30.09.2022, 01:18

Kızık’ın kadınları, Tuba’nın çığlığı ve Kılıçdaroğlu…

Çocuğunun servis parasını ödeyemediği için okula gönderemeyen bir anne, yem fiyatlarından şikayet eden çiftçi bir kadın, ayrıldığı erkek tarafından boğazı falçatayla kesilen bir akademisyen… Ve benzer dertlerden muzdarip onlarca kadın, dün CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Ankara’ya kilometrelerce uzakta bir köyde buluştu. Buluşmanın nedeni ise hep beraber bir kadın hikayesini izlemekti.

O buluşmaya ben de gittim. Ankara’ya tam 42 kilometre uzaklıktaki Kızık Köyü’ndeyiz. 20 yılı aşkın süredir bu kentte olmama rağmen ilk kez adım attığı köyün ünü, bölgede bireysel silahlanmanın en yüksek olduğu yer olmasından kaynaklanıyor maalesef. CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka da bu özelliği nedeniyle, bu köyde bir kadına şiddet belgeseli izletmeye karar vermiş, baş konuklar arasında 300’e yakın kadın ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve eşi Selvi Kılıçdaroğlu var.

Salonu dolduran kadınlar, şalvarları ve tülbentleri ile salondaki plastik sandalyedeler. Onlara eşlik eden erkekler ise ya salonun arka tarafında ya da ayaktalar. Az sonra belgeselin gösterileceği sinevizyon perdesinin önüne önce bir kürsü kuruluyor.

Kürsüye çıkan ilk kadın, yoksulluğundan şikayet ediyor. Ve kilometrelerce uzaklıktaki köyünden okula göndermek istediği çocuğunun servis parasını ödeyemediğini bu nedenle de servis şoförünün artık öğrenciyi okula bırakmadığını anlatıyor. Onun hemen arkasından kürsüye çıkan çiftçi bir kadın ise un ve buğday fiyatlarından şikayet ediyor, “Neden biz dünyadaki diğer çiftçiler gibi olamıyoruz?” diye de soruyor. Heyecanı yüzünden okunan başka bir kadın ise “Elektrik su çok pahalı” demekle yetiniyor, zaten başka ne denebilir ki?

Yoksulluğun ve krizlerin en büyük bedelini ödeyen kadınlar ve çocuklar, bugün kente çok uzak bir noktada hep beraberler ve yoksulluğun onların hayatlarını nasıl da derinden etkilediğini tek tek anlatıyorlar. Fonda, “Hak hukuk adalet, işte Kılıçdaroğlu” diye söylenen bir şarkı, açıkçası büyük salon toplantılarındaki itiş kakış bir lider hayranlığı yok burada, öyle ağır öyle içten huzurlu bir ev sahipliği var. Kılıçdaroğlu kendisiyle selfi çektirmek isteyen köylü kadınları kırmazken, Selvi Hanım çocukları sırasıyla kucağına oturtturuyor. Kadınların ardından kürsüye gelen Kılıçdaroğlu, “Annelerin büyük dram çektiğini, büyük sıkıntılar yaşadığını biliyorum. Elektrikti, doğal gazdı, yakıttı… bunların tamamını biliyorum. Zaten siyaseti de bunun için yapıyorum. Yorulmaktan söz ediyorsunuz, yorulmak bize haram. Ta ki bu ülkede huzur oluncaya kadar, bunun mücadelesini vereceğim” diyor.

Sonra Kızık Köyü Evi’nin plastik sandalyelerinde oturan kadınlar, sessizlik içinde Töz belgeselini izlemeye başlıyorlar. Neşe Uğur Nohutçu’nun yönetmenliğini yaptığı Töz, seramik sanatçısı Tuba Batu’nun hayat hikayesini anlatıyor. Fiziksel engelli kızı Özüm’ü dünyaya getirdikten sonra eşinden ayrılan Batu'yu kamuoyu ayrıldığı erkek tarafından uğradığı saldırıyla tanıyor. Ayrıldığı erkeği daha önce polise şikayet etmesine rağmen korunmayan Batu'nun, bu saldırıda falçatayla boğazı kesilmişti. Tesadüfen orada bulunan bir doktorun müdahalesiyle hayata tutunan Batu, belgeseldeki anlatısıyla “Şimdi evli, iki çocuklu ve iki kedili; üstelik büyük üç katlı bir sanat atölyesinde yaşamını devam ettiriyor”. Töz, onun kadınlara güç veren büyüleyici mücadelesini konu alıyor.

38 dakika boyunca herkes, zaman zaman göz yaşlarını silerek, zaman zaman yüzlerine bir gülümse kondurarak, izliyor bu yaşam mücadelesini. Belgesel insanın üzerinde hem büyük bir güvensizlik, kaygı ve korku bırakıyor; hem de içindeki gücün farkına vardırıyor. Bir yandan ne acımasız bir dünyada ne kadar da yalnız olduğunu hissettiriyor; diğer yandan kadının başarabileceklerinin sınırsızlığını ortaya koyuyor. Töz, her şeyden arı, sade, slogansız, alt metinsiz, öyle doğrudan, dümdüz; bir mücadele öyküsünün karşısındaki geçişini başarabilen önemli bir belgesel… Bundan kaynaklı da salondaki ağırlığı pek fazla.

Tuba Batu'nun hayat hikayesi değil sadece buraya yansıyanlar, çocuğunu servis parası yüzünden okula gönderemeyen anneden buğday fiyatından şikayet eden çiftçi kadın değil, İranlı Mahsa Amini’nin çığlığı bile yansıyor Kızık'a Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu’nun Kılıçdaroğlu’na sorduğu soru sayesinde. Kılıçdaroğlu’nun bununla ilgili mesajı da net:

“Kadınlar dünyanın hiçbir yerinde bedel ödememeli!”

Yorumlar (0)