“Kader kaleminin cızırtıları”

Cumhurbaşkanı istediği kadar “kader planından” söz etsin, bu kazanın önlenebilir bir kaza olduğu gerçeğini değiştirmeye gücü yetmez. Ölen işçilerin yakınlarının yüreklerini soğutmak için onlardan “şehit” diye söz edilmesi de bu gerçeği değiştirmiyor.

Gündem 17.10.2022, 09:30
“Kader kaleminin cızırtıları”

Gazeteci Mehmet. Y. Yılmaz, T24'te, Erdoğan'ın Bartın faciasının ardından sarf ettiği "kader" sözleri üzerine yazdı: 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın’daki kazanın ardından “birileri bununla dalga geçebilir ama” dedi ve birilerinin dalga geçme olasılığı olan şeyi açıkladı:

“Biz kader planına inanmış insanlarız. Kader planına da inandığımız için bunun ne dünü ne bugünü ne de yarını hiçbir zaman ne yapmayacaktır? Olmayacaktır. Bunlar her zaman olacaktır. Bunu da bilmemiz lazım.”

Ortada dalga geçecek bir konu göremedim.

41 işçi, zamanında alınacak tedbirlerle kolayca önlenebilecek bir kaza nedeniyle hayatını kaybetmiş, memleketin Cumhurbaşkanı’nın yaptığına bakın.

Bir kez daha inançlar üzerinden insanların arasına nifak sokma peşinde! Kadere inananlar ve kadere inanmayıp, dalga geçenler!

Kalbi nasıl böylesine nefret ve öfkeyle dolduruldu, insan hayret ediyor.

Öte yandan bu konuda sahip olduğu bilgilerin son derece kulaktan dolma olduğu da anlaşılıyor.

Gerçekten konuya vakıf olsaydı başı sonu olmayan şu cümleyi kurmazdı:

“Kader planına da inandığımız için bunun ne dünü ne bugünü ne de yarını hiçbir zaman ne yapmayacaktır? Olmayacaktır. Bunlar her zaman olacaktır.”

Peygamber’in miraçta “kader kaleminin cızırtılarını” işittiğini belli ki imam hatipte okutmuşlar ama daha ilerisine geçememiş.

İnançların tartışılabilmesi mümkün değil tabii.

Kim bilir belki de Cumhurbaşkanı’nın Bartın ziyaretinde, Soma’daki gibi bazı insanların dayak yemesi, tekmelenmesi filan söz konusu olmadı diye sevinmeliyiz, bir gelişme belirtisi var diye!

Cumhurbaşkanı istediği kadar “kader planından” söz etsin, bu kazanın önlenebilir bir kaza olduğu gerçeğini değiştirmeye gücü yetmez.

Bu kaza yeterli önlem alınsaydı önlenebilirdi.

Önlenebilecek bir kaza sonucu ölen işçilerin yakınlarının yüreklerini soğutmak için onlardan “şehit” diye söz edilmesi de bu gerçeği değiştirmiyor.

41 işçi öldü, çünkü Sayıştay’ın ifadesiyle madende her kademede yetersiz işçi sayısı ile üretim yapılıyordu. Şirketin karını arttırma hırsı, idarenin buna göz yummasıyla bu sonucu verdi.

Sayıştay raporundan bir alıntı: “İhale bittikten sonra ihale şartlarında değişiklik yapılarak ihale şartlarında ve sözleşmede yer almayan bir imkânın işletmeciye tanınmasının rödovansçıya haksız çıkar sağladığı ve bu hususların hukuka aykırı olduğu da aşikardır.”

Sayıştay’ın söyleyemediğini de ben sorayım: Şirkete bu haksız kazanç olanağını yaratan yöneticiler, kazancın ne kadarına ortaktı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amasra’daki kazanın ardından yayınladığı sosyal medya mesajında şunu söyledi:

“Adli makamlarımız canımızı, ciğerimizi yakan bu elim hadiseyi tüm boyutlarıyla soruşturacak, en ufak bir ihmali dahi karşılıksız bırakmayacaktır.”

Türkiye’de yaşamasak ve Erdoğan’ı tanımasak derdik ki “tamam”, kader filan diye vatandaşları teselli ediyor ama olayın aslında görevi ihmalden kaynaklandığının farkında, hukuk yoluyla bunların hesabı sorulacak.

Ama bu ülkede yaşıyoruz, Erdoğan’ı da geçtiğimiz 20 yıl içinde tanıdık sayılır.

Soma’daki kazanın ardından şunu söylemişti:

“Bu kaza en ince ayrıntılarına kadar araştırılacak. Hiçbir ihmalin göz ardı edilmesine izin vermeyiz. Olay aydınlatacak ve kamuoyunun tatmin olacağı adımlar atılacak. Önce yaraları saracağız ve tabii ki yasımızı da tutacağız. Ardından bu acıyı tüm boyutlarıyla konuşacağız ve gerekeni yapacağız.”

Türkiye’de böyle durumlarda hesap sorulmuyor çünkü hesap sorma bahsinin kaçınılmaz olarak ucunun dokunacağı yer ülkeyi yöneten hükümetlerdir.

Onun için de böyle kazalardan sonra bol keseden hesap sorma nutukları atmak ama sonra işi unutulmaya terk etmek, bir tür resmi devlet politikası bile sayılır.

Onun için madeni yöneten şirketin de onu denetlemesi gereken devlet görevlilerinin ve her düzeyden yetkilinin içi rahat olsun.

Siz bakmayın Cumhurbaşkanı’nın böyle mesajlar attığına.

Söylemesi gerekenleri söylüyor, yapması gerekenleri yapmıyor; paniğe gerek yok!

Yorumlar (0)