Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘istifa’ çağrısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Man Adası belgeleri ile ilgili Yargıtay kararı için de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “İspat ettiğin anda, Cumhurbaşkanlığını bırakacağım” açıklamalarını anımsatarak, “O zaman gereğini yap, millet bunu bekliyor” dedi.

Politika 19.04.2022, 16:56
Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘istifa’ çağrısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Man Adası belgeleri ile ilgili Yargıtay kararı için de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “İspat ettiğin anda, Cumhurbaşkanlığını bırakacağım” açıklamalarını anımsatarak, “O zaman gereğini yap, millet bunu bekliyor” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, Pençe Kilit operasyonunda şehit düşen Üsteğmen Ömer Delibaş’ın ailesine başsağlığı dileyerek sözlerine başladı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

“İSTANBULLULAR, EKREM BAŞKAN GİBİ BİR BAŞKANA SAHİP OLDUKLARI İÇİN MUTLULAR: İstanbul’daydım, Büyükşehir Belediye Başkanı ile birlikte yaptığı hizmetlerin bir bölümünü birlikte gezdim, ayrıntılı bilgi verdi. Anadolu Hisarı’nı gezdik, orayı yeniden onarıyor, 10 metro inşaatı aynı anda devam ediyor. Bu da olağanüstü güzel bir olay. Kimsenin kolay kolay cesaret edip başlatamayacağı projeleri, başlatıyor ve sonuçlandırıyor. Finans kaynaklarının tamamını sağlamış durumda, Yerebatan Sarnıcı’nı yeniden restore ediyor, orayı da bütün dünyanın hizmetine açacak. İstanbullular, Ekrem Başkan gibi bir başkana sahip oldukları için son derece mutlular. Ayrıca orman alanlarını da İstanbullular ile buluşturdu. İstanbul, yaşanabilir bir kent haline geliyor.

ZAMMI YAPAN SENSİN: Akaryakıt zamları dolayısıyla haksız eleştiriye muhatap oldu. Elektrik, doğal gaz, akaryakıt zammını yaparsın; belediye bu zamların yüzde 40’ı oranında, en azından hayatiyetimizi sürdürelim diye bir zam yaptığında da kıyameti koparırsın. Emin olun bu iktidarı anlamakta zorlanıyorum. Zammı yapan sensin. Hangi belediye başkanı zammı yapmak ister? Dünyanın zammını yapıyorsun, milleti perişan ediyorsun, belediye başkanı ayak uydurmak istiyor, kıyameti koparıyorsun. Buna kısaca ikiyüzlülük derler. Bu iktidarın temel hedefi de ikiyüzlülüğü dünyaya duyurmak.

BUNLAR DEMOKRASİYİ GETİREMEZLER: Gazeteci İbrahim Haskoloğlu, gece 11’de evinden alındı, baskın yapıldı, malum bunlar açıklama yapmışlardı, ‘artık hiçbir zaman gece baskınları olmayacak’ diye. Bunlar yapamazlar, bunlar demokrasiyi getiremezler, bunlar özgürlüğü getiremezler, bunlar insan haklarından çok uzaktır. Bunları biz getireceğiz, biz. Millet İttifakı, beraber getireceğiz. Demokrasiyi getireceğiz. Özgürlüğü getireceğiz. Genç bir üniversite öğrencisi bir tweet attı diye, gözaltına alındı, hapse atıldı, Alp Emeç’e buradan sesleniyorum: Sakın moralini bozma. Bugün hapishanedesin. Yarın çocuklarına verdiğin demokrasi mücadelesini bu örnekle anlatacaksın. Moralini bozma. Gözlerinden öpüyorum. Bu ülkenin bütün aydınlık insanları senin arkanda. Onu da bilmeni isterim.

