HDP’li Beştaş: Basına sansür yasasıyla özgür basını, kadın gazetecileri gözaltında tutuyorlar

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Basında sansür yasasının zamanlaması ve hemen gazetecilerin gözaltına alınması tabii ki tesadüf değil. Basına sansür yasasıyla özgür basını, kadın gazetecileri gözaltında tutuyorlar” dedi.

Politika 13.06.2022, 16:19
HDP’li Beştaş: Basına sansür yasasıyla özgür basını, kadın gazetecileri gözaltında tutuyorlar

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Basında sansür yasasının zamanlaması ve hemen gazetecilerin gözaltına alınması tabii ki tesadüf değil. Basına sansür yasasıyla özgür basını, kadın gazetecileri gözaltında tutuyorlar” dedi.

Beştaş, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

YASAYLA TÜM MUHALEFET HEDEF ALINIYOR: Son bir haftada Diyarbakır'da 21 gazeteci gözaltına alındı ve gözaltı süreçleri hala devam ediyor. İlk dönem avukatlarıyla görüştürülmediler, şimdi de gözaltı süreleri 16 Haziran'a kadar uzatılmış durumda. Hakikatleri yazdıkları için özgür basın mensupları gözaltında. Geçen hafta komisyondan geçti basına sansür yasası. Daha önce dijital mecralara gelmişti. Basında sansür yasasının zamanlaması ve hemen gazetecilerin gözaltına alınması tabii ki tesadüf değil. Basına sansür yasasıyla tüm muhalefet hedef alınıyor. Bunu anlamak için çok da bilmeye gerek yok. Önce yine tabii ki Kürtlerden başladılar, özgür basın geleneği temsilcilerini gözaltında tutuyorlar. Kadın gazetecileri de gözaltında tutuyorlar. JİNNEWS dünyada ve Türkiye’de ilklerden birini oluşturuyor, sadece kadın haberleri yapıyorlar. Onlar da gözaltında. Geçen hafta Şırnak'ta 18 kişi, İstanbul ve Tekirdağ'da HDK ve Göç İzleme Derneğine yönelik operasyonda 39 kişi gözaltına alınmıştı. HDK Genel Merkezi baskın yedi. Oradan da 40 arkadaşımız tutuklandı. Başka bir tutuklama da Van'dan geldi. Van'daki tutuklamanın dikkat çekici bir boyutu var. Daha önce Çözüm Sürecinde Valiliğin resmi çağrısı ile barış sürecinin resmi gözlemcisi olma iddiasıyla tutuklandılar.

FABRİKA YERİNE CEZAEVLERİ YAPILIYOR: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesinden bu yana ekmeğin fiyatı yüzde 200 arttı. Benzer şekilde süt yüzde 200’ün üzerinde, ayçiçek yağı yüzde 300’e yakın, yumurta yüzde 200’ün üzerinde zamlandı. Akaryakıt zamları ise aslında bütün zamların temel nedeni olmaya devam ediyor. Akaryakıt zammı yüzde 256 oranında devam ediyor. Bu arada tabii ki yoksulluk sınırının 19 bin 602 TL olduğunu da aklımızdan hiç çıkarmayalım. Bu rakamlar ortada dururken hangi yüzle vatandaşa bu masalları anlatıyorlar. Demokratikleşme olmadan ekonomi düzlüğe çıkmaz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi devam ettiği müddetçe ekonomi düzelmeyecek. Ceberut ve içinde halk olmayan bir sistem inşa ediyorlar. En son getirdikleri GES ve daha önceki Kur Korumalı Sistemde de halk yine yok. Parası olanlar, zengin olanlar var. Onları kurtarmaya ve onları daha çok zenginleştirmeye çalışan bir iktidar aklıyla ekonomi düzlüğe çıkmayacak. Fabrika yerine cezaevlerinin yapıldığı bir ülkede ekonomik buhran bitmez.

