HDP'yi ziyaret etmek

AKP'nin HDP ziyareti davranışı karşısında muhalefetin gösterdiği tepki çok isabetli olmadı. AKP ile MHP bu olayda tutarsız davrandılar; bu son derece açık bir olgu. Ama bu kendi başına eleştirilebilirdi ve eleştirilmeliydi.

Politika 12.11.2022, 10:22
HDP'yi ziyaret etmek

T24 Yazarı Murat Belge, son dönemde tartışma konusu olan ve muhalefetin de bu konuda "iyi sınav vermediği" değerlendirmeleri yapılan, AKP'nin HDP ziyaretini ve muhalefetin tutumunu yazdı:

AKP'nin HDP ziyareti davranışı karşısında muhalefetin gösterdiği tepki çok isabetli olmadı. AKP ile MHP bu olayda tutarsız davrandılar; bu son derece açık bir olgu. Ama bu kendi başına eleştirilebilirdi ve eleştirilmeliydi. Ancak, tutarsızlığı eleştirmeye "HDP gibi bir partiyi ziyaret ettiniz" tonu kesinlikle karıştırılmamalıydı, tersine HDP ile sürekli iletişim içinde bulunmanın önemi vurgulanmalıydı ve burada gerekli duyarlılık gösterilmedi

Son bir hafta, on gün içinde "sanırım ülkenin bir numaralı konusu üç AKP yetkilisinin HDP'yi ziyaret etmesi oldu. Yazıldı, çizildi. Ağırlık, muhalefetin bu davranışı kınayan konuşma ve yazılarındaydı. Bunun anlaşılır bir tarafı var elbette. İktidarı oluşturan partiler HDP hakkında edilmemiş hakaret bırakmıyor ve bu partiyi suçlu ilan ediyorlar. Sonra da kendi anayasa değişikliği önerilerine destek almak üzere ziyarete gidiyorlar. Böyle bir davranışı yadırgatıcı kılan özellik ne? Tutarsızlık! Peki, muhalefet bu tutarsızlığı dile getirmekle yetindi mi? Buna "evet" demek zor. "Ana fikir" buydu ama HDP'nin ve daha birkaç siyasi düşünürün söylediği gibi bir "ayarsızlık" kendini gösteriyordu. 

Nerede, nasıl? Sanki sorun tutarsızlıktan ibaret değil de, HDP gibi bir partiyi ziyaret etmenin yanlış olmasıydı. AKP'ye yöneltilen eleştirilerde bu da içkindi. Seziliyordu.

Derken, AKP'nin bu davranışına ortağı ya da destekçisi MHP'nin, MHP Başkanı Devlet Bahçeli'nin ne diyeceği sorusu ortaya atıldı ve bu genel bir merak konusu haline geldi. HDP'yi ihanet ve her türlü kötülükle, en ağır kelimelerle suçlamak için hiçbir fırsat kaçırmayan (bulamadığı zaman fırsatı kendi yaratan) MHP, can yoldaşı görünümünde olan AKP'nin bu davranışı karşısında ne diyecek, nasıl tavır alacaktı? Ortaklığın bozulmasını bekleyenler bile çıktı. Fikri sorulan MHP'liler "Salı gününü bekleyin" dediler. 

Salı günü geldi ve Devlet Bahçeli "HDP Meclis'te grubu olan bir partidir; AKP görüşmeye gitmekle doğru olanı yapmıştır" dedi. Bu da kimilerinde şaşkınlık, hatta kimilerinde hayal kırıklığı yarattı. Sevinenler de oldu; MHP ve Bahçeli tutarsızlık yaptı ve toz kondurmadığı milliyetçiliğine halel getirdi diye.

Muhalefetin yapması gereken bu muydu? Bence bu değildi.

Bence muhalefetin söylemesi gereken söz, "Şimdiye kadar yanlış yapıyordunuz. Bu ziyaretle ilk kez gerekeni yapmış oldunuz. Allah vere de bundan böyle yeniden şaşırmayasınız." AKP-MHP tarafından "Siz HDP ile işbirliği yapıyorsunuz" suçlamaları geldikçe muhalefetin "Altı milyon oy almış parti" ögesini de içeren savunmalarını biliyoruz. Evet, şimdi AKP'nin ziyaret ettiği parti bu zaten. Altı milyon oy almış, ama olay bundan ibaret de değil. HDP, epey bir süredir Kürt sorununun silahla çözümü hedefinin yanlış hedef olduğunu savunuyor. Yani kan dökülmesinin önünü almaya çalışıyor. "Barış ve demokrasi" diyor. Onun için de ülkedeki siyasi partilerin üstüne titremesi gereken bir parti. Bugünkü iktidara muhalifse muhalif. Bugünkü iktidara muhalif olmayanlar gittikçe azalıyor zaten. "Altılı masa"nın varlık nedeni bu iktidara muhalif olmaları. Sahip olabilecekleri etkililiğe ulaşamamalarının nedeni de zaten HDP karşısında aldıkları tavır, kullandıkları dil. "İktidar bizim için ne der" korkusu ile mikroptan kaçar gibi HDP'den kaçmaları.

