26.06.2022, 00:08

Kutsalda açılan bir gedik: Obi-Wan Kenobi

“Obi-Wan Kenobi” dizisi için masa başına oturmadan önce “Star Wars” hayranlarının ne dediğine dair birkaç video izleyip, forumlarda neler tartışıldığına baktım. Kimileri beğense de serinin hayranlarının büyük kısmı diziyi yerden yere vuruyor. Kimi eleştirilerde haklılık payı olmakla birlikte bazı videolarda serinin yapımcısından dizideki iki karakterin kötü olmasına kadar niyeyse kadınları merkeze alan bir eleştiri söz konusu. Bence tam da bu yüzden “Obi-Wan Kenobi” seri içinde özel bir yer ediniyor.

Öncelikle, Star Wars serisi bir erkek anlatısı. Kahramanları, karakterleri, iktidar için mücadele eden unsurlar hep erkek. Han Solo’dan Obi-Wan’a, Anakin’den Luke’a, Palpatine’den Yoda’ya erkeklerin inşa ettiği bir dünya üzerinden yükseldi seri. Serinin kadın kahramanları ise ancak ‘prenses’ olarak taltif edildiler ve öyle davranmaları beklendi kendilerinden. Belki de bu yüzden ve buna duyulan tepkiden dolayı, 2016 tarihli “Rogue One: Bir Star Wars Hikâyesi” filmi bir kadını kahraman mertebesine yükselttiği için büyük övgüler aldı. Ama hakkını verelim film serinin ana filmleri de dahil olmak üzere en iyilerden birisiydi.

Tabi Star Wars evreni tıpkı uzay gibi sonsuz bir genişleme olanağına sahip. Serideki her karakter üzerine uzun uzadıya hikayeler anlatılabilir. İşte yakın zamanda çekilen ve çok övülen “The Mandalorian”, Star Wars evreninden çıkarılmış bir spin off hikaye olarak çok övgü aldı. Üstelik yapımcılar artık spin off’un spin off’unu çekmeye bile başladılar. “The Mandalorian”un yanına bir de “The Book of Boba Fett” eklendi!

Disney +’da altı bölüm olarak yayınlanan “Obi-Wan Kenobi”ye dönersek, şansı ve şanssızlığı ana hikayeyi tamamlayan bir içeriğe sahip olması ve karakterlerin aynı oyuncular yani Ewan McGregor ve Hayden Christensen tarafından canlandırılması. Ama serinin hikaye akışının üçüncü ve dördüncü filmi arasına tanıdık karakterlerle bir hikaye inşa etmek hayli zor. Çünkü çok bilinen bir alan, karışanı, görüşeni, laf edeni de kaçınılmaz olarak çok fazla oluyor. Örneğin Mandalorian’lar Star Wars evreni içinde ağırlıklı bir yer tutmuyorlar. Dolayısıyla o alana dair bir hikayede genişleme, yeni anlatı kurma olanağı sonsuz.

Ayrıca, hikayenin üçüncü filminin finali, zirve anlarından birisini de barındırıyor. Yani Anakin’in Darth Vader’a dönüşmesiyle bitiyor. İşte “Obi-Wan Kenobi”, bu dönüşümün ardından Anakin ve Padme’nin çocukları Luke ile Leia’nın saklandığı döneme odaklanıyor. Obi-Wan, Bail-Breha Organa çiftine Leia’yı emanet etmiş, kendisi Luke’un olduğu gezegende gizlice onu korumaktadır. İmparatorluk da özel bir birlik kurarak sağda solda Jedi avlamayı sürdürür. Bu birliğin gözü pek ve acımasız savaşçılarından birisi de Reva adlı bir kadın savaşçı. Reva, Bail ile Obi-Wan arasındaki dostluğu bildiği için Leia’yı kaçırır. Böylece Obi-Wan’ın kızı kurtarmak için yeraltından çıkacağını düşünür. Öyle de olur. Hikaye, bir yandan Leia’yı kurtarma sürecini, bir yandan Reva’nın dönüşümünü ve tabii ki Darht Vader ile Obi-Wan arasındaki kapışmayı içeriyor.

Bu diziyi eleştiren hayranların haklı olduğu konulardan birisi, gereksiz uzunluğu. Önce film olarak tasarlanan, sonra diziye dönüştürülen yapım altı bölümü taşıyamıyor hikaye olarak. Özellikle son bölüm on beş dakikalık hikayeyi yaydıkça yayıyor. Dizinin hikayesi genişledikçe, seyircideki anlam ve mana arayışı da artıyor. Star Wars evreninin en büyük başarısı, böyle bir dünyanın var olabileceğine seyirciyi inandırması neticede. Bunu da gerçek hayatla tutarlı olmak durumunda olmayan, ama kendi evreninde tutarlı hamleler yaparak gerçekleştirdi yaratıcıları. Ama burada ışın kılıcı içinden geçtikten sonra hayatta kalmak, evrende sadece birkaç kişinin bildiği, Darth Vader’ın bile ulaşamadığı bilgiye bir anda vakıf olmak gibi acemice senaryo hataları var kabul.

Yine de “Obi-Wan Kenobi”yi evrende özel bir yere oturtacak özellikleri de var kanımca. Genel Star Wars izleyicisi kaçınılmaz bir biçimde Obi-Wan ile Darth Vader arasındaki gerilime odaklandığı için dizinin işlevi de kaçıyor. Örneğin, hikaye sıralamasında dördüncü, film olarak ilk çekilen “Star Wars: Yeni Bir Umut”ta da Leia kaçırılır. Ama orada biraz kurban gibi inşa edilir karakteri. Burada ise henüz on yaşında olmasına rağmen güçlü ve mücadeleci bir karakter olarak kurulur. Dizi bu bakımdan final bölümlerine kadar Luke’a pek yüz vermiyor. Daha çok Obi-Wan ile Leia arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Leia’nın ilk filmlerde verilmeyen hakkı teslim edilmeye çalışılıyor belli ki.

İkinci olarak da sıkıntılı yanlarına rağmen Reva karakteri ilgiyi hak ediyor. Star Wars fanlarının çoğu, güçlü kadın karakterlere mesafeli yaklaşıyorlar. Yazının başında bahsettiğim gibi çünkü bir erkek anlatısı bu evren. Haliyle öyle kalmasını ve ‘saflığını’ korumasını talep edenler az değil. Bence bu kutsallığı ve saflığı tehdit ettiği için bile ilgiyi hak ediyor bu dizi.

Yorumlar (0)
31
açık