Selma Gürkan’dan Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi kararına tepki

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Danıştay 10. Dairesi’nin İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili kararına ilişkin “Karar, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyen, sokakta, evde, okulda, iş yerinde her yerde her biçimde mücadele eden, duruşma salonlarını dolduran, örgütlü ve inatçı mücadelenin karşısında yok hükmündedir” dedi.

Gündem 20.07.2022, 16:24
Selma Gürkan’dan Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi kararına tepki

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Danıştay 10. Dairesi’nin İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili kararına ilişkin “Karar, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyen, sokakta, evde, okulda, iş yerinde her yerde her biçimde mücadele eden, duruşma salonlarını dolduran, örgütlü ve inatçı mücadelenin karşısında yok hükmündedir” dedi.

EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Danıştay 10. Dairesi’nin Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali istemiyle açılan davayı reddetmesiyle ilgili bugün yazılı açıklama yaptı. Gürkan’ın açıklaması şöyle:

 “Danıştay 10. Dairesi Başkanlığı İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilmesine dair işlemin iptali talebiyle açılmış davalara ilişkin kararını açıkladı. Türkiye’nin tek adam kararıyla bir gecede uluslararası bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının hukuka uygun olduğunu söyleyen Danıştay kararı ülkenin içinden geçmekte olduğu sürece dair çok şey söylemektedir.

Anayasa’nın ilgili maddeleri son derece açık olmasına karşın, bir uluslararası sözleşmeden Cumhurbaşkanı kararnamesi ile imza çekilebilir demek, ülkedeki tek adam rejiminin keyfiliğine en üst mertebeden hukuki bir kılıf giydirmek, hukuku da böylelikle askıya almak demektir.  

“DANIŞTAY, TEK ADAM YÖNETİMİNİN KEYFİ KARARINI ONAYLAMIŞTIR”

Danıştay bu kararı ile ülkede halk iradesinin tanınmadığını, yasama, yürütme ve yargı tüm yetkilerin tek bir adam elinde toplandığını ve tek adam yönetiminin keyfi kararlarının sonuçları ne kadar ağır olursa olsun hiçbir denetime tabi olmadığını da ilan etmiş oldu.

Kadına yönelik şiddetin hız kesmeden devam ettiği, kadın cinayetlerinin ürkütücü bir hızla sürdüğü, LGBTİ’lerin can güvenliğinin, yaşam haklarının yok sayıldığı, çocukların, gençlerin hiç kimsenin kendisini güvende hissetmediği bu ülkede, İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekme işlemine ‘Cumhurbaşkanı tek başına her şeye karar verir, zaten iç hukuk da kadınları koruma konusunda yeterli’ denilerek hukuki kılıf uydurulmaya çalışılması nafiledir. 

İç hukukun kadınları korumadığı nicedir bir gerçektir. Adalet mekanizmasının çarkları katiller lehine ve sürekli kadınlar aleyhine işlerken, üstelik ‘cezaları artıralım’ gibi hiçbir olumlu sonuç yaratmayacak yasal düzenleme çabaları ile AKP tarafından da bu durum itiraf edilirken, haksız tahrik indirimleri ile ödül gibi cezalar ülkenin dört yanındaki adliyelerde verilirken ‘İstanbul Sözleşmesi’ne gerek yok, iç hukuk yeterli’ demek tam bir aymazlıktır.  

“KARAR, DİĞER ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİN DE BİR GECEDE YOK EDİLEBİLECEĞİNİN İLANIDIR”

İstanbul Sözleşmesi devlete şiddeti ve eşitsizlikleri önlemek için yükümlülükler veren, koruma ve önleme mekanizmalarını zorunlu kılan bir uluslararası sözleşmedir. Bu sözleşmenin koruyucu şemsiyesi olmadan, kadın erkek eşitliğine inanmadığını ifade eden bir iktidarın uygulamalarına güvenilemeyeceği tecrübe ile sabittir.   

İstanbul Sözleşmesi’ni ortadan kaldırmak isteyenlerin çocuk istismarını önleme yükümlülüğü veren Lanzarote Sözleşmesi’ni, kadına yönelik şiddete karşı denetim mekanizması öngören CEDAW’ı da sıraya koyduğunu unutmamak gerekir. Danıştay’ın bu kararı, aynı zamanda temel hakları güvence altına alan diğer uluslararası sözleşmelerin de bir gecede yok edilebileceğinin ilanı olmuştur.

Danıştay kararı; İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyen, sokakta, evde, okulda, işyerinde her yerde her biçimde mücadele eden, duruşma salonlarını dolduran, örgütlü ve inatçı mücadelenin karşısında yok hükmündedir!

İstanbul Sözleşmesi’ni kadınların hayatından çıkarmaya çalışan siyasal iktidar, kadın hareketinin büyük direnci karşısında esasen kaybetmiştir. ‘İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz’ mücadelesi sürmektedir, sürecektir. 

Herkesi, tek adam rejiminin keyfiliğini bir kere daha ortaya seren, kadınların, çocukların, LGBTİ’lerin yaşam hakkını hiçe sayan, demokratik bir ülke mücadelesine hukuki bir sopa niteliği taşıyan bu karara karşı çıkmaya, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya çağırıyoruz. İstanbul Sözleşmesinden de demokratik bir ülke mücadelesinden de, eşit, özgür, şiddetsiz bir yaşam talebimizden de vazgeçmiyoruz!”

Yorumlar (0)
26
parçalı az bulutlu