Bakın işte, iktidar ne diyor, işine geldiği zaman ne söyleyebiliyor. "Meclis'te grubu olan parti"! Elbette görüşecekti, doğru olanı yaptı...

MHP demokrasi gibi konularda herhangi bir sorumluluk, bağlılık tanımayan bir parti. Ama "siyaset" nasıl yapılır, onu biliyor. Aslında böyle cevap vermek, MHP'ye zor gelmiştir. Ama iki buçuk parti bir araya gelmiş, ülkeyi yönetiyorlar. Kendi aralarında kavga etmeleri bu iktidarın elden kaçmasına yol açabilir. Buna meydan vermemek son derece önemli. Bahçeli, gereğini yapıyor.

Bir saptama var: HDP'nin desteğini almadan kimse iktidar olamaz, deniyor. Bütün bu anket işleriyle uğraşanlar, yani seçimlerde belirleyici olacak etkenlere sayılar düzeyinde bakanlar da aynı uyarıyı yapıyor. "Destek" lafı edildiğinde HDP kendisi, "Bizim o 'masa'da oturmamız şart değil" diyor, "ama gelin bir konuşalım"; ve "Millet İttifakı" henüz bir randevu talebinde bulunmadı. Varolan iktidarı seçimde yenilgiye uğratarak Türkiye'de demokrasiyi yeniden ihdas edecek ittifak bu.

Kürtler'in "ayrılıkçı" olanına kızıyoruz. Ucunda çıkar ihtimali görünce Öcalan'la iş çevirmeye razı olanlar var aramızda, bilindiği gibi, ama gerçekte nefret ediyoruz. Öyle ki, "Bu sorun demokrasi içinde çözülmeli, işin içine silah, şiddet karışmamalı" diyen (ve iktidara da muhalif olan) "Kürt Partisi"ne karşı Öcalan'la birlikte oyun kurabiliyoruz. Bu partinin seçimde, Kürt seçmenlerden aldığı oylarla kazandığı bütün belediye başkanlıklarını yerinden eden, siyasete katılan bütün Kürtler'i hapse tıkan bir "Türkiye" sunuyoruz onlara ve herkese. "Buna bağlı olacaksınız," diyoruz. "Buna sadakat göstereceksiniz." "Size daha iyi hizmet verelim diye seçtiğiniz o yanlış kişilere işten el çektiriyor, yerlerine harika kayyumlar tayin ediyoruz. Daha nasıl gösterelim size sevgimizi?"

Böyle davranarak Kürtler'i bu ülkenin dünyada bir cennet olduğuna, bundan iyi bir ülke bulunmadığına ikna etmeye çalışıyoruz. Bu, öncelikle AKP'nin "Kürt politikası" olabilir. Ama şu anda AKP (yanında MHP ile) iktidarda olduğu için öne çıkıyor. Gücü eline geçirdiğinde bundan pek de farklı davranmayacağını tahmin edebildiğimiz daha yığınla kişi var -onlar olmasa siyasi partiler de böyle tavır almazdı. Sonuç olarak bu ülkede "makbul" siyasi tavır bu; Kürt sorunu karşısında takınılacak tavır, takınılması beklenen tavır bu.

Dolayısıyla bence AKP'nin HDP ziyareti davranışı karşısında muhalefetin gösterdiği tepki çok isabetli olmadı. AKP ile MHP bu olayda tutarsız davrandılar; bu son derece açık bir olgu. Ama bu kendi başına eleştirilebilirdi ve eleştirilmeliydi. Ancak, tutarsızlığı eleştirmeye "HDP gibi bir partiyi ziyaret ettiniz" tonu kesinlikle karıştırılmamalıydı, tersine HDP ile sürekli iletişim içinde bulunmanın önemi vurgulanmalıydı ve burada gerekli duyarlılık gösterilmedi.

Gösterilmemekle bence bir fırsat kaçırıldı.

Bu gibi sakarlıklar devam edecek olursa bedelini hep birlikte ödemek zorunda kalacağız. Bu "bedel" de öyle hafife alınır cinsten bir şey değil.

Yorumlar (0)