Doç. Dr. Süreyya Karacabey: Gezi’nin bitmesine imkan yok, yol devam ediyor

Doç. Dr. Süreyya Karacabey, “Gezi’nin bitmesine imkan yok, yol devam ediyor. İçeri çekilirsiniz, zorunlu çekilmeler olur, bir dönem durursunuz ama bu yola bir defa çıkıldı zaten. O yüzden Gezi hatıra değil, olamaz. Gezi bir yenilgi değil. Gezi, bizim kişisel tarihimizde önemli bir dönemeçti” dedi.

Gündem 01.06.2022, 09:41 01.06.2022, 13:07
Doç. Dr. Süreyya Karacabey: Gezi’nin bitmesine imkan yok, yol devam ediyor

Ayça ONURALMIŞ

Doç. Dr. Süreyya Karacabey, “Gezi’nin bitmesine imkan yok, yol devam ediyor. İçeri çekilirsiniz, zorunlu çekilmeler olur, bir dönem durursunuz ama bu yola bir defa çıkıldı zaten. O yüzden Gezi hatıra değil, olamaz. Gezi bir yenilgi değil. Gezi, bizim kişisel tarihimizde önemli bir dönemeçti” dedi.

Gezi direnişinin 9. yıldönümü dolayısıyla Mülkiyeliler Derneği’nde “Hep Gezi’deydik” temasıyla düzenlenen etkinlikte, Emine Kart’ın “Gezi’de Ankara Direniyor” başlıklı fotoğraf gösterisi yapıldı.

Slayt gösterisinin ardından konuşan Süreyya Karacabey, Gezi’nin bitmesine imkan olmadığını, yolun devam ettiğini belirterek, şunları söyledi:

“İçeri çekilirsiniz, zorunlu çekilmeler olur, bir dönem durursunuz ama bu yola bir defa çıkıldı zaten. O yüzden Gezi hatıra değil, olamaz. Gezi bir yenilgi değil. Bütün itaatsizlik eylemlerinde hapse düşmek, eylemi güçlendiren bir şeydir. Hiçbir zaman onu zayıflatmaz. Devletin şu an içeride tuttuğu insanlar, Haziran direnişinin hala etkili olduğunu gösterir. Gezi, hepimize ait bir şeydir, eminim buradaki herkes sokaklardaydı. Dolayısıyla bu bizim kolektif hafızamıza ait bir şey. Gezi’nin yıldönümünde Emine’nin çok güzel fotoğrafları, anlamsal çağrışımları tetikledi, bizi yeniden oraya yaklaştırdı. Gezi, bizim kişisel tarihimizde önemli bir dönemeçti.”

‘O MASKE, BÜTÜN KOLEKTİF BELLEĞİ TEMSİL EDİYOR’

Sadece Türkiye’de değil, bir meşruiyet krizine girmiş bütün devletlerin içinde birtakım direnişler, ekonomik toplantıları basma gibi eylemleri yapıldığına dikkat çeken Karacabey, şöyle devam etti:

“Bunların hepsi şuna dayanıyor; İngiltere’de yaşayan ve ‘terörist’ olarak nitelenen Guy Fawkes, 1905’te İngiliz Parlamentosu’na kralı da öldürmek üzere bir bomba düzeneği koyuyor; fakat yakalanıyor, ağır işkence görüyor ve öldürülüyor. Şimdi bu olay, İngiltere’de parlamento açılışlarında, Şenlik Ateşi Gecesi’nde hala çocukların söylediği bir şarkıya konu olmuş durumda. ‘Hatırla o ihanet günlerini’ diyor. Biliyorsunuz, resmi tarih kendi tarihindeki kırılmaları özel bir hale getiriyor ve çocukların Şenlik Ateşi Gecesi’nde söyleyebilecekleri bir şarkının sözlerini ortaya çıkarmış oluyor. Yani Guy Fawkes lanetlenirken, arkasından bir çizgi roman ve herkesin bildiği V for Vendetta filmiyle o maske, küresel direnişin bir simgesi haline geliyor. Yani aslında başarsaydı kralı 1905’te havaya uçuracak bir adamın anısını az önce Emine’nin fotoğraflarında da gördük. O maske, aslında bütün kolektif belleği temsil ediyor. Bu direnişler, yerel gibi görünse de Gezi zamanında hatırlayın, bize çeşitli ülkelerden de destek gelmişti. Çünkü bu tür itaatsizlik eylemlerinin doğası budur. Bölünmüş, parçalanmış protestolardan onları ayıran şey, bir gövdeyi bir araya getiren bir şey.”

