Ve bugün sosyalizme yürümek…

Mustafa Yalçıner: "Sosyalizm iddia edenler Marksist öğretiyi temel edinerek birleşmeyi ve sosyalistlerle demokratların bir arada yer alacakları, kadını ve erkeği, genci yaşlısı, inanan ve inanmayanlarıyla işçi sınıfı ve emekçilerle ezilen halkların antiemperyalist demokratik nitelikli geniş birliğinin motor gücü olmayı esas almalıdır."

Gündem 27.09.2022, 08:41
Ve bugün sosyalizme yürümek…

Mustafa Yalçıner, Evrensel Gazetesi'ndeki köşe yazısında, Emek ve Özgürlük İttifakını yazdı: 

Günümüze gelince…

Biri iktidarda diğeri muhalefette ve iktidara aday olduğunu açıklayan iki düzen ittifakı var ülkede. İkisi de emperyalistlerle işbirlikçisi yerli tekellerin çıkarlarını temsil ediyor. Tek adam yönetimi altında ya da restorasyondan geçirilerek, ikisi de, mevcut kapitalist düzeni savunuyor.

Ve bunların dışında iki birlik ilan edildi: “Sosyalist Güç Birliği” az önce kurulmuştu. Pazar günü de “Emek ve Özgürlük İttifakı”nın kurulduğu açıklandı. İki ayrı yan yana geliş, aralarında giderilemeyen sorunların varlığı demek. Kuşkusuz vardır, ancak iki başlıca nedenle giderilmeleri şarttır.

Bir: Ülkeyi daha koyu bir karanlığa zorlayan bir iktidara ve dayanağı emperyalizmle tekellere karşı birlik olmaktan kaçınılamaz. Ve yine, ülkeyi, iktidardan farkı, emperyalistler ve yerli tekelci burjuvaziyle kavga değil ama bağımlılık, sömürü ve zora dayalı kapitalist düzeni sürdürebilmenin temel ihtiyacı saydığı parlamentarizmi savunmada ortaklaşan burjuva muhalefetin eline terk etmemek için birlik olunmalıdır. Aksi takdirde, işçi ve emekçi halkın, yerli ve yabancı tekellerin sömürü ve talanıyla zorbalığının nesnesi olmaktan kurtulması için birlik ihtiyacı önemsenmemiş olacak. İleri unsurlarıyla örgütleri birleşmemiş bir halkın birleşmesi şüphesiz zorlaşır.

Ve iki: Kendilerine sosyalist diyen kişi ve örgütler, halkın birlik ihtiyacına çözüm oluşturmaktan kaçınamayacakları gibi, kendilerinin bölünmüşlüklerinin süregitmesini de benimseyemez. Üstelik ayrı kulvarlardan yüründükçe birlik değil ayrılık noktalarının gelişmesi kader olmasa bile kolaylaştığından, ayrı durmaya seyirci kalınamaz.

Önceden de dedik. “Emek ve Özgürlük İttifakı” deklarasyonu bir kez daha gösterdi ki, iki yan yana gelişin ilkeleri ya da platformu fazlasıyla benzer. Emperyalizme karşıtlık her iki birliğin savunduğu şey. Laiklik de öyle. Eşitlik ve özgürlükle kamulaştırmalar da. Farklılıklar yok mudur, vardır ve Kürt sorununun demokratik çözümü bunlardan biridir. Belki biri de seçimlere yaklaşımdır. SGB’de bir araya gelenler Emek ve Özgürlük İttifakında bir araya gelenlerin bir kısmını ya da tümünü seçime endeksli olmak ve milletvekili pazarlığı yapmakla eleştiriyorlar örneğin (Bu konuyu bir sonraki yazımızda ele alacağız).

Başka nüanslar da bulunup çıkarılabilir. Tamamen önemsiz oldukları ileri sürülemez. Ancak başka önemli yaklaşım, görüş ve tutumlar da yok değildir. Ve bunlar daha da önemlidir. Örneğin; iki “birlik” içinde de son amacını “sınıfları kaldırmak” ve “sınıfsız toplum” olarak tanımlayanlar vardır. Bunu hatta iki birliğin dışında da savunanlar vardır. Bunun için işçi sınıfının egemen sınıf olarak örgütlenmesi ve proletarya diktatörlüğünü savunmak belirleyicidir. “Halk iktidarı” acil görevdir ve “halk”ın kapsamı zamanla nesnel olarak da kavram olarak da farklılaşır, farklılaşacaktır.

Peki, bu temel konularda görüş birliği halinde olanların ayrı durmaları kabul edilebilir mi? Ya da nereye kadar ayrı duracaklardır?

Şüphesiz hayalci değiliz. Bu görüşler henüz kağıt üstündedir ve öngörüdür, iddiadır. Tıpkı, iki ayrı yan yana gelişin deklare ettiklerinin henüz kağıt üzerinde ve birer iddiadan ibaret oldukları gibi. Ete kemiğe büründürmeleri gerekecektir ve iddiaların gerçekliğinin kantarı pratik mücadeledir.

Üstelik, sosyalistlerin birliği parti birliği olabilir ve bu zordur. Bir parti içinde birleşmenin ön adımları atılıp bunu amaçlayan geçici birlikler de oluşturulabilir kuşkusuz. Ancak ikisi için de emperyalizm karşıtlığı ve laiklik savunusu türünden demokratik nitelikli birlik zeminleri yetersizdir. Sosyalist bir birliğin zemini ancak sosyalist nitelikli olabilir. Sınıfsız toplum ve proletarya diktatörlüğü gibi…

Hayalci değiliz, zordur. 1) Sosyalizmi savunanlar farklı tarihsel süreçlerde şekillendiler. 2) Öncesi bir yana modern revizyonizm, Troçkizm ve Maoizm türünden sosyalizm düşmanı akımlar, ciddi ayrılıkların nedeni olarak, bu süreci olumsuz etkiledi ve etkileri henüz giderilmiş değil. 3) Türkiye sol hareketi, Marksist hareketle işçi hareketinin birliği olarak gelişmedi; bu birlik sonradan sağlandı. ’60’larda işçi hareketinin dışında oluşan sosyalizm iddialı gruplar, grupçuluğa küçümsenmez bir etki alanı bıraktı, ve hâlâ kendi dışlarında sosyalistlik iddia edenler bulunan sosyalizm iddialı partilerin varlığı, bugünkü gerçeğimiz.

Bugünkü karmaşa görüntüsü, hele sermaye ve faşizme karşı mücadele koşullarının zorlaştırıcılığıyla ayrı kulvarlarda yürümenin bu kulvarları kalıcılaştırma yönünde etkide bulunması eklendiğinde, sürecek gibi görünüyor. Ancak Teori ve Eylem’de aylar önce belirttiğimiz görüşü koruyoruz. Karmaşaya son verilmelidir. İhtiyaç, iki yönlü birliğedir: Sosyalist ve demokratik. Sosyalizm iddia edenler Marksist öğretiyi temel edinerek birleşmeyi ve sosyalistlerle demokratların bir arada yer alacakları, kadını ve erkeği, genci yaşlısı, inanan ve inanmayanlarıyla işçi sınıfı ve emekçilerle ezilen halkların antiemperyalist demokratik nitelikli geniş birliğinin motor gücü olmayı esas almalıdır.

Yorumlar (0)