Nea Sao Paulo gemisine her yerden tepkiler sürüyor

İzmir Aliağa’da söküm işlemlerinin yapılması amacıyla Brezilya’dan yola çıkan Nea Sao Paulo isimli uçak gemisine taşıdığı yüksek asbest sebebiyle, tepkiler gösteriliyor.

Gündem 24.08.2022, 19:53 25.08.2022, 23:56
Nea Sao Paulo gemisine her yerden tepkiler sürüyor

İzmir Aliağa’da söküm işlemlerinin yapılması amacıyla Brezilya’dan yola çıkan Nea Sao Paulo isimli uçak gemisi, taşıdığı yüksek asbestle, başta İzmir ile tüm Türkiye’nin tepkisine neden oldu. Sadece gemi sökümünden kaynaklı olmayan asbest, oldukça yaygın, toksik, zehirli bir kimyasal madde. Hayatımızın birçok alanında kullanılıyor ve asbeste bağlı hastalıklar da bir halk sağlığı olarak hem bu konuyla ilgilenen kişilerin hem sağlık profesyonellerinin gündeminde.

Konuyla ilgili en son bugün birçok STK, meslek odaları ve barolar açıklama yaptı ve mahkemeye başvurdu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, "Gelen gemi falan değil, gemi olma özelliğini tamamen yitirmiş bir kargo geliyor. Bu kargo bir zehir kargosu, çöp kargosu. Öncelikle bunu iyi anlamamız lazım." dedi.

-Onur Metin medyaport.net için derledi-

Geminin kısa hikayesi ve Türkiye kamuoyunda gösterilen tepkiler şöyle:

Önce (1963) Fransız donanmasında Clemencau sınıfı uçak gemisi Foch olarak hizmet veren, daha sonra (2000) Fransa'nın şu andaki uçak gemisi Charles de Gaulle için Brezilya'ya tedarik edilmesinin ardından NAe Sao Paulo olarak isimlendirilen gemi, sürekli devam eden sorunları ve masrafları nedeniyle Kasım 2018'de resmen servis dışı bırakarak emekliye ayrıldı. Gemi, Mart 2021'de yaklaşık 1.92 milyon ABD Doları karşılığında satılmak üzere hurdaya ayrılmıştı. Gemiyi, SÖK Denizcilik A.Ş. 1 ay içinde satın aldı. 4 Ağustos 2022'ta sökümünün yapılması için Brezilya'dan Türkiye'ye İzmir'e doğru yola çıkan gemi, İzmirliler tarafından istenmiyor.

SÖK Denizcilik ve Ticaret A.Ş. tarafından İzmir Aliağa’da bulunan tesislerde sökülmesi planlanan nükleer uçak gemisi, firma tarafından 2021 Nisan ayında satın alındı. Bilim insanlarının söz konusu geminin söküm işlemleriyle ilgili yaptıkları uyarılara ve halk sağlığına vereceği muhtemel büyük zararlara değindikleri açıklamalara rağmen, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı geçen ay geminin Türkiye'ye getirilmesine izin vermişti.

Aliağa Çevre Platformu ALÇEP, 24 bin 200 ton ağırlığında, 265 metre uzunluğundaki gemiyi "Yüzen tehlikeli atık devi" olarak nitelendirmişti.

30 Temmuz 2022'de, Ege Çevre Platformu EGEÇEP, Foça Çevre Platformu FOÇEP, İzmir Yaşam Alanları ve Polen Ekoloji Platformu'nun da imza koyduğu ALÇEP'in ortak açıklamasında şöyle denmişti:

"On yıllardır kapalı bir kutu gibi işleyerek işçileri, çocukları, denizi, toprağı, havayı zehirleyen gemi sökümü sanayisinde onlarca Sao Paulo söküldü. Çok azını durdurabildik. Kanunu kullananlar, hızlı davranıp, sonrasında kazandığımız davalara konu radyoaktif ve zehirli gemileri sökmüşlerdi bile. Ama artık gemi sökümünün Aliağa'ya, İzmir'e, hurda metallerinin zehirli dumanlarının indiği tarım havzalarına verdiği geri dönüşsüz zararları, Türkiye'nin kat be kat üstündeki kanser oranlarını, üstü örtülen meslek hastalıklarını ve seri iş cinayetlerini kabul etmemek için birleşiyoruz. Karlar bir avuç şirkete, kalıcı hasarlar ekosisteme ve toplum sağlığına sistemini artık kabul etmiyoruz. Ekonomik büyüme ve istihdam dediğiniz karlarınızdır. Kaybettiğimiz sağlığımız, canlarımız, geleceğimizdir."