DOLARA MECBUR OLMASA O BEŞ YILDIZLI OTELLERİN TAMAMINI KAPATIR: Dünya Turizm Haftası. Bizim turizmciler, gerçekten hepsine saygı duymak gerekiyor. Önlerinde engel olmazsa Türkiye’yi turizm üstüne çevirebilirler. Yeter ki engel olmasın. Olağanüstü zengin bir coğrafyamız var ama gelen turist sayısı az. Bütün bunlara rağmen mücadele ediyorlar. Bütün aksaklıkları aşmaya çalışıyorlar. ‘Bacasız sanayi’ dediğimiz bir sanayi alanı turizm. Dolayısıyla turizmci arkadaşlarıma şunu söylemek isterim; demokrasinin olduğu yerde hoşgörünün olduğu yerde turizm canlanır. Bunu sağlayacak olan da bunlar değildir. Bu iktidar dolara mecbur olduğu için turizme kapılarını açıyor. Dolara mecbur olmasa o beş yıldızlı otellerin tamamını kapatır, bundan adım gibi eminim. Hiç meraklanmayın, siz de bekleyin, çünkü geliyor gelmekte olan. Asla unutmayın, bunu.

CUMHURİYET BİLHASSA KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR: Balıkçı kardeşlerimiz aramızda. (Sinop Milletvekili) Barış Karadeniz arkadaşımız Hopa’dan başlayıp Samandağ’a kadar bütün limanları gezdi, balıkçılarla konuştu. Sorunlarınız var, kendinizi yalnız hissediyorsunuz, biliyorum, hiç unutmayın; Mustafa Kemal’in söylediği ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.’ Sizin sahibiniz CHP olacaktır. Mazot fiyatlarının arttığını biliyorum. Şu formülü unutmayın: Balıkçının teknesinin mazot fiyatı eşittir lüks yatın mazot fiyatı. Ona kaçtan veriyorlarsa balıkçı teknesine de aynı fiyattan vereceğiz. Ucuz mazot vereceğiz. Ağlar çok pahalı. Özel teşvik getirilmesi gerekiyor. İktidar olduğumuzda ilk bir hafta içinde sizin bankalardan çektiğiniz kredilerin faizlerini sıfırlayacağız, yani sileceğiz, ana parayı da makul taksitler içinde alacağız. Acil Eylem Planı’na ihtiyacınız var. Bunlar bunu yapamazlar. Barış arkadaşımızı bu bağlamda kutluyorum. Balıkçılığın, meslek olarak bir tanıma ihtiyacı var. Denizcilik ve Balıkçılık Bakanlığı kuracağız. Bunu da hafızanızın bir köşesine yazın. Akşam sizlerle beraber olacağız.

RİZELİLER YÜZÜNÜ CHP’YE DÖNMÜŞ DURUMDALAR: Çay Kanunu. Çay konusunda kanun teklifi hazırlanmıştı. TBMM’ye gelmişti. Çay üreticisinin sorunlarını çözmek istiyorduk. Ama AK Parti ve MHP milletvekilleri reddettiler. Bunun üzerine bizim Rize İl Başkanlığı, haklı olarak; ‘Açıklanan yaş çay alım fiyatının altında alım yapılmasını yasaklayan Çay Kanunu Teklifi’miz iktidar ve ortakları tarafından reddedilmiştir’ diye bir pankart hazırladı. Korkularından gelip pankartları indirdiler. Korku dağları bekliyor, demek ki? Neden korkuyorsun? Sanıyorlar ki indirirsek, Rizeliler bunun farkına varmaz. Rizeliler her şeyi biliyor, her şeyin farkındalar. Rizeliler yüzünü CHP’ye dönmüş durumdalar. Ne diyecekler. Söz verdim. Kaçak çayları Rize meydanında yakacağım. Bütün Rizeli kardeşlerim bilsinler.

