‘Post truth’ zamanlar…

Son on gündür Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) seçimleri nedeni ile hep birlikte nefes kesen bir süreci izliyoruz. Akşam bakıyoruz Davut Çetin kazanmış, sabah uyanıyoruz Ali Bahar. Öğlen tekrar Davut Çetin, ikindi vakti Ali Bahar.

Gündem 13.10.2022, 12:31
‘Post truth’ zamanlar…

Gazeteci Ali Taş, Gazete Grafiti'de  Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) seçimlerini kaleme aldı.  

Son on gündür Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) seçimleri nedeni ile hep birlikte nefes kesen bir süreci izliyoruz. Akşam bakıyoruz Davut Çetin kazanmış, sabah uyanıyoruz Ali Bahar. Öğlen tekrar Davut Çetin, ikindi vakti Ali Bahar.

Neyse ki, dün yargı son sözü söyledi ve Davut Çetin dedi. Gerçi Ali Bahar kararı Yüksek Seçim Kurulu’na taşıyacağını açıkladı ama sanırım süreç bitti ve Davut Çetin bir dönem daha başkanlığa devam edecek.

Konunun neden buralara geldiğini anlamaya çalışmadan önce, gelin isterseniz olgulara bakalım. Süreç açısından, önümüzdeki dönemlerde İletişim Fakültelerinde ders olarak okutulabilecek bir seçim yaşadık. Zira, ‘olgu’nun ‘algı’ ile değiştirilmeye çalışıldığı bir ay yaşandı. Daha afilli ifade olursak, ‘post truth’ (algı), ‘truth’ (olgu)ya galebe çalmaya çalıştı.

Süreç başladığında Davut Çetin geleneksel seçim sürecini işletirken; Ali Bahar, genel ya da yerel seçim süreçlerinde rastlayacağımız türden bir kampanyaya girişti. Davut Çetin tabanına, Ali Bahar Antalya kamuoyuna seslendi. Bu da Davut Çetin’i gelenekçi, Ali Bahar’ı ise vizyoner bir çizgi içinde görmemize neden oldu, ki Ali Bahar da bunu istiyordu.

Ardından ittifaklar devreye girdi ve burada şaşkınlıklar başladı. Davut Çetin’in arkasında öğrenciliğinden sıra arkadaşı Muhittin Böcek ile Menderes Türel vardı. Davut Çetin, yerel seçimlerin iki büyük rakibini kendi yanında birleştirmişti.

Ali Bahar sadece mali olarak değil, destek konusunda da çok zengindi. Bir tarafta Mustafa Yılmaz, diğer tarafta Çetin Osman Budak; bir tarafta Hakan Tütüncü, diğer tarafta Ümit Uysal, bunlara Semih Esen ve Turgay Genç ve diğerlerini de ekleyin. Kısacası Ali Bahar, normal zamanda yan yana olmayacağını düşündüğümüz isimleri etrafında toplamıştı.

Meclis seçimleri bitti ve bu aşamada ‘post truht’ devreye girdi. Önce Davut Çetin 66 oyla kazandığını açıkladı. Dakikalar sonra Ali Bahar aynı oyla kendisinin kazandığını belirtti. Ardından Ali Bahar, hem bir video hem de oy dağılımını gösteren bir çizelge ile kendisinin 52 – 51 önde olduğunu, kalan 14 oyun sonucu belirleyeceğini açıkladı. Meclis seçimleri ile meclisin kendi içerisinden başkanı seçeceği beş gün boyunca bu çekişmeler devam etti. Mecliste yapılan  başkan ve yönetim kurulunun seçimini Davut Çetin 59 – 58 kazandı. Tam arkamıza yaslanıp biraz soluklanmaya başlamıştık ki, geçtiğimiz pazartesi akşam saatlerinde Ali Bahar’ın listesinden yönetim kuruluna aday olan MÜSİAD Antalya Şube Başkanı Boğaçhan Göksu’nun itirazı ile İlçe Seçim Kurulu’nun, Davut Çetin’in oylarında şifreleme olduğu gerekçesi ile 59 oyun 56’sını iptal ettiği bilgisi, deyim yerinde ise, gündeme bomba gibi düştü.

Bunun üzerinde Davut Çetin’in yönetim kurulu listesinden yedi kişi İl Seçim Kurulu’na itiraz etti ve İl Seçim Kurulu itirazı haklı bularak İlçe Seçim Kurulu’nun kararını kaldırdı ve tekrar Davut Çetin başkan oldu.

Biliyorum uzun oldu ama süreci bütünlüklü olarak özetlemezsek, değerlendirme de eksik kalacaktı.

Peki, neden bunları yaşadık?

Herkesin, haklı olarak, ilk değerlendirmesi, yaklaşan genel seçim ve hemen arkasından gelecek olan yerel seçimlerin bunda etken olduğu yönünde. Adayları destekleyen isimlere baktığımızda da bunu rahatlıkla görebiliyoruz.

Ben biraz daha farklı değerlendirme yapmak istiyorum.

Antalya, belki de Türkiye tarihinde ilk defa, bir ülke ile bir kentin kabuk değiştirme dönemi çakıştı. Şöyle ki. Bir zamandır Antalya çevrelerinde, artık Antalya’da bazı değişikliklerin olacağı ve olması gerektiği, kartların yeniden karılacağı sohbetleri yapılıyordu. Bazı çevreler, bu dengelerin değişmesi gerektiği, Antalya siyasetinin yeni dengeler üzerinde kurulması gerektiği de konuşulanlar arasındaydı. Özetle deniyordu ki, Antalya’nın yeni bir denklem ve denge durumuna ihtiyacı var. İşte ATSO seçimleri, bu değişimin ilk çarpışma alanı oldu.

Bunun yanısıra, ülkede iktidar değişiyor. Başta sermaye olmak üzere, toplumun tüm kesimleri, kendisini bu iktidar değişme ya da değişememe durumuna göre ayarlamaya çalışıyor. Antalya bunun dışında kalamazdı. ATSO seçimleri, bu iktidar değişiminde ilk ara durak oldu. Bu gibi durumları ilerde başta partiler olmak üzere pek çok seçimde göreceğiz. Yani ATSO seçimleri iktidar değişiminde kendisini yeni gelen otobüs(ler)e atmak isteyenlerin ilk durağı oldu.

Bu nedenle ATSO seçimleri, bugüne kadar çeşitli mahfillerde dillendirilen, Antalya’nın önümüzdeki yıllarını belirleyecek olan sürecin, açıktan ilk mücadelesi oldu. Bu mücadele daha devam edecek ve biz daha çok ‘post truth’ süreçlere tanıklık edeceğiz.

Son olarak.

Davut Çetin’in seçimi kazanmasında başta gençlik kolları olmak üzere CHP tabanının büyük bir etkisi olduğu biliniyor. Buna karşılık, tavan diye tanımlayabileceğimiz CHP’li belediye başkanları Ali Bahar’ın arkasında toplandı. Biz bunu bir kenara not olarak alalım ama belediye başkanları, kurmayları ile bu konuyu etraflıca masaya yatırmalılar. Burada bir yanlış var.

Yorumlar (0)
GazetelerTümü