İstanbul Sözleşmesi duruşmasında kadınlar Danıştay bahçesine alınmadı

İstanbul Sözleşmesi'nin feshi kararının iptali için Danıştay’a açılan davaların dördüncü duruşması bugün Danıştay’da başladı. Duruşma öncesi açıklama yapmak isteyen kadınlara izin verilmedi. Danıştay bahçesine alınmayan kadınlar bina dışında açıklama yaparak, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz!” dediler.

Kadın 23.06.2022, 11:49 23.06.2022, 12:07
İstanbul Sözleşmesi duruşmasında kadınlar Danıştay bahçesine alınmadı

İstanbul Sözleşmesi'nin feshi kararının iptali için Danıştay’a açılan davaların dördüncü duruşması bugün Danıştay’da başladı. Duruşma öncesi açıklama yapmak isteyen kadınlara izin verilmedi. Danıştay bahçesine alınmayan kadınlar bina dışında açıklama yaparak, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz!” dediler.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali için açılan ve haziran ayı boyunca üç grup halinde planlanan duruşmaların sonuncusu bugün Danıştay’da başladı.

Siyasi parti, kadın örgütleri, kitle ve meslek örgütleri ile sendikaların başvuruları ile açılan 40’ın üzerindeki dava üzerine üç duruşma gerçekleşmişti. 28 Nisan, 7 Haziran ve 14 Haziran’da üç duruşma yapılan davalarda 4. Duruşma da bugün görülmeye başlandı.

DANIŞTAY BAHÇESİNDE AÇIKLAMAYA BU KEZ İZİN VERİLMEDİ

Danıştay 10. Daire’de son grup duruşmaların yapılacağı bugün, başka kadın örgütleri, barolar olmak üzere siyasi parti ve DKÖ temsilcileri Danıştay önünde buluştu.

Önceki duruşmalarda kadınların Danıştay bahçesinde açıklama yapmasına izin verilirken, bu kez bahçeye alınmadılar. ‘Güvenlik’ önlemlerinin de öncekilerine kıyasla artırıldığı gözlendi.

Kadın örgütleri, kolluğun gösterdiği alan dışında açıklama yapmak isteyince basın mensupları o kısma alınmadı. Kadınlar, "Basın buraya" sloganı attı. Gazetecilerin açıklama alanına gitmesine izin verilmeyince, bu kez kadınlar gazetecilerin bulunduğu alana gelerek açıklama yaptı.

‘KADINLARI DEĞİL KATİLLERİ DURDURUN’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim uygulamaya tepki göstererek, “Her duruşma öncesi Danıştay bahçesinde açıklama yaparak duruşmaya giriyorduk. Bu kez hiçbir hukuki neden gösterilmeden bizi kapının dışında bıraktılar. Kadınları değil katilleri durdurun” dedi.

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) adına konuşak Tülin Eraslan  yaptığı açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nden bir Cumhurbaşkanı Kararı ile çekilmenin hukuka aykırı olduğunu, kararın yayınlandığı günden bu yana dile getirdiklerini hatırlattı. Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılan davaların esastan görüşüldüğü dördüncü duruşma gününde bir kere daha Danıştay’da oldukları vurgulayan Eraslan şunları ifade etti: “LGBTİ+lar, eşit yurttaşlar olarak demokratik hukuk devletinde yaşamak isteyenler bir aradayız. Ve sizlerin de yanımızda olmanız, sözümüzü topluma duyurmanız hepimiz için çok kıymetli.

Bugün öncelikle hatırlatmak istiyoruz ki hala kendilerine duruşma tarihi tebliğ edilmemiş kadın örgütleri var. Onlarca dosya görüşüldü ama görüşülmeyi bekleyen onlarca dosya daha var. EŞİK Platformu olarak mahkeme başkanından bu konuda açıklama beklediğimizi kamuoyuna ve ilgililere duyuruyoruz.”

İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olan bir ülkenin yurttaşları olmaktan gurur duyduklarını belirten Eraslan, “Şimdi de uluslararası saygınlığa sahip bir ülkenin yurttaşları olarak, yaşama devam etmek isteyenler buradayız. Hukukun üstünlüğü ilkesinin yaşama geçtiğini gösteren bir karar bekliyoruz” dedi.

'ÇEKİLME KARARI HUKUKSUZ' 

Eraslan şunları ifade etti: “Cumhurbaşkanı kararı kadınların yaşamına, eşitlik bilincine, demokrasiye, adalete ve eril şiddetle mücadeleye ağır bir darbe indirdi. Hukuksuz kararın yargı erki üzerindeki olumsuz baskısını Pınar Gültekin kararında gördük. Faile yine erkeklik indirimi verildi. Suça yardım ve yataklık edenler kayırıldı. Dava süresince, yaşam hakkı ihlal edilen kadının yaşam tarzı sorgulandı. İstanbul Sözleşmesi hükümlerince ortadan kaldırılması gereken yanlış alışkanlıkların, davanın sürecine egemen olduğu görüldü; sonuç da şiddetle mücadele ilkelerine ve İstanbul Sözleşmesi’ne muhalif, toplum vicdanını yaralayan adaleti öldüren bir karar oldu ne yazık ki!

Hukuksuz çekilme kararının iptali istemiyle açılan davaların esastan görüşüldüğü duruşmalar sürecine rastlayan Pınar Gültekin kararı, aynı zamanda sözüm ona şiddetle mücadele şovu için yapılan yeni GÖSTERMELİK TCK DEĞİŞİKLİKLERİ sonrası verilen ilk kararlardan birisi olma özelliğine sahip. Eril şiddetle mücadele şiddetin önlenmesi ancak mağdurun korunması, failin etkin kovuşturulması ve şiddeti durdurmak için bütüncül politikalar geliştirilmesiyle mümkün. Sanık Cemal Metin Avcıya verilen ödül gibi cezanın ve delil karartan, yardım ve yataklık eden aile üyelerine verilen beraat kararının üst mahkeme süreçlerinde bozularak adaletin sağlanması için tüm kadınların sonuna kadar mücadele edeceğini bir de buradan duyuruyoruz.

Eril şiddetle mücadele için bütüncül politikalar geliştirilmesini gerektiren İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyor Danıştay tarafından hukuksuz çekilme kararının iptal edilmesini istiyoruz!”

"SÖZLEŞME'NİN UYGULANMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ"

Türk Tabipleri Birliği adına konuşan Şebnem Korur Fincancı da şunları söyledi: "Halk sağlığı için en önemli tehditlerden biri olan cinsiyetçi şiddete karşı, mücadele etmek hepimizin boynunun borcudur" dedi. Pınar Gültekin'i vahşice katleden Cemal Metin Avcı'ya haksız tahrik indirimi uygulandığını hatırlatan Fincancı, "Biz o nedenle bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu Sözleşme'nin yalnızca varlığı değil, Sözleşme'nin tüm basamaklarının hayata geçirilmesi için tüm kızkardeşlerimizle birlikte mücadele edeceğiz. O nedenle susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz diyoruz!"

Ankara Diş Hekimleri Odası adına konuşan Gamze Burcu Gül, "Bir şeyin farkında olmayabilirler, bu kadar saldırı ve baskı bizim gücümüzü ve dayanışmamızı daha da artırıyor. İstanbul Sözleşmesi'nden, yaşamlarımızdan, haklarımızdan elbette vazgeçmeyeceğiz. Biz, çoğumuz kadın çalışanlardan oluşan sağlık alanında çalışıyoruz. Hastalarımızın sağlığını korumak için onları daha iyi ve uzun yaşatmak için yemin ederek mesleğe başlıyoruz. Mesleğimizi icra ederken kendi can güvenliğimizden endişe ederek çalışıyoruz. İstanbul Sözleşmesi'ni savunmak üzere biz yine bir aradayız!" dedi.