AK PARTİ VE MHP SEÇMENİ DE GİDİŞATIN KÖTÜ OLDUĞUNU ORTAYA KOYMUŞ DURUMDALAR: Ekonomik kriz, ekonomik buhran devam ediyor. Herkes kendine göre gündem oluşturmaya çalışıyor ama vatandaşın gündemi ekonomi. Aksoy Araştırma’nın bir araştırması vardı. ‘Mevcut ekonomik gidişat psikolojinizi nasıl etkilemektedir’ diye bir soru soruyorlar. Seçmenin yüzde 48’i ‘çok kötü etkilemektedir’ diyor. Yüzde 39.6’sı, ‘kötü etkilemektedir’ diyor. Yani psikolojiyi kötü etkileyen oran yüzde 87.6. Bir ay içinde ortaya çıkan sonuç, yüzde 87,6, psikolojimizi kötü etkiliyor, diyor. AK Parti seçmeninde bu oran yüzde 78.2. AK Parti seçmeni de bunalıma girmiş vaziyette, o da geçinemiyor. ‘Düne kadar oy verdiğimiz parti bizi sokağa çıkamaz hale getirdi, partiyi savunamaz hale getirdi’ diyor. MHP seçmeninde yüzde 89, AK Parti seçmeninden çok daha yüksek. Bir soru daha soruyorlar. ‘Geçen ay ile kıyasladığınızda alım gücünüz nasıl değişti?’ diye soruyorlar. Seçmenin yüzde 45.5’i ‘çok azaldı’ diyor. Yüzde 37.9’u ‘azaldı’ diyor. Bir önceki aya göre alım gücünün azaldığını ifade edenlerin oranı yüzde 83.4. AK Parti seçmeninde bu yüzde 72.9, MHP seçmeninde ise yüzde 73.5. Dolayısıyla AK Parti ve MHP seçmeni de gidişin ne kadar kötü olduğunu ortaya koymuş durumdalar.

EMEKLİYE İKRAMİYE 4253 TL OLSA BEŞLİ ÇETEYE VERDİKLERİNİN BİNDE BİRİ KADAR TUTUYOR: Milyonlarca emeklimiz var. Uzun mücadelelerden sonra, emeklilere; Ramazan ve Kurban bayramında birer maaş ikramiye verilmesini sağladık. Elleri mahkum oldu. 1000 lira yaptılar, sonra biraz artırdılar. Şimdi hayat pahalılığı malum. Az önce oranları verdim. En büyük dramı yaşayanlar ise emekliler. Bayramda torunları gelecek, evlatları gelecek, elini öpecekler, torunlarına en azından rahat bir harçlık verebilsin, böyle bir imkanı yaratabilsinler diye; üç grup başkanvekilimizin de imzasıyla ‘emeklilere asgari ücretin neti tutarında bir bayram ikramiyesi verelim’ diye indirildi Genel Kurul’a, bekliyor. Buradan bütün emekli kardeşlerime sesleniyorum. Size verilecek ikramiye, asgari ücretin neti kadar olacak. 4253 lira. Yılda iki sefer. Çok büyük bir para değil. ‘Beşli çeteye’ verdiğinin binde birini vermeyeceksin beşli çeteye, emekliye vereceksin o kadar. Beşli çeteye diyeceksin ki ‘sana binde birini vermiyorum emekliye veriyorum bunu.’

BANA İNANMIYORSAN BÜLENT ARINÇ’I ÇAĞIR DİNLE: Bize inanmayabilir. Sayın Erdoğan diyebilir ki ‘bunlar muhalefettir, ben bunlara inanmıyorum, abartıyorlar. Bakıyorum saraydan, herkesin yüzü gülüyor’ diyebilir. Ama sarayda oturan ve biraz da vicdan sahibi olan bir kişi daha var. Sayın Bülent Arınç. Bana inanmıyorsan, Sayın Bülent Arınç’ı çağır kendisini dinle Allah aşkına, ne söylüyor, hayatın gerçeği nedir onu bir dinle.