"Ne Sao Paulo gemisini ne de bu şekilde sökülen dünyanın ıskartaya çıkarılmış, gözden çıkarılmış tehlikeli atık dolu yüzlerce gemisini, ne de Aliağa'yı bir avuç şirketin karı için art arda yaptığı ağır kirletici sanayi yatırımlarını bu haliyle kabul etmiyoruz"

"Buradan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bir kez daha sesleniyoruz. Halka rağmen, konuyla ilgili ciddi uyarılarda bulunan bilim insanlarına rağmen verdiğiniz şartlı izini derhal iptal edin. Bu izinler geminin sökülmesi halinde zehirlere doğrudan maruz kalacak bizler için de yok hükmündedir. Bu gemi buraya gelemez. Gelmemesi için de tüm meşru mücadele yöntemleriyle karşısında duyacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Aliağa dünyanın çöplüğü değildir. Buna izin vermeyeceğiz."

ÇEVRE BAKANLIĞI TEHLİKELİ MADDE ENVANTERİ İSTEDİ AMA...

Kalan 2600 deniz mili yolu tamamlayarak 9 Eylül'de Aliağa'da olması beklenen gemi, Brezilya'dan yola çıktıktan 5 gün sonra, 9 Ağustos 2022 tarihinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, São Paulo’nun Tehlikeli Madde Envanteri’nin (IHM) Türkiye karasularına girmeden önce yeniden yapılmasını istedi.

Evrensel gazetesinden Ramis Sağlam'ın haberinde ismi geçen  Enver Yaser Küçükgül'ün iddiasına göre, São Paulo’nun IHM raporu bakanlık tarafından en az bir yıldır biliniyor. Küçükgül, "Gemi yasadışı olarak 4 Ağustos’ta limandan kaçarcasına ayrıldıktan 5 gün sonra bu yazıyı yazmanın anlamı ne? Bakanın gücü yetiyorsa Cebelitarık ve çevresindeki ülkelerle ilişkiye geçip, durdurma ve geri çevirme işini yapsın" dedi. Küçükgül: "Atlantik’in ortasını geçen gemiye IHM yanlışmış, yenisi yapılsın ne demek oluyor?” diyen Küçükgül, denizin ortasında bu işin yapılamayacağını ve oynanan oyunun senaryo gereği olduğunu söyledi. Küçükgül, "SÖK Denizcilik, 'Aliağa'ya gelip orada IHM raporunu yenileyelim' demeleri durumunda Bakanlık 'hay hay' diyecek ve yeni bir oldubitti ile karşılaşacağız” diye konuştu.

Akademisyen Aslı Odman ise, geminin durdurulduğu iddiasının doğru olmadığını ve geminin yola devam ettiğini söyledi. Odman, "Bakanlık yazıda, Brezilya Çevre Bakanlığı’ndan Brezilya karasularında yapılacak yeni bir Tehlikeli Madde Envanteri istemiş. SÖK Denizcilik bunu uluslararası karasularında yapamayacağı için Türkiye karasularında yapacağı için gemi yeni bir Tehlikeli Madde Envanteri yapıldığında gelmiş olacak. Süreci başından beri takip ediyoruz. São Paulo’yu çeken Hollandalı Alp Centre’den alınan sinyaller geminin Türkiye karasularına doğru tam yol ilerlediğini gösteriyor” dedi.

Odman, geminin neden Brezilya’da değil de Türkiye’de söküldüğünü ise "ittirildiği" olarak açıklıyor. Odman:

Bu gemi Fransız donanmasının 1960’ta inşaatı bitmiş en şanlı amiral gemilerinden biri. Fransız donanması tarafından nükleer testlerinde, Fransız Polinezyası’nda kullanmış. İkiz gemisi olan Clemenceu da aynı dönemde bir sene önce üretildi, tam da bu kampanya yapıldığı zaman. Bunu üreten, bundan faydalanan Fransa’nın Hindistan‘a bir de üzerine hurda çelik parası kazanarak ihraç etmemesi lazım diyerek Pasifik’ten geri döndürülmüştü. Geminin Fransa’da sökülmesi ve Fransız donanmasının tüm söküm masraflarını üstlenmesi için sürdürülen mücadele 2007’de kazanıldı. Sao Paulo için ilk sorumluluk Fransız donanmasında. Gemiyi 2000’de elden çıkarıyor ve Brezilya donanmasına satıyorlar. İkinci sorumluluk da bunun Türkiye’ye “ittirilmesinde” .

diyor.

