Çakırözer: "Yargı bu yasayı; gazetecileri, vatandaşları sindirmek için araç olarak kullanacak"

İnternet medyası ve sosyal medyaya yeni yaptırımlar öngören kanun teklifinin TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerinde söz alan Milletvekili Utku Çakırözer; “Zaten siyasi etki altındaki yargının elinde gazetecileri, vatandaşları taciz etmenin, sindirmenin, gözdağı vermenin aracı hâline gelecektir” dedi.

Politika 10.06.2022, 20:20
Çakırözer: "Yargı bu yasayı; gazetecileri, vatandaşları sindirmek için araç olarak kullanacak"

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, internet medyası ve sosyal medyaya yeni yaptırımlar öngören kanun teklifinin TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerinde; “Zaten siyasi etki altındaki yargının elinde gazetecileri, vatandaşları taciz etmenin, sindirmenin, gözdağı vermenin aracı hâline gelecektir” dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer; internet medyası ve sosyal medyaya yeni yaptırımlar öngören kanun teklifinin dün TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerinde söz aldı. Çakırözer, şunları söyledi:

“Tek adam yönetiminin bir başka özgürlükleri kısıtlayıcı uygulaması olarak karşımızda. Dezenformasyon meselesi tüm dünyada olduğu gibi tabii ki bizim ülkemizde de önemli bir mesele. Ama biz teklifin geneline baktığımızda dezenformasyon denilince teklifi hazırlayanların aklına ifade ve basın özgürlüğünün engellenmesi gelmiş, sansür gelmiş. Dezenformasyon ve niyet tanımının bu kadar muğlak bırakıldığı böyle bir yasa teklifi Türkiye'de sadece gazetecileri değil, milyonlarca internet kullanıcısını iktidarın onaylamadığı bilgileri paylaştığı için cezai işlem riskiyle karşı karşıya bırakmakta. Zaten siyasi etki altındaki yargının elinde gazetecileri, vatandaşları taciz etmenin, sindirmenin, gözdağı vermenin aracı hâline gelecektir.

Bu yılın ilk beş ayında gazeteciler tam 300 kez hâkim karşısına çıktı. Yine yılın ilk beş ayında en az 35 gazeteci gözaltına alındı. Gazeteciler her gün tehditle, engellemeyle karşılaşmakta. Biz burada Basın Kanunu'nu konuşurken Diyarbakır'da 21 gazeteci dünden beri gözaltında tutuluyor, avukatlarla görüşmelerine dahi izin verilmiyor. Bu sabah bir sendikanın kendi hak ve özgürlüğü bağlamında yapmaya çalıştığı açıklamayı izlemeye çalışan gazeteciler yine polis tarafından engellendi.

“MİLYONLARCA VATANDAŞIN İNTERNET ERİŞİMİ ENGELLENME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA”

Böyle bir ortamda getirilen 29'uncu madde daraltılmış özgürlük alanını; basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü alanını daha da daraltacak, yeni bir suç tanımı teşkil edecek ve ülkemizde sansürü, baskıyı maalesef artıracak unsurlar içermekte. Ayrıca yaratılan bu suç maddesiyle ilgili, bu kez sosyal medya ağ sağlayıcılarına da ellerindeki bilgileri devletle paylaşmaları zorunluluğu getiriliyor. Yapmazlarsa yayın durdurmaya kadar gidecek yaptırımlar söz konusu. Milyonlarca vatandaşın internet erişimi, ifade özgürlüğü engellenme riskiyle karşı karşıya.

Erişim engelleri meselesi Türkiye'de hem basın özgürlüğünü, hem yurttaşların haber alma hakkını engelleyen önemli bir unsurdur. Türkiye’de gazetecilerin saldıra uğraması, yargılanması, hapsedilmesi ne kadar basın özgürlüğünü ortadan kaldırıyorsa; haber kuruluşlarının sitelerinin haberlerine erişim engeli getirilmesi de basın özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını yok etmektedir.  

Engelli Web verilerine göre Türkiye'de 2020 sonu itibarıyla 58 bin alan adı, 5 bin 600 haber adresi erişime engellenmiş. 2022 yılı itibarıyla 510 bin web sitesi ve internet sayfasına erişim engeli bulunmakta. Bu erişim engellerinde karşımıza çıkan ilginç bir unsur var.

Genelde erişim engeli kararı alınırken gerekçe hep kişilik haklarının ihlal edilmesi. Bir yılda bin 97 haberde kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle erişim engeli kararı alınmış. Ama içeriğine baktığınızda; 675'i yolsuzluk, usulsüzlük, 466'sı ise görevin kötüye kullanılması iddialarına ilişkin. Yani ülkemizde ağırlıklı olarak yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, görevi suiistimal, cinsel taciz haberlerine yönelik erişim engeli kararları getirilmekte.

Hani nerede radyo-televizyonlar? Hepimiz Anadolu’nun değişik şehirlerindeniz. Zor durumda şehirlerimizdeki radyo-televizyonlar. Şimdi, internet sitelerine bir düzenleme yapılıyor. Gazeteler vardı ama yerel televizyonlar kapanma riskiyle karşı karşıya. Son bir yılda 138 televizyon kanalı hayatına son vermek zorunda kaldı, döviz kurundan ve ilan, reklam bulamamaktan dolayı. Anadolu'da yerel haberin, yani Anadolu insanının sesini duyuran televizyonların, radyoların bu kanun teklifinde olmaması çok büyük bir eksiklik.

“BASIN KARTI KOMİSYONUNUN YAPISI ANTİDEMOKRATİKTİR”

Önümüzdeki kanun ile medya ile ilgili vakıf ve derneklere basın kartı verilmesi öngörülüyor. Bu çok geniş bir tanım, bunun daraltılması lazım.  Binlerce, on binlerce basın kartı verilmesi doğru değil. Basın kartının devlet tarafından verilmesi de doğru değil. Basın kartını meslek örgütü vermeli, sendika, cemiyet vermeli. Kimin gazeteci olduğuna devlet karar vermemeli, onların meslek örgütleri karar vermelidir.

Kaç gazetecinin basın kartı verildi? Kaç gazetecinin basın kartı verilmedi? Soyut gerekçelerle kart iptali demokrasiye aykırıdır. Basın kartı komisyonunun yapısı antidemokratiktir. Burada daha da anti-demokratik olmakta… RTÜK ve BTK'nin Basın Kartı Komisyonu’na temsilci göndermesi doğru değil, Anayasa'ya da o kurumların kanunlarına da aykırı. Devletin, basın kartı verme, iptal etme vesaire bu konudan elini çekmesi gerekir.

Bu teklifi hazırlayanların aklına dezenformasyon denilince; özgürlüğü nasıl kısıtlarız, nasıl sansürleriz geliyor. Ülkemiz zaten dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 149’uncu sırada.

Bu yasa ile zaten daha kötü olan durumumuzun daha da kötü olacağı kanaatindeyim. Yol yakınken özellikle 29’uncu maddenin ya tamamının ya da cezai hüküm içeren unsurlarının çekilmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Bu hali ile bu yasanın Türkiye’de özgürlük alanına, demokrasiye, hukuk devletine, özellikle de meslektaşlarımız gazetecilerin basın özgürlüğüne ama geniş anlamda da milyonların ifade özgürlüğüne çok önemli kısıtlamalar getireceğini düşünüyorum.”

18
kapalı