SEN AY BAŞINI ZOR GETİRİRKEN HUZUR HAKKINI 25 BİN LİRAYA ÇIKARMAK DOĞRU MUDUR YANLIŞ MIDIR?: ‘Bunu verin’ diyoruz ama açlık sınırı TÜRK İŞ’in yayınladığı açlık sınırı, 4 bin 928 lira. Yani emekliye verilecek ikramiye açlık sınırının altında bir rakam zaten. Bunu doğrudan doğruya TÜRK İŞ, yıllardır bunu yapar ve yayınlar. İlk kez bu kadar garip, bu kadar gerçekten insanın yüreğinde derin bir acı bırakan bir tablo ile karşı karşıyayız. Açlık sınırı 4 bin 928 lira, asgari ücret 4 bin 253 lira. Olacak bir şey değil. Ama saray ayrı havalarda. Saray ve şürekası ceplerini doldurmakla meşgul. Ne emekliyi düşünür ne asgari ücretliyi düşünür. Hemen yandaşlarını atadılar Türk Hava Yolları’na. Onlara huzur hakkı, yüzde 190 zam yaparak, huzur hakkı veriyorlar. Emekli kardeşim, asgari ücretli kardeşim sana sesleniyorum: Sen 4 bin 253 liraya talim ederken, 1000 liralık bir bayram ikramiyesine talim ederken; yeriniz durumunuz iyidir diye iktidar kanadı size seslenirken, kendi yandaşlarına, şürekalarına, aylıklarına huzur hakkı olarak yüzde 190 zam yaptılar. 8 bin 678 lira huzur hakkı alıyorlardı, bunu 25 bin liraya çıkardılar. Senin vicdanına, ahlakına, adaletine sesleniyorum; asgari ücretli, emekli kardeşim. Sen ay başını zor getirirken, ele güne muhtaç olmamak için kahveye bile gitmezken, yüzde 190 zam yapıp huzur hakkını 25 bin liraya çıkarmak doğru mudur, yanlış mıdır? Vicdanına soruyorum, vicdan terazisinde bir tart bakalım, kardeşim.

MİLLETİN GÖZÜ AÇILDI: Vatandaşın durumu iyi değil. Bunu siyaset olarak değil hayatın gerçeği olarak ifade ediyorum. 21. yüzyılın Türkiye’sinde 3 milyon 449 bin 344 hanenin elektriği kesiliyor. Cumhuriyet tarihinde böyle bir şey yok. Sorunumuz çok derin, bunlar çözemezler çünkü devleti yönetemiyorlar, yönetmeyi bilmiyorlar. Tek düşündükleri ‘biz yandaşlarımızla nasıl köşeyi döneriz, nasıl vurgun vururuz?’ Bunu yaparken de ‘bir parça bal çalalım, böylece onlar da oylarını sürekli bize vermeye devam etsinler.’ Milletin gözü açıldı, yok artık öyle bir şey.

DEMEK Kİ 50 MİLYAR DOLARDAN FAZLA PARA HARCANDI: Suriyeli sığınmacılara değinmek istiyorum. Kalktılar bir sabah şu açıklamayı yaptılar; ‘24 saat içinde Emevi Cami’ne gideceğiz ve namaz kılacağız. Darmadağın ederiz, namazımızı kılarız.’ Baktılar, bırakın gitmeyi 3 milyon 800 bin Suriyeli Türkiye’ye gelmiş. Şu yönetim anlayışına bakar mısınız, şu devlet anlayışına bakar mısınız, şu devletin yönetiminden ne kadar kopuk olduklarını görüyor musunuz? Buraya gelenler burada kalmak istemiyorlar daha gelişmiş ülkelere gitmek istiyorlar. Gitmek isteyince Avrupalılar, bizimle masaya oturdular. Bu hükümetle masaya oturdular. ‘Bunlar sizin topraklarınızda kalsın, bize geleni size iade edeceğiz, size biraz para verelim, siz bunlara bakın.’ ‘Dolar’ deyince gittiler geri kabul anlaşmasını imzaladılar. 3 milyon 800 bin Suriyeli şu anda Türkiye’de, hapiste, bir yere gidemiyorlar, gitseler hemen kolundan yakalayıp Türkiye’ye iade ediyorlar. Dünyada hangi devlet böyle yönetilir? Biz neden 3 milyon 800 bin Suriyeliye bakmak zorundayız. 14 Şubat 2020’de Erdoğan bir konuşma yaptı. ‘Suriyelilere 40 milyar dolardan fazla para harcadık’ dedi. Şimdi 2022’deyiz demek ki 50 milyar dolardan fazla para harcandı. 50 milyar dolar hangi Suriyeliye verildi, nasıl buharlaştı? Suriyelilere versen, bütün Suriyeliler han hamam sahibi olur, nereye gitti bu para? Asgari ücretin yarısı ile çalışıyor bu insanlar. 

