HDP’nin esas hakkındaki savunmasında neler var

HDP’nin Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu esas hakkındaki savunmaya göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kapatmaya delil olarak sunduğu davalardan 19’u beraat kararıyla sonuçlandı. O davaların 60’ında Hükmün Açıklanmasının...

09 Mayıs 2022, 18:12 Sibel Hürtaş
HDP’nin esas hakkındaki savunmasında neler var

HDP’nin Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu esas hakkındaki savunmaya göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kapatmaya delil olarak sunduğu davalardan 19’u beraat kararıyla sonuçlandı. O davaların 60’ında Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kararı, 3’ünde de Anayasa Mahkemesi’nce hak ihlali kararı verildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın faaliyetlerini kapatmaya delil olarak gösterdiği belediyeler HDP’li değil; ifadeleri iddianameye giren gizli tanıkların da varlığı şüpheli!

HDP’nin Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu esas hakkındaki savunmaya göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kapatmaya delil olarak sunduğu davalardan 19’u beraat kararıyla sonuçlandı. O davaların 60’ında Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kararı, 3’ünde de Anayasa Mahkemesi’nce hak ihlali kararı verildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın faaliyetlerini kapatmaya delil olarak gösterdiği belediyeler HDP’li değil; ifadeleri iddianameye giren gizli tanıkların da varlığı şüpheli!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP hakkında açtığı kapatma davası kapsamında HDP, 19 Nisan’da esas hakkında savunmasını Anayasa Mahkemesi’ne sundu. HDP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 843 sayfalık iddianamesine; daha önce 170 sayfalık ön savunmasının ardından 220 sayfalık esas savunmayla yanıt verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın haklarında siyasi yasak talep ettiği 451 siyasetçi de ayrıca kişisel savunmalarını Yüksek Mahkeme’ye sundu.

HDP, esas hakkında savunmasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianemeye ne yanıtlar verdiğini HDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki ile konuştuk.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesine karşılık önce ön savunmanızı 19 Nisan’da da esas hakkındaki savunmanızı verdiniz. Şimdi ne olacak, bundan sonraki süreç nasıl işleyecek?

AYM de siyasi partiler hakkında kapatma davası açıldığında, önce siyasi partiye iddianame tebliğ ediliyor. Siyasi partiler ön savunmalarını hazırlıyor, daha sonra bu savunma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidiyor. Başsavcılık esas hakkındaki mütalaasını sunuyor. Daha sonra siyasi parti son yazılı savunmasını sunuyor. Böylece yazılı iddianame ve yazılı savunma süreci sona eriyor.

Anayasa Mahkemesi bir tarih belirleyip, önce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını daha sonra da siyasi partiyi dinleyecek. Bunun ne zaman olacağını bilmiyoruz ama çok uzun süreceğini düşünmüyoruz. Muhtemelen esas savunmamız Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidecek. Başsavcılık buna ilişkin bir değerlendirme yapacak ve daha sonra çağırılacağını varsayabiliriz. Sunduğumuz esas savunma ve eklerini inceleyecekler çünkü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı.

Daha sonra Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını dinleyecek. Bundan kısa bir süre sonra da bizi dinleyecek. Dosya böylece tamamlanmış olacak.

Dosya ekleriyle beraber, iddianame, ekler, ön savunma, esas hakkındaki savunma, sözlü savunmalar yani tüm dosya Raportör’e verilecek. Aslında Raportör, ilk günden beri dosyayı takip eden rapörtörler olacak. Ve raportörler, bir rapor hazırlayacaklar. ‘Evet HDP kapatılmalıdır’ diyebilirler, ‘Hayır bu iddianame ile HDP’nin kapatılması mümkün değil’ diyebilirler, ‘Kapatılmasın ama Hazine yardımının bir miktarı kesilsin’ diyebilirler, buna ilişkin önerilerde bulunabilirler. Raportör raporunu hazırladıktan sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı bir tarih belirleyecek, bu raporları Mahkeme üyelerine dağıtacak. Bunları inceledikten sonra o toplantıda, Anayasa Mahkemesi üyeleri bir karar verecek. Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu uyarınca bir siyasipartinin kapatılması kararı verilebilmesi için Anayasa Mahkemesi üyelerinin 3’te 2’sinin bu yöndeki oyları gerekiyor. Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 10’unun “evet” demesi durumunda ancak HDP hakkında bir kapatma kararı verilebilir.