STK'LAR YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İÇİN MAHKEMEYE BAŞVURDU

Gemiye ilişkin en sıcak gelişme ise, İzmir'de STK'lardan ve İzmir Büyükşehir Belediyesinden geldi. Sökümü için Brezilya'dan İzmir'e getirilmek üzere yola çıkan uçak gemisi NAe Sao Paulo için verilen izin işleminin yürütmesinin durdurulması talebiyle bugün (24 Austos 2022 tarihinde) mahkemeye başvuruldu.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na karşı açılan davanın 34 sayfalık dilekçesinde söküm işleminin Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Çevre Kanunu, Radyasyon Güvenliği Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu, Basel Sözleşmesi, İzmir Protokolü, Rio Bildirgesi ve diğer uluslararası antlaşmalara aykırılığına dikkat çekildi. Gemideki asbest, madeni yağlar, arsenik, kurşun, krom, bakır, çinko, civa, nikel ve kadminyum gibi ağır metallerin ve radyoaktif kirliliğin toplum ve çevre sağlığına olumsuz etkileri vurgulanan dilekçede, “Yaşam hakkına yönelik tehlikenin büyüklüğü ve sürecin geri döndürülemezliği de dikkate alınarak idarenin savunması alınmaksızın işlemin yürütmesinin durdurulmasına ve davanın esasına ilişkin işlemlerin daha sonra tamamlanmasına karar verilmelidir” denildi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz'ın da aralarında olduğu grup, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi önünde bir araya geldi.

İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığına iletilen dilekçede, "yaşam hakkına yönelik tehlikenin büyüklüğü ve sürecin geri döndürülemezliği" dikkate alınarak idarenin savunması alınmaksızın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünün izin işleminin yürütmesinin durdurulması" talep edildi.

Davacılar arasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK, Türkiye Barolar Birliği TBB, İzmir Barosu Başkanlığı, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TMMOB, Çevre Mühendisleri Odası ÇMO, Türk Tabipleri Birliği TTB, İzmir Tabip Odası, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfedarasyonu  KESK, siyasi partiler, dernekler ve çok sayıda kitle örgütü, EGEÇEP Derneği ile Foça ve Aliağa'da ikamet eden bazı kişiler yer aldı.

Mahkeme önündeki açıklamaları gösteren video İzmir'de 35 punto'dan.

Bunun için mahkemeye başvurduklarını belirten Tunç Soyer, "Gelen gemi falan değil, gemi olma özelliğini tamamen yitirmiş bir kargo geliyor. Bu kargo bir zehir kargosu, çöp kargosu. Öncelikle bunu iyi anlamamız lazım." dedi.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu:

Bugün emeğimizi, doğamızı, insana dair ne varsa her şeyi değersizleştiren düzene karşı buradayız. DİSK olarak burada dostlarımızla birlikte zehir gemisinin topraklarımıza, İzmir’e, ülkemize girmesini engellemek ve dur demek için buradayız. Rant uğruna işçi sağlığını, doğamızı yok sayarak bu geminin gelişine izin veriyorlar. Eğer o gemi su alırsa hepimiz batacağız diyorlar ya herkes bilsin yıllardır bu ülkede emeğimizi değersizleştirenlerin, doğamızı sermayeye peşkeş çekenlerin bu ülkenin tüm değerlerini yok sayanların gemisinde bir hiçbir zaman olmadık, olmayacağız. Onların zihniyetinin gemisidir bu. Bizim gemimiz İzmir’in özgürlük rüzgarı ile yol alan Ege sularında yürüyen yelkenlilerdir. Bu süreçte üzerimize düşeni yapacağız ama biliyoruz ki bizleri yok sayan her şeyi piyasaya açan düzen artık tüm dünya halklarının geleceğini tehdit ediyor. Emek temelinde yeni bir toplumsal düzeni inşa etmek için bugünden yarına daha fazla omuz omuza vererek mücadelemizi büyüteceğiz

KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil

20 yıldır biz bu ülkede bu iktidarın doğayı talanına şahitlik ediyoruz. bu da yetmiyor, bunlara sahip çıkanların cezalarla karşısında çıkıyor. Bu iktidar kadın düşmanı politikalarla her gün 3 kadının katledilmesinin suç ortaklığını yapıyor, bu iktidar sermayeye peşkeş çektiği ranta krizi derinleştirerek işçilerin ekmeğini her gün masasından çalıyor. Bu iktidarın hayata geçirdiği emek düşmanı politikaları aynı şekilde soluyacağımız doğamızı da sermayeye peşkeş çekerek gösteriyor. Son 16 yılda Türkiye katı atık ithalatında yüzde 196 artışla Avrupa birincisi. Yani çöplüğe çeviriyor bu ülkeyi. Bizim sözümüz kısa açık ve net. Birden fazla da olsa aynı kapıya çıkan tek tercih var. Çocuklarımızın ve bizlerin bugünü ve yarını için varolan tüm seçenekler o gemi gidecek ya da o gemi gidecek veya o gemi her türlü gidecek. Asla o geminin burada sökülmesine izin vermeyeceğiz

TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz

Bugün yine bir çevre felaketine, halk sağlığına yönelik tehditler içeren bir uygulamaya karşı yine mahkeme önündeyiz. Aliağa’ya sahip çıkmak için buradayız. Yaşamımıza sahip çıkmak için İzmir halkıyla sizlerle yan yanayız. Bu geminin sökümüne yönelik ilk anlaşma yapıldığı andan itibaren İzmir halkı çevre örgütleri ve meslek örgütleri olarak bir dizi açıklama yaptık. Ancak bu konunun kamu nezdindeki en büyük temsilcisi olan bakanlık bu konuda hazırladığımız raporları göz ardı ederek kulağını sadece söküm için anlaştığı firmaya dikti. Bakanlık süreci titizlikle takip ediyoruz diyor. Bu söküm uluslararası mevzuatlara uygun olacak diyorlar. Ama defalarca talep etmemize rağmen bunların hiçbirini ne bizlerle ne kamuoyuyla paylaşıyorlar. O savaş gemisinin nükleer denemelerde kullandığı yüksek oranda radyoaktif içerdiği, 600 ton asbest olmak üzere 1500 ton zararlı madde içerdiğine dair ciddi iddialar var. Ama bakanlık bunlara kulağını tıkıyor, firmanın beyanlarına güveniyor. Bu açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. Biz bu filmi defalarca izledik. Hızla tersanelere giriliyor, kimyasal atıklar ülkemize bırakılıyor. Mahkeme süreçleri dahil beklenmiyor. Bugün burada açtığımız davanın sonuçları beklenmeden Türkiye bu geminin sökülmesine asla izin vermemelidir. Gerçek olan tek şey bu geminin ölüm gemisi olduğudur. Türkiye’de gemi söküm sektörün sicili bozuktur. Türkiye’de gemi söküm işletmeleri bir merdiven altı şeklinde çalışmaktadır, bakanlık gerekli denetimleri yapmamaktadır. Bu ülkeyi seven insanlar olarak artık bıktık, bu ülkenin çöplük haline getirilmesine yönelik girişimlerden bıktık. Buna asla izin vermeyeceğiz. O gemi mutlaka gidecek. Brezilya mahkemeleri geminin limandan çıkmasını engelleyen bir karar aldı, ona rağmen geliyor. Adli makamlara sesleniyorum; o gemi Türkiye’ye sokulmamalıdır. Herkesi bu mücadeleye destek vermeye çağırıyorum. O gemi hangi ülkede yapıldı ve kullanıldıysa imha edilmelidir

