Erdoğan: Kendi bencil hesapları için ülkeyi ateşe atmaktan çekinmeyenler dün de vardı bugün de var

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dün de kendi bencil hesapları için ülkeyi ve milleti ateşe atmaktan, tarihini ve kültürünü hiçe saymaktan çekinmeyenler vardı. Bugün de aynı yolda giden kifayetsiz muhterisler mevcut” dedi.

Gündem 13.05.2022, 22:26
Erdoğan: Kendi bencil hesapları için ülkeyi ateşe atmaktan çekinmeyenler dün de vardı bugün de var

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dün de kendi bencil hesapları için ülkeyi ve milleti ateşe atmaktan, tarihini ve kültürünü hiçe saymaktan çekinmeyenler vardı. Bugün de aynı yolda giden kifayetsiz muhterisler mevcut” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da; Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) Necip Fazıl Kısakürek Anma Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşması, özetle şöyle:

“Bu yılki anma programının ana temasını üstadın özellikle Toptaşı Cezaevi’nde yazdığı ‘Zindandan Mehmed’e’ mektup-şiiri oluşturuyor. Önümüzdeki yılın programı da inşallah ‘Sakarya Şiiri’ etrafında şekillenecektir. Necip Fazıl’ın vefat günü olan 26 Mayıs’ta ikindi namazını müteakip Ayasofya Camisi’nde hatim duası yapılacak. Kendisinin okunan hatim duasının orada yapılacak olması da manevi kurtuluş savaşının bütün meselelerinin çıktığı yer diye tarif ettiği bu ulu mabedin asli misyonunu dönüşünün işaretidir.

Hiç unutamıyorum bir gün hâkimin, ‘artık senden bıktık, ne zaman karşımızda olmayacaksın’ denilince aldığı cevap çok manidardır. ‘Siz burada hancı ben de bu davada yolcu oldukça ben bu hana daha çok uğrarım’ ifadesidir. Mesele hancı-yolcu meselesi. Biz de bu dünyada yolcu değil miyiz? Yolcuyuz ve bu handan geçerken bırakacağımız eserler çok önemli. Üstat, bütün dâhiler gibi anlaşılması ve anlatılması son derece zor bir sanatkardır. Onun zekâsı ve muhayyilesi fikrin dehlizlerinde öyle bir deveran ederdi ki ardından yetişmek mümkün değildi.

Edebiyatın bütün sahalarında eserler vermiş olmakla birlikte tarih alanında yazdıkları geç kalmış bir hesaplaşmanın vasıtasıydı. Silinmiş, unutturulmuş, çarpıtılmış, hatta tersyüz edilmiş bir tarihi asli hale döndürmek gibi çetin bir vazifeye talip olmuştu. Osmanlı ile Cumhuriyet Türkiye’si ile tek parti dönemi ile toplumla ve siyasetle ilgili hakikatleri korkusuzca dile getirdi. Önünde hayatını dilediği gibi yaşayabileceği imkânı olduğu halde o; zorluğu meşakkati, çileyi seçti. Davası uğruna bedel ödemekten hiç kaçmadı.

Necip Fazıl bugünkü Türkiye’yi anlamak için önce Sultan 2. Abdülhamit’in anlaşılması gerektiğine inanıyordu. Bu yaklaşımını da ‘marifet büyük kısmı, kursaktan doğma uydurmalarla Abdülhamit’i konuşturmak değil, onun hakkında konuşabilmektedir’ diyerek farklı bir boyuta taşıyordu. Ülkemizde bunca yıl sonra hala Sultan Abdülhamit’e husumet besleyenlerin, edepsizce dil uzatanların, onunla hesaplaşma peşinde koşanların olduğunu gördükçe, üstadın tespitlerinin ve hassasiyetinin doğruluğunu tekrar tekrar anlıyor, görüyoruz. Asırlar geçse de maalesef bu ülkenin gündemi ve tarafları hiç değişmiyor. Dün de kendi bencil hesapları için ülkeyi ve milleti ateşe atmaktan, tarihini ve kültürünü hiçe saymaktan çekinmeyenler vardı. Bugün de aynı yolda giden kifayetsiz muhterisler mevcut. Hak olan davada zafer muhakkaktır. Bir kez daha Necip Fazıl Kısakürek üstadı rahmetle, minnetle, hasretle yad ediyorum.”

Yorumlar (0)
15
parçalı bulutlu