‘Sosyal medyaya sansür teklifi’ne karşı bir kez daha mücadeleye!

Yarın Meclis'te "sosyal medyaya sansür teklifi"nin gündeme gelmesi bekleniyor. İktidar seçim öncesi önündeki taşları temizlemekte ısrar ederken, muhalefete, gazetecilere de "mücadele" düşüyor. Evrensel Gazetesi'nden İhsan Çaralan da bunu yazdı: "'Sosyal medyaya sansür teklifi’ne karşı bir kez daha mücadeleye!"

Medya 03.10.2022, 10:35 03.10.2022, 10:48
‘Sosyal medyaya sansür teklifi’ne karşı bir kez daha mücadeleye!

TBMM’nin 27. dönem 6. yasama yılı cumartesi günü açıldı.

TBMM Başkanı Şentop’un konuşmasıyla açılan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP Genel Başkanı olarak yaptığı konuşmanın ardından oturuma, salı günü toplanmak üzere son verildi.

Meclisin gündemin ilk sırasında “dezenformasyon yasası” olarak sunulan ama aslında “sosyal medyaya sansür yasası” olan teklifin görüşülmesi olacak.

Meclisin gündeminde, “KKM’ye bir yıl uzatma”, gibi kendisi için gerekli düzenlemelerin yanı sıra iktidarın seçim rüşvetine dönüştürdüğü KYK borcunun faizlerinin silinmesi, çiftçiye yakıt desteğine vergi muafiyeti, 15 Ağustos 2022’den önce icra takibi başlatılan 2 bin lira ve altındaki alacakların da tasfiye edileceğine dair teklifler var. MHP tarafından Meclise sunulmuş olan anket firmalarının “Kamuoyunu yanıltmak ve algı oluşturmak” amaçlı anketleri yapanların 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını öngören, amacı herhalde anket firmalarını zapturapt altına alma olan teklifin de Meclisin gündemine alınması bekleniyor.

SOSYAL MEDYAYA AĞIR SANSÜR DÜZENLEMESİ!

Şimdi Meclisin gündemine getirilecek yasa teklifi, “dezenformasyonla mücadele” iddiasıyla, 28 Mayıs 2022’de 40 maddelik bir düzenleme olarak Meclis gündemine getirilmişti.

“Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” adıyla TBMM Başkanlığına sunulan ve TCK’nin 217. maddesine eklenecek düzenlemeye göre, “Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır” denilen yasa teklifi, kamuoyunda geniş tepki görmesi karşısında, “Üstünde yeniden çalışılacağı” öne sürülerek haziran sonunda geri çekilmişti.

Ancak, AKP Meclis Grup Başkan Vekili Mahir Ünal ve AKP sözcülerinin söylediklerinden “sosyal medyaya sansür yasa teklifi”nin aynı şekilde yeniden TBMM Genel Kuruluna getirileceği anlaşılmaktadır.

Haziran ayındaki tartışmalarda görülmüştü ki bu yasa teklifiyle iktidar;

“Kamu düzeni”, “ülkenin iç ve dış güvenliği”, “Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak”, “kamu sağlığı”… gibi kişiye göre değişecek, muğlak ifadelerle yeni bir suç icat etmeyi,

Basın Kartı Komisyonunu da yeniden düzenleyerek, komisyonun 9 üyesinden 5’inin İletişim Başkanlığı tarafından seçilmesini getirerek basın kartının gazetecileri zapturapt altına almanın bir aracına dönüştürmeye  yasal dayanak sağlamayı,

Cumhurbaşkanı tarafından kamu yararına çalışan vakıf ve dernek yöneticilerine (açıkça yandaş site ve derneklerin yöneticilerine) basın kartı alma hakkı tanımayı amaçlayarak…sosyal medyaya kullanan vatandaşlara olduğu gibi sosyal medya üstünden yapılan habercilik (genel olarak gazetecilik) faaliyetlerine ağır bir sansür getirmeyi amaçlamaktadır.

SOSYAL MEDYAYI İKTİDAR İÇİN DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ YAPMA AMACI

Sosyal medyadaki troller üstünden yapılan girişimler başta olmak üzere kimi girişimlere bakıldığında, sosyal medyaya bir “Çeki düzen vermek” gerektiği söylenebilir. Ama bu düzenlemeyi, dezenformasyonun en organize aktörleri olan trol ordusunun ipleri elinde olanların yaptığı dikkate alındığında, tek adam yönetiminin bu düzenleme ile gerçekte dezenformasyon yapanları hedef aldığı söylenemez. Tersine bu düzenleme ile iktidarın, hoşuna gitmeyen gerçekleri gündeme getiren, iktidarın istemediği tartışmaları açan gazetecileri, bilim ve kültür-sanat insanlarını, iktidarın uygulamalarına tepki gösteren, fikirlerini sosyal medya üstünden ifade etmek isteyen emekçileri, sıradan vatandaşları zapturapt altına almak, onları susturup sindirmek için kullanılacağını söylemek herhalde gerçeğin en yalın ifadesi olur.

Bütün bunların da ötesinde; Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ‘hakaret’ suçlamasıyla, 2014-2020 yılları arasında açılan soruşturma sayısının 160 bin 169 olduğu, Türkiye’den 500 binden fazla web sitesinin erişime engelli olduğu, 150 bin kadar da haber ve içerik erişime engelli ve binlerce haberin web sitelerinden kaldırıldığı dikkate alındığında, iktidarın niyetinin dezenformasyonu önleme değil sosyal medyayı kendileri için dikensiz gül bahçesine dönüştürmek olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

SALDIRI TÜM HALKIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNEDİR YANITI DA BUNA UYGUN OLMALI

Kısacası görsel medyayı RTÜK, yazılı medyayı BİK’le otosansür baskısı altına alan iktidar, şimdi de sosyal medyayı dezenformasyonu önleme adına çıkardığı otosansür yasası ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumunun kıskacına sokmayı amaçlamaktadır.

Haziran ayındaki mücadelede kamuoyunu aydınlatmada önemli rol oynayan basın meslek örgütleri yeniden harekete geçecek görünmektedir.

Nitekim bugün; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), DİSK Basın-İş, Basın Konseyi, PEN Yazarlar Derneği ve Türkiye Yayıncılar Birliği, bu sansür yasası teklifinin geri çekilmesini istemek için İstanbul’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Konferans Salonu’nda bir toplantı düzenleyecek.

Elbette bu düzenlemelerle, sadece gazetecilerin, sadece muhalif siyasetçilerin susturulması amaçlanmıyor aynı zamanda aydınların, demokratların, kültür-sanat insanlarının…dahası iktidarın uygulamaları karşısında tepkisini ifade etmek, ülkenin sorunlarını tartışmak isteyen tüm vatandaşların ifade özgürlüğü ortadan kaldırılmak isteniyor.

Bu yüzden de bu yasa teklifinin geri çekilmesi için ne Meclisteki muhalefetin ne de gazeteci örgütlerinin tepkileri yetecektir. Tersine nasıl ki saldırı tüm halkın ifade özgürlüğünü tehdit ediyorsa, mücadele de bu geniş halk yığınlarının mücadeleye çekilmesi perspektifiyle hareket edilmesini gerektirmektedir.

Şimdi yapılması gereken, haziran ayında kaldığımız yerden ve o günkü tartışmaları ve çağrıları da hatırlayarak yeniden mücadele için harekete geçmektir!

Sorunun bu yanını önümüzdeki günlerde, gelişmelerin seyrine göre yeniden yeniden tartışacağız.

Yorumlar (0)
GazetelerTümü