DİTAM: Kürtler Türkiye medyasına güvenmiyor

Dicle Toplumsal Araştırma Merkezi’nin (DİTAM) ‘Kürt Sorunu Bağlamında Kürtlerin Medya Algısı’ raporuna göre, Kürtler Türkiye medyasına güvenmiyor. Katılımcıların yüzde 71’i Türkiye'de medyanın bağımsız olduğunu düşünmezken, medyanın bağımsız olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 29 oldu.

Gündem 05.07.2022, 23:24 05.07.2022, 23:28
DİTAM: Kürtler Türkiye medyasına güvenmiyor

Sibel HÜRTAŞ

Dicle Toplumsal Araştırma Merkezi’nin (DİTAM) ‘Kürt Sorunu Bağlamında Kürtlerin Medya Algısı’ raporuna göre, Kürtler Türkiye medyasına güvenmiyor. Katılımcıların yüzde 71’i Türkiye'de medyanın bağımsız olduğunu düşünmezken, medyanın bağımsız olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 29 oldu.

DİTAM, ‘Kürt Sorunu Bağlamında Kürtlerin Medya Algısı’ raporunu yayımladı. Kürtlerin medya algısına odaklanan çalışmada, katılımcılara medyanın Kürt meselesine bakışı, hangi yayın organlarının tercih edildiği, haberi hangi mecradan takip ettikleri, internet yayını başta olmak üzere basının güvenirliği ile ilgili sorular yöneltildi. Kürtçe, Türkçe ve İngilizce hazırlanan raporda Diyarbakır’da aralarında gazeteci, yazar, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin olduğu çok sayıda kişinin katıldığı toplantıda açıklandı.

“BASININ ALGISI KÜRT MESELESİ İLE BAĞLANTILI”

Toplantının açılış konuşmasını yapan DİTAM Başkanı Mehmet Vural, basının algısının Kürt meselesi ile bağlantılı olduğunu söyledi. Kürt meselesinde Türkiye medyasının kullandığı dile dikkat çeken Vural, şöyle konuştu:

“Kürt sorununun barışçıl yöntemle çözülmesi yönünde medyanın olumlu rolünün olduğunu biliyoruz, ancak son zamanlarda olumsuz rolünü gözlüyoruz. 2013-2014 yılları arasında zaman zaman Türkiye medyası olumlu roller oynadı bunu gördük. Ama son yıllarda çok daha olumsuz, çok daha karamsar, itici ve ötekileştitici bir rol oynuyor. Bunun da son bulması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle yandaş basın aracılığıyla özgür basın hedef alınıyor. Özgür, bağımsız basına ciddi yönelimler ve cezalar var, meclisteki torba yasa bunu daha da ağırlaştıracaktır.”

“BİRİLERİ İKTİDAR SAHİBİDİR, BAKARLAR VE TARİF EDERLER”

Raporun danışmanlığını yürüten akademisyen Sevilay Çelenk, şunları söyledi:

“Kürtlerin Türkiye medyası algısı bir çözüm arayışıdır. Bugüne kadar hep bakışın öbür tarafında olmuş, nesnesi olmuş bir kesim Türkiye medyasına nasıl bakıyor? Aslında bu soru sanki hiç sorulmamış gibi bugüne kadar. Bu ikincilleştirilen durum sadece Kürtlere özgü de değil. Kürtler, Aleviler, LGBTİ’ler, kadınlar… Hep görme rejimi diye bir şey vardır. Bakma, bakılma, tanıma ve tanımlama rