Emre Olur tutuklandı ama...

Evrensel Gazetesi yazarı Fatih Polat, Emre Olur'un tutuklanmasının ardından yanıt bulamayan soruları yazdı:

Gündem 26.09.2022, 09:00
Emre Olur tutuklandı ama...

Suç örgütü liderliğinden aranan Sedat Peker’in basınla ilişkilerinde adı öne çıkan Emre Olur’un Türkiye’ye getirilmesi ve tutuklanmasına kadar giden süreç, içinde bazı karanlık noktaları barındırıyor. Bir kısmını belki zaman içinde öğrenebileceğiz, bazıları da sır olarak kalacak.

BİR BAŞARI HİKAYESİNİN İNŞASI

Olur’un, sosyal medyadaki Peker paylaşımları için “Cahilliğimden yaptım” dediği savcılık ifadesi kısa ve üzerinden iz sürmeye elverişli değil. Savcılık ifadesinde söyledikleri, Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde verdiği 38 sayfalık ifade ile birlikte okunduğunda bütünlük kazanıyor.

Emniyetteki ifadesinde 15 Temmuz darbe girişiminden önce ya da sonra olabileceğini düşündüğü, konuk olduğu Flash TV’de, Gülen Cemaatinin Sedat Peker ile ilgili iddialarına dair yaptığı kısa yayın sonrası Peker’in kendisini arayıp teşekkür ettiğini anlatıyor. İlk tanışma bu vesile ile oluyor. Ardından Peker’in Türkiye’nin çeşitli il ve ilçelerinde gerçekleştirdiği mitinglere katılıyor ve onunla fotoğraf çektiriyor.

Emre Olur, 2 Ocak 2020 tarihinde kız arkadaşı ile Kuzey Makedonya’ya gidiyor. Bir süre sonra Peker Makedonya’nın başkenti Üsküp’e gidiyor ve orada görüşüyorlar. Bu tarihten sonra 7-8 ay kadar Peker’in yanında çalışıyor. Ardından Türkiye’ye dönüyor. O, Türkiye’de iken Sedat Peker’e operasyon yapılması üzerine, kendisinin de başına bir şey gelebileceğinden endişelenerek 23 Mayıs 2021 günü uçakla Kuzey Makedonya’ya geliyor. Tam burada, Peker ile Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki görüşmeleri ve Türkiye’ye getirilmesine gelelim. Makedonya’da ailesinin yardımı ile geçindiğini belirten Olur, özlediğini belirttiği Peker’i görmek için Abu Dabi’ye vize başvurusu yapıyor. 14 günlük vize alarak Abu Dabi’ye gidiyor ve Peker’in adamı olduğunu anladığımız biri onu havaalanından alarak Golden Tulip isimli otele götürüyor.

14 Eylül’de Peker ile görüşüyor ve Peker kendisine Birleşik Arap Emirlikleri’nde dijital tecrit uygulandığında, kendi adıyla olan sosyal medya hesabı ve takma isimle kullandığı hesaplardan bir paylaşım yapması, ya da başka bir yerde bir x kişisinin onun adına paylaşımlar yapması durumunda deport edileceğini söylüyor. Sonra Emre Olur oteline dönüyor ve ertesi gün otelde Sedat Peker’in oğlu Serdar Han Peker ile kahvaltı yaptığı sırada BAE yetkilileri yanına gelerek ülkeyi terk etmesi gerektiğini belirtiyorlar ve kendisine uçağa binene kadar da refakat ediyorlar. Oradan ilk gittiği yer Sırbistan. Belgrad Havaalanında polis, pasaportu ile ilgili İnterpol’ün bir bildirisi olduğunu ancak uçuş yapmasına engel bir durum olmadığını söylüyor. Aslında Dubai’den başlayan Türkiye’ye iade süreci burada iyice netlik kazanıyor.