EYLÜL AYINDAN ÖNCE KARAR ÇIKMASI ZOR GÖZÜKÜYOR

Kararın ne zaman çıkmasını bekliyorsunuz?

Eylül ayından önce Anayasa Mahkemesi’nin bir karar vermesi zor gözüküyor. Eğer hızlandırma yönünde bir karar alınmazsa, sözlü savunmaların yapılması, raportörlerin dosyayı incelemesi, Anayasa Mahkemesi üyelerinin incelemesi, tarih belirlenmesi bir süre alıyor. Araya adli tatil de girdiği için Eylül ayından önce biraz zor gözüküyor.

İRFAN FİDAN BU DOSYANIN HEM SAVCISI HEM HAKİMİ POZİSYONUNDA

Anayasa Mahkemesi’nde bu önemli kararı verecek olan üyeler arasındaki en tartışmalı isim kuşkusuz İrfan Fidan. Zira Fidan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yürütürken, HDP’liler hakkındaki çok sayıda soruşturmaya imza atmıştı. O soruşturmalara da iddianamede yer veriliyor. Bu nedenle İrfan Fidan hakkında reddi hakim talebinde bulunmuştunuz. Anayasa Mahkemesi bu talebi reddetti. Nasıl bir gerekçe sundu?

Biz ön savunmamızı Anayasa Mahkemesi’ne sunduğumuzda, usule dair 5 başlıkta itirazlarımızı sunduk. Bunlardan biri İrfan Fidan’dı. Bir hukuk öğretisidir, hakimlerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı. Aynı dosya içerisinde daha önce Savcılık yapmış bir kişi o dosyanın karar verici heyeti içinde hakim olarak yer alamaz diye. Bu tüm ülkelerde tüm hukuk sistemlerinin kabul ettiği bir durum. Bu yüksek yargı için de geçerli.

Bir Ağır Ceza Mahkemesi üyesi bir kişi ile ilgili karar verdiğinde, daha sonra Yargıtay üyesi seçildiğinde, Yargıtay üyesi olarak o dosyanın itirazını inceleyemiyor. Savcı olarak görev yapan kişi de hakim olarak atandığında bu dosyaları inceleyemiyor.

İRFAN FİDAN’IN 46 SORUŞTURMADA İMZASI VAR

Şimdi İrfan Fidan’ın durumu tam olarak böyle. Bu dosyanın hem Savcısı hem Hakimi pozisyonunda. 46 tane soruşturmada imzası var.

HDP hakkındaki kapatma davası iddianamesinin yüzde 85’i hakkında siyasi yasak istenen kişilerle ilgili soruşturma ve davalardan oluşuyor. Yani şu kişiler hakkında şu soruşturma ve davalar var, öyleyse bunlar örgüt üyesi veya örgüt propagandası yapıyor, bunlar HDP üyesi ve yöneticisi, öyleyse HDP’yi kapatın üzerine kurulmuş bir dava. Ve bu soruşturmaların bir kısmını da İrfan Fidan yürütmüş.

İddianame hazırlamış, bu iddianamelerin altında Başsavcıvekili, Savcı ve Başsavcı olarak görev yaptığı dönemde. Yargılanmasını istediği kişilerle ilgili şimdi hüküm kurması, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesine aykırıdır.

Anayasa Mahkemesi, bu başvurumuzu oy birliği ile reddetti. Yani bunun hakimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesine aykırı olmadığı görüşünde Anayasa Mahkemesi.

Fakat bunun örnekleri var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da var. Bu bizim açımızdan aslında çok açık bir hukuksuzluk örneği olarak devam ediyor.

Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesi Yüksek Mahkeme’nin bir temyiz mercii olmaması üzerine mi kurulu?

