Yeni eğitim yılı ‘laik, demokratik, parasız, nitelikli bir eğitim’ mücadelesi yılı olmaya aday

İhsan Çaralan: 2022-2023 eğitim yılı, eğitimde laik eğitimden kalanlara karşı topyekün bir saldırı yılı olacağı gibi, aynı zamanda “Laik, demokratik parasız, nitelikli, herkesin ulaşabileceği bir eğitim” talebi etrafındaki mücadelenin de geçmiş yıllara göre daha sert geçmesi de kaçınılmaz görünmektedir.

Gündem 12.09.2022, 14:05
Yeni eğitim yılı ‘laik, demokratik, parasız, nitelikli bir eğitim’ mücadelesi yılı olmaya aday

İhsan Çaralan Evrensel Gazetesi'ndeki köşe yazısında yeni eğitim öğretim yılını değerlendirdi: 

Eğitim yılı bugün başladı. 8 milyon ilk ve ortaöğretim öğrencisi için okullar açıldı. Önümüzdeki haftadan itibaren de yüksekokullar ve üniversiteler açılmaya başlayacak.

2022-2023 eğitim yılının nasıl geçeceği de şimdiden belli oldu.

İktidar eğitim yılını 30 Ağustos günü özel okullarda çalışan eğitimcileri gaza boğup yerlerde sürükleyerek gözaltına alarak gösterdi. Eğitimcilerin “suçu” özel okullarda, asgari ücretle ve kölece koşullarda çalışmaya zorlandıkları koşulların değiştirilmesi için seslerini duyurmak üzere bakanlık önünde basın açıklaması yapmak istemesiydi!

Geçtiğimiz perşimbe günü (8 Ağustos) günü ise Eğitim Sen’li eğitimcilerin Milli Eğitim Bakanlığının önüne yürüyerek taleplerinin yerine getirilmesini istemesine karşı polis sendika binasının önünde kalkanlarla gerçek bir barikat kurdu. Eğitimcilerin binanın önünden ileriye gitmesi engellendi.

Aynı senaryo ertesi gün Eğitim-İş Sendikasına karşı da uygulandı. Eğitim-İş üyesi eğitimcilerin de sendikalarının önünden ileri gitmeleri engellendi.

Bu kadarla kalsaydı, olup bitenler, bazı polis şeflerinin marifeti olarak gösterilebilirdi. Ama öyle değil. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel okul öğretmenlerine şiddet uygulayan polisi değil, bütün amaçları bakanlık önüne giderek taleplerini dile getirmek olan öğretmenleri “Siz eğitim-öğretim mimarı mısınız, yoksa çapulcu mu? Bize yavrularımızla haşır neşir olacak öğretmenler lazım” diyerek polise “Az bile yapmışsınız” desteği vermiştir.

2022-2023 EĞİTİM YILINDA DİNİLEŞTİRMEDE YENİ ADIMLAR ATILACAK

Eğitimcilerin taleplerinin karşısına polisi diken tek adam yönetiminin, eğitimin asıl nesnesi olan öğrencilere ailelerinin sırtına geçmiş yıllara göre birkaç kat artmış olan beslenme, giyim kuşam, kırtasiye, servis, kayıt parası, okulların temizliğinden bakımına, güvenliğe,…pek çok giderini yıkması da eklendiğinde, bir zamanlar ailelerin sevinç vesilesi olan eğitim yılınının başlaması artık aileler için yeni ve altından kalkmanın çok zor olacağı sorunların başladığı bir dönem olmaktadır.

Dün Evrensel'in manşetinde yer alan, “Çocuk okutmak bu kadar zor olmamalı” çığlığının nedeni daha okullar başlamadan aileler için taşınamaz bir yüke dönüşen okul masraflarının ulaştığı boyuttur.

Eğitim yılı başladığında en önemli sorunlardan birisi de, hatta birincisi eğitimin müfredatıyla ilgili, eğitimin adım adım dinileştirilmesidir!

Tek adam yönetiminin ideali “Dindar ve kindar nesiller yetiştirilmesi”ydi. Ancak, 20 yıllık iktidarı boyunca bu alanda attığı adımlardan istediği sonuçları alamayan AKP iktidarının(*), bu başarısızlıktan çıkardığı ders, eğitimin okul öncesinden başlayarak daha da dinileştirilmesi olmuştur. 2021’in aralık ayında yapılan Milli Eğitim Şûrasında, müfredatın daha da dinileştirilmesi için, okul öncesi öğretimde 4-6 yaş gurubu çocukların Kur’an eğitiminin resmi eğitimin kapsamına alınması, bu amaçla Diyanetin görevlendirilmesine yönelik önerinin Şûra tarafından karara dönüştürülmesi, milli eğitimde gelinen yeri göstermektedir.

EĞİTİM MASRAFLARI ÖĞRENCİ AİLELERİNE YIKILDI  

Yeni kuşakların eğitimi her ülkede önemli bir sorundur.

Ülkemizde de eğitim sorunu cumhuriyetle birlikte daha bir özel olarak tartışılmaya başlanmıştır.

’60’lardan itibaren de eğitim sorunu, “Laik, demokratik parasız, nitelikli, herkesin ulaşabileceği bir eğitim” olarak tartışılmaktadır.

Adnan Gümüş Hoca’mız, cuma günü gazetemizdeki köşesinde eğitimin amacını, neyin öğretilmesi gerektiğini, AKP’nin eğitimdeki amacını da teşhir eden yanıtı içinde sorularla ortaya koymuştu.

Ülkemizde çok partili yaşama geçilmesinden sonra sağcı partiler, eğitimi bir yandan laik, bilim temelinin altını oyup “dini değerleri” sızdırarak, öte yandan da özel eğitim kurumlarını teşvik edip zenginler için “daha iyi” bir seçeneğin önünü açmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Ama gelmiş geçmiş sağcı partilerden hiç birisi AKP iktidarı kadar laik bilim esaslı eğitime darbe vurmayı başaramamışlardır.

Üstelik AKP iktidarı sadece amaçlarını açıkça ilan etmekle de kalmamış aynı zamanda bu amaçları doğrultusunda;

  • İmam hatip okullarını normal liselere rakip liseler olarak yaygınlaştırıp, imkanlarını sınırsız biçimde artırarak,
  • Laik bilimin taşıyıcısı olarak gördüğü eğitimcileri okul idarelerinden uzaklaştırıp, bu makamlara mümkün olduğunca yandaşları olan kişileri getirerek,
  • Normal liseleri imam hatiplileştirmeyi amaç edinen girişimlerde bulunarak,
  • Müfredatı dinileştirmede sınır tanımayarak,
  • Diyaneti, tarikatları, cemaatleri, “milli eğitimin paydaşları” yaparak laik bilim eğitimi tümden çökertmeyi amaçlayarak,
  • Az çok iyi eğitim vermeye devam eden liselerden mezun olan gençlerin yurt dışına çıkmasını, “beyin göçü”nü, “Giderlerse gitsinler” kategorisine alarak,…Talibancılığın Türkiye versiyonu bir düzenin yolunu açmak amacıyla laik bilim öğreten eğitimi çökertecek politikaları devreye sokmaktadır.

DAHA YOĞUN SALDIRILARA KARŞI MÜCADELE YILI

Evet 20 yıldır sürdürdüğü bu girişimlerden Erdoğan-AKP iktidarı, istediği sonuçları alamamıştır. Ama bu amaçlarından vazgeçtiği söylenemez. Tersine bu amaçları iktidarı kaybetme korkusuyla da birleştiği için bu eğitim yılında tek adam yönetiminin girişimlerini çok daha yakıcı ve yıkıcı sonuçlara yol açacak biçimde uygulamaya sokacağından şüphe duyulamaz.

Bu yüzden bu amaçlarından dönmek yerine bir önceki eğitim yılında kaldığı yerden devam edeceğini, bunun için iktidarın elindeki her aracı kullanmaktan imtina etmeyeceğini göstermektedir.

Kısacası 2022-2023 eğitim yılı, eğitimde laik eğitimden kalanlara karşı topyekün bir saldırı yılı olacağı gibi, aynı zamanda “Laik, demokratik parasız, nitelikli, herkesin ulaşabileceği bir eğitim” talebi etrafındaki mücadelenin de geçmiş yıllara göre daha sert geçmesi de kaçınılmaz görünmektedir.

(*) AKP iktidarının dindar ve kindar nesiller yetiştirme girişimi, imam hatipli öğrenciler arasında deizmin yaygınlaşması, AKP döneminde okumuş, hatta araştırmalarda AKP iktidarı döneminde doğmuş gençlerin AKP’ye oy verme oranının en düşük kuşak olması AKP’nin eğitimden beklediği sonuçları almadığının en açık göstergesi olmaktadır.

Yorumlar (0)
11
az bulutlu