Türk Tabipleri Birliği MK üyesi Nursel Şahin

Bir ölüm gemisi geliyor. Tüm uyarılara rağmen ölüm gemisi brezilyadan yola çıktı. Bu geminin söküm işlerini alan şirket henüz ihaleye girdiğinde geminin zehir envanterini bile yeterince incelememişti. Bakan da bizimle asbestin miktarını tartışıyor. 900 ton 9 ton tartışmalarına gerek yok 9 gram asbeste bile karşıyız. Asbest lifleri ile karşılaştığınızda belki 40 yıl sonra bile kansere yakalanacağımızı biliyoruz gemi sökümlerinin şeffaf olmadığını biliyoruz. Denizde yapılacak bu söküm. Besin zincirlerimize ve havamıza karışarak insanlarımıza gelecek. Doğaya da inanılmaz bir tahribat yaratacak. Bu gemide sadece asbest yok. ağır metaller, gazlar, boyalar, nükleer serpintiler var. Bunların numuneleri gerekli miktarda alınıp bize bildirilmemiş durumda. İnsan sağlığı, çocuklarımız ve gebelerimiz için son derece tehlikeli. Bu gemide yüz binlerce metre kablo olduğunu söyleniyor hem kurşun hem plastik kirliliği demek bu. Uranyum ile kamplı ve nükleer denemelerin yapıldığı bir gemiden söz ediyoruz. Gemi söküm şirketini umurunda değil bu, tıpkı iktidarın da olmadığı gibi. Hep birlikte bu gemiyi durduracağımıza inanıyoruz

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan

Aslında bugün bir dava açtık buna ilişkin teknik detayları paylaşmak gerekirdi ama başka bir unsurdan başlamak istiyorum. Burada gördüğüm çok farklı bir mücadele var. En başta kadınlar bu ülkenin doğasına sahip çıkmak için mücadele ediyorlar. Emek ve demokrasi örgütleri, sendikalar, STK’lar bu ülkenin doğal güzelliklerinin ranta kurban edilmemesi için mücadele ediyor. Bu ülkeye yapılan en büyük ihanetlerden biriyle karşı karşıyayız. Tedbir kararına rağmen ülkeye sokulmaya çalışılan bir geminin tüm insanlarının sağlığına yönelik çok olumsuz unsurlara rağmen rant uğruna bunun gerçekleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bizler bu suça ortak olmayacak. O gemi bu sulardan çıkana kadar mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceğiz

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer

Bu şehre hep birlikte sahip çıkmanın gururunu yaşıyorum. Biz ölüm gemisi diyoruz, toksik gemi diyoruz ama düzeltmeye ihtiyaç var aslında. Gelen gemi falan değil. Gemi olma özelliğini tamamen yitirmiş bir kargo geliyor. Zehir, çöp kargosu... Gelen binlerce tonluk bir çöp, zehir. Öncelikle bunu anlamamız lazım. Bu sabah 850 kardeşimizi İzmir’den Afyon’a yolcu ettik. Atatürk’ün ve ordumuzun yürüdüğü güzergahı yürüyecekler. Çünkü bugün büyük zaferin başladığı ilk gün. Emperyalist şimdi zehirleriyle, çöpleriyle işgal ediyor ülkeleri ama geçit yok. Emperyalizme, faşizme İzmir geçit vermeyecek. Geldikleri gibi geri göndereceğiz. Çünkü bu vatanı bize emanet edenler kanlarıyla, canlarıyla, özgürlüğün, barışın ve cumhuriyetin bedelini ödediler. Bir belediye başkanının asli görevi şehrini korumaktır. Diğer vazifeler sonra gelir. Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak söz veriyorum. Son nefesime kadar İzmir’in ağacını, denizini, Aliağa’sını korumak için canla başka çalışacağım. O gemiyi hep birlikte buradan geldiği gibi geri göndereceğiz

açıklamalarında bulundu.

HDP: NÜKLEER UÇAK GEMİSİNİN TÜRKİYE'YE GELMESİ, ULUSLARARASI ANLAŞMALARA DA AYKIRI

HDP Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüleri Feleknas Uca ve Hişyar Özsoy, aralarında Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu'ndaki şahıslar ile siyasi partiler, çevre örgütleri ile büyükelçiliklerin de bulunduğu birçok kurum, örgüt ve şahsiyete bir mektup yollayarak, bünyesinde tehlikeli madde barındıran Nae Sao Paulo gemisinin durdurulması için acil harekete geçme çağrısında bulundu.

Gemi bünyesinde çok miktarda asbest, PCB ve zehirli boya gibi tehlikeli madde bulunduğu ve bunun telafisi imkansız felaketlere yol açacağı belirtilerek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tüm tepkilere rağmen geminin sökülmesi için 30 Mayıs'ta izin verdiği dile getirildi.