"SÖZLEŞME YAŞAM İRADESİDİR"

Çanakkaleli Kadınlar İnisiyatifi adına İnci İnsesöğüt: “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ardından bir günde bu inisiyatif kurduk. Günlerce alanları terk etmedik ve binlerce imza topladık. Bu yaşama iradesidir. Vazgeçmeyeceğiz.”

"HAYATLARIMIZI SAVUNMAYA GELDİK"

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Başkanı Gülsüm Kav: “Yine hakkımızı, hayatlarımızı savunmaya geldik. Bu kadar evrensel bir hakkı, bu kadar küçük bir alana sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bunu kınıyoruz. İstanbul Sözleşmesi savunuculuğunu küçülteceğinizi, bizi buraya sıkıştıracağınızı sanmayın.”

"ZAFER KADINLARIN MÜCADELESİYLE OLACAK"

HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran da Sözleşme'den çekilme kararını tanımadıklarını söyledi. Pınar Gültekin’in faili Cemal Metin Avcı'ya verilen indirime tepki gösteren Başaran, “İstanbul Sözleşmesi’nin neden hayati olduğunu söylüyoruz. Her gün bu ülkede en az bir kadın katlediliyor ve iktidar, devlet, kolluk katilleri engelleyeceğine her yerde kadınları engelliyor. Ama buradan bir kez daha ifade ediyoruz; Biz HDP olarak bütün kadınlarla yaşamın bütün alanlarında direnmeye ve İstanbul Sözleşmesi’ni yaşatmak için de mücadele etmeye devam edeceğiz. Başarı ve zafer kadınların mücadelesiyle olacak” diye konuştu.

"DANIŞTAY HUKUKSUZLUĞA DUR DEMELİ"

CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka da şunları ifade etti: “Kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi tek adam tarafından fesih edildiğinde tarihler 21 Mart 2021’i gösteriyordu. O tarihten sonra çok sayıda kurum bu hukuksuz kararın iptali için Danıştay’a başvuruda bulundu. Ama Danıştay bu hukuksuzluğa dur demedi. O günden bugüne 500 kız kardeşimiz katledildi. Bugün Danıştay’ın bu hukuksuzluğa dur demesini bekliyoruz.” dedi.

BU KEZ DURUŞMADA DA KAYIT ALDIRILMADI

Açıklamaların ardından duruşma salonuna geçildi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) başta olmak üzere ağırlıklı olarak baroların yer aldığı 18 başvurunun esastan ele alındığı duruşmada heyet başkanı ‘kayıt alınmaması’ uyarısında bulundu. Önceki duruşmalarda kayıt alınmasına ses çıkarılmamıştı.

Duruşmada ilk sözü alan Samsun Barosu adına savunma yapan avukat Hilal Serdar, Türkiye’nin ihtiyacının mevzuat değişikliği değil, eğitim olduğuna vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim kadına şiddetle mücadelemiz İstanbul Sözleşmesi ile başlamamıştır" sözlerini hatırlatan Serdar, “Ne yazık ki bize İstanbul Sözleşmesi kadar güvence vermiyor” ifadelerine yer veren Serdar, “Kadına şiddete karşı olmak, kadına 'şiddetle' karşı olmakla mı karıştırılıyor?” diye sordu.

PINAR GÜLTEKİN DAVA KARARI HATIRLATMASI 

Antalya Barosu Başkanı Hüseyin Geçilmez de beyanda bulunma hakkını kadın meslektaşlarına bıraktığını söyledi. Bunun üzerine savunma yapan avukat Aylin Onursev, Pınar Gültekin davasında katil Cemal Metin Avcı’ya uygulanan ‘haksız tahrik indirimi’ kararını hatırlattı. Onursev şunları söyledi:

“Pınar Gültekin’in katiline uygulanan haksız tahrik indiriminin, kendisine tecavüz ettiğini söylediği Nurettin Gider'i öldürülen Nevin Yıldırım’a uygulanmadığını ve kendisinin hala Antalya L Tipi Cezaevinde bulunduğunu söylemek isterim.”

Duruşma devam ediyor…

Yorumlar (0)
20
parçalı az bulutlu