23.08.2022, 10:56

Sorumlunun olmadığı bir ülkede adına ‘kaza’ denilen katliamlar

Takvimler 20 Ağustos 2022’yi gösterirken, Gaziantep’te ve Mardin’de katliam gibi iki kaza yaşandı.

35 vatandaşımız hayatını kaybetti. Birçoğu ağır olmak üzere 56 da yaralı var.

Gaziantep ve Mardin’de yaşanın iki kazanın en dikkat çeken ayrıntısı, “Birinci kazadan sonra yaşanan ikinci kazalar” ve doğal olarak can kayıplarının ve zararın katlanarak artması…

Kaza olabilir. Bu kazaların birçok nedeni de olabilir. Mardin-Derik’deki kazada, freni patladığı söylenen gübre yüklü TIR’ın devrilmesi sonucu çevredeki vatandaşlar ve başta polisler ve jandarmalar olmak üzere itfaiyesi, sağlık ekipleri yardıma koşuyorlar… Tam o sırada süratle gelen ikinci bir TIR kaza için duran ve kazazedelere yardım etmeye çalışan vatandaşların, ekiplerin arasına dalıyor…

Görüntüler de korkunç sonucu da…

Aynı gün birkaç saat önce Gaziantep’te de yine otoyolda kaza yapan araçlara yardım için duran vatandaşlar ve yardıma gelen itfaiye, polisler, jandarmalar ve ilk yardım ekipleri… Tam o sırada süratle gelen bir otobüs yine yardım etmeye çalışanların arasına dalıyor. Korkunç bir görüntü ve sonucu da aynı…

Ölenlere Allah rahmet eylesin… Acılı ailelerine başsağlığı diliyoruz… Bu acılar tekrar tekrar yaşanmasın diye yazıyoruz bu satırları…

Otoyollarda ve otobanlarda kuralları kim koyacak? Kuralların uygulanması için takipçisi kim olacak? Kurallara uyması için görevlileri kim eğitecek? Bir kaza yerinde ilk alınması gereken önlemin KAZA YERİNİN GÜVENLİĞİ olduğunu anlamamız için daha kaç kez adına “kaza” denilen katliamları yaşamamız gerekiyor? Bu satırların yazarı gerek otoyollarda ve gerekse otobanlarda veya herhangi bir şehirlerarası yolda karşılaştığı kazalarda YOL GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİNİN ALINMADIĞINA defalarca şahit oldu… Kaç kez trafik polislerinin bile bu önlemleri önemsemediğini gördü...

Derik’e giden İçişleri Bakanı Soylu açıklama yapıyor: “Bedelini ödettiririz. Kimin ihmali varsa hesabını sorarız…”

En başta sizin ihmaliniz var Sayın Soylu… Hadi ödetin bedelini… Hadi sorun hesabını…

(Elbette Süleyman Soylu’dan hesabının sorulacağı konulara girersek içinden çıkamayız neyse biz konumuza devam edelim.)

O bölgede ilk yaşanan kaza değil bu. Yapılan röportajlardan ve vatandaşların anlatımlarından öğreniyoruz. Neden gerekli önlemler alınmadı? Kimlerin bu önlemleri alması gerekiyor Sayın Soylu?

Bu ülkenin emniyeti size bağlı, jandarması size bağlı, yolların güvenliği sizden soruluyor Sayın Soylu?

İktidarın en çok övündüğü otoyollar ve otobanların inşası sırasında ülkenin dört bir yanında birçok tünel hizmete sokuldu. Buradan açıkça yazıyorum, Türkiye çok büyük bir tünel faciasına gebe. Çünkü kimse TÜNELLERDE HIZ SINARLAMALARINA UYMUYOR. 80 KM ile gidilmesi gereken tünellerde 100-120-140 son sürat giden binlerce araç var. Acilen tüm tünellerimizde hız sınırlamaları hayata geçirilmelidir. Sayın Soylu ihmalin hesabını yüzlerce insan ölmeden önce sorunuz?

19 Mart 2022’de Bolu Tünelinde zincirleme kaza yaşandı. 18 araç çarpıştı. Yaralanan 31 kişiden 17'si, hastanelere kaldırılırken, diğer yaralılara ise kaza yerinde müdahale edildi. Çok büyük bir facia çok ucuz atlatıldı. Yüzlerce insan yanarak ya da boğularak can verebilirdi. Bir kıvılcım çıksaydı bir felaket yaşanabilirdi…

Aynı tünelde bu yıl içinde 2 Ağustos 2022 tarihinde yine zincirleme kaza yaşandı yine ucuz atlatıldı.

BÜYÜK BİR FACİA BAĞIRA BAĞIRA GELİYOR SAYIN SOYLU!

Gelirse gelsin diyenleriniz olabilir… Ayrıca facialar geldi de ne oldu peki… ÇÜNKÜ BU ÜLKEDE NE HESAP VEREN VAR NE DE BİR SORUMLU…

22 Temmuz 2004 Perşembe akşamı Sakarya’nın Pamukova ilçesi yakınlarında Mekece beldesinde büyük bir tren kazası meydana geldi. Adı kazaydı ama aslında göz göre yaşanmış bir katliamdı. Eleştiriler ve tepkiler arasında siyasi iktidarın şovuyla hizmete sokulan hızlı tren (daha doğrusu “hızlandırılmış tren”) Mekece’de raydan çıkmıştı. 41 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Peki kim aldı bu facianın sorumluluğunu? Hiç kimse…

Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım sorumsuz. TCDD Genel Müdürü Hayrettin Karaman sorumsuz…

“Efendim hız nedeniyle bu kaza oldu. Makinistler yapılmaması gereken yerde hız yaptı!?”

