Sansür yasası da yoksulluğun, yolsuzlukların, rüşvet ve yasakların üstünü örtemeyecek

Sıkıyönetimler ve OHAL’ler altında gerçekleri savunmayı başarmış olan Türkiye’nin dinamik güçlerinin bedeli neyse onu da ödeyerek, gerçeklerin üstünün örtülmesine izin vermeyen bir mücadele çizgisinde yürüyeceklerini söylemek bir hamaset ya da abartı değildir.

Gündem 15.10.2022, 10:41 15.10.2022, 10:38
Sansür yasası da yoksulluğun, yolsuzlukların, rüşvet ve yasakların üstünü örtemeyecek

İhsan Çaralan'ın Evrensel'de yayımlanan yazısı şöyle:

Ne muhalefetin partilerinin itirazlarını ne gazeteci meslek örgütlerinin protestolarını ne de bilim çevrelerinden gelen eleştirileri umursamadılar, iktidarın “dezenformasyonla mücadele yasası” diye propaganda ettiği ama kamuoyunda “sansür yasası” olarak adlandırılan düzenleme perşembe gecesi Meclisten geçti.

Meclisin yeni yasama yılına başlamasıyla gündeme alınan 40 maddelik düzenleme, özellikle “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası” öngören 29. maddesinde iktidar ve muhalefet partilerinin milletvekillerinin protestoları ve alkışları eşliğinde yapılan sert tartışmalarla süren yasa teklifi perşembe gecesi AKP ve MHP milletvekillerinin oyalarıyla Meclisten geçirildi. Düzenlemenin kabulü arkasında AKP ve MHP milletvekilleri herhalde “Tarihe geçmek” için olacak TBMM Genel Kurulu salonunda “aile fotoğrafı” çektirdiler. Bu fotoğraf elbette tarihe geçecektir ama tarihin kara sayfalarına, özgürlük düşmanlarının alt alta yazılan sayfalarına! Bu yasanın hazırlayanların ve onu yasalaşması içini oy verelerin çocuklarının, torunlarının… sonraki kuşaklarının baktıkça atalarından utanacakları sayfalara!

CHP, düzenlemenin Resmi Gazete’de yayımlanmasının arkasından Anayasa Mahkemesine başvuracağını açıkladı!

29. MADDE TAM BİR SANSÜR UYGULAMASI

Sansür yasasıyla birlikte, sosyal medya mecralarının kullanıcıları hakkında mahkemeler tarafından istenecek her bilgiyi sağlama zorunluluğu,  Basın Kartı Komisyonunu da yeniden düzenleyerek, komisyonun 18 üyesinden 11’inin İletişim Başkanlığı tarafından seçilmesi şartı getirilerek basın kartını verip vermemeyi İletişim Başkanlığının keyfine bırakması, Cumhurbaşkanı tarafından kamu yararına çalışan vakıf ve dernek yöneticilerine basın kartı alma hakkı tanıyan maddeler  de var. Bunlar da sonuçlarını yakında görebileceğimiz önemli değişiklikler. Ama yasayı bir sansür düzenlemesi yapan madde yasanın 29. maddesi. Çünkü bu maddeyle “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla” cezalandırılabilecek. Ki, bu madde açıkça çıkarılan yasanın dört başı mamur bir sansür yasası oluğunu göstermektedir.

İlk bakışta bütün faaliyetini kara propaganda, dolayısıyla “dezenformasyon” üstüne kuran yandaş medyanın ve iktidar içindeki kliklere bağlı çalışan trol ordusunun çanına ot tıkayacak bir yasal düzenleme gibi görünüyorsa da elbette bu büyük bir yanılgıdır. Tek adam yönetiminin bugüne kadarki uygulamaları, yargıyı ve medyayı büyük ölçüde ele geçirmiş olması dikkate alındığında, muğlak ve her anlama gelen “ülkenin iç ve dış güvenliği”, “kamu düzeni ve genel sağlığı”, “kamu barışı”…gibi ifadelerin içeriğini istediği gibi dolduracak savcıların, iktidarın icraatına yönelik her eleştiri için bu yasa kapsamında soruşturma açmasının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır.

