Soylu'nun hedefinde bu kez Ekrem İmamoğlu vardı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, YSK üyelerine hakaret gerekçesiyle hakkında dava açılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu hedef aldı. Soylu, "Hukuk Cambazları'na cevap" başlığı ile açıklamasında, İmamoğlu'nu hukuku kandırmakla suçladı.

Politika 13.11.2022, 10:39
Soylu'nun hedefinde bu kez Ekrem İmamoğlu vardı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'na Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret gerekçesiyle açılan davaya ilişkin açıklama yaparak, İmamoğlu'nu "hukuk cambazlığı" ile suçladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Twitter hesabından "Hukuk Cambazları'na cevap..." başlığıyla videolu açıklama yayınlayan Soylu, "Süleyman Soylu olarak bu davanın hiçbir yerinde davalı, davacı müdahil, müşteki veya başka bir sıfatla bulunuyor değilim. Bana açılmış bir dava değil, benim açtığım bir dava da değil" dedi. 

"Bu davanın yargılaması sırasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, dava konusu ifadesiyle şahsımı, yani İçişleri Bakanı'nın kastettiğini söylemiş. Yani hakareti bana yöneltmiş. Ben de kendisi hakkında bu ifadesinden dolayı ayrıca bir şikayette bulundum. diyen Soylu, İmamoğlu'na destek için mahkeme önüne gidenleri de  "mahkeme basmakla" suçladı.

"Basın açıklamaları yapıyorlar, mahkemeler basıyorlar, mahkeme salonları önünde kalabalık çağrısı yapıyorlar. Hakimlerimizi, adalet sistemimizi ve davayı etkilemeye çalışıyorlar" diye konuşan Soylu hukuğu etkilemek için sokaklarda şahsını hedef alan, isminin yazılı olduğu afişler asıldığını öne sürdü.

Soylu videolu açıklamasında şunları söyledi:

"Şunun bilinmesini isterim ki Süleyman Soylu olarak, bu davanın hiçbir yerinde davalı, davacı, müdahil, müşteki veya başka bir sıfatla bulunuyor değilim. Bana açılmış bir dava değil. Benim açtığım bir dava da değil. Hatta İçişleri Bakanlığı ve bağlı hiçbir birimi de bu dava ile hukuken ilgili değil. Ancak bu davanın yargılaması sırasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, dava konusu ifadesiyle şahsımı, yani İçişleri Bakanı'nı kastettiğini söylemiş, yani hakareti bana yöneltmiş. Ben de kendisi hakkında bu ifadesinden dolayı ayrıca bir şikayette bulundum. Bu şikayet, YSK ile olan davadan ayrı olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Yüksek Seçim Kurulu üyelerine yaptığı hakaretin cezasından kurtulmak için hukuku kandırarak bu sözü bana söylediğini ifade ediyor. Oysa bu sözün söylendiği tarih 4 Kasım 2019. Benim bu ifadeyi kullandığım tarihten tam 2,5 yıl sonra yani 30 ay sonra hakkımda şikayette bulunuyor. Bir de kendisine Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaretten dolayı açılan dava tarihinden tam bir yıl sonra. Bunun adı, hukuk cambazlığıdır. Elbette ki biz kendimize ait şikayetimizi devam ettireceğiz. Ancak, bu şahsın ilk kez yaptığı bir iş değildir. Daha önce de hatırlarsanız bu ülkenin bir kamu görevlisine ağza alınmayacak bir cümle kurmuş, sonra da bunu 'Basitlik dedim' diye tevil etme yoluna gitmiştir. İstanbul'da ilçe ve büyükşehir belediye başkanlığı yapan birisinin seçimi iptal yetkisinin kimde olduğunu bilmemesi söz konusu değildir. Kamuoyunu da yargıyı da elbette kandıramazsınız. YSK ile olan meselesini halledemeyeceğini anlayınca ve buradan bir ceza alma ihtimalini görünce konuyu İçişleri Bakanı'na bağlamaya çalışmak, mahkeme salonunun önüne kalabalıklar çağırıp yargıyı baskı altında tutmaya çalışmak, devam eden bir davayla ilgili duruşmadan tam bir gün önce İstanbul'u ve mahkemenin etrafını isimlerimin yazdığı ve yalan yanlış bir çok cümlenin içerisinde bulunduğu afiş ve bilbordlarla donatmak, mağduriyet peşinde koşmak, siyaset değil olsa olsa büyükelçi masalarında üretilmiş bir batı kurnazlığıdır."

NE OLMUŞTU?

İmamoğlu, 2019'da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bir konuşmasında, isim vermeden kendisine yönelik “Avrupa’ya giderek Türkiye’yi şikâyet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek" sözlerine karşı, "31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın" yanıtını vermişti. YSK’nin o dönemki başkanı Sadi Güven, kendisi ve görevdeki kurul üyeleri adına, “Seçimi iptal edenler ahmaktır” ifadesi nedeniyle savcılığa başvurmuş, ardından da Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı bu başvuru üzerine YSK üyelerine hakaret iddiasıyla dava açmıştı.

Ekrem İmamoğlu'nun o dönem YSK Başkanı olan Sadi Güven ile 10 YSK üyesine yönelik zincirleme şekilde "kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret" suçunu işlediği belirtilen iddianamede İmamoğlu hakkında, 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapisle cezalandırılması istenerek dava açılmıştı.

Yorumlar (0)