Taksim saldırısında cihatçıların ayak izleri!

"Taksim’de gerçekleştirilen terör saldırısıyla ilgili bulgular, İçişleri Bakanı Soylu’nun açıklamalarının aksine Türkiye destekli cihatçı grupları işaret ediyor."

Gündem 18.11.2022, 12:30
Taksim saldırısında cihatçıların ayak izleri!

Yuisuf Karadaş, İstanbul Taksim'de patlatılan bombanın ardındaki cihatçı örgüt izlerini yazdı. Karadaş'ın Evrensel'deki yazısı şöyle:

Taksim’de gerçekleştirilen terör saldırısıyla ilgili bulgular, İçişleri Bakanı Soylu’nun açıklamalarının aksine Türkiye destekli cihatçı grupları işaret ediyor.

Soylu, saldırının hemen ardından “Elde ettiğimiz bulgular çerçevesinde PKK/PYD terör örgütü. Talimat Kobani’den… Eylemi yapan Afrin’den geçti” demişti. İkinci açıklamasında da “ABD Büyükelçiliğinin taziyesini kabul etmiyoruz” diyerek saldırıyı yapanların ABD tarafından desteklendiğini ve saldırganın da Yunanistan’a kaçırılıp orada öldürülmesi planının yapıldığını söylemişti.

Bu açıklamalar bir senaryonun parçaları gibi birbirini tamamlıyor: Saldırının adresi olarak Erdoğan yönetiminin uzunca bir süredir operasyon düzenlemek istediği Suriye’deki Kürt Özerk Yönetimindeki örgütler gösteriliyor. Bu saldırı, Kürtlere operasyon için ABD üzerinde de baskı kurmak bakımından oldukça kullanışlı görünüyor. Dahası kaçış planıyla senaryo, son dönemde gerilimin tırmandığı Yunanistan ile tamamlanıyor!

Soylu’nun saldırıyı yapanları, talimatı verenleri ve arkasındaki güçleri böyle “şipşak” çözmesinin bu kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bile ne kadar ikna ettiği tartışılır. Çünkü PKK’nin Mersin’de polisevine düzenlediği saldırıdan sonra Soylu, bu saldırının faillerinden birinin CHP’nin 2011’de hazırladığı ‘tutuklu gazeteciler raporu’nda yer alan “Zozan Tolan” kod adlı Dilşah Ercan olduğunu söylemiş ve bu açıklamanın ardından Erdoğan da CHP’yi “terör destekçisi” ilan etmişti. Ancak daha sonra Dilşah Ercan’ın saldırı ile ilgisi olmadığı ortaya çıkmıştı.

Taksim saldırısından sonra Erdoğan, İçişleri Bakanının adını anmadan “Valimin bana aktardığı bilgi, terör kokusu var” demekle yetinmişti.

Gerçekten de saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen ve “PKK/PYD/YPG’nin özel istihbarat elemanı” olduğu açıklanan Ahlam Albashir’in (Ahlam el Beşir) bağlantıları, bu senaryoyu bir bir çürütüyor.

Birinci olarak, eylemde Ahlam el Beşir adlı Arap bir kadın kullanılıyor ve Arap medyasındaki haberler bu kadının Suriyeli değil; Etiyopya, Sudan ya da Somalili olabileceğini yazıyor. YPJ gibi IŞİD’e karşı mücadelede kendini kanıtlamış kadın birlikleri olan Kürtler, neden Arap bir kadın eylemciyi kullansınlar?

Kürt militanlar kod adları kullandıkları halde nedense bu eylemcinin bir kod adı da yoktu, ya da senaryoya eklenmesi unutulmuştu!

Üstelik sadece saldırının adresleri olarak gösterilen PKK, PYD ve SDG bu iddiaları yalanlamakla kalmadı; Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Departmanı da Ahlam el Beşir’in bölgelerinde kayıtlı olmadığını söyleyerek “Gerçeklerin ortaya çıkarılarak Türkiye ve uluslararası kamuoyuna sunulması için tarafsız bir araştırma komisyonunun kurulması” çağrısı da yaptı.

Saldırıyı planladığı belirtilen Ammar Jarkas da Halepli bir Arap. Senaryonun medya ayağı olan Abdülkadir Selvi, Ammar Jarkas’ın bir yıl önce Türkiye’ye geldiğini söylüyor. Oysa ortaya çıkan bilgiler Jarkas’ın 8-9 yıldır Türkiye’de olduğunu ve 2020’de de İstanbul’da bir araba kiralama şirketi kurduğunu gösteriyor.

