Yoksa ‘altılı masa’ Kürt sorunu çözümsüz bir demokrasi programı mı savunuyor?

Bir AKP heyetinin, ’başörtüsüne anayasal güvence’ ve “Ailenin korunması için yeni bir düzenleme” iddiasıyla TBMM’ye getirmeyi planladığı anayasa değişikliği için CHP, HDP, İyi Parti ve MHP’yi ziyaret etmesi altılı masanın “yumuşak karnı”nın ne kadar yumuşadığını gösterdi!

Politika 12.11.2022, 09:49
Yoksa ‘altılı masa’ Kürt sorunu çözümsüz bir demokrasi programı mı savunuyor?

İhsan Çaralan, Evrensel Gazetesi'ndeki köşesinde Altılı masayı, Kürt sorunu ve HDP'ye bakış açısını ve masanın yumuşak karnını yazdı: 

Bir AKP heyetinin, ’başörtüsüne anayasal güvence’ ve “Ailenin korunması için yeni bir düzenleme” iddiasıyla TBMM’ye getirmeyi planladığı anayasa değişikliği için CHP, HDP, İyi Parti ve MHP’yi ziyaret etmesi altılı masanın “yumuşak karnı”nın ne kadar yumuşadığını gösterdi!

2 Kasım günü yapılan ziyaretle birlikte altılı masanın siyeset ve medyadaki gayriresmi sözcüleri AKP heyetinin CHP, MHP ve İyi Partiyle görüşmelerini gayet “makul” karşılarken HDP ile görüşmesini panik havasıyla karışık bir öfkeyle karşıladılar. “Vay efendim AKP, PKK’nın devamı olduğu, teröristlikle suçladığı, hakkında kapatma davası sürdürülen HDP ile nasıl görüşür”müş!... “Hadi AKP görüşüyor, eş başkanlarını ve milletvekillerini, binlerce HDP’liyi cezaevine atan seçilmiş belediye başkanlarını görevden alan kendisini teröristlikle suçlayan AKP’nin gönderdiği heyetle görüşmeyi HDP nasıl kabul edermiş!”, “AKP heyeti HDP’ye hangi vaatlerle gitmiş”, “Öcalan’a ev hapsi mi vaat edilmiş”, “HDP’lilere ve PKK militanlarına af mı çıkarılacakmış”, “Yeni bir çözüm süreci mi başlatılacakmış!”... Art arda yanıtı kendi içinde sorular!

HDP’den yapılan “Diğer partilere hangi teklifle gidildiyse bize de aynı teklifle gelindi” açıklamasını duymazdan geldiler. Ama neyse ki Bahçeli vardı! Bahçeli bu tutuma kesin karşı çıkardı! Nitekim Bahçeli’nin yakınındaki kişiler de “Salı günü yapılacak grup toplantısını bekleyin” dediklerinde ‘Bahçeli bir tepki ortaya koyacak’ beklentisine girildi. Beklentiyi Bahçeli’nin erken seçim çağrısı yapacağına kadar götürenler bile oldu!

AKŞENER’İ DİNLEYEN ERDOĞAN ZEVKTEN DÖRT KÖŞE OLMUŞ OLMALI!

Bu tartışmalar biraz yatışmaya başlarken sahneye İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener çıktı.

Çarşamba günü partisinin grup toplantısında kürsüye çıkan Akşener, belagat yeteneğini zorlayarak; sesine ve üslubuna, ortaya çıkan tablodan memnuniyetini yükleyerek sözlerle ifade edemediğini vücut diliyle destekleyerek konuştu.

Sözlerine “Beklenen gerçekleşti” diye başlayan Akşener; “Açılımcılar kumpanyası yeniden seyirciyle buluşuyor… Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı anayasa değişikliği ile sokulacak çomakların yeni tiyatrosuna hoş geldiniz. Belli ki açılımcılar kumpanyası yeniden seyirci ile buluşuyor…AK Parti ile HDP bir araya gelip mutlu, neşeli ve sevinçli görüntü vermişler. Sayın Erdoğan bir süredir bir arayış halindeydi. Sonunda muradına ermiş…Resim iyice netleşti, saflar belli oldu. Parti vekilleri, PKK’yla bir tuttukları HDP ile aynı masaya otururken utanmadılar. İşin ilginç tarafı; HDP vekilleri de genel başkanlarını tutukladığı, belediyelerine kayyum atadığı için sabah akşam eleştirdikleri AK Parti ile aynı masaya oturmaktan zerre utanmadılar…” diyerek eteğindeki taşları döktü.

Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akşener’i canlı dinlemediyse, danışmanları yeldir yepelek bu konuşmanın videosunu kendisine yetiştirip izletmişlerdir. Erdoğan’ın videoyu izlerken Akşener’in sözleri kadar vücut diline de bakıp yanında oturan danışmanın dizine  vurarak, “Bakın işte, bu HDP’nin anayasa değişikliği teklifine evet demesinden daha önemli. Altılı masayı karıştırmak için çok iyi gelişme” demiş olacağını tahmin etmek hiç de zor değil.

ÇÖZÜM SÜRECİ LANETLİ BİR ADIM MI? YOKSA…

Evet, Erdoğan ve partisi Kılıçdaroğlu’nun “Başörtüsü yasası çıkarma pası”nı “Anayasa değişikliği golü”ne dönüştürerek seçim sürecini böyle bir tartışmayla bloke etmeyi amaçlıyordu. Ama burada amaç gerçekten bir anayasa değişikliği yapmak değil. Eğer bu vesileyle bir anayasa değişikliği yaparsa seçimde bunu da bir “bonus” olarak kullanmak isteyecekti. Ülkedeki siyasi gelişmeleri ve AKP’nin bu seçimi almayı bir ölüm kalım sorunu yaptığını bilen herkes, Erdoğan’ın bu hamleyle amacının altılı masa başta olmak üzere muhalefeti itibarsızlaştırıp etkisizleştirmek olduğunu biliyor.

Akşener partisinin grup toplantısında altılı masada oturduğu, ilerleyen günlerde, “Bu seçimi almak için HDP ile de konuşmalıyız” diyecek parti başkanlarına şimdiden kırmızı ve kalın bir çizgi çekmeyi amaçlamıştır.

Akşener görüşlerini açıkça ve coşkuyla ifade etmiştir ama altılı masanın ana partileri AKP’ye yönelik eleştirilerinin ekseninde de hep “çözüm süreci” girişimini koymaktadırlar. Ki, bu son tartışmada da dönüp dolaşıp CHP ve İyi Parti sözcüleri AKP ve HDP’yi “çözüm süreci” girişimiyle suçlamaktadırlar.

CHP ve İyi Parti propagandası, “çözüm süreci”ni Öcalan’ın ve Kandil’in muhatap alınmasını, HDP’nin de sürece katılmasını öne çıkararak lanetli süreç olarak eleştirmektedirler. Ama bugün AKP’ye, CHP’ye, İyi Partiye hatta MHP’ye oy veren Kürtler bile çözüm sürecini her gün bir yakınlarının ölüm haberini almadıkları, köylerinin basılmadığı, sınır içi ve dışı operasyonların durdurulduğu, yaşlı genç demeden binlerce insanın cezaevlerine doldurulmadığı, belki bir afla onlarca yıldır hapiste olan binlerce Kürt siyasi tutuklunun serbest kalabileceği… Kürt sorununun barış içinde çözülmesi için atılmış bir adım olarak görüyorlar.

ALTILI MASA HDP’Yİ BIRAKIP KENDİSİNE BAKMALI!

Sadece HDP’ye ya da AKP’ye oy veren Kürtler değil, CHP’ye, İyi Partiye, MHP’ye oy veren ya da hiçbir partiye oy vermeyen genç-yaşlı, kadın-erkek Kürtler bile (korucu ağaları dışında) “çözüm sürecini” böyle görüyor.

Bu yüzden altılı masadan yükselen “çözüm süreci” karşıtlığı, AKP’nin Kürt halkına yönelik “Kürt sorununu çözerse Erdoğan çözer” yalanına açık destek anlamına gelmektedir. Hem de artık hiçbir ciddi sorunu çözüm yeteneği kalmamış olan Erdoğan ve partisine verilen bulunmaz bir destek!

Bunların da ötesinde, Kürt halkı kadar Türkiye’nin aydınları, demokratları, ilerici demokrat güçleri, laik ve demokratik Türkiye talebi bulunan her kesim Türkiye’nin demokratikleşmesinin olmazsa olmazı olan Kürt sorununun nasıl çözüleceğine dair program bekliyor.

Gelinen yerde altılı masa HDP’ye değil kendisine bakmalı, bu çok önemli demokrasi sorununu tartışıp demokratik bir çözüm getirip getiremeyeceğine yanıt vermelidir.

Akşener’in çarşamba günü yaptığı, yukarıda da uzunca alıntı yaptığımız konuşmasından sonra her konuda çok iddialı çözümleri olduğunu söyleyen altılı masanın, HDP’yi muhatap almadan Kürt sorununa nasıl bir “demokratik çözüm” getireceği de artık daha çok merak edilecektir.

Yorumlar (0)