BÜYÜK İHTİMALLE ANKET YAPTI… 180 DERECE NASIL DÖNÜYORSUN: Bundan üç gün önce, diyor ki: ‘Dün Irak’tan Suriye’den Afganistan’dan gelmişlerdi, bugün Ukrayna’dan geliyorlar.’ Öyle ya kim para verirse bütün millet buraya, bizim millet aç, olsun diyor, ‘bizimkiler açlığa alışmış vaziyette.’ ‘Yarın nereden geleceklerini bilemeyiz’ diyor, Erdoğan. Yani daha gelecekler. ‘Bu güzel ülkede ana muhalefetin başındaki ve yanındakiler ne diyorlar biz seçimi kazandığımızda bu ülkedeki mültecileri ülkelerine göndereceğiz diyorlar, biz göndermeyeceğiz’ diyor. 3 milyon 800 bin, sayısını tam bilemediğimiz Afganistanlıları, ‘bunları göndermeyeceğiz’ diyor. Bunun üzerine büyük bir ihtimalle anket yaptı, baktı ki ankette çoğu kişi Suriyelilerin gitmesini istiyor, üç gün sonra 18 Nisan’da bir açıklama daha yaptı. ‘Tek başına bırakılmış olsak da.’ Sen bıraktın, Geri Kabul Anlaşması’nı Bay Kemal mi imzaladı, sen imzaladın, Suriyelilere ‘Emevi Caminde 24 saatte namaz kılacağım’ diyen Bay Kemal miydi, sendin. Oradan 3 milyon 800 bin Suriyeliyi getiren Bay Kemal miydi, sendin. İtiraz eden kimdi? İtiraz eden Bay Kemal’di. Şimdi kalkmış, anketleri gördü, aşağıdan gelen tepkiyi gördü, ‘Suriyeli kardeşlerimizin dönüşü için elimizden gelen gayreti göstereceğiz’ diyor. Üç günde ya, nasıl bir omurga ya, nasıl dönüyorsun öyle, 180 derece ya, 180 derece nasıl dönüyorsun? Bu neyi gösteriyor. Bu, bizim ne kadar haklı olduğumuzu, halkın nabzını en iyi tutan partinin CHP olduğunu, Türkiye’nin çıkarlarını sonuna kadar savunan partinin CHP olduğunu, ırkçılık yapmayan partinin de CHP olduğunu gösteriyor. Çünkü biz ‘onları özgür iradeleriyle göndereceğiz, onlar dönecekler’ diyorduk.

ONUN BÜTÜN VAKTİ UYUŞTURUCU BARONLARIYLA FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK, ZAMAN BULAMIYOR, NE YAPSIN ADAM?: Tabi 180 derece çark edince, küçük ortağı da 180 derecelik bir çark… Geçen söylemiştim. ‘Bütün bunlar olurken acaba Bahçeli ne diyor’ diye. O da açıklama yapmış. ‘Demografimizi, istiklalimizi düşünmek zorundayız.’ Günaydın. Yeni düşünmek zorunda! ‘Misafirin ve misafirliğin süresi sınırlıdır.’ Sınır ne kadar? Süre ne kadar? Erdoğan cevap vermediği için bekliyor. Orası ne zaman cevap verecekse, ona göre konuşacak. ‘Bayramda ülkelerine gidebilen Suriyeli sığınmacıların, dönmesine gerek yoktur.’ Sayın Bahçeli, bunların tamamı bayramlaşmaya Suriye’ye gidecek, daha sonra da gelecekler. Bunları getirecek olan kişinin adı da Süleyman Soylu. O işten sorumlu olan, senin desteklediğin kişidir, bizim sınırlarımızı yol geçen hanına döndüren kişi de odur. O kişinin öyle mültecilerle falan ilgisi yok, onun bütün vakti uyuşturucu baronlarıyla fotoğraf çektirmek, zaman bulamıyor adam, ne yapsın adam? Dolayısıyla İçişleri Bakanı zaten yok hükmünde. Geriye dönüyoruz; Göç İdaresi, Jandarma. Onlar da birbirleriyle şiirle atışıyorlar, güller atıyorlar birbirlerine. Akıl alacak şey değil. Ama biz Suriyeli kardeşlerimizi, onların can ve mal güvenliğini sağlayarak, kendi ülkelerine, kendi iradeleriyle göndereceğiz. Nasıl göndereceğimizi oturdum defalarca uzun uzun anlattım.

