Sabri Tekir: 'Temel hak ve özgürlükler merkezli bir yönetim sistemini şiddetle ve ısrarla savunmalıyız'

Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir, Türk Demokrasi Vakfı’nın toplantısında “Türkiye’nin içinde bulunduğu bir taraftan ekonomik krizin ve bu krizin zaman içerisinde yansıyabileceği siyasi kriz ve benzeri şeylerin önlenebilmesi için bizim temel hak ve özgürlükler merkezli bir yönetim sistemini şiddetle ve ısrarla savunmak mecburiyetindeyiz” dedi.

Politika 16.06.2022, 13:40
Sabri Tekir: 'Temel hak ve özgürlükler merkezli bir yönetim sistemini şiddetle ve ısrarla savunmalıyız'

Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir, Türk Demokrasi Vakfı’nın toplantısında “Türkiye’nin içinde bulunduğu bir taraftan ekonomik krizin ve bu krizin zaman içerisinde yansıyabileceği siyasi kriz ve benzeri şeylerin önlenebilmesi için bizim temel hak ve özgürlükler merkezli bir yönetim sistemini şiddetle ve ısrarla savunmak mecburiyetindeyiz” dedi.

Türk Demokrasi Vakfı’nın düzenlediği ‘Türk Demokrasi Vakfı, Yeniden’ toplantısı, Ankara’daki bir otelde bugün yapıldı. Toplantıya, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da katıldı. Toplantıyı, CHP, İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den yöneticilerin yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, eski CHP Genel Başkanı, eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da izledi.

Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir, toplantıda şöyle konuştu:

“Demokrasi, yakın bir gelecekte veya geçmişte ortaya çıkmış bir olgu değildir. Demokrasinin çok eski bir geçmişi vardır. O eski geçmişiyle birlikte değerlendirildiğinde aslında bugün yaşadığımız problemlerin önemli bir kısmının geçmişte de yaşandığını görürüz. Tartışmaya konu teşkil eden hususların her zaman geçmişte de tartışıldığını görürüz. Atina’nın meşhur tarihçilerinden ve de siyasette metin yazarlarından olan Tukidides’in Pericles’e hazırladığı bir konuşma metni vardır. Bu konuşma metni esasen, Atina ile Sparta arasında ortaya çıkmış bir savaşın sonrasında hayatını kaybeden Atinalı savaşçıların ailelerine karşı yapılmış bir konuşmadır. Ama o konuşma, eğer Atina gibi Sparta gibi ifadeleri kaldırdığımız zaman günümüzün demokrasisi açısından da günümüze rahatlıkla uyarlanabilecek bir metindir. Hiçbir değişiklik olmaksızın günümüzde bunu tartışma alanına sokmamız da mümkündür.

“DEMOKRASİ, FARKLI DÜŞÜNCELERİN, FARKLI KÜLTÜRLERİN, FARKLI DEĞERLERİN BİR ARADA YAŞAYABİLECEĞİNİ GÖSTEREBİLME REJİMİDİR”

Atina ile Sparta arasında bir savaş olmuştur. Savaşta, savaşçılar canlarını yitirmişlerdir. Onların ailelerini tatmin etmek gerekmektedir. Onlara baş sağlığı dilemek gerekmektedir. Pericles’e hazırlamış olduğu bir metin, konuşmada kullanılır. İki ülkedeki yönetim tarzı mukayese edilir. Bir tarafta otoriter bir rejime sahip olan Sparta yönetimi vardır, öbür tarafta da demokratik sistemin hemen hemen o günün şartları içerisinde uygulanabilecek tüm ilkelerinin uygulandığı bir Atina demokrasisi vardır. Orada işaret edilen şey şudur: ‘Her ne suretle olursa olsun, güvenlik endişeleriyle bir ülkedeki temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması, kaldırılması, yok edilmesi asla söz konusu olamaz.’ Buradan hareket etmek suretiyle şöyle bir sonuca varmamız gerekir. Demokrasi belki de ülkelerin yönetiminde akla en uygun sistemlerden bir tanesidir. Ama şu husus çok önemlidir ki temel hak ve özgürlükler söz konusu olmaksızın demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Her şeyden önce demokrasi dediğimiz rejim, farklılıkların kendi içerisinde ahenkleştirildiği bir rejimdir. Demokrasi, farklı düşüncelerin, farklı kültürlerin, farklı değerlerin bir arada yaşayabileceğini gösterebilme rejimidir.

“TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER MERKEZLİ BİR YÖNETİM SİSTEMİNİ ŞİDDETLE VE ISRARLA SAVUNMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Son zamanlarda ülkemizde yaşanan olaylar esasen bu farklılıkları görmezlikten gelme veya bu farklılıklar arasında münaferet diye eskilerin ifade ettiği bir değerlendirme yapmak istikametindedir. Bu, doğru bir şey değildir. 84 milyon insanın içerisinde çok farklı kültürlere sahip olan insanların bulunması pek tabiidir. Çok farklı bakış açılarına sahip olan insanların bulunması, son derece doğaldır. Çok farklı bir takım bilgi ve tecrübe donanımına sahip olarak bu ülkenin yönetiminde ve problemlerin çözümünde farklı alternatiflerin bulunabileceğini savunanların bulunması da son derece doğaldır. O zaman nedir? Biz, bunları kendi içerisinde ahenkleştirecek, kendi içerisinde değerlendirmeye tabi tutulacak; böyle bir sistemi ikame etmek mecburiyetindeyiz. Demokrasinin dışında da böyle bir sistemi getirebilecek başka bir yönetim tarzını şu anda insanoğlu keşfedebilmiş değildir. Dolayısıyla, Türkiye’nin içinde bulunduğu bir taraftan ekonomik krizin ve bu krizin zaman içerisinde yansıyabileceği siyasi kriz ve benzeri şeylerin önlenebilmesi için bizim temel hak ve özgürlükler merkezli bir yönetim sistemini şiddetle ve ısrarla savunmak mecburiyetindeyiz. Bu nedenle Türk Demokrasi Vakfı tarafından düzenlenmiş olan bu toplantıyı son derece önemli görüyorum. Kendilerine bu faaliyetlerinde, özellikle demokrasiye katkıları itibariyle başarılar diliyorum.”

Yorumlar (0)
25
açık