Evet. Ceza soruşturması ile ilgili değiliz diyor. Ama sonuçta siyasi yasak ile ilgili karar vermek, siyasi partiler ile ilgili karar vermek de aslında doğrudan ceza kanunlarını ilgilendiren suçlamalardan kaynaklı. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi Kanununda da Anayasa Mahkemesi’nin yargılanmasına ilişkin hüküm bulunmayan hallerde CMK’yı işaret ediyor. Nedeni şu, bu bir tür ceza davası aslında. Kişilerle ilgili siyasi yasak karar vermek, bir siyasi partiyi kapatmak ceza alanına giriyor. Evet bir temyiz mahkemesi değil Anayasa Mahkemesi ama sonuçta kişiler ve partilerle ilgili cezai müeyyideleri uygulamakla görevli bir mahkeme. Bu açıdan bu gerekçeleri bizim açımızdan geçersizdir.

Bir başka çelişki de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameye dayanak olarak gösterdiği dosyaların bir kısmında Anayasa Mahkemesi’nin daha önce hak ihlali kararı vermiş olması. Bu durumda Yüksek Mahkeme ne yapacak?

Daha önce siyasi partiler hakkında kapatma davası açıldığında Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru yetkisi yoktu. Fakat şimdi Anayasa değişikliğinin ardından Türkiye’de haklarının ihlal edildiğini düşünenler Anayasa Mahkemesi’ne başvurabiliyorlar. Dosyanın büyükbir bölümü soruşturma ve kovuşturmalardan oluşuyor, bunlar beraat edebilirler, takipsizlik kararı alabilirler, ceza alıp, cezaları onaylanabilir. Gelecekte bu kişiler Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunabilirler, benim haklarım ihlal edildi diye.

Anayasa Mahkemesi’nin şimdi bir kapatma kararı vermesi, kapatma kararı gerekçesi olarak bazı kişilerle ilgili olarak siyasi yasak kararı verirse, gelecekte nasıl karar verecek Anayasa Mahkemesi?

Her iki durumda da ihsası rey. Yani oyunu önceden belli etmek anlamına geleceğinden, bu dosyalara bakarak yani yargılaması devam eden dosyalara bakarak karar vermeyin dedik. Çünkü oyunuzu şimdiden belli ediyorsunuz dedik.

Ayrıca bunun örnekleri de var. Mesela Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP kapatma davası iddianamesinde, Ömer Faruk Gergerlioğlu ile ilgili hakkındaki bir soruşturma gerekçe göstererek HDP’nin kapatılmasını ve Gergerlioğlu’na siyasi yasak verilmesini talep etmiş. Ama bu kapatma davası devam ederken, Anayasa Mahkemesi Gergerlioğlu ile ilgili ihlal kararı verdi. Sırrı Süreyya Önder ile ilgili ihlal kararı var, Gülçin İspet hakkında ihlal kararı var.

Ama Anayasa Mahkemesi, bu talebimizi de reddetti.

Bunlar usulü gibi gözükse de aslında esası çok yakından ilgilendiren konular.

BU DAVA BİR MHP BBP VE PERİNÇEK’İN KAMPANYASI ÜZERİNE AÇILDI

Usul açısından tartışmalı bir dava olmasına karşın esasa artık girildi. Önce ön savunmanızı verdiniz, ardından esas hakkındaki savunmayı. Ön savunmada ne dediniz? 

Ön savunmada genel bir değerlendirme yapmıştık. Kişilere ilişkin suçlamalara ya da doğrudan HDP’ye dönük suçlamalara yanıt vermekten çok usuli itirazlarımızı dile getirmiştik ve davanın siyasi bir dava olduğunu söylemiştik.

Çünkü siyasi partilerin yürüttüğü bir kampanya üzerine açıldı bu dava. MHP’nin Büyük Birlik Partisi’nin ve Doğu Perinçek’in yürüttüğü bir kampanya üzerine açıldı.