Mektupta ayrıca nükleer uçak gemisinin parçalanmak üzere Türkiye’ye hareketinin, Barselona Sözleşmesi'nin 1996 İzmir Protokolü'nü ve Basel Sözleşmesi'ni ihlal ettiği için yasa dışı olduğunun altı çizildi. Geminin sökülmesiyle açığa çıkabilecek radyoaktivite ve asbest gibi zararlı maddelerin hem insan sağlığına hem de çevreye geri dönüşü olmayan zararlar verebileceği yönünde uyarıda bulunuldu.

KARŞIYAKA: ASBESTLİ GEMİYE HAYIR

İzmir Sanat Eğitim Kültür Merkezi Derneği (İSKEM) ve Karşıyaka Genç İş İnsanları Derneği (KAGİAD) tarafından, geçtiğimiz hafta sonunda Karşıyaka Belediyesi’nin katkılarıyla “Asbestli Gemiyi İstemiyoruz” farkındalık konseri düzenlendi. Aliağa'da sökümüne itiraz edilen ve Eylül ayı içerisinde İzmir'de olması öngörülen Nae São Paulo adlı nükleer uçak gemisinin gelişini protesto etmek amacıyla çarşı girişinde düzenlenen konsere Karşıyakalılar büyük destek verdi. Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Karşıyaka Genç İş İnsanları Derneği Başkanı Burak Filiz, İSKEM üyeleri, Karşıyaka Genç İş İnsanları Derneği üyeleri ve çevrecilerin katıldığı konserde, İsmail Erkan’ın sunumuyla İSKEM korosu eserlerini seslendirdi. Etkinlikte birçok dernek ve sivil toplum kuruluşu, asbestli gemiye karşı mesaj verdi.

Gemi Ağzına Kadar Zehir Dolu

Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, asbestli gemi ile ilgili yaşanan durumu vatandaşlara şöyle aktardı: “Bugün 18 Ağustos, tahminen 30 Eylül civarında İzmir’e Aliağa’ya gemi sökümü için gelecek olan bir geminin gelmesini istemediğimizi burada herkesin huzurunda ifade etmek için, Karşıyakalılar olarak, Karşıyaka Çarşı’nın girişinde bu etkinliği yapıyoruz. Kendimizi bu konuda ses çıkartmak ve itiraz etmek zorunda hissediyoruz. Çünkü çok açık bir yalan söyleniyor, insan sağlığı düşmanlığı yapılıyor, Türkiye’mize, insanlarımıza çok büyük bir kötülük yapmak için bir şeyler gerçekleşiyor. Bu ya da benzeri durumlarda insanlarımızı, olaya hakimiyetini kaybettiren şey konuyla ilgili doğru bilgi sahibi olmamak. Size bu konunun ne olduğunu kısaca anlatmak istiyorum. Özet olarak şöyle bir durum yaşıyoruz; Fransa bir tarihte iki tane uçak gemisi yapıyor, bunlar ikiz uçak gemileri. Ömürlerini dolduran bu uçak gemilerini parçalayıp yok etmek istiyorlar. Bir süre önce bunlardan bir tanesi için parçalama işlemini Avrupa’da yapmaya kalktıklarında bütün Avrupa ayağa kalkıyor. Bu geminin içinde 760 ton asbest olduğu için, asbest dışında da birçok tehlikeli maddeyi içerdiği için bunun sökümünün ancak çok çok özel şartlarda gerçekleşebileceği başka türlü yapılırsa on binlerce belki yüz binlerce insanın ölümüne, kanser olmasına neden olabilecek bir çevre sorunu, halk sağlığı sorunu yaratacağı söyleniyor. Bu ilk söküm için ortaya atılan gemi uzun tartışmalardan sonra bir yerde bir şekilde sökülüyor ve kesin olarak anlaşılıyor ki 760 ton asbest var. Bu Türkiye’de olan bir şey değil, dünyanın bir yerinde yapıyorlar bunu. Bunun ikizi olan gemiyi, Fransa birinciden ağzı yandığı için Brezilya’ya veriyor, siz kullanın diyor. Onlar da bazı nükleer denemelerde de kullanıyorlar bir 4-5 sene kadar. Sonra bakıyorlar ki bu gemi işe yaramaz, onlar da sökülmesi için bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Fransa Avrupa Birliği kanunlarına tabi olduğu için bu geminin sökümü ile ilgili çok ağır şartlara maruz kaldığı için her yerde söktüremiyor ama Brezilya’nın böyle bir şeyi yok. Onların elleri daha rahat, Avrupa Birliği üyesi olmadığı için. Bunun sökümü içini haleye çıkıyorlar, bir tek firma giriyor, o da maalesef İzmir Aliağa’dan bir gemi söküm firması. Sadece tek bir firma, çok da ucuz bir paraya alıyor bunun ihalesini. Soruluyor, neden başka bir firma girmedi? Cevabı basit ve bütün dünyadaki çevreciler biliyor 'Çünkü bu gemi ağzına kadar zehir dolu.' Bu geminin sökümü çok tehlikeli, eğer tamamen kapalı bir ortamda bu söküm yapılmazsa, gerekli önlemler alınmazsa ki bunların hepsi çok pahalı işler, o zaman bu gemiden çıkacak bütün o toksik zehirli maddeler en tehlikelisi de asbest, insanları hasta edecek, insanları kanser yapacak, insanları öldürecek. Bu size söylediğim şey bilimsel bir gerçek. Sizler biliyorsunuz, ben bir tıp doktoruyum. Asbest dediğimiz madde, akciğer kanseri yapar, yüzde 100 yapar. Ama kiminde 1 ayda, kiminde 20, 30 senede yapar. Bu geminin Türkiye’de bir firma ile anlaştığı belirlendikten sonra Brezilya’daki ve dünyadaki çevreciler ayağa kalkıyorlar, bu gemi asla Aliağa’da Türkiye’de uygunsuz şartlarda sökülemez, oradaki insanların, işçilerin, Aliağalıların, yüz binlerce insanın milyonlarca insanın hayatı bu şekilde riske atılamaz diyorlar ve mahkemeye veriyorlar. Brezilya mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı alıyor. Bu gemi Brezilya’dan çıkmayacak, Türkiye’ye gitmeyecek ve orada sökülmeyecek. Bu çevre sağlığı ve insan sağlığı açısından doğru değildir diyor. Bunu Brezilya’nın mahkemesi diyor. Bu mahkeme kararı açıklandıktan bir gün sonra Türkiye’den bir firma kaçak olarak gemiyi gizlice uluslararası kara sularına çıkarıyorlar. Uluslararası kara sularına çıktığı andan itibaren Brezilya mahkemesinin kararı geçersiz hale geliyor, o gemi yola çıktı, o gün bugündür yolda; İzmir’e doğru Aliağa’ya doğru geliyor.”

