'Ülkemizi pazar konumundan çıkarıp üreten ülke statüsüne kavuşturacağız'

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ülkenin içinde bulunduğu krizlerin, eşitsizliklerin ve olumsuzlukların ancak ve ancak bilgi, bilim, teknoloji alanındaki devrimlere yetişmekle mümkün olduğunu belirterek hem yurtdışı ziyaretleri hem de yeni vizyon çalışması hakkında bilgi verdi.

Politika 12.11.2022, 09:41
'Ülkemizi pazar konumundan çıkarıp üreten ülke statüsüne kavuşturacağız'

Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile son dönemdeki gelişmeler ve Kasım sonu-Aralık ayı başında kamuoyu ile paylaşacağı yeni vizyonu konuşan Ali Haydar Fırat'ın Politikyol'daki haberi:

"CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ülkenin içinde bulunduğu krizlerin, eşitsizliklerin ve olumsuzlukların ancak ve ancak bilgi, bilim, teknoloji alanındaki devrimlere yetişmekle mümkün olduğunu belirterek hem yurtdışı ziyaretleri hem de yeni vizyon çalışması hakkında bilgi verdi.

CHP lideri üç büyük devrimi kaçıran bir ülke ve toplum olarak dördüncü büyük devrimi kaçırmamak için çok büyük bir vizyon çalışması gerçekleştirdiklerini ifade etti. Kaçırılan her devrimin ülkeye ve topluma maliyetinin çok yüksek olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, açıklayacakları vizyon ve iktidarda yapacakları büyük devrimlerle Cumhuriyetin yeni yüzyılını inşa edeceklerini dile getirdi.

CHP liderine göre yeni yüzyılın yeni bir vizyona, yeni bir atılıma, yeni ve büyük bir değişim ve dönüşüme ihtiyacı var. Bu çerçevede yaşamın bütün alanlarında büyük bir değişim ve dönüşümü başlatacak teknolojik ve bilimsel atılımlara imza atmaya kararlı olduklarını söyledi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına hızlı, sağlam ve kararlı adımlarla girmek zorundayız. Siyaset kurumunun dünyayı ve Türkiye’yi iyi okuması gerek. Bilimde ve teknolojide olağanüstü gelişmeler var… Yapay zekadan yeni materyallerin, malzemeleri üretilmesine kadar… Türkiye’de siyaset kurumu bunu ne kadar içselleştirdi sorgulamamız gerekiyor.   Üniversiteler bilgi üreten kurumlar olmaktan adeta çıkarıldı… Üniversiteler bir vasatlaşma sürecine bilinçli olarak sokuldu…

Ülkesine hizmet etmek isteyen siyasetçiler şunu çok iyi anlamak zorundalar. Bilgiye, bilime yani “bilgi ekonomisi”ne yatırım yapanlar kazanıyor. Endüstri 4.0 dediğimiz olgu teknolojinin artık yaşamımızın her alanına gireceğini gösteriyor. Teknolojiye yapılan yatırım ve ortaya çıkan dönüşüm bütün bir hayatı değiştirip, yenileme kapasitesini beraberinde getirecektir. Teknoloji devrimi; tarımdan – sanayie, sağlıktan – ulaşıma, çevreden – iletişime kadar tüm alanlarda günlük ve gelecek yaşamımızı etkileyecek ve yönlendirecektir. Biz Türkiye olarak bu hızlı değişimi yakalamak zorundayız. Çağdaş uygarlığı yakalamak ve aşmak gibi bir hedefi olanlar bu hızlı değişime, dönüşüme gözlerini kapayamazlar. Biz siyasetçiler bu değişimi yakalamanın da ötesinde değişimi güçlendirecek başarılara da imza atmak zorundayız. Türkiye’nin böyle bir insan kapasitesi var. Ancak siyaset kurumu bunu göremiyor. Ya da görmek istemiyor. Kısır tartışmaların Türkiye’yi gelecekte çok daha zor durumda bırakacağını sorumluluk duyanların anlaması gerekir. Biz yeni bir ekosistem yaratmak zorundayız. Aksi halde teknoloji devrimini de kaçıracağız.

ABD ve İngiltere gezilerim temelde hazırlayacağımız büyük vizyonumuza katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Vizyon bir anlamda gelecek inşası demektir. Gelecek betonda değildir. Kentleri yeteri kadar  beton ormanına dönüştürdük. Geldiğimiz durum ortada… Bu durum ülkemizin her alanda çok ciddi ivme kaybetmesine ve sürekli daha fazla bağımlı hale gelmesine neden olmaktadır.

Şuna inanıyorum, bu denli büyük bir genç kitleye sahip ülkemizde mevcut potansiyeli en iyi biçimde değerlendirmek durumundayız. Hazırlamakta olduğumuz vizyonu en çok gençler sahiplenecektir. Çünkü onlar bilgiye, bilime, teknolojik gelişmelere, dünyadaki büyük değişime hem açıklar hem de yakından takip ediyorlar. Biz dünyadaki büyük değişimi gençlerimizle buluşturup, onları sürecin bir parçası yani işin öznesi yapmak istiyoruz. Bu ekosistemi yaratacağız ve bunda kararlıyız. Bu ekosistemi yarattığımızda gençlerimiz bilgileri ve birikimleri ile ülkemizde çalışacaklar. Bu ortamı onlara sağlayacağız. Düşüncenin özgür olduğu, yargının bağımsız olduğu, güçler ayrılığının eksiksiz biçimde uygulandığı, medya ve sosyal medya üzerinde hiçbir sansürün ve oto-sansürün olmadığı kısacası temel hak ve özgürlüklerin eksiksiz uygulandığı bir ortam yaratacağız ve bu ortamda gençler özgürce üretimlerini yapacaklardır. Bütün demokratik kural ve kurumlar eksiksiz biçimde işleyecektir.

Demokrasisi gelişmemiş bir ülkenin büyüme şansı yoktur, bilgi üretme şansı da yoktur.

Dünya ile bütünleşen, bilgi üreten ve dünya ile yarışan bir gençliğimiz olacak. Bunun için atacağımız ilk adımlardan biri üniversite sistemimizi tümüyle değiştirmek, araştırmaya, bilgiye, bilime odaklı yeni bir üniversite sistemi kurmak olacak. Üniversitelerimizin bilgi ekonomisine katkısı olacak. Dünya sıralamasında ilk 500’e giren bir tek üniversitemiz yokken ülkede bilimsel faaliyetin yeterli ölçüde olduğunu söylemek gerçekçi değildir. O yüzden dünyanın en saygın üniversitelerini ziyaret ettim. Bu ülkeyi kurtaracak olan gençlerimizdir, üniversitelerimizdir, bilgi ve teknoloji ile büyüyen yeni kuşaklardır. Üniversiteleri köreltirseniz teknolojik devrimleri yakalama şansınız olamaz. Sadece teknoloji üreten ülkelerin pazarı haline gelirsiniz. Ülkemizi pazar konumundan çıkarıp üreten ülke statüsüne kavuşturacağız.

Ülkemizi içine sıkıştığı sorunlardan, kısır çekişmelerden, tüketen ve borçlanan ülke ve toplum statüsünden çıkaracağız. Amacımız Cumhuriyetimizi büyük bir sıçramayla ikinci yüzyıla taşımak.”

Yorumlar (0)