SADECE HALKIN HABER ALMA HAKKI DEĞİL İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DE AYAKLAR ALTINDA!

Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı derken akla hep medya özgürlüğü, gazetecilerin, hadi siyasetçilerin özgürlüğü gelmektedir. Ama son yıllarda sosyal medyanın kullanımının yaygınlaşması karşısında sosyal medya kullanan, siyasetçi ve gazeteci olmayan her meslekten vatandaşların özellikle “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla evlerinin basılarak gözaltına alınmalarına, haklarında soruşturma açılmasına, yargılanmasına, binlercesine ceza verildiğine tanık olduk, oluyoruz.

Bu düzenlemeyle artık; sosyal medyayı kullanan gazeteciler ve her renkten muhalif siyasetçiler ve cumhurbaşkanına yönelik eleştiriler dışındaki bütün sosyal medya kullanıcıları da bu yeni yasanın 29. maddesinin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası tehdidiyle karşı karşıyadırlar.

Bu yüzden de çıkarılan bu son yasal düzenlemeyle,

Sadece basın özgürlüğü daha çok baskı altına alanmış gazeteciler sansür ve daha çok otosansürün pençesine atılmış değildirSadece halkın haber alma özgürlüğü daha fazla sınırlanmamıştırSosyal medya kullanan milyonlarca vatandaşın ifade özgürlüğü de ayaklar altına alınmıştır.

SANSÜR YASASI DA ONLARI KURTARAMAYACAK!

Evet iktidar geçtiğimiz haziran ayında bu düzenlemeyi Meclis gündemine getirdi. Tepkiler artınca iktidar vekilleri tarafından “Yeniden görüşülmek üzere” geri çekildi. Ama herkes yeni yasama yılında aynı yasa teklifinin Meclise getirileceğini biliyordu. Ama gerek gazetecilik meslek örgütleri gerekse muhalefet partileri, iktidarın saldırısını püskürtmüş gibi, tabiri caizse yaz boyunca kulağının üstüne yattı.

Bu yüzden de şimdi bu “Yazı böyle geçirmiş” olmanın faturasını ekleyerek, çıkarılmış yasaya karşı mücadele etmek zorunda kalacağımız bir döneme girmiş bulunuyoruz.

“Sansür yasası”nın böyle çıkarılmış olmasının seçim sürecinin hararetinin yükseldiği bir döneme denk gelmiş olmasıyla birlikte ele alındığında; önümüzdeki dönem gazeteciler, siyasetçiler ve sosyal medyayı kullanan vatandaşlar başta olmak üzere bugünle karşılaştırıldığında çok daha fazla insanın cezalandırılarak toplumun sindirilmesinin amaçlandığı görülecektir.

Ama ülkemizde sansüre, otosansüre, baskıların envai türüne karşı mücadele konusunda medya, siyaset ve son yıllarda açıkça görüldüğü gibi çeşitli sosyal kesimlerden azımsanmayacak sayıda vatandaşların içinde olduğu güçlü bir damarın olduğu tartışmasızdır.  Bu yüzden de iktidarın bu yeni yasayla halkı susturması, sindirmesi hiç kolay olmayacaktır; hatta mümkün olmayacaktır.

Sıkıyönetimler ve OHAL’ler altında gerçekleri savunmayı başarmış olan Türkiye’nin dinamik güçlerinin bedeli neyse onu da ödeyerek, gerçeklerin üstünün örtülmesine izin vermeyen bir mücadele çizgisinde yürüyeceklerini söylemek bir hamaset ya da abartı değildir.

Bu yüzden de Erdoğan’ın tek adam yönetimi, bu sansür yasasından umduğu sonuçlara ulaşamayacak, bütün zorlukları aşan, aşarken de bilinci daha da keskinleşen demokrasi güçleri, halk güçleri, halk kazanacaktır!

Yorumlar (0)
GazetelerTümü