“Yalanlara İnanmıyoruz”

Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay sözlerine şöyle devam etti: “Aliağa’ya gidip gemi söküm tesislerini görmelisiniz. Herkesin vatandaş olarak bunu yapması gerekiyor, daha fazla bilgi sahibi olmalısınız. Normalde en fazla 7-8 tane tesisin kurulabileceği bir deniz kıyısına 22 tane gemi söküm tesisi kurulmuş, Hepsini TOKİ onlara kiralamış ve çok ucuz bir fiyata kullandırıyor. Her gemi sökümünde deniz zehirleniyor, toprak, hava, oradaki işçiler zehirleniyor, ölenler oluyor. Böyle bir felaket yaşarken şunu düşünüyoruz; Devletimiz insanının sağlığını düşünmüyor. Bizlerin zehirlenmesi, kanser olması, toprağımızın, havamızın kirlenmesi umurlarında değil. Eğer umurlarında olsaydı böyle bir şeye asla izin vermezlerdi. Bakanımız çıkıyor açıklama yapıyor diyor ki 'Bunun ikiz gemisinde 760 ton asbest var ama buna baktırdık biz bunda sadece 9 ton asbest var.' Şimdi bunun hiçbir şekilde mantığı yok ama diyor ki biz bunun ölçümünü yaptırdık baktırdık diyor, raporu var elimizde diyor, 9 ton asbest var diyor. Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bu konuyu konuştuk, o raporu gören var mı dedik, o raporu sadece Büyükşehir Belediye Başkanımıza bir toplantıda göstermişler. Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer dedi ki, 'O raporda şu yazıyor; o raporu veren firma biz bu geminin sadece yüzde 12’sini inceledik ve sadece %12’sinde 9 ton asbest var, geriye kalanını incelemedik.' Yüzde 88’ini incelememiş ve üstelik firma diyor ki, 'Bizim burada verdiğimiz rakamın kesin doğru olduğunu da garanti edemeyiz' diyor. İnceleyen firmanın verdiği raporda bu yazıyor. Bu nasıl bir iştir, nasıl bir şeydir. Alenen bize yalan söyleniyor. Sanki bütün gemiye bakılmış, sanki hepsi incelenmiş de 9 ton varmış gibi söyleniyor. Sadece yüzde 12’sine bakılmış ve üstelik sonucunun garanti olmadığını da söylüyor. Bu şartlarda bize gelen bu geminin hastalık yapmadığına dair Aliağa’dan bu gemi sökümcülerinin temsilcisi olan birisi açıklama yapıyor diyor ki 'Ben biliyorum, kesinlikle zararlı değil' diyor, bunu diyen kişi eski başbakanlarımızdan birinin oğlunun ortağı, beraber fotoğrafları var, beraber ortak olduklarına dair kanıtlar var, maalesef bu şekilde hepimiz istismar ediliyoruz. Yalan söyleniyor. 30 Eylül’de o gemi buraya geldiği gün, eğer o gemi söküm tesisinde sökülürse o gün orada buna izin verirse İzmirliler, Türk insanı, sizler, bizler izin verirsek, emin olun bize söylenen bu kadar yalana kanmış, zehirlenmeyi göze almayı önemsememiş, cahil bir milletten başka bir şey olmadığımız düşünülür. Biz bu muyuz? Lütfen sesinizi öyle yüksek çıkarın ki herkes duysun. Biz cahil insanlar değiliz, bize söylenen yalanlara inanmıyoruz, inanmayacaksınız, herkes herkese doğruyu anlatacak ve o gemi geldiği gibi defolup buradan gidecek, sizlerin sayesinde, bu duyarlı insanların sayesinde.”

