İlhan Yiğit: Seçimlerin eşit ve adil koşullarda gerçekleşmesini istiyoruz

Gündem 03.05.2022, 11:58 03.05.2022, 17:10
İlhan Yiğit: Seçimlerin eşit ve adil koşullarda gerçekleşmesini istiyoruz

Ayça ONURALMIŞ

Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu adına KESK Temsilcisi İlhan Yiğit, tüm yurttaşları, oy kullanmaya ve kullandığı oya sahip çıkmak için oy sayımlarında sandık başında olmaya çağırdı. Yiğit, platformun çalışmalarını ve yeni Seçim Kanunu’nu Medyaport’a anlattı…

-Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu hangi amaçla kuruldu?

Temel hedefimiz, yaklaşan seçimlerde sandığa gidecek olan ve hangi partiye oy verirse versin her seçmenin oyunun kullandığı gibi çıkması, seçimin adaletli bir şekilde, güvenlikle sonuçlanmasıdır. Yaklaşık 60 milyon seçmenin her birinin isteği olduğuna inandığımız bu hedefe ulaşmak için bir araya geldik. Karşı karşıya olduğumuz zorlukların farkındayız, adil bir seçimin herkes için ne kadar hayati önemde olduğunu bilerek çalışıyoruz. Seçimlerin ifade, gösteri, basın, serbest propaganda ve halkın kanaat oluşturma özgürlüğünün kısıtlandığı bir ortamda, antidemokratik koşullarda yapılmasına heves edenlerin olduğunu biliyoruz. Seçim ve siyasi partiler yasasında iktidar lehine değişiklikler yapıldı. İktidar adrese teslim bir seçim yasasını hazırlayıp meclis çoğunluğuna dayanarak çıkardı. Seçimlerin güven içinde yapılmasından sorumlu kamu kurumu olan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) güvenilirliğini büyük ölçüde yitirmiş durumda. 2017 yılındaki anayasa referandumunda mühürsüz oyların sayılması kararıyla güvenilirliği ağır erozyona uğrayan YSK en son İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararı ile yerlerde sürünmeye başladı. Yine kamu kanalları başta olmak üzere medya ezici ağırlıkla iktidarın elinde. Öncelikle seçmenlerin seçim güvenliği ile ilgili haklı endişelerini gidermek amacıyla alınması gereken önlemleri, başta kendi örgütlerimiz, üyelerimiz olmak üzere yazılı ve görsel basın aracılığıyla tüm kamuoyuna iletmek ve bir kamuoyu duyarlılığı oluşturmak amacıyla sendikal konfederasyonlar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, STK’lar ve sivil inisiyatifler olarak seçim güvenliğinin yalnızca sandık güvenliği ile sağlanamayacağı için seçim sürecinin her aşaması dikkatlice planlanması, tüm süreci kapsayacak ayrıntılı bir eylem planı hazırlanarak ilan edildiği ve yurttaşlar göreve çağırıldığı, YSK, İl ve İlçe Seçim Kurulu kararlarını, uygulamalarını takip edecek izleme heyetlerinin oluşturulduğu, bunların aynı zamanda idarenin karar ve uygulamalarını da izlediği, eşit propaganda hakkı ve adil bir seçim sürecinin her alanında talep edildiği, gereken durumlarda hukuki sürecin başlatıldığı, sandık kurulu görevlisi ve müşahit görevlendirmelerini, tek bir sandık kalmayacak şekilde hep birlikte yapıldığı, seçim öncesi eğitim alan ve alacak yüz binlerce görevli ve gözlemcinin sandıkların başında hazır bulunmalarının sağlandığı, yasanın tanıdığı bütün gözetim, denetim yetkileri ile donanmış, sandık kurulu üyeleri ve müşahitlerle bütün sandıklarda görev alındığı, yasaların verdiği yetkilerin sükûnet ve kararlılıkla kullanıldığı, bu organizasyonda görev alacak bireylerin, gözlemcilerin ortaklaştırılarak teknolojik imkânlar ve lojistik altyapı ile görevlerini eksiksiz yerine getirdiği, seçme hakkının sadece oy kullanmakla başlayan ve biten bir hak olmadığından hareketle oyuna sahip çıkmanın da seçmen olmanın gereği ve seçmenlerin hakkı olduğunun altı da çizilerek tüm seçmenleri seçme haklarını tam olarak kullanmaya, sandıklara sahip çıkmak üzere bir araya gelerek bu platformu oluşturduk.

-Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu’nun bileşenleri hangi kurumlardır?

Genişleme çalışmalarımız sürmekle birlikte, Nisan 2022 itibariyle Seçim Güvenliği Platformu’nun katılımcıları şöyle: DİSK, KESK, TMMOB, Türk Tabipleri Birliği (TTB), SODEV, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, Mülkiyeliler Birliği, ODTÜ Mezunları Derneği, Anıtpark Forum, Anti Kapitalist Müslümanlar, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu (DGD), Hak ve Adalet Platformu, Seçim 2003 Yerel Medya Koordinasyonu, Sensiz Olmaz Hareketi, Yurttaş Girişimi.

Ayrıca gözlemci kuruluşlar da şunlar: CHP, HDP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, EMEP, SYKP, TİP, Halkevleri, Oy ve Ötesi Derneği.

-Sandık güvenliğine dair ne gibi çalışmalar yaptınız?

Adil Seçim İçin Güvenli Seçim Platformu olarak sandık güvenliğine ilişkin olarak siyasi partilerin yapacağı çalışmalara kadro desteği başta olmak üzere bir yurttaş seferberliği yaklaşımıyla başta platformu oluşturan kurumların üyeleri olmak üzere tüm yurttaşlara öncelikle oylarının güvenli şekilde kullanmaları ve sandıkta oyların sağlıklı güvenli sayımı için çağrı yapılacak. 2018 genel seçimlerinde o dönem Adil Seçim Platformu olarak platformu oluşturan kurumlar olarak üyelerimi mobilize ederek sandık güvenliği sürecine etkin katılımın sağlamıştık. Örneğin KESK olarak konfederasyonumuza bağlı sendikalarımıza kendi iç yazışmalarımız çerçevesinde sandık güvenliği kapsamında sandık kurullarında başkan ya da memur olarak görev istemelerini sağladık. Bu dönemde il, ilçe seçim kurullarındaki iktidar ağırlığının sandık görevli seçiminde yandaş sendikaların üyelerinin ağırlıklı olarak görev verilmesine rağmen 64 bin civarında üyemizi sandık başkanı ve memur olarak görev almalarını sağladık. Sandıkta görev alamayan üyelerimizin fiili olarak sandık başlarında olmalarını sağlayan çeşitli alternatif görevlerde yer almaları noktasında yönlendirme yaptık. O dönem için siyasi partilerinde sandık görevlileri, müşahitler, bina sorumlusu olarak 700 bin civarında insanı sandık başlarında mobilize etmiştik. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde de platform bütünselliğinde olmasa bile platformu oluşturan bileşenlerin 2018 seçimlerindeki eksiklikleri de giderecek önlemleri de alarak yerellerde gönüllü yurttaş inisiyatifleriyle 2019 seçimlerinin sonuçlarında önemli etkisi olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz. 

-Önümüzdeki dönemde neler yapmayı planlıyorsunuz?

