla bu durum linç kültürüne dönüştü. Seksist diye yaftalanmak çok kolay oldu. Cinsiyetçi dilin üstüne basarak mizah üretmiyorum, derdim gerçekçi olmak. Romantik komedi filmleri gerçek değil.”

‘Sokaktaki dili yansıtmam beni seksist yapmaz’

“Sokakta cinsiyetçi bir küfür ediliyor ve ben o cinsiyetçi dili yansıtıyorum. Hiçbir adam kavga ederken, “terbiyesizler” ya da “Allah belanı versin” diye küfretmiyor. Bu dili yansıtmam beni seksist yapmaz. İzmir’e kar yağmazken İzmir’e kar yağdırsam gerçekçi olmazdı. Mizahtan o gerçekliği çıkarttığında karşılığını bulamaz. Bence dürüst olmak gerekiyor, sahnede başka biri sahneden inince başka biri olmak ikiyüzlüce geliyor.”

‘Eril dili savunacak değilim’

Karikatür dergilerindeki eril dili savunmadığının altını çizen Aslantürk, “Eril dili savunacak değilim. Çoğunlukla erkekler çizdiği için eril bir dil hakim. Sadece mizah dergilerinde değil stand up’larda da cinsiyetçi dil var. Bundan hoşlanan var, hoşlanmayan var. Herkes kendi seyircisine oynuyor. Türkiye’de cinsiyetçi bakış değişirse diğer alanlara da sirayet eder ve ancak o zaman seksist dilden kurtulunur.

Ayrıca bu tarz yaftalamaların hepsi Kadıköy’de Beşiktaş’ta geçerli. Bu hassasiyet sadece birkaç semtte var, maalesef ülkeye sirayet etmiş değil. Yozgatlı’ya bunu anlatamazsınız. Türkiye’de cinsiyetçi mizahın değişmesi zor” dedi.

‘Mizah yapmayı bile unuttuk’

Sansür mekanizmasının mizah üzerinde de son derece etkin olduğunu söyleyen Aslantürk sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz mizah yapmayı bile unuttuk. Her şeyin mizahı yapılabilir. Ofansif mizah da yapılabilir. Her mizah anlayışının kitlesi vardır. Laikliği unuttukça sansüre çok alıştık. Sansür her mahallede var. 20 yıldır bu iktidar tarafından yönetildiğimiz için disipline edilemeyecek insanlar bile bu iktidara boyun eğdi. Çoğu çizer boyun eğdi, hatta çoğu çizmeyi bile bıraktı. Ya sosyal medya fenomeni oldular ya da TRT’de para kazanmaya başladılar.”

Yorumlar (0)