‘HAKLI OLMADIKLARINI TARİH DE HAYKIRACAK KENDİLERİ DE BİLECEK’

"Hoşumuza gitmeyen bir şeye ‘Hayır’ deme hakkımız doğal olarak var. İtaatsizlik hakkı, yasal çerçeve tarafından bize sunulabilecek bir şey değil. Bizim Gezi’de deneyimlediğimiz böyle bir şey" diyen Karacabey, şu ifadeleri kullandı: 

"Yani Kalyon İnşaat’ın 27 Mayıs gecesi Gezi Parkı’ndaki ağaçlara saldırıya verilmiş tepkiyi düşünün, evet elbette mesele ağaç değildi. Birileri ülkeyi kendi oturma salonları gibi dekore edip herkese de nerede, nasıl oturacakları konusunda akıl vermeye başlıyorlardı ve şimdi daha beterinin içindeyiz ama şunu söylemeye çalışıyorum; bu kurucu rızaya rağmen –‘yasal’ kelimesini kullanmak istemiyorum; çünkü o kadar kötüye kullanılmış bir şey ki- biz karşımıza çıkan mantıksız kanunları, bize emir kipiyle buyrulmuş, hayat biçimimize müdahale eden şeylere itiraz etme hakkına doğal olarak sahip olmalıyız. Eğer bu ilksel rıza, toplumun kurulması için değil de hükümetlerin bekası için işletiliyorsa burada geri alınması gereken bir hata vardır. Zaten o toplumsal sözleşme, ilksel olarak yasallığı nasıl oraya yerleştiriyorsa, aynı zamanda bir toplum olmanın, insanların barış içinde, kardeşçe, eşit biçimde yaşamasının da kurallarını koymak zorundadır. Bu ihlal edildiğinde kimse yasa dışı bir şey yapmış olamaz ve bütün dünya tarihi bunun örnekleriyle dolu; çünkü adalet ve özgürlüğü, vicdanla karşı karşıya getiremezsiniz. Eğer insanların bütün derdi bir yasallığı düzenlemek, bir statükoculuk olsa yine de bütün bu devletlerin, hükümetlerin, sistemlerin sadece inşası değil, bu kadar rahat bir şekilde yolunda yürüyor olmasında da hepimizi içine alan, dahil eden birtakım konformizmler, statükocular, yasa tehdidi var. Mesela birileri size ‘Gösteri sırasında yüzünüzü kapatamazsınız, şunu yapamazsınız’ diyor. Bütün bu sınırları çizen aslında bir toplumsal kuruluşun refahı, barışı için yardım etmiyor; sadece kendi kurduğu mekanizmanın bekası için yapıyor. Dolayısıyla bütün sivil itaatsizlik eylemleri, meşruiyetini buradan alıyor. İşte çaresiz kalmaları da bu yüzden, yani karşınızdaki kişinin silahı var diye, bu sizden daha güçlü olduğu anlamına gelmez, evet canınızı yakabilir, sizi hapse atabilir fakat onların haklı olmadıklarını tarih de haykıracak biz de haykıracağız ve kendileri de bilecekler."

TERSNAME SAHNE ALDI

Karacabey’in söyleşinin ardından Tersname sahne aldı. Tersname, Gezi direnişi sırasında Güvenpark’ta polisin katlettiği Ethem Sarısülük için yazdıkları şarkıyı seslendirdi. Gezi direnişinde yaşamını yitirenleri anan Tersname, 31 Mayıs 1971’de Nurhak katliamında öldürülen Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) kurucularından Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan için “Nurhak” şarkısını söyledi.

Yorumlar (0)
21
parçalı bulutlu