Peki gerekli ve zorunlu yol sistemini kurmadan makinistlere hız yap diyen kim? Trenleri hızlandıran kim?

Bu ülkede sorumlu yok. Sorumlu olmadığı için de facialar devam ediyor. En bariz insan hataları “kader, kısmet, alın yazısı, Allahın takdiri” denilerek geçiştiriliyor. Peki madem “kader, alın yazısı” o zaman neden son model uçaklarla seyahat ediyorsunuz? Neden altınızda son model otomobiller var? Neden en lüks konutlarda, saraylarda, organik ürünler yetiştirerek yaşıyorsunuz? Çünkü bu işin kaderle, alın yazısıyla bir ilgisi yok. Allah kullarına “akıl” vermiş. O aklınızı kendi yararınıza çok iyi kullanıyorsunuz da konu vatandaş olunca neden yan çiziyorsunuz. Ya da bu yaptığınız büyük hataların sorumluluğunu neden üzerinize almıyorsunuz? Çünkü işinize gelmiyor…

bu kez 8 Temmuz 2018’i gösteriyor. Yer bu kez Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi yakınları. Yine bir tren kazası ve 25 vatandaşımız hayatını kaybediyor. Çoluk-çocuk, genç-yaşlı 25 kişi hayattan kopuyor. 340 kişi de yaralı. Yine inanılmaz hatalar zinciri. Kontrol, izleme, bakım ve onarım süreçlerindeki ihmaller zinciri 25 vatandaşımızı hayattan koparıyor.

Artık “Başbakan istifa” falan diyemiyoruz çünkü Başbakan kalmadı. Büyük Başkan’a böyle bir şey söylemek kimin haddine. Bakan istifa falan demeye bile gerek yok çünkü bırak bakanı Genel Müdür bile istifayı düşünmüyor. Yine ölen öldüğüyle kalıyor, yine sorumlu yok. Acılı aileler yıllardır adliye kapılarında adalet arıyor…

Bu Kez Ankara’da 13 Aralık 2018 Perşembe sabahı sinyalizasyon sistemleri devrede olmadan çalıştırılan Yüksek Hızlı Tren, Ankara’dan Konya’ya hareket ettikten kısa bir süre sonra, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın alt yamacında yer alan Marşandiz İstasyonunda karşı yönden gelen kılavuz trenle kafa kafaya çarpıştı. Dokuz vatandaşımız hayatını kaybetti. Gerekli sinyalizasyon sistemi kurulmadan çalıştırılan Yüksek Hızlı Tren birinci hattan gitmesi gerekirken ikinci hattan gidiyordu. Yani otobanda ters yönden gidiyordu. Fren dahi yapamadan, makinistler yerlerinden dahi kıpırdayamadan iki tren kafa kafaya girdi. İlk ölenler makinistlerdi. Ülkeyi yönetenlere, sistemi yönetenlere güvenmenin bedelini canlarıyla ödemişlerdi.

8 Eylül 2004 günü öğlen saatleri. Kastamonu-Küre’de Cengiz Holding’e ait bakır madeninde çıkan yangında gaz maskeleri olmadığı için 19 işçi boğularak can verdi.

Ankara’dan helikopterle gelen Başbakan Erdoğan cenaze namazının ardından da ilk madenci cenazesini omuzladı. Bir gün sonra Sabah Gazetesi’nin manşeti, “Erdoğan Acıyı Omuzladı.”

Bu ülkede Başbakanların ve bakanların görevi “acıyı omuzlamak” değil, bu acıyı bu ailelere “yaşatmamak” olmalı. Bu acıların yaşanmaması için gerekli önlemleri almak, gerekli denetimleri yapmak olmalı.

Küre maden faciasından tam 10 yıl sonra Türkiye tarihinin en büyük maden faciasını Soma’da yaşadı. 13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde özel şirket tarafından işletilen kömür madeninde çıkan yangın nedeniyle 301 madenci hayatını kaybetti.

Soma faciasından beş ay sonra da Karaman’ın Ermenek ilçesindeki maden faciasında 18 işçi boğularak hayatını kaybetti. Evet yine gereken tedbirler alınmadığı için galerileri basan su nedeniyle 18 işçimiz yer altında boğularak can verdi.

Yani özetle bu ülkede yıllardır aynı nakaratları, aynı hamaset dolu açıklamaları dinleye dinleye tükendik artık. Bu ülkenin vatandaşları artık bir sorumlu görmek istiyor Sayın Soylu…

Yazar Hakkında

İbrahim Gündüz: 18 Aralık 1965 yılında Ünye’de doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Gazeteciliğe 1987 yılında stajyer olarak girdiği Güneş gazetesinde başladı. Gece muhabiri, belediye muhabiri, siyasi parti muhabiri, diplomasi muhabiri ve parlamento muhabiri olarak görev yaptı. Kanal D Parlamento Muhabiri olarak çalışırken, artık kendisi için bir çalışma ortamı kalmadığını düşünerek 2018 yılında görevinden ayrıldı. Türkiye’deki vahşi, kimyasal, yıkıcı ve talancı madenciliği anlatan “Altın Ölüm” ve "Altın Girdap" kitaplarını yazdı. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zuhal Yeşilyurt Gündüz’le evli, Aşkın ve Barış adında iki çocuk babası.

Yorumlar (0)
19
açık