Ayrıca özel tarihler seçilmişti. MHP’nin kurultayından bir gün önce iddianamenin verilmesi, 7 Haziran’dan önce iddianamenin verilmesi gibi…

Buna ilişkin değerlendirmelerimizi sunmuştuk. Çözüm sürecinin yargılama konusu olmayacağını söylemiştik, buna ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmuştuk. HDP ve önceki siyasi partilerin kapatılmak istenmesinin temel nedenlerinden bir tanesinin Kürt sorunu olduğunu belirtmiştik ve Kürt sorunu varlığını sürdürdükçe bu tartışmaların süreceğini söyleyerek, Kürt sorununa ilişkin ayrıntılı tarihsel bir değerlendirme yaptık. HDP’nin söylemlerinin önemli bir bölümü Türkiye’de yaşanan bir sorunla ilgili ve bu sorunun demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesini isteyen bir siyasi parti olduğunu belirtmiştik.

HDP ŞİDDETİN FAİLİ DEĞİL MAĞDURUDUR

Bizi şiddetin faili olarak gördüğünü söylemişti Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı. Oysa HDP bugüne kadar hep şiddetin mağdur oldu. yüzlerce binlerce fiziki saldırıya uğradı, il binası basıldı, bir Partilimiz katledildi, Mersin-Adana binalarına bomba yüklü paketler gönderildi, mitingimizin ortasında bombalar patlatıldı, arkadaşlarımız katledildi. Neredeyse her il ve ilçe binamıza silahla ve taşla saldırılar oldu, genel merkezimiz yakılmaya çalışıldı.

Ama bütün bunların karşısında HDP demokratik ve barışçıl yol ve yöntemlerle bu ülkedeki sorunların çözülmesini savundu. HDP şiddetin faili değil aslında bu ülkede şiddetin mağduru durumunda. Dolayısıyla HDP’yi şiddetle özdeşleştirmek büyük bir haksızlıktır dedik.

Buna ilişkin değerlendirmelerimizi Anayasa Mahkemesi’ne sunmuştuk.

EŞ BAŞKANLIK TARTIŞMASI

Esas hakkındaki savunmada neler yer aldı?

Esas hakkındaki savunmada, suçlamalara yönelik değerlendirmeler var. Birkaç başlık altında cevap verdik. Birisi şu,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı diyor ki, “PKK, KCK ve HDP arasında yapısal bir benzerlik var” diyor. Yani buna ilişkin dayanakları da Demokratik Toplum Kongresi, BDP, DDP, HDK, HDP arasında geçişkenlik var diyor. Sanki bunlar illegal örgütlermiş gibi. Yani PKK ile KCK arasındaki bağdan söz ederken, DTP, BDP, DDP ve HDK arasındaki geçişkenlikten söz ediyor.

Bunların hepsi yasal partiler, oluşumlar. Yani birinde görev yapan bir kimsenin daha sonra bir başka partide, kuruluşta görev yapmasını bir illegal örgüt üyeliği gibi yansıtmaya çalışıyor. Buna yanıt verdik.

Yapısal benzerliğe ilişkin iddia, tüzüklerimizin benzerliği… Fakat bu benzerlikler “anti emperyalist olmak” ya da “eş başkanlık” üzerinden. Demokratik ekolojik toplumu savunmak gibi, Türkiye’deki ve dünyadaki pek çok grup ve siyasi partinin savunduğu değerler. Birbirine benziyor diye, bunu bir yapısal benzerlik olarak sunmuşlar.

BASTIRILMAK İSTENEN KADIN MÜCADELESİDİR

Yine bu başlık altında eş başkanlık üzerinden yapısal benzerlik var dediği için biz HDP’nin yürüttüğü kadın mücadelesine ilişkin ayrınıtlı bir değerlendirme sunduk. Bu bölümü sadece kadın arkadaşlarımız hazırladı. Kadın milletvekilleri, Kadın Meclislerinde yer alan arkadaşlarımız ve kadın avukatlar hazırladı. Kadın mücadelesinin Türkiye’deki tarihini ve HDP’nin içindeki kadın mücadelesini ve eş başkanlık sistemini ayrıntılı olarak anlattılar. Kapatılmak istenen sadece HDP değil aynı zamanda bastırılmak istenen HDP’nin kadın mücadelesidir diyorlar.