O ÜLKEYLE BARIŞIP ÜLKELERİNE GÖNDERECEĞİZ: Irkçılık yapmayacağız, bu necip millete o kara lekeyi asla sürdürmeyeceğiz. Bunu da bütün milletimin bilmesini isterim. Biz insanı severiz, insanın sorunları varsa çözmeye çalışırız, bizim ülkemize gelmişse ve geçici bir süreyse, geçici süreyle baktık güzel, ama o ülkeyle barışıp kendi ülkelerine göndereceğiz. Bu işi neden sadece biz yaparız? Çünkü biz Kuvay-i Milliyeciyiz. Çünkü biz vatanseveriz.

ERDOĞAN VE AİLESİ NEDEN BUNU YAPAR: Bir de komik bir duruma değineyim, komik mi değil mi bilmiyorum ama bu Man Adası işine değineyim. 27 Kasım 2017’de bu kürsüden, belgeleri açıklayarak; Erdoğan ailesinin Man Adası’nda 1 sterline şirket kurduklarını ve aralarında milyonlarca dolarlık para alışverişi olduğunun belgelerini açıklamıştım. Banka dekontlarının orijinallerini de açıklamıştım. Erdoğan itiraz etti, yandaş medyası itiraz etti, belgelerin sahte olduğunu söylediler, defalarca yazdılar, mahkemeye verdi. Hatta ben de ‘mahkemeye verirsen, belgelerin tamamını yargıya teslim etmiş olurum’ dedim. Davalar açıldı. Baktılar ki buradaki hakimler namuslu hakimler, düzgün hakimler, belgelere bakacaklar. O hakimleri değiştirdiler, yerlerine sarayın hakimlerini getirdiler. O hakimler ‘delillere bir bakın, gerekirse yeni deliller toplayın’ dedik, ‘hayır’ dediler tazminata mahkûm ettiler. Erdoğan’ın istediği rakamlarla. Devam ettik, tazminata mahkûm edilince Erdoğan yine coştu, ‘Bak mahkeme de tazminata mahkûm etti, belgeler de zaten sahteydi. Sabah’tan Akşam’a kadar, havuz medyasının bütün gazeteleri aleyhimize yayın yaptılar. İstanbul Bölge Hukuk Mahkemesi’ne gittim. 4. Hukuk Dairesi’nin başkan ve üyelerini de değiştirdiler. Biz oraya gidiyoruz ya değiştirdiler. Sonra Yargıtay’a geldi. Yargıtay’da, kim ne derse desin namuslu hakimler var. Kararlarını verdiler. ‘… belirtilen para hareketlerinin banka cevabı yazısıyla aynı olduğu tespit edilmiştir, ayrıca bu belgelerin sahteliği hususunda da herhangi bir tespit bulunmamaktadır.’ Erdoğan ve ailesi neden bunu yapar? Neden 1 sterlinlik şirketi vergi cennetlerinde kurarlar, milyonlarca dolar para gider gelirken bunlarda vicdan var mı, ahlak var mı, erdem var mı? Bu soruyu sordum.

SEN BU KARDEŞİNİ DAHA TANIMADIN: Milyonlarca dolar gidip geliyor, kendi ülkesine vergi vermemek için. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetiyorsun, senin aile efradın devlete vergi vermemek için orada şirket kuruyor, parayı getiriyor, burada sıfır vergi. Emekli, işçi, memur ekmek alırken vergi veriyor. Milyonlarca dolar para kazanan beş kuruş vergi vermiyor. Vergi vermeyenler de Erdoğan ailesinin yakınları.

