Eminağaoğlu: Kaftancıoğlu İstanbul İl Başkanlığı’na devam edebilir; yaptırımı yok

Duayen hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu, Yargıtay'ın Canan Kaftancıoğlu kararının ne anlama geldiğini Toplumsal'a değerlendirdi.

Gündem 15.05.2022, 11:23
Eminağaoğlu: Kaftancıoğlu İstanbul İl Başkanlığı’na devam edebilir; yaptırımı yok

Duayen hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun Yargıtay'ın Canan Kaftancıoğlu kararının ne anlama geldiğine ilişkin Toplumsal'da yayımlanan yazısı şöyle:

Kaftancıoğlu kararı, yargı bağımsızlığının olmadığının son örneğidir. Asla kabul edilemez.

PARTİ ÜYELİĞİ
Geçmişte Çankırı'da sürgünde yargıç iken başvurum üzerine Anayasa Mahkemesinin (AYM) 2015'teki, Türk Ceza Yasası (TCY) 53/1-b md iptal kararı nedeniyle parti üyeliği ile ilgili hak kısıtlılığı durumuna ilişkin hüküm artık söz konusu değil.

(Bu iptal, üyelik ile ilgili, yöneticilik konusu ile ilgili değil. Yöneticilik konusu, TCY md 53/1-d maddesinde düzenleniyor.)

2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası (SPY) 11 md uyarınca da verilen karar, parti üyeliğine engel değil.

MİLLETVEKİLİ ADAYLIĞI
Anayasa md 76 ve 2839 Milletvekili Seçim Yasası uyarınca bu ceza milletvekili adaylığına engel.

İNFAZ SÜRECİ
Kararın infazı iki birimin görevinde kalmaktadır.

"Adli cezanın" infazı, yerel savcılığın görev alanındadır. Ceza süresi nedeniyle yakalama kararı çıkmaması için, bu konuda kendisinin savcılığa teslimi gerekmektedir.

Yerel savcılık veya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının görevi bu cezanın infazı ile sınırlıdır. Bu konudaki infaz ise 5275 sayılı cezaların infazını düzenleyen yasaya göre yapılacaktır.

Siyasi parti üyelik ve yöneticilik ile ilgili infaz konusu ise, yerel savcılık veya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının görev alanında kalmamaktadır. Bu konu tamamen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (YCB) görev alanındadır. Bu konuda yöneticilik ile ilgili infaz süreci (görevden ayrılmaz ise) 2820 sayılı SPY md 104'e göre yürütülecektir. Verilen cezanın nitelik ve süresi nedeniyle parti üyeliği konusunda zaten bir sorun bulunmamaktadır.

CEZA VE İNFAZI SÜRECİ
Cezalarının toplanması ve tüm cezalar için tek bir koşullu salıverme ve tek bir denetimli serbestlik tarihi belirleme yoluna gidilecek.

Sonuçta toplam ceza miktarı 4 yıl 11 ay 20 gün olmakla, bu ceza için cezaevine girip, 2020 deki düzenleme gereği aynı gün ya da 3 günlük gözlemle düzenlenecek iyi hal kararı gereği, denetimli serbestlik kararı ile serbest kalabilecek. Bunun sonrasındaki süreyi dışarıda geçirecek.

PARTİ YÖNETİCİLİĞİ VE İNFAZI
TCY md 53'/1-d  maddesindeki yöneticilik yasağı, genel merkez organlarına özgü değil.

Parti il yöneticiliği, ileri sürüldüğünün aksine, parti yöneticiliği kapsamında, yani SPY md 19 gereği, TCY md 53 kapsamında. TCY 53 uyarınca da, 4 yıl 11 ay 20 gün parti yöneticilik yasağı söz konusu.
ANCAK, parti yöneticiliğinden ayrılmaz ise 2820 SY 104/1 md uyarınca YCB, sadece ve sadece AYM'ye ihtar başvurusu yapabilir.

YCB, AYM'ye başvuruyu öncesinde CHP'ye yazı yazıp ayrılma isteğini ileterek AYM'ye başvuru yapabileceği gibi, bu yola gitmeden doğrudan AYM'ye başvurabilir.
2820 SY 104/2 deki ihtar kararı yaptırımı da AYM tarafından 2009'da iptal edilip yeni düzenleme yapılmadığı için, ihtar kararının yaptırımı da artık yok.

Bu durumda hukuken, il başkanlığı görevi kendiliğinden düşmediğine,

Görevden ayrılmak mutlak zorunluluğu olmadığına,

SPY'de ihtar süreci bulunduğuna,

Kaldı ki o sürecinde yaptırımı kalmadığına göre,

Göreve devam demek, hukuken ve siyaseten teslim olmamak, mücadeleye devam demektir!

GEÇMİŞTEN ÖRNEK
Erdoğan, adli sicil kaydına rağmen 2001'de AKP kurucusu ve kurucu genel başkan olmuş, bu adli sicil kaydı uyarınca (AYM 2001/8 İhtar Esas) ihtar kararı verilince bu sefer tamam ben artık üyelikten ayrıldım, kurucu genel başkanlıktan ayrılmadım, ayrılmıyorum da demişti.

AYM, Erdoğan'ın genel başkanlık yetkilerini tedbiren kullanmasının önlenmesi isteğini ise reddetmişti.

AKP'liliği (ve AKP üyeliği) kalmayan Erdoğan'ın genel başkanlığına ise 2002'de YSK'da bir şey dememiş, üyelikten ayrılan kişiyi genel başkan kabul etmiş, 2002 seçimlerinde oy pusulasında da (AKP üyeliği kalmayan yani AKP'liliği son bulan, seçimlere de katılamayan) parti üyesi bile olmayan kişinin adı genel başkan olarak yazılmıştı.

2820 SAYILI SPY NİYE BU HALDE...
Bu olay için Erdoğan örneğine, ileri sürüldüğünün aksine "sui misal emsal olmaz" demek yerinde değil.

Mevzuat ta AYM kararları da böyle!

AKP döneminde SPY'de ihtar kararı yaptırımı ve kapatma davalarını yürütme koşuluna ilişkin hükümler ortadan kalktı.

Bu yasa hükümlerinin muhatabı hep AKP ve çözüm sürecindeki partiler olunca, AKP bu konularda özellikle hiç bir düzenleme yapmadı!

SPY, kevgire döndü, her konuda boşluklar ortaya çıktı.

İşin özü bu!

SEÇME HAKKI
Verilen karar seçme hakkını etkilemez.

SEÇİLME HAKKI
Verilen karar, parti dışındaki seçimlere (örneğin milletvekilliği, belediye başkanlığı, cumhurbaşkanlığı gibi) adaylığa engel.

Verilen karar, parti içindeki görevlerini kendiliğinden düşürmez.

Parti içinde üyeliği sürer.

Üyelik sürdüğü için, parti içinde ilçe ve il başkanlıkları hatta Kurultay seçimleri  orada da hatta PM üyeliği ve hatta genel başkanlık dahil parti içindeki her türlü seçimlere katılabilir. Seçilirse onlar da yeni bir ihtar süreci ki, onlarında bu SPY uyarınca yaptırımı yok...

SONUÇ
Tüm bu durumlar karşısında hukuk ve yargı dolanılarak Kaftancıoğlu hakkındaki karar verildiğine,

TCY 53 üncü maddesindeki yasağı uygulamamanın yaptırımı kalmadığına,

AKP'nin SPY'de yarattığı boşluklar ve verilen kararın da yargı kararı adı altında bir iktidar işlemi olması nedeniyle,

Kaftancıoğlu görevden ayrılmamalı!

Yorumlar (0)
16
açık