AİLELERİ BARIŞTIRMAMIZ YARGISAL FAALİYET OLARAK SUNULMUŞ

Herhangi bir yapısal benzerlik olmadığı açık. Bir de fonksiyonel benzerlikten bahsediyorlar. Şöyle bir bölüm açılmış mesela, deniyor ki, “Siz yargılama faaliyeti yapıyorsunuz”. Bunun için İstanbul’daki bir ilçemizin, aileler arasında yaşanan bir sorunu çözmeye çalışmasını örnek göstermiş. Yani her siyasi partinin aslında her gün yaptığı şeyi, bir yargısal faaliyet olarak sunmuş. Zaten buna ilişkin tek bir örnek var. Bunun yargılama faaliyeti olmadığı açık, ayrıca bununla ilgili herhangi bir dava da açılmamış.

Serhıldan eylemlerinde fonksiyonel benzerliklerden bahsediyor. PKK başkaldırı çağrıları yapıyor, HDP de başkaldırı çağrısı yapıyor diyor. Oysa bizim serhıldan eylemlerimizin büyük çoğunluğu HDP’nin yetkili kurullarında alınmış kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen, demokratik protesto kapsamındaki eylem ve etkinlikler. Kimin nerede ne yaptığı belli olan etkinlikler. Açıklamayı kimin okuduğu, açıklamada ne okunduğu belli. Böyle bir benzerlik kurulmaya çalışılmış.

DBP BELEDİYELERİNİN FAALİYETLERİ HDP’NİN KAPATILMA GEREKÇESİ OLARAK SUNULMUŞ

İddianamenin bir bölümü belediyeler üzerine kurulmuştu. Ama 2014’teki belediyeler. Buna yanıtınız ne oldu?

HDP’nin belediyecilik anlayışına yönelik ayrıntılı bir değerlendirme sunduk. Çünkü belediyeler üzerinden HDP’ye yönelik ciddi suçlamalar var. Birincisi bu sözünü ettiği belediyelerin hiçbirisi HDP’li belediyeler değil. Biz 2019’da yaygın olarak belediye seçimlerine girmiştik. Biz 2014 seçimlerinde HDP olarak bölgede seçimlere girmemiştik, orada Demokratik Bölgeler Partisi yerel seçimlere girmişti. Demokratik Bölgeler Partisi’nin belediyelerine yönelik suçlamaları, HDP’nin kapatılması gerekçesi olarak Anayasa Mahkemesi’ne sunmuş Başsavcılık. Biz bunların suç olup olmamasından bağımsız olarak genel olarak HDP’nin belediyecilik anlayışını aktarmaya çalıştık. Özerklik ve öz yönetim ilanlarına yönelik HDP’ye yönelik suçlamalar var ama bu suçlamalar da aslında doğrudan hiçbir tanesi HDP’ye yönelik değil.

HDP’nin o dönem sorununun şiddet dışı yöntemlerle çözülmesi için yürüttüğü faaliyetleri anlattık. Yani bunun faili olarak yansıtmaya çalışıyor Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, oysa HDP bütün o süreç boyunca kamu yönetimi ile Hükümetle yürüttüğü görüşmelerle o sorunu demokratik yol ve yöntemlerle çözmeye çalışmıştı. Bunu anlattık.

GİZLİ TANIKLARIN VARLIKLARI DAHİ ŞÜPHELİ

Bir de gizli tanık beyanları var…

Gizli tanık beyanları var. Bunlara ilişkin değerlendirmemiz var. Uzun tanık beyanlarına yer verilmiş. Ama şöyle düşünmeyin, bu tanık beyanları bir kişi PKK katılmış, tutuklanmış, onun ifadelerine yer verilmiş. HDP’ye gitmiş, çay içmiş, HDP’lileri tanıyor. Yani HDP ile kurdukları ilişki bu. Daha önce PKK katılmış kişilerin HDP’de çay içiyor olması. İlişkileri bu kadar. Bunların büyük bölümüne cevap verdik. Ama bu gizli tanıklara ilişkin olarak, Mahkemelerde aslında hiç bu tanıkların olmadığının ortaya çıktığı yargılamalar var. Onları da anlattık. Ve bu tanık beyanlarının Mahkemelerce doğrulandığına dair deliller de yok. Ama biz biliyoruz ki ‘bana zorla imzalattılar’ dedikleri, tanık beyanları da var içinde.

19 DOSYADA BERAAT 60 DOSYADA HAGB KARARI VAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamenin büyük bir bölümü HDP’lilere açılan davalardan oluşuyor. Tartışma da burada başlıyor zaten. Davalardaki durum nedir?

İkinci bölümde de iddianamenin, yüzde 85’ini oluşturan odak olmanın dayanağı olarak gösterilen kişilere yönelik kovuşturma ve soruşturmalar var.

Soruşturmaların içinde takipsizlik kararı verilenler var.

Dava açılmış ama beraat etmiş ama hala HDP’nin kapatılmasının gerekçesi olarak ortaya konmuş. 19 dosyada beraat kararı var.

60’a yakın kişi hakkında Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kararı var. Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kararı 2 yılın altında ceza istenen dosyalarda verilen kararlar ve ayrıca CMK diyor ki; bir kişi ile ilgili Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kararı verilmesi o kişiyle ilgili hiçbir hukuksal sonuç doğurmaz. Çünkü vatandaş buna itiraz edemiyor, temyiz edemiyor. 5 yıl içinde eğer hakkınızda kovuşturma, soruşturma olmazsa bu karar hiç verilmemiş sayılıyor.

İsim karışıklıkları var. Mesela isimleri karıştırılan kişiler hakkında siyasi yasak istenmiş.

Kişilere ilişkin çok çok ayrıntılı değerlendirme yapmadık, sadece HDP’nin kurulduğu günden bu yana genel başkan olarak görev yapmış eş başkanlarımıza yönelik suçlamalara ilişkin bir bölüm sunduk. Kişisel olarak aynı zamanda savunmalar istendiği için ayrıca savunma yapmadık. Fakat şu konuda tartışma yürüttük, masumiyet ilkesi açısından tartıştık. Hakkında dava olması bir kişiyi suçlu kılmaz. Çünkü daha sonra beraat edenler, takipsizlik kararı verilenler, Anayasa Mahkemesi ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından haklarında ihlal kararları verilenler var. 3 dosyada Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı var. 

Dolayısıyla sadece bunları üst üste koyarak, siyaset yasağı istenmesi ve buna dayanarak HDP’nin kapatılmasının istenmesinin masumiyet ihlali anlamına geliyor diye değerlendirme sunduk.

KOPYALA YAPIŞTIR İDDİANAME

HDP hakkındaki iddanamenin yüzde 85’ini açılan soruşturma ve davalar oluşturuyor. Yani haklarında takipsizlik kararı verilse de beraat kararı verilse de Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararı verilse de tüm dosyalar iddianamede hala var.

İddianamede her kişi ile ilgili soruşturma ve kovuşturma bilgisinden sonra standart olarak, “Madem hakkında örgüt üyeliği suçlaması var…” diye birer cümle eklenmiş. Bir bağ kurabilmek mümkün değil.

Özü itibariyle gerçekten toplumsal destekten yoksun bir dava. Ama aynı zamanda hukuksal destekten de yoksun bir dava.

HDP’nin kapatılması isteniyor fakat bu iddianamenin ve eklerinin hiçbir yerinde HDP’nin yetkili organları tarafından alınmış bir tane karara yer verilmiyor. HDP şu kararı almış ve bu karar Siyasi Partiler Yasası’na ya da Anayasa’ya aykırı denen bir ifade yok. Sadece üyeleri, yöneticileri ve milletvekilleri hakkında davalar ve soruşturma bilgileri üst üste konularak, açılmış bir dava.

MEVCUT VEKİLLERDEN 3’Ü DIŞINDA TAMAMI İÇİN YASAK İSTENİYOR

Bugüne kadar HDP’de milletvekilliği yapmış 123 kişi hakkında siyaset yasağı isteniyor, mevcut milletvekillerinden 3’ü dışında tamamıyla ilgili siyaset yasağı isteniyor. Bütün kadın milletvekillerimiz hakkında siyaset yasağı isteniyor.

BU DAVA TOPLUMSAL DESTEKTEN DE HUKUKSAL DESTEKTEN DE YOKSUNDUR

Anayasa Mahkemesi’nin nasıl bir karar vereceğini düşünüyorsunuz?

