Emek ve Özgürlük İttifakı ne vaat ediyor?

Yusuf Karadaş, Evrensel'de Emek ve Özgürlük İttifakını değerlendirdi.

Gündem 26.09.2022, 08:55
Emek ve Özgürlük İttifakı ne vaat ediyor?

İşçi sınıfı ve emekçi halkların insanca yaşadığı; eşit, özgür, laik ve demokratik bir ülke hedefiyle yola çıkan ‘Emek ve Özgürlük İttifakı’ kuruluşunu ilan etti. Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan güçler (EHP, EMEP, HDP, SMF, TİP, TÖP), hem tek adam iktidarı ve hem de restorasyoncu burjuva güçler (6’lı masa) karşısında halk güçlerinin çıkarlarını temel alan bir seçenek yaratmak için ocak ayında yola çıkmışlardı. Bu güçler kendilerini işçi sınıfı ve halk güçlerinin çıkarlarını temel alan bir seçenek yaratmak için görüşmeler yapmakla sınırlamadıkları, aynı zamanda acil talep ve sorunlar karşısında ortak mücadelenin temellerini atarak bugüne geldikleri için ‘Emek ve Özgürlük İttifakının kuruluş sürecini de bir yürüyüşe benzetebiliriz. Bu ittifakın direnişçi işçilerle, kadınlarla, gençlerle, barış anneleri, çevre savunucuları ve aydın-sanatçıların katılımıyla ilan edilmesi de diğer ittifaklarla arasındaki temel bir ayrıma işaret ediyor.

Elbette ülkenin, bölgenin ve dünyanın içinden geçtiği kritik süreç ve halkın karşı karşıya olduğu acil sorunlar, emek ve özgürlükten yana bütün parti ve örgütlenmelerin bu yürüyüşte birlikte olmasını gerekli kılıyor. Ama harcanan yoğun çabaya rağmen temel bu güçlerin bir kısmı olmadan atıldı.

Evet, Emek ve Özgürlük İttifakının kuruluşunu bir temel atmaya benzetebiliriz. Çünkü Emek ve Özgürlük İttifakı, bugün bitmiş bir yapı değil; işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın acil sorunlarının çözümü konusunda üzerinde ilerlenecek temellerin ortaya konduğu bir birliktir.

Emek ve Özgürlük İttifakı kuruluş bildirgesinde de ilan ettiği gibi; emperyalizm ve sermaye sınıfının çıkarları karşısında işçi sınıfı ve emekçilerin insanca yaşam taleplerini savunan, halk egemenliğine dayalı gerçek bir demokrasi ve bunun bir parçası olarak Kürt sorununun eşit haklar temelinde demokratik barışçıl çözümünü isteyen, inanan-inanmayan herkesin inanç ve vicdan özgürlüğüne dayalı gerçek bir laiklikten yana olan, emperyalizm ve iş birlikçi gericiliklere karşı halkların çıkarlarını temel alan barışçı bir dış politikayı hedefleyen,  kadınlar, gençler ve dezavantajlı gruplar için eşitlik ve özgürlüğü savunan, doğanın, çevrenin ve kültürel varlıkların tahribatına karşı olan bütün emek ve halk güçlerinin birleşebilecekleri ve birlikte büyütebilecekleri bir temeldir. Yerellerde kendini bu ittifakın bileşenleriyle sınırlamadan halk güçlerinin en geniş kesimlerinin bu talepler etrafında bir mücadelede birliği sağlandıkça yapı da yükselecek; burjuva seçenekler karşısında halk güçlerinin seçeneği de ete-kemiğe bürünüp görünür hale gelecektir.

Emek ve Özgürlük İttifakı “Tek adam yönetimini sonlandırmak, halkın çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek, demokratik hak ve özgürlükler temelinde bir değişim ve dönüşümün gerçekleşmesini sağlamayı” önümüzdeki dönemin acil görevi olarak tanımlıyor. Ancak bu görevin gerçekleşmesi konusunda hem halka sandığı gösterip beklenti yaratmaya çalışan burjuva muhalefetle ve hem de seçimlerin demokrasi mücadelesinin bir parçası ve alanı olduğunu görmezden gelen “solcu” anlayışlarla arasına ayrım koyuyor. Emekten, barıştan, demokrasiden yana bütün güçlerin birliğini ve ortak mücadelesini bu değişim ve dönüşümün temel gücü olarak tanımlıyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı, ülkeyi tek adam rejiminden kurtarmanın ötesinde işçi sınıfı ve emekçi halkların talep ve beklentilerini belirsiz ve “Biz çözeriz!” gibi içi boş vaatlerle geçiştirmeye çalışan burjuva muhalefetin 6’lı masasıyla arasındaki ayrımları net olarak ortaya koyuyor.

Sorunu tek adam iktidarıyla kader birliği yapan 5’li çete gibi sermaye gruplarıyla sınırlamak yerine emperyalizm ve sermaye sınıfının karşısına zamların durdurulması, işten atmaların yasaklanması, insanca çalışma koşulları ve ücret, eğitim, sağlık, enerji ve ulaşımda kamusal, nitelikli, ücretsiz hizmet gibi işçi ve emekçilerin acil talepleriyle çıkıyor.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem gibi eski sistemin restorasyonundan öte gitmeyen bir demokrasi anlayışının karşısına halkın katılımını esas alarak yetkilerin halk tarafından seçilmiş kişi ve yerel meclislere devredilmesini amaçlayan bir halk demokrasisi kurmayı hedefliyor.