Tam burada, 15 Temmuz darbe girişi sürecinde AKP iktidarının köprüleri attığı ancak Peker’in BAE’den yaptığı ifşalardan sonra AKP iktidarının bu ülke ile arasını düzelttiği ve son olarak da, İnterpol’ün Yeni Başkanı Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ahmed Nasır el Reisi olduğunu hatırlatalım. Tıpkı BAE yetkilerinin kendisine eşlik edip ülkelerinden uçağa bindirmelerinde olduğu gibi, Sırbistan yetkilileri de kendisine eşlik edip Arnavutluk uçağına bindiriyorlar. Arnavutluk’ta 2 gün zor şartlar altında gözaltında kaldığını belirten Emre Olur, Tiran’da Türkiye’ye hem deport edildiğini, hem de suç işlediğini düşünmediğini belirterek memleketine dönmek istediği için Türkiye’ye geldiğini söylüyor. Türkiye’deki Peker operasyonu üzerine yurt dışına çıkma gereği duyan Emre Olur, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan başlayarak Saray’da Erdoğan’ın yakınındaki isimlere kadar uzanan ifşalardan sonra nasıl dönmek istiyor? Yani neden orada iltica başvurusu yapmak yerine dönmek istiyor? Aslında Abu Dabi’den Sırbistan’a, oradan Arnavutluk’a ve iki günlük gözaltından sonra Türkiye’ye uzanan yolculuk belli ki Ankara ile İnterpol’ün birlikte yürüttüğü trafik ile gerçekleşiyor.

GRİ NOKTALAR

Ve Emniyet ifadesinde 2019 yılı ocak ayında sigortasız olarak Beyaz TV’de çalıştığını anlattığı süreçten bahsederken, Ankara Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Biriminde bir dönem çalıştığını anlatıp geçiyor. Orada gerçekten kısa süreli mi görevlendirildi yoksa o ilişki daha sonra da devam etti mi? Bunlar hep soru işareti. Ayrıca Peker’in bağlantılarını deşifre eden paylaşımlarından sonra saldırıya uğraşan Emre Erciş ile ilgili kendisine sorular sorulara da, ‘Emre Erciş benim uzun zamandır, yani çok eskiden dostum.’ yanıtını veriyor. Emre Erciş ismini, bugüne kadar çeşitli hedef göstermelerle dolu karanlık haberle biliyoruz.

Pek çok kişi Emre Olur’u, Peker’in AKP ile köprüleri atmasından sonra yaptığı ifşalar sırasında onun ‘basın danışmanı’ gibi tanıdığı için ya nötr ya da pozitif duygularla yaklaştı. Ancak Emniyet Siber Suçlar’daki görevi ve Emre Erciş ile dostluğu ve Türkiye’ye iadesine kadar gelen süreç aydınlamaya muhtaç gri noktaları önümüze koyuyor.

DEPORT İŞLEMİ BAE’DE BAŞLADI

Emre Olur’un, Emniyet ifadesinde Sedat Peker’in kaldığı yer ve yakınındaki kişilere dair anlatımlarının MİT için sürpriz bilgiler olduğu da düşünülemez.

Daha sonra devam etmek üzere yavaş yavaş bağlayalım. BAE yetkileri Emre Olur’u, Peker’in oğlu ile kahvaltı yaparken alıyor ve Türkiye’ye getirilme yolculuğu ondan başlamış oluyor. Ama aynı BAE yetkilileri şu anda Sedat Peker ve beraberindeki diğer isimleri anlaşıldığı kadarı ile Peker’in yeni bir paylaşım yapmaması koşulu ile şimdilik deport etmiyor. Bu aslında Türkiye ile ilişkilerinde elinde önemli bir koz tutma anlamına da geliyor. Eğer onlar da deport edilirse bu ancak çok kârlı bir karşılık ile mümkün olabilir.

Şimdilik Emre Olur operasyonu üzerine inşa edilen başarı hikayesi ile idare edilecek.

TOPLU GÖZDAĞI

Emre Olur’un gözaltı sürecinde, aralarında gazetecilerin de olduğu bir dizi ismin kendisiyle bağlantı kurarak ‘Peker Suç Örgütü ile ilişki’ye girdikleri iddiasının anlamı da tüm bu süreç ile birlikte okunmalı. O kumpas, Türkiye’de kritik bir seçime az bir zaman kala Peker’in Erdoğan’ın çevresindeki ilişkiler etrafında dönmeye başladığı bir zamanda nasıl dijital tecride uğradı ise, belli başlı gazetecileri hedef gösterme kumpası da “Peker’in açıklamalarını gündemde tutarsanız siz de suç örgütüne müzahir muamelesi görürsünüz” mesajı idi. Yani toplu bir gözdağı.

Yorumlar (0)