Türkiye’de üç siyasi bakışla ilgili devletin bakış açısı var. Biri komünizm, ikincisi dindarlık/muhafazakarlık, üçüncüsü de Kürt sorununun çözülmesini isteyen siyasi partiler. Şimdi sosyalist partiler hakkında bu yüzden kapatma kararı verilmiştir, bunların içinde sadece bir tanesi 90’lı yıllarda komünizmi savunduğu için kapatılmıştır Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP) ama TBKP aynı zamanda Kürt sorununun Kürtlerin varlıkları ve kimlikleri tanınarak, çözümünü savunduğu için de kapatılmıştır. Daha sonra diğer sosyalist partiler de kapatılmıştır. Ama artık Türkiye’de komünizmi savunmak, bir tehlike olarak, bir siyasi partiyi kapatma gerekçesi olarak görülmüyor. İkinci anlayış, dindarlık, laiklik karşıtı görüşlere sahip olanlar diye nitelendirenler. Bu düşünceye sahip olanlar da kapatılmıştır. Refah Partisi ardından Fazilet Partisi kapatılmış, AKP tek başına iktidarken kapatılmak istenmişti. AKP hakkında Hazine yardımı kesilmesine ilişkin karar verilmiş ama kapatılma talebi reddedilmişti. Bu kararla birlikte Türkiye’de bir akım açısından da rahatlama oldu.

Şimdi tehlike olarak görülen bir siyasi anlayış var. Kürtlerin varlıklarını, kimliklerini tanıyan siyasi partiler hala tehlike olarak görülüyor ve HDP hakkındaki kapatma davasının birinci gerekçesi de bu. Kuşkusuz başka politik nedenler de var. Siyasi konjoktur gereği vs. gibi. Ama bunları savunanların da ırkçı faşist partiler olduğunu unutmamak lazım. Eğer HDP hakkındaki kapatma davası reddedilirse, Türkiye siyasi partilerin kapatılma defterini sonsuza dek kapatabilir. Eğer bu dava reddedilirse, evet HDP açısından olumlu bir şey olur ama Türkiye demokrasisine daha büyük bir katkı sunulmuş olur. Siyasi partiler savundukları görüş nedeniyle tehlikeli olarak görülmekten, vazgeçilir.

Bu açıdan HDP hakkındaki kapatma davasının reddedilmesi hepimizin geleceğe güvenle bakması açısından önemli.

AKP HİÇBİR YERDE ‘HDP KAPATILMALIDIR’ DİYEMEDİ

Bunun da koşullarının oluştuğunu düşünüyorum. Bu tür davalar için toplumsal destek çok önemlidir. Bir avuç ırkçı dışında toplumun büyük bir kesimi aslında HDP hakkında açılan kapatma davasını olumlu bulmuyor. Türkiye’de muhalefet partilerinin neredeyse tamamı bu davayı siyasi bir dava olarak görüyor, hukuksal bir dava olarak görmüyor. Yani HDP’nin denklem dışına çıkarılması AKP’nin seçimi kazanması için atılmış bir adım olarak görüyor. Ama aynı zamanda 20 yıldır tek başına iktidar olan AKP de bugüne kadar açık bir şekilde hiçbir yerde HDP kapatılmalıdır’ dememiştir. Ne AKP’nin Genel Başkanı ne MKYK üyeleri ne sözcüleri, hiç kimse HDP kapatılmalıdır dememiştir. Bunun bir nedeni kendileri hakkında da kapatılma davası açılmasıdır kuşkusudur, diğer nedeni de AKP’lilerin de toplumun büyük kesiminin bu davayı haklı bulmadığını bilmesindendir. Bu yüzden arkasında da duramıyor.

Gizli kapılar ardında bu davanın açılmasına öncülük etmiş olabilirler mi? Bu davanın açılmasına ön ayak olmuş olabilirler mi? Bunu bilmiyoruz. Ama görünürde bunu söyleyemiyorlar. Bu da çok önemli. Bununla birlikte değerlendirildiğinde AYM’nin kapatma kararı vermemesi toplumsal koşullar uygundur. Ret kararı bir avuç ırkçı dışında toplumun büyük kesimini rahatlatacak bir karar olacaktır.

Yorumlar (0)
12
açık