Başta seçimde sürecin öznesi olan siyasal partilerimizin bu konudaki çalışmalarını desteklemek olmak üzere kendi bağımsızlığımızı ve özgünlüğümüzü koruyarak sandıklarda güvenli oy kullanımı ve sayımlarında yer alacağız. 2018 yılında o dönemki AKP iktidarının baskın seçim kararıyla seçime iki ay kalmışken o dönemki muhalefet partilerinin de öncülüğü ile bir araya gelmiş emek demokrasi güçleri, sivil toplum örgütleri Adil Seçim Platformu kurulmuş daha çok seçim gününe odaklanarak sandık güvenliğini esas almıştı. Bu dönemde platformumuz 2018 yılındaki eksiklikleri hataları da görerek 2018 seçimlerinden farklı olarak sürece daha erken başladı. Bu bağlamda sandık güvenliği için yukarıda anlattığım çerçevede hareket ederek oylarımızın sandığa girdiği gibi çıktığı, yurttaşların iadelerinin sandığa adil şekilde yansıdığı, demokratik eşit adil bir seçim sürenin yaşanması için azim ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.

-Yeni Seçim Kanunu’nu nasıl değerlendirirsiniz?

Bu seçim kanunu ile var olan adaletsizlik daha da derinleştiriliyor. Kanun zaten demokratik olmayan, eşit ve adil koşulları sağlamayan mevcut seçim sisteminde yapılacak bu değişiklikler var olan sorunları artıracağını söyleyebiliriz. Öncelikle, 2018 yılı Raporu’nda yer alan Adil Seçim Matrisi ile Yasayı (yasa tasarısı halindeyken) karşılaştırdığımızda tespit ettiğimiz 20 eşitsizlik alanında bir iyileştirme olmadığı gibi bu kanun eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini tespit ettik. Bu kanunla demokratik bir seçimin gerçekleşmeyeceği, eşit siyasi mücadelenin güçleştiğini nerdeyse olanaksız hale geleceği, kamu kaynaklarının kullanımında muhalefet aleyhine suiistimallerin artacağı ortadadır. Kanunda seçim barajı indirilmesine rağmen uygulamada ise seçim çevrelerinde yeni ve daha yüksek barajlar konulduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Aslında 12 Eylül’ün darbeci generallerinin isteği ile meclis muhalefetini ortadan kaldırıp mecliste 2,5 partinin yer aldığı, sözde istikrarın korunması adı altında çıkarılan baraj sisteminin tümüyle kaldırılıp yerine darbe öncesinde var olan Milli bakiye sisteminin yeniden konulması gerekirken bu kanunla seçim barajı utancı devam ettirilerek sözde olumlu adım olarak yüzde 7’ye düşürülmüş. Ancak oy dağılımlarında ve milletvekilliği için oy hesaplamalarında tercih edilen D'Hondt sistemi ile kimi illerde fiilen daha yüksek oranlı barajlar konulmuş oluyor. Düzenleme ile uygulamada birinci partiye yarayan sistem inşa edilerek “il barajları” kurulmuş olacak, halkın iradesine ipotek konularak, verdiği oylar hesaplamalarla dağılıma dâhil edilmeyecek. Böylece çok sayıda partinin oyu birinci partiye giderken temsilde adalet sitemine aykırı olarak seçmenin kendi partisine verdiği oylar istemediği bir partinin hanesine yazılarak demokrasiler de azınlığın çoğunluk olma hakkı ortadan kaldırılmakta, çoğulculuk yerine çoğunluğun kendisini dayattığı bir sistem oluşacak. Böylece çok sayıda parti meclisten dışlanmış olacaktır.

Yine bu yasada seçmen listeleri oluşturulurken son bir yılın bilgilerinin esas alınması öngörülmektedir; dolayısıyla bu düzenlemeyle seçmenin seçim dönemi kayıtlı olması gereken sandığına gidememe durumu ortaya çıkacak ve böylece yurttaşların oy kullanma hakkı ihlal edilmiş olacaktır. Mevsimlik işçiler, öğrenciler, iki adreste kalanlar, evsizler, sığınma evinde kalanlar, tayinle yer değiştirenler, yıl içinde iş değişikliği nedeniyle adres değiştirenler başta olmak üzere hareket halindeki yurttaşların seçime katılmaları zorlaşmış olacaktır. Böylece seçimler yoksullara kapanacaktır. Ayrıca geçen seçim dönemlerinde seçmen kütüklerinde ve adres sisteminde yaşanan suiistimaller ve usulsüzlükler hatırlanırsa bugün, bu düzenleme ile ne gibi sonuçlar yaşanacağını öngörmek zor değil. Parti teşkilatları için getirilmek istenen yeni kurallarla siyasi partilerin seçime katılmaları zorlaştırılıyor. İl ve İlçe Seçim Kurullar başkanları 1950’den bu yana başkanları en kıdemli hâkimlerden seçilirken bu kanuna göre birinci dereceden tüm hâkimlerin katıldığı kura sistemi ile iktidar son 5 yılda partilerinin il ve ilçe örgütlerinde görev yapan avukatları hâkim yaptığını düşündüğümüz seçim güvenliğini ortadan kaldırdığı bir sistemi önümüze koymaktadır. Talimatlı hale getirilmiş yargının hâkimlerinden oluşmuş il ve ilçe seçim kurulu oluşturmayı amaçlamaktadır.

2018 seçimlerinde Cumhurbaşkanı’nın yetkisini aşarak seçimi adil olmaktan çıkardığını veriler ortaya koyuyordu. Son teklif ile “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine Uyum” gerekçesi ile kanunun yürütülmesi yetkisi Cumhurbaşkanı’na veriliyor. Ancak cumhurbaşkanının bakanlıklar gibi adı seçim yasakları kapsamında sayılıyor. Kanunun 11. maddesinde cumhurbaşkanlığı hükmet sistemine uyum adı altında eski kanunda seçim yasakları kapsamında bakanlık ve başbakanlık sayılırken yeni kanunda bu yasaklar kapsamında “bakan” deyimi geçerken “cumhurbaşkanı” deyimi geçmiyor. Böylelikle cumhurbaşkanı seçimlerde kamu olanakları, devletin, kamunun tüm gücü cumhurbaşkanının seçim propaganda malzemesi olarak kullanmasının önü açılmıştır. Yani kamu kaynaklarının kullanılmasına dair seçim yasaklarının Cumhurbaşkanı’nı kapsamaması var olan adaletsizliği derinleştirecek önemli bir düzenlemedir. Bu düzenlemeyle geçen seçim dönemlerinde seçim yasakları çiğnenerek, sınırsızca ve fiilen kullanılan kamu kaynaklarına yasal kılıf oluşturuluyor.

Bu yasa ile sandık güvenliğine ilişkin öteden beri var olan endişeler daha da arttı. İktidarın getirmeyi planladığı seçim kanunu seçim kurullarında yer alacak yandaş hâkimlerin olmasıyla bir kez daha seçmende sandığa ve seçime güveninin azalmasına yol açması amaçlanmakta. Sandık kurullarında yer alacak üyelerin görev aldığı partiden üye olma zorunluluğu ise mevcut seçim kanunundaki ittifak anlayışına aykırı bir durumu oluşturmaktadır. İttifak içinde yer alan partiler başta olmak üzere bir seçim bölgesinde sandıkta görevlisi bulunmayan bir partinin görevlisi olarak başka partinin seçmeni görev alırken bu yasa ile ortadan kaldırılması başka sıkıntılara yol açacak yani sandık kurullarına görevli gönderemeyecek parti için eşitsiz adil olmayan bir durumu ortaya çıkaracak.

Gerçi bu kanunun 11 ve 12. maddesi ana muhalefet partisi tarafından anayasaya aykırılık gerekçesiyle Ana Yasa Mahkemesine (AYM) götürüldü. Bizler “Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu” olarak hem muhalefet partileri hem de toplumun örgütlü örgütsüz tüm kesimleri ile bir kamuoyu duyarlılığı yaratıp AYM üzerinde adil ve eşit bir seçimin ve elbette ki milli iradenin TBMM’ye yansıması pozitif bir duyarlılık oluşturmak için mücadelemize devam edeceğiz.

-Seçmene bir çağrınız var mı?