UYUŞTURUCU BARONLARI, ONLAR DA BÖYLE PARA GETİRİYORLAR, BEŞ KURUŞ VERMİYORLAR, ONLARIN ARKASINDA DA ERDOĞAN VAR: Çay üreticisi, fındık üreticisi, esnaf, çiftçi, şoför, sanayici; sen vergi verirken, milyonlarca dolar Türkiye’ye getirip beş kuruş vergi vermemek ne demektir? Ve bunun başında olan kişi de bunu teşvik eden kişi de şu anda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmaktadır. Ağrıma giden budur. Bunu dile getirdim ki gereğini yap. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin 7. fıkrası diyor ki, ‘vergi cennetlerinden gelen para yüzde 30 oranında vergilenir.’ Tek şartı var. Erdoğan, vergi cennetleri listesini yayınlayacak. 2006-2022 yayınlamıyor. Niye? Damat, dışarıdan para getiriyor. Oğlu, kardeşi, dışarıdan para getiriyor. ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vergi ödemesin bunlar.’ Bundan kim cesaret alıyor? Uyuşturucu baronları, onlar da böyle para getiriyorlar, beş kuruş vermiyorlar, onların arkasında da Erdoğan var. Bunun üzerine tekrar dava açacak. Sanacak ki ben korkacağım, geri adım atacağım. Kardeşim sen bu kardeşini daha tanımadın. Hiç kimsenin önünde geri adım atmadı. Haklı olduğu sürece, atmayız biz.

DEVLETİ SOYAN ADAMDAN CUMHURBAŞKANI OLUR MU: Erdoğan ile Bilal Erdoğan arasındaki konuşmayı okuyorum size. Tape. Bilal Erdoğan, ‘dün Sıtkı Bey geldi, ondan sonra bir türlü doğru şekilde transfer işlemini yapamadığını, bir 10 milyon -10 milyon dolar- filan olduğunu şimdiye kadar birikenin, onu istediğimiz zaman verebileceğini, bir şekilde devam edeceğini falan.’ Erdoğan, oğlunun sesini kesiyor, ‘sakın alma’ diyor. Bilal Erdoğan ‘ben almayacağım’ diyor. Tayyip Erdoğan, ‘yok yok hayır hayır alma, kendisi bize ne söz verdiyse onu getirecekse getirsin, getirmeyecekse gerek yok, başkaları getiriyor da o niye getirmiyor, laf mı, bunlar ne zannediyor bu işi, şimdi düşünüyorlar, kucağımıza düşecekler merak etme’ diyor. Bilal Erdoğan, ‘tamam babacığım’ diyor. Teyp, Kaset. Bunu da getireceğim mahkemeye. Hakim korkuyor, bu bandı istemiyor. Kardeşim bu bandı ben biliyorum, sana veriyorum, sen istiyorsan ilgili kurumdan al. Devleti soyan adamdan cumhurbaşkanı olur mu, Allah aşkına? Devletine vergi vermemek için numara çeken adamdan cumhurbaşkanı olur mu? Kul hakkını yiyen adamdan cumhurbaşkanı olur mu? Fakir fukaranın hakkını yiyenden cumhurbaşkanı olur mu?

‘CUMHURBAŞKANLIĞINI BIRAKACAĞIM’ DEDİN, O ZAMAN GEREĞİNİ YAP: ‘Bunların tamamı bankaların resmi kayıtlarıdır’ demiştim, o tarihte. ‘Hiç sağa sola kaçmaya gerek yok, haysiyetli bir adamsan gereğini yapacaksın’ dedim. O da ‘ispat edersen cumhurbaşkanlığını da bırakırım’ dedi. İspat ettik. Şimdi ne yapacaksın? Ne yapacaksın şimdi? Buna elli tane kılıf uyduracaklar, havuz medyası yazıyor, şöyledir böyledir. Ne yazarsanız yazın. Söylediklerimin tamamı doğrudur. Erdoğan beni tanımıyor hala. Bir şey söylüyorsam, mutlaka belgesini elimde tuttuktan sonra söylerim. Bir şeyi söylüyorsam, o yüzde 100 doğrudur. En az üç dört yerden, onu doğrulatmışımdır ben. Dolayısıyla orada oturuyorsun, millete söz verdin, ‘cumhurbaşkanlığını bırakacağım’ dedin. O zaman gereğini yap, millet bunu bekliyor.”

Yorumlar (0)
24
açık