Rastlantıya bakın ki, Ammar’ın facebook hesabında tankla ve Sultan Murat Tugayı flamasıyla çekilmiş fotoğrafları var.

Sultan Murad Tugayı, Suriye’de Erdoğan iktidarı destekli cihatçı gruplardan biri. Erdoğan’ın Suriye’nin ‘Kuvayımilliyesi’ dediği ÖSO/SMO içindeki gruplardan biri olan Sultan Murad Tugayı’nın aynı zamanda el Kaide uzantısı HTŞ ile de yakın ilişkisi bulunuyor.

Ayrıca saldırganın geçiş yeri olarak açıklanan Afrin’in ve yine saldırının zanlılarından Hüsam A’nın yakalandığı Azez’in HTŞ destekli ÖSO gruplarının denetiminde olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Devam edelim; Ahlam el Beşir’i yurt dışına kaçırmakla görevli kişi kim?

 Ammar’ın kardeşi Ahmed Jarkas.

Senaryoya Kürtlerin dahil olduğu tek yer, Ahlam ve Ahmed’in yakalandığı evde yaşayan Afrinli aile.

Afrinli Zekeriya ve Emine Heso çifti, 2014’ten beri Ahlam el Beşir’in yakalandığı Küçükçekmece Kanarya Mahallesi’ndeki evde yaşıyorlar. Emine, iki yıl önce taşınan ve zaman zaman görüştükleri komşuları Halepli Hatice ve oğlu Ahmed’in tanımadığı bir kadını (Ahlam el Beşir) gece 12’de evlerine getirdiklerini ve “Bu bizim misafirimiz, yarın Avrupa’ya gidiyor” dediklerini söylüyor. Emine, siyah tenli olduğu için “Suriyelilere benzemiyorsun” dediği kadın için de markette çalışan eşinin (Zekeriya) eve geldikten sonra “Kim bu kadın, neden evime getirdin?” diye sorduğunu ve o esnada da evlerine polis baskını yapıldığını anlatıyor.

Usta bir dedektif gibi olayın izini süren Selvi, Ahlam el Beşir’in talimatı ‘Hacı’ isimli birinden aldığını söylüyor ve dahiyane sonucunu açıklıyor: “Hacı’nın terör örgütü içinde eylem talimatını verecek kadar üst düzeyde görevli biri olduğu anlaşılıyor.”

Anlaşılan Abdülkadir Selvi, zamanında yapılan eleştiriler karşısında avukatlığına soyunduğu ÖSO’nun içinde eylem talimatı verecek çok ‘Hacı’ olduğunu unutuyor!

Taksim saldırısının ayak izleri bizi Suriye’deki cihatçı gruplara götürüyor.

Burada Suriye’deki cihatçı gruplarla yakın ilişkisi olan ve geçtiğimiz günlerde Afrin’de yaşanan çatışmalardan sonra bu grupları bir araya getiren MİT’in saldırıdan haberi olup olmadığı sorusu akıllara geliyor. Ancak ister MİT’in bilgisi dahilinde, ister bir istihbarat zaafı olarak, nasıl gerçekleştirilmiş olursa olsun bu saldırının Suriye Kürtlerini hedef yapmak için planlandığı anlaşılıyor.

Erdoğan iktidarının Suriye Kürtlerine yönelik bir operasyonu seçimlerden önce milliyetçiliği kışkırtarak güç kaybını durdurmak için istediği biliniyor. Suriye’deki cihatçılar da kendilerine yeni egemenlik, yağma alanları yarattığı için böylesi bir operasyonu dört gözle bekliyor.

Taksim saldırısının ayak izleri bizi bir konuda daha uyarıyor: Erdoğan iktidarının yıllardır sürdürdüğü iş birliği sayesinde Suriye’deki cihatçı gruplar, İstanbul ya da Türkiye’nin başka yerlerinde kendilerine çok rahat bağlantılar, yaşam alanları yaratabiliyor. Dolayısıyla bu saldırı, iktidarın ısrarla sürdürdüğü yanlış politikalar nedeniyle kapımızda bekleyen tehlikenin ne kadar büyük olduğunu da gösteriyor.

Ancak sadece iktidar değil, Kürtler söz konusu olunca “teröre lanet” korosuna katılıp gerçeklere gözlerini kapatan burjuva muhalefet de ders almışa benzemiyor!

Yorumlar (0)