TTB Başkanı Fincancı, DTB Başkanlığı'na neden aday olmadı

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, DTB Başkanlığına neden aday olmadığını açıkladı: "Meslek örgütümüzün siyasi otorite tarafından terörist ilan edildiği, başkanının zaten hanidir terörist bellendiği memleketimden kalkıp DTB başkanlığına aday olsam, olmaz ama onlarca delegesi olan ülkelerden tek delegeyle çıkıp seçilsem, bizimkiler ne yapardı merak ettim bu koşullarda. İyisi mi DTB de terörist ilan edilmesin diye bu niyetten vazgeçeyim deyip döndüm."

Gündem 10.10.2022, 09:43 10.10.2022, 10:38
TTB Başkanı Fincancı, DTB Başkanlığı'na neden aday olmadı

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Evrensel Gazetesi'ndeki köşesinde, DTB Başkanlığına neden aday olmadığını açıkladı:  

Epey zorlu bir yolculuk sonrası Berlin’den dönebildim. Zorlu diyorum çünkü İstanbul Havaalanının plansızlığı, havaalanı taksilerinin bir kısmı ile kahyaların memleketin ahvaline ayak uydurup pazarlık yapabilecekleri ve ücreti döviz üzerinden alabilecekleri yolculara yönelmeleri, hıncahınç dolu, bol çocuk ağlamalı uçakta yolculuğun ardından inip taksiye ulaşabilmek için geçen bir saatle beni hayli hırpaladı. Uçaktan çıkmak dahi epey zor oldu. Her köşe başında transfer hatları olsa da transfer yolcularının bir kısmını körükten kestirme geçirmeye çalışan görevlilerle daracık körüğün içinde tıkanan insanlar olarak plansız ve kuralsız bir hayatın ağırlığıyla yüklenerek çıkabildik o daracık tünelden. Sonrası uzun bir yol katetmeye kaldı. Bütün bu zaman içinde kafamda Ursula K. Le Guin’in “Uçuştan Uçuşa” kitabından boyutlar arasına atlayıvermek geçip gidiyordu. Berlin-İstanbul uçuşu kadar bir sürede, hem de sık yolculukların verdiği kolaylaştırıcı olanaklarla iyileştirilmiş koşullarda evime dönebildim. Bir sonraki hafta Berlin, Frankfurt, Köln hattında bir yolculuk daha olsa da bu seferki daha insancıl boyutlardaki havaalanından olacağı için biraz daha az tüketecek diye umuyorum. Karşının taksisiyle kahyası da pek turist peşinde değil henüz. Ahval ve şerait pek parlak olmasa da memleketin kirletilme hızı sınırları aşılmamış.

Bunca uzun uzun anlattığım yolculuk kabusu, Berlin’de Dünya Tabipler Birliğinin Genel Kuruluna katılabilmek içindi. Yeni Başkan, Dr. Osahon Enabulele Nijerya’dan. Bu toplantıda görevi devraldı. Nijerya Sağlık Bakanı da meslektaşına eşlik edip gelmişti. Dr. Enabulele görevi devralma konuşmasında hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının güvenliğinin, COVID-19 pandemisinin bize verdiği en önemli dört dersten biri olduğundan söz etti. Diğer üçünde de dirençli sağlık sistemlerinin oluşturulması, yeterli sağlık insan gücü ile hekimlerin toplumla iletişim ve bütünleşmesini vurguladı. Sağlığa, aşılara ve ilaçlara adil erişim için küresel bir dayanışmayı güçlendirmenin Dünya Tabipler Birliğinin görevi olduğunu söyledi. Sağlığa yeterli kaynak ayrılabilmesi, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi savunusunu yorulmadan sürdürmek, sağlıkta eşitsizliklere ve adaletsizliğe dur diyebilmek gerektiğinin altını çizdi.

Önceki Başkan Dr. Heidi Stensmyren de görevi devrederken binlerce hekimin mesleğini erkenden terk ettiğinden dem vurdu. Birçoğunun korku, tükenme, aksaklıkları değiştirebilme konusunda çaresizlik duygularıyla bu kararı aldığını, özellikle hasta ve hasta yakınlarının artan şiddeti karşısında kaygıları olduğunu belirtti.

Bilimsel oturumda güncellenen Uluslararası Tıbbi Etik Kuralların içeriği, özellikle de vicdani ret kavramı ayrıntılı olarak tartışıldı. Son yirmi yıl içinde Türkiye’de yasal olarak tanımlanmış on haftaya kadar olan gebelikleri sonlandırma olanağının bu “vicdani ret” kavramıyla örtüşmesi, bu kavram öne sürülerek kadınların merdiven altına sürüklenmesi açısından çok değerli bir tartışmaydı. Uluslararası alanda bilinen, saygı duyulan tıbbi etik uzmanları vicdani reddin yaratacağı tıkanmanın aşılması için önerilerini dile getirdiler.

Dünyanın ahvali de pek parlak değil gördüğünüz gibi, sorunlar da çözüm önerileri de benzer. Bizimkiler; adına bizden aldıkları “beyaz” sözcüğünü ekleyip reform deseler de yaptıkları daha fazla değersizleştirme, daha fazla eşitsizlik, alıp başını giden şiddetin ötesine geçmiyor. Ankara’da hastaneleri birbirine katıp, bölümleri ve hekimleri işlevsizleştirerek darmadağın etmeleri küçücük bir örneği yalnızca. DTB tartışmaları da sorunların yüzeyinden derinine pek inmiyor. Süreç zor, o nedenle bize daha fazlası gerek!

Meslek örgütümüzün siyasi otorite tarafından terörist ilan edildiği, başkanının zaten hanidir terörist bellendiği memleketimden kalkıp DTB başkanlığına aday olsam, olmaz ama onlarca delegesi olan ülkelerden tek delegeyle çıkıp seçilsem, bizimkiler ne yapardı merak ettim bu koşullarda. İyisi mi DTB de terörist ilan edilmesin diye bu niyetten vazgeçeyim deyip döndüm.

Yorumlar (0)