28.06.2022, 10:59

‘Şarkımızı ayakta söyleyeceğiz, zafer halkın olacak’

Şilili efsanevi müzik grubu İnti-İllimani Histórico, iki yıl önce pandemi nedeniyle ertelenen Türkiye turnesini, bu yıl 24-25-26 Haziran tarihlerinde İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleştirdi.

24 Haziran’da İstanbul Küçükçiftlik Park’ta, 25 Haziran’da İzmir-Urla Sahne’de Türkiyeli hayranlarıyla buluşan grup, 26 Haziran’da da Ankara’da ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesisleri Çim Amfi’de sahne aldı. Gruba İstanbul ve İzmir’deki  konserlerde Moğollar ve Peyk, Ankara’daki konserde ise Yeni Türkü eşlik etti, çok sayıda konuk sanatçı konserlerde yer aldı.

Dünya devrimci müziğinin yaşayan önemli temsilcilerinden ve pek çok müzik grubuna ilham olan topluluk, sık sayılabilecek aralıklarla konser verdikleri Türkiye’de önemli bir dinleyici ve hayran kitlesine sahip. Bu yüzden “hikâye”leri oldukça iyi biliniyor ama yine de kısaca hatırlatalım.

SÜRGÜNDE DÜNYA TURNELERİ

1967 yılının Mayıs ayında eski Santiago Teknik Üniversitesi’nde okuyan bir grup genç tarafından kurulur. 1973 yılında Şili’de Agusto Pinochet’nin Salvador Allende yönetimine yönelik faşist askeri darbesi sırasında Avrupa turnesindedirler ve darbenin başarıya ulaşarak müziklerinin yasaklanması sonucu 14 yıl boyunca ülkelerine dönemez, İtalya’da kalırlar. Bu dönem neredeyse kesintisiz şekilde turneler düzenledikleri bir dönemdir. Şili müziğinin gayrı resmi elçileri haline gelirler ve cunta rejimi karşıtı ve Şili halkının mücadelesini destekleyen tutumlarıyla dünya çapında ün kazanırlar. 1988’de yasaklarının kalkmasının ardından ülkelerine dönebilirler.

2001 yılında 3 üyenin (José Seves, Horacio Durán ve Horacio Salinas) ayrılması sonucu grup ikiye ayrılır. İsim tartışmalarının ardından, ayrılan üyeler Inti Illimani Histórico adıyla yeni bir grup kurarlar. 2005`ten beri bu ismi taşıyan iki grup vardır: Inti Illimani Histórico (José Seves, Horacio Durán ve Horacio Salinas), Inti-Illimani (Jorge ve Marcelo Coulón kardeşler). 

AND DAĞLARI’NDAN EVRENSELE

Çeşitli pan-kavalları, farklı bambu flütler, değişik vurmalılar, And Dağları’nda yaşayan yerli halkların müziğini evrensele taşıyan grubun enstrümantal çeşitliliğinin temelini oluşturuyor. Yoksul halkların, emekçilerin duyguları, düşünceleri, özgürlük, eşitlik ve adalet vurgusu şarkıların sözlerine taşınıyor. Böylece tüm dünyanın emekten yana olan kesimleri, solcuları, sosyalistleri, muhalifleri bu büyülü evrensel dilin etrafında birleşiveriyorlar.

Bu yüzdendir ki, Ankara’daki konser öncesinde Çim Amfi’ye adım atan herkes mutluydu, neşeliydi, gülümsüyordu, nazikti. Birbirine yer gösteriyordu insanlar, teşekkür ediyorlardı, birbirini tanımayanlar uzun yıllardır tanışıyormuş gibi sohbet ediyorlardı. Uzun süredir bu kadar neşeli, heyecanlı ve mutlu bir insan topluluğuna dâhil olmamıştım. Aynı -ortak- dili konuşuyor olduğunu bilmenin güveniydi bu, dünyaya ortak bir pencereden bakıyor olmanın ruhu sağaltan kuvvetiydi. Dayanışmaydı, inançtı, inattı, neşemizi geri almaktı. Benim içinse 2003 yılından bu yana bir türlü gerçekleştirme fırsatı bulamadığım hayalimin gerçek olmasıydı.
 

‘BİRLEŞMİŞ BİR HALKI HİÇBİR KUVVET YENEMEZ’

Çim Amfi’deki ortak duygu ve ruh hali böyle iken, ilk olarak Ozan Çoban ve Güneş Demir sahne aldılar. En güzel türkülerin eşliğinde her yaştan genç halaylarla pisti doldururken, Çoban ve Demir sahneyi bu kez Türkiye’nin efsane gruplarından Yeni Türkü’ye devrettiler. İlk albümlerinin yayınlandığı 1979’dan bu yana kuşaklar boyunca dillere pelesenk olmuş şarkılarından bir seçki sunan Yeni Türkü’nün ardından ise beklenen an geldi ve Çim Amfi’deki bütün kalabalık adeta sahne önüne aktı. Bütün enerjisi, ahengi ve muhteşem şarkılarıyla sahnedeki yerini alan grup adına Horacio Durán, Türkiye’de olmaktan, İstanbul ve İzmir’den sonra Ankara’da Türkiyeli dinleyicileriyle buluşmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

Türkiyeli dinleyicilerinin de iyi bildiği pek çok şarkısını seslendiren grup yaklaşık bir buçuk saat sahnede kaldı. Sahne alan tüm grupların Türkçe ve İspanyolca olarak Venceremos’u (Biz Kazanacağız) seslendirdiği ve tüm izleyicilerin katılımıyla birlikte El Pueblo Unido’yu (Birleşmiş Bir Halk) söyledikleri anlar, konserin en unutulmaz ve en coşkulu anlarını oluşturdu. Bütün izleyiciler, yumruklar ve zafer işaretleri eşliğinde şarkılara eşlik ederken, “El pueblo unido, jamás será vencido” sözleri Vişnelik’te yankılanıyordu. Geceden, herkesin dilinde aynı sözler kaldı:

“Birleşmiş bir halkı hiçbir kuvvet yenemez. Şarkımızı ayakta söyleyeceğiz ve zafer halkın olacak.”

Yorumlar (0)
22
açık