İstanbul Sözleşmesi Danıştay'da: Söz bitti

Kadınlar İstanbul Sözleşmesi için yeniden Danıştay'da: 'Söz bitti hukukun bitip bitmediğini yargıçlar gösterecek'

Gündem 07.06.2022, 17:25
İstanbul Sözleşmesi Danıştay'da: Söz bitti

Burcu Yıldırım / MedyaPort

İstanbul Sözleşmesinden çekilme kararının iptal edilmesi için Danıştay’da açılan davalar görüldü. Siyasi partilerin ve baroların arasında bulunduğu 15 davanın duruşması Danıştay 10. dairesinde kadınların yoğun katılımı ile devam etti. Duruşmada heyetten, yetkilerini kamu adına kullanmaları istenerek kadınların geleceği ve Türkiye’nin geleceğinin sorumluluğu hatırlatıldı. TBB Başkan Yardımcısı Sibel Suiçmez, mahkeme heyetine "Sözün bittiği yerdeyiz de hukukun bittiği yerde olup olmadığını siz değerli yargıçlar göstecek. Korkuyu ancak umut ortadan kaldırabilir. Tam bu noktada sizden umut olmanızı bekliyoruz. O yüzden sizden 'Ankara’da Danıştay var' dedirtecek iptal kararını bekliyoruz" dedi


KATLEDİLEN KADINLARIN AİLELERİ GELDİ
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey Erden savunmasında öldürülen kadınları kısa hikayeleri ile anlattı. Erden, öldürülen 20 kadının ailesi ile geldiklerini ifade ederek “İzmir’de kızı Gizem Filiz öldürülen anne, Bahriye Filiz bugün burada. Öldürülen Remziye Tüysüz’ün kardeşi Mutlu burada. Öldürülen Fatma Hülya Yıldız, kocasından kaçtı, çocukları ile yaşıyordu. Ama kocası koruma kararına rağmen evi bastı Fatma’yı öldürdü. Abisi Ekrem bey burada" dedi.

‘HER AN KORKUYORUZ TETİKTEYİZ'
Yaşamlarını savunmak için Danıştay’da olduklarını söyleyen avukat Özge Yücel, “Bu idari işlem sakattır ve ayrımcı bir uygulamadır. Biz kadınlar korkuyoruz, tetikteyiz her an. Bazı yargı mensupları  ‘O saatte orada ne işi vardı’ sorusu sorabiliyor. Cezalar arttırıldı, kapsam genişletildi ama ağza bir parmak bal çalmaktan başka bir şey değil bu. Biz vicdanınıza güveniyoruz. Bu mücadele için İstanbul Sözleşmesinin büyük değeri var” diye konuştu.

‘ŞU AN GÖREV SİZDE'
Okuma yazma bilen her kadının İstanbul Sözleşmesi'nin feshi tartışmalarıyla kanun maddelerini öğrenmeye başladığını ifade eden ve Anayasa’nın 90. Maddesi’ni hatırlatan Avukat Hülya Gülbahar, “Uluslararası sözleşmelerin Meclis onayı ile yürürlükten kaldırılabililir. Kanunu ancak kanunla değiştirebiliriz. Biz burada uluslararası anlaşmaları savunuyoruz ama asıl olarak anayasamızı savunuyoruz. Avrupa Konseyi’nin Lanzarote Sözleşmesi'ni de hedefe koyuyorlar. Bu sözleşmenin tam adı çocukların istismardan korunması sözleşmesidir. Biz Türkiye kadın hareketi olarak İstanbul Sözleşmesi’ni de savunuyoruz bu sözleşmeyi de savunuyoruz. Bu heyetin tarihsel bir hukuki sorumluluğu var
Kadınlar ellerinden geleni yapıyor. Türkiye’nin anayasasının hukukun korunması için elinden geleni yapıyor, yapıyoruz. Ama şu an görev sizde, sizin bu iptal kararını iptal etmesini istiyoruz” dedi.

'MİLYONLARCA KADIN ADINA VİCDANLI OLMANIZI BEKLİYORUM'
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da “Türkiye’yi sözleşmeyi imzalamaya götüren süreçte esas olay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2002 tarihinde verdiği Nahide Opuz kararıdır. Opuz davasında AİHM, Türkiye’yi yaşam hakkını koruyamadığı için mahkûm etmiştir.  İstanbul Sözleşmesi, erkek şiddetine karşı mücadelenin yollarını adım adım örmüş temel bir sözleşmedir. Kapsadığı kesimlerin din, dil, ırk farklılıklarından dolayı mağdur edilmemesini esas alır. Bu esasın önemini daha önce maalesef Fatma Altınmakas davasında gördük. Evli olduğu erkek tarafından katledilen Fatma’nın Türkçe bilmediği için jandarma karakolunda kendisini ifade edemediği ortaya çıkmıştı. Bugün ülkede Türkçe bilmeyen belki milyonlarca kadın bulunmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nin devleti sorumlu kıldığı tercüme konusu hayati bir önem kazanmaktadır” diye konuştu. Buldan, şöyle devam etti: "İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya da, etkin bir şekilde uygulanıncaya kadar mücadele etmeye de devam edeceğiz. Ortak kadın mücadelemiz engellenemez, durdurulamaz.  Bugün belki de tarihi bir karar vereceksiniz. Bu vereceğiniz kararla Türkiye’nin vicdanına öyle bir imza atın ki, ileride sizden vicdanlı yargıçlar olarak bahsedilsin. Türkiye'deki milyonlarca kadın adına sizden sadece vicdanlı olmanızı talep ediyorum.”

'BİZ BU 20 YILI SEVMİYORUZ'
Yasaların sokakta yazıldığına dikkat çeken Şenal Sarıhan, "İstanbul Sözleşmesi de kadınların sokakta yazdığı sözleşmelerden biridir. Asıl sahne Danıştay’ın önünde. Sizinle kürsüde oturan tek kadın arkadaşımızın olması eşitsizliğin görünen yüzü. Kadınlar hep direndi, seslerini yükseltmeye çalıştılar. Ancak biz bu 20 yılı sevmiyoruz. Kadınların haklarını savunmadığı, hatta giderek elimizden aldığı için son 20 yılı sevmiyoruz. Ben vicdanınıza sorarken; çok sevdiğiniz kızınızı, eşinizi, annenizi anımsayarak karar vermenizi talep ediyorum”dedi.

'ELİNİZDEKİ YETKİYİ KAMU ADINA KULLANACAĞINI UMUT EDİYORUM'
İstanbul Sözleşmesi'nin sadece kadı lar değil Türkiye açısından kritik bir aşama olduğunu vurgulayan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Anayasal yargı bağımsızlığı ayaklar altına alınmış durumda. Size anayasal sorumluluğunuzu hatırlatmak üzere buradayım. Tek adamın ben bu kanunu yürürlükten kaldırdım demesi, bizim yemin metinlerimizle çelişmektedir. Egemenliğin millete ait olduğunu hatırlatmak istedim.
Kadın cinayetlerini sıfırlayamamış ama azaltmış olan bir sözleşmenin kaldırılması sürecindeyiz. Gün gelir cumhurbaşkanları değişir, yürütme yetkisini eline almış kişilere yetki veremeyiz. Uluslararası anlaşmaların bazılarının tartışmaya açılması beka sorunudur. Yüce mahkemenin burada vereceği karar sadece İstanbul Sözleşmesi’ne dair değildir. Eğer bu Sözleşme’den çıkılırsa arkasından başka düzenlemeler gelecek. İşte o zaman asıl kıyamet kopacak. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, elinizdeki yetkiyi, kamu adına, kadınlar adına karara bağlayacağınızı ümit ediyorum” diye konuştu.

'YAŞAM İLE ÖŞÜM ARASINDA BİR KARAR'
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ise "Buradaki arkadaşlarıma sorsam, yolda yürürken arkanızda ayak sesi duyduğunuzda tedirgin olmayan var mı? Herhalde bir kişi bile elini kaldırmaz.
Vereceğiniz karar kadınların yaşam hakkını savunmak ile ölüm arasında bir karardır. Vereceğiniz karar hukukun üstünlüğü ile üstünlerin hukuku arasında bir karardır. Vereceğiniz karar 42 milyon kadın ve 42 milyon erkeğin özgürce yaşayabilmesi ile tek adamın belirlediği kurallar içinde yaşamasını belirlediği bir karardır” dedi.

'KARANLIĞA BİR IŞIK YAKIN'
"Dönemin başbakanı İstanbul Sözleşmesi'nin diğer ülkelerde de uygulanması için öncü olacağını söylemişti" diyen avukat Selin Nakipoğlu bunların hiçbirinin uygulanmadığı gibi bir gecede Türkiye'nin sözleşmeden imzasını çektiğini söyledi. Nakipoğlu, "Sözleşme, adı istismar vakasına karışan vakıflar tarafından dahi hedef gösterildi. Ta ki sizin vereceğiniz ve umut ettiğimiz karara kadar. Bu karar, tarihin kara sayfalarında bekliyor. Sözleşmeden ayrılalım diyenlerin sayısı sadece yüzde 7. Ya biz, yüzde. 93 ne olacak? Karanlığa bir ışık yakın bizim bu ışığa çok ihtiyacımız var"diye konuştu.

'SİZDEN UMUT OLMANIZI BEKLİYORUZ'
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı Sibel Suiçmez: "Artık sözün bittiği yerdeyiz de hukukun da mı bittiği yerdeyiz? Hukukun bittiği yerde olup olmadığını siz değerli yargıçlar göstecek, o yüzden çok şey mi bekliyoruz? Korkuyu ancak umut ortadan kaldırabilir. O nedenle alanla alanda mücadele eden biz kadın hakları savucuları korkmuyoruz, biat etmiyoruz. Umut olmak için burdayız. Tam bu noktada sizden umut olmanızı bekliyoruz. Biz buradan bakınca sizi, siyasi idarenin temsilcisi değil bağımsız yüksek bir mahkeme görüyoruz.  O yüzden sizden 'Ankara’da Danıştay var' dedirtecek iptal kararını bekliyoruz" diye konuştu.

'BİZE GÖRE HUKUKA UYGUN'
Cumhurbaşkanlığı avukatları ise İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin hukuka uygun olduğunu ifade ederek çekilmenin kadınların haklarına ilişkin sorun teşkil etmeyeceğini iddia etti. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü Anlaşmaları Daire Başkanı Emre Topal, "Bize göre feshedilmesi hukuka gayet uygun. Kanun hükmüne verilen yanlış anlam ile 90. madde yanlış yorumlanıyor. Milletler arası işlemler uluslararası hukuk işlemidir. İç hukuk kanunu değildir. Herkes dediklerimi iyi dinlerse anlayacaktır"dedi.

SAVCI FEHDİLMESİNİN İPTALİNİ İSTEDİ
Savcı, "Dava konusu işlemin iptalinin gerektiğini düşünüyorum" diyerek  mütalaasında, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının iptalini istedi. Karar, ileri bir tarihte yazılı olarak açıklanacak.

Duruşma sonrasında yapılan açıklamada kadınlar, "Karar ne olursa olsun biz kazandık. Yaşam alanlarımızdan da yaşamaktan da vazgeçmeyeceğiz" dedi.

Yorumlar (0)
16
parçalı az bulutlu