Etkinlikte konuşan Karşıyaka Belediye Başkan Yardımcısı Saadet Çağlın, Nae Sao Paulo gemisinin Türkiye’de sökülmesinin çevre felaketine neden olacağını belirterek şunları kaydetti: “Öncelikle bu konuda farkındalık yaratmak, bu konuya dikkat çekmek için yapılan bu etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ederim. Geminin bakanlık tarafından ithalat izni verildiği Mayıs ayından bugüne bütün dünya alarmda. Oradan çıkmaması için tüm dünya bütün yetkilileriyle, bütün kurumlarıyla alarm halinde ülkemizi ve Brezilya Hükümeti’ni uyardı ama ne yazık ki gemi 5 Eylül’de yola çıktı. Nae Sao Paulo, dünyanın dört bir yanından çevre, insan hakları ve işçi örgütlerinin çığlığını duymayarak ihtiyati tedbir ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Brezilya’dan yola çıktı. 9-10 Eylül’de Türkiye karasularında olması bekleniyor.”

“Birlikte Hayır Demeliyiz”

Geminin taşıdığı zehirli ve tehlikeli maddelerin su, hava ve toprağa karışarak büyük zararlara neden olacağını vurgulayan Çağlın, şöyle devam etti: “Tüm kanserojen zehirler aylar süren sökümü sırasında öncelikle çalışan emekçi arkadaşlarımıza; sonrasında ise asbest tozlarıyla, zehirli gazlarıyla toplumsal yaşama karışıp tehlikeli kimyasallarını denize, toprağa, yeraltı sularına karıştırıp kirleterek İzmir’e ve İzmirli’ye çevre felaketi yaşatarak parçalanacak. Bu ticaretin tarafları para kazanacak; biz bedelini sağlığımızı, çevremizi kaybederek ödeyeceğiz. Söküm Aliağa’da olabilir ama bizden uzakta diyemeyiz; zehirler havayla, suyla taşınıyor. Bu her yeri, her alanı etkiliyor. Havamızı, suyumuzu, gıdamızı korumalıyız. Bu gemiyi durduracak kuvvet bizim hep birlikte ‘Hayır’ dememizden geçiyor. İzmir dünyanın çöplüğü değildir.”

Karşıyaka İş İnsanları Derneği Başkanı Burak Filiz ise konuşmasında “Başkanımız çok güzel bir şekilde özetledi. Gemiler sökülecek diye ciğerlerimiz de sökülmesin umarım farkındalığı yaratmış oluruz” dedi.

--

Yorumlar (0)
13
parçalı az bulutlu