Biz Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu olarak tüm seçmenlerin demokratik hakkı olan seçme hakkının en iyi şekilde kullanmasını, sandığa giren oyun girdiği haliyle çıktığı, halk iradesinin sandığa doğru olarak yansıdığı güvenli bir seçimin yapılması için tüm seçmenlerin öncelikle oylarını kullanmasını, sonrasında ise sandık bölgelerinde hem sandığın güvenliğini sağladığı, hem gizli oy açık sayım ilkesine bağlı olarak sandık başlarında olduğu bir yurttaş seferberliğinin şart olduğunu düşünüyoruz. Bu seçim yasası seçime katılan partilerin kendi aralarındaki iş birliğini engellemeye yönelik olsa bile mevcuttaki yasanın ittifaklara imkân vermesinden hareketle birbirleriyle iş birliğini her düzeyde sürdürmesi gerektiğini düşünüyoruz ve öneriyoruz. Bu bağlamda tüm yurttaşların öncelikle bir yurttaşlık görevi ve hakkı olan oy kullanmayı, kullandığı oya sahip çıkmak için oy kullandığı sandık çevresinde ve okulda olmasını, bir yurttaş olarak oy sayımlarında seçimin gizli oy açık sayım ilkesi ve hakkından hareketle sandık başında olmasını öneriyoruz. Yani seçme hakkının sadece oy kullanmakla başlayan ve biten bir hak olmadığını bu nedenle yurttaşların oylarına sahip çıkmanın da seçmen olmanın gereği ve hakkı olduğunun altını çizerek tüm seçmenleri seçme haklarını tam olarak kullanmaya, sandıklara sahip çıkmaya çağırıyoruz.

-Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Seçim sürecinin aktif unsurları tabi ki siyasi partilerdir. Siyasi partilerimiz bu sürecin aktif özneleridir. Platformumuz kendini ne siyasi partilerin yerine koymakta ne ayrı bir siyasal merkez olarak görmekte ne de siyasi partilere “ayar verme” gibi bir yaklaşım içindedir. Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu 19 kurum (emek meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, hak arama örgütler, insan hakları kurumları) öteden beri seçimlerde var olan adaletsizlikleri, haksızlıkları, anti demokratik tutumları farkında olan önümüzdeki süreçte bu olumsuzlukların olmaması dileği ile bir araya gelen örgütlü toplum kesimlerinden oluşan sivil ve siyasi partilerden bağımsız bir oluşumdur. Kendi sınırlılıkların farkında olarak yeni seçim yasasının çıkmasından sonra seçim sürecinin adil olması gerektiğine ilişkin genel yaklaşımımız çerçevesinde seçmenlerin aydınlatılması, yurttaş olmanın, demokratik bir hak olan seçme ve seçilme hakkının kullanmalarını ısrarla söyleyip yurttaşlarda sandığa gitmeme eğilimini ortadan kaldırmayı, seçime katılı arttırmayı, en önemlisi sandık güvenliğinde özelliklede bu yasa ile birlikte ortaya çıkacak endişelerin giderilmesi noktasında önerilerde bulunup aktif tutum alacaktır. Sadece uyaran değil öneriler sunan bu önerilerin hayata geçmesi doğrultusunda ısrar eden bir kararlılıkta olacaktır. Partiler arasındaki iş birliğini güçlendirmeye, aralarında iş birliğini güçlendirmeye, dayanışmayı teşvik eden ve arttıran bir tutum içinde olacaktır. Platformun temel amacı olan seçimlerin adil eşit koşullarda yapıldığı, seçmen iradesinin sandığa yansıdığı, seçmen iradesinin gerçek anlamda tecelli ettiği bir seçim sürecine katkı sunmaktır. Bunu siyasi partilerimiz başta olmak üzere örgütlü sivil toplum kuruluşları, aydınlar, sanatçılar özgür ve tarafsız medya kısacası tüm halkımızla birlikte başaracağına olan azim, inanç ve kararlılığı tamdır.

Yorumlar (0)
24
açık