İŞKENCEYE, SAVAŞA, TECRİDE KARŞIYIZ: Dün Büyük Gemlik Yürüyüşü için İstanbul’daydık. Meclis Grubumuzun ağırlıklı bölümü İstanbul’daydı, ben de oradaydım. Dünden bu yana bu yürüyüşe ilişkin çeşitli spekülasyonlar ve açıklamalar var. Biz HDP olarak işkenceye, savaşa, mutlak tecride karşıyız. Tecrit bir işkencedir ve bu işkenceye karşı olmak insan olmanın gereğidir, emredici hükmüdür. AKP iktidarı MHP ile birlikte ‘Ben işkencenin yanındayım, işkence yapıyorum. Tecridi ben bilerek isteyerek uyguluyorum, hukuksuzlukta ısrar ediyorum, kendimi hukuka bağlı hissetmiyorum’ diyorsa çıkıp bunu açıklasınlar. Kaçak güreşmesinler. ‘Kürt halkı ile Türk halkı kardeştir’ hikayeleriyle kaçak güreşmelerine gerek yok. ‘Neden bu dönemde, hem de her gün cenazeler geliyorken’ diyorlar. Tam da bu dönemde önemli zaten. Her gün gençler toprağa veriliyor, her gün bu ülkenin anneleri feryat figan halinde cenaze karşılıyorlar. Edirne’den Diyarbakır’a, Diyarbakır’dan Yozgat’a, Yozgat’tan Trabzon’a her gün cenazeler geliyor. Bu cenazelere dair Meclis'in tek görevi başsağlığı dilemek değil, Meclis bir yas çadırı değil. Meclis'in görevi bu savaş durdurmaktır, bu meseleyi çözmektir. Kürt meselesinin demokratik bir şekilde çözülmediği bir Türkiye ne ekonomide ne de hukuk devleti olma ilkelerinde ne hak ve özgürlüklerde ne de eşitlik mücadelesinde bir milim ileri gidemez.

MUHALEFET İŞKENCEYİ SAVUNUYOR MU: Bu ne biliyor musunuz, bu bir plastik kelepçe. Bir vekilimizin koluna takıldı. Zorla! Onu söküp buraya getirdim ibret olsun diye. Vekile kelepçe takan ve darp eden bir uygulama vardı. Rapor alsak hepimiz raporlu oluruz. Ama biz bunu zul sayıyoruz. Çünkü İçişleri Bakanı dün çıkıp bunun zaten talimatını verdiğini söyledi. Bu bizim için sır değildi. Başka bir şey de vardı. Onu şaşkınlıkla ve üzüntüyle karşıladığımı söyleyeceğim. Sayın Akşener de açıklama yaptı. ‘Kadınlar yürütülmüyor, siz onları yürüttünüz’ diyor. Sanki bizler orada özgürce yürümüşüz, Gemlik’e gitmişiz, hiçbir engelleme yok gibi tweet atmış. Yanılıyorsun Sayın Akşener, dün konuşmama bile izin vermediler! Yürüyüşe izin verilmedi. En temel demokratik hak kullandırılmadı. Kadınlar yürütülmedi diyorsunuz doğru kadın eylemlerinde de yine şiddet gören biziz. Ali İsmail Korkmaz'ın anmasında da yine biz varız, orada da biz engelleniyoruz. Meral Hanım karar versin muhalefet mi İçişleri Bakanı mı? İçişleri Bakanlığına mı özeniyor? Eğer güçlü bir muhalefet yapmak istiyorsa, Kürt düşmanlığını körükleyen politikalardan uzak dursun. Gençler ölmesin, savaş bitsin, tecrit bitsin diye yapılan bir etkinlikten rahatsızlık duyması bizim için kaygı vericidir. Bu siyaseti halk çok iyi görüyor. Muhalefete de soruyoruz: Tecrit var mı yok mu? Varsa neden var? İşkence midir değil midir, işkenceyi onaylıyorlar mı, onaylamıyorlar mı? Cevabını istiyoruz. Siz savaş politikasının yanında mısınız, yoksa çözümün mü yanındasınız? Bu sorulara cevap versinler, birlikte tartışalım.”

Yorumlar (0)
28
az bulutlu