Dış politikada tek adam iktidarına muhalefeti şu emperyalist güç yerine bu emperyalist gücü desteklemekle sınırlı olan, Kürt sorununda şoven-milliyetçi yaklaşımlar nedeniyle savaş ve sınır ötesi operasyonlara karşı çıkamayan burjuva muhalefetten farklı olarak emperyalizm ve iş birlikçi rejimler karşısında ülke ve bölge halklarının çıkarlarına dayanan barışçı bir dış politikayı savunuyor.

Burjuva muhalefetin, mültecileri ülkede yaşanan sorunların kaynağı gibi gösteren ve bu sorunun üzerinde tepinip milliyetçiliği kışkırtarak aslında tek adam iktidarına da bu konuda manevralar yapma olanağı sağlayan politikası karşısında Geri Kabul Anlaşması’nın iptal edilmesi ve savunulan dış politikayla da bağlantılı olarak bu sorunun isteyen mültecilerin geri dönüş koşullarının sağlanacağı ve isteyenlerin vatandaş olarak birlikte yaşayacağı bir çözüm perspektifi ortaya koyuyor.

Tek adam iktidarı laikliğin sınırlı kazanımlarını hedefe koymuşken ve Kürt sorununu baskı ve şiddet politikasıyla çözmeye yönelmişken bu konular burjuva muhalefetin de zayıf karnını oluşturuyor. Bu sorunları üstü örtük laflarla geçiştirmeye çalışan burjuva muhalefetin aksine Emek ve Özgürlük İttifakı, gerçek bir laiklikten ve Kürt sorununun demokratik çözümünden yana olduğunu ilan ediyor.

Ancak Emek ve Özgürlük İttifakının kuruluş bildirgesi sadece burjuva muhalefet ile halk güçleri seçeneği arasındaki ayrımı bütün açıklığı ile ortaya koymakla kalmıyor, bu ittifak daha ilan edilmeden ayrı durmak için gerekçeler öne süren Sosyalist Güç Birliği (SGB) ve diğer sol-sosyalist güçlerin de gerekçelerini açık bir biçimde geçersiz kılıyor.

SGB bileşenleri (Sol Parti, TKP, TKH ve Devrim Hareketi) Emek ve Özgürlük İttifakının seçim pazarlığına dayalı bir ittifak olduğunu ileri sürüyorlar. Oysa ilan edilen ittifak seçimlerin bir mücadele alanı ve konusu olduğunu reddetmeden ancak seçimlerdeki olası kazanımların bile ancak emek, barış ve demokrasi güçlerinin birlik ve mücadelesiyle elde edilebileceği anlayışına dayanıyor.

SGB bileşenleri emperyalizme karşı tutum ve laikliği savunmanın kendilerinin en temel ayrım noktaları olduğunu savunuyorlar. Oysa Emek ve Özgürlük İttifakı, hem ekonomi ve hem de dış politikada antiemperyalist bir hat ortaya koymakla kalmıyor, laiklik konusunda da açık bir tutum alıyor.

Açıklanan bildirge, SGB ile Emek ve Özgürlük İttifakı arasında iddia edilen konularda bir ayrım olmadığını gösteriyor. Aksine ortadaki ayrım ve ayrı duruş, SGB’nin Kürt sorununda ortaya koyduğu tutum ve bu tutumla bağlantılı olarak Kürt hareketinden uzak durmaya çalışmasından kaynaklanıyor. Kürt sorunu konusunda yaptığı vurgu ve ezilen bir halkın onlarca yıllık mücadele geleneğini kapsayıp sahiplenmesi, Emek ve Özgürlük İttifakının güçlü yanlarından birini oluşturuyor.

Açıktır ki, böylesi kritik bir süreçte işçi sınıfı ve halklarımızın en acil talepleri etrafında en geniş birliğin sağlanması hayati bir önem kazanmışken ayrı duruşunun tek gerekçesi Kürt hareketinden ve mücadelesinden uzak durmak olan bir “Sosyalist güç birliğinin” sosyalistliği de devrimciliği de kendinden menkul olmaya mahkumdur. Kimse kusura bakmasın, CHP içinde boy gösterip sosyalistlik adına üstelik aynı taleplerin altına imza koymuşken HDP’den uzak durmanın bir inandırıcılığı bulunmuyor.

Böylesi kritik bir dönemeçte işçi sınıfı ve halkların en acil sorun ve talepleri etrafında emek, barış ve demokrasi güçlerinin en geniş birliğinin sağlanması bütün ilerici, demokrat, sol-sosyalist güçlerin tarihsel bir sorumluluğudur. Emek ve Özgürlük İttifakı, bu birliğin sağlanması yönünde atılmış bir temeldir. Bugünün görevi yerellerden başlayarak kent, mahalle, okul, hastane, işyeri fabrika bütün mücadele alanlarında en geniş birlik ve mücadele ortaklığını sağlayarak yapıyı yükseltmek; işçi sınıfı ve halklarımızın insanca yaşayacağı eşit, özgür, laik ve demokratik bir geleceğin inşasına yönelmektir.

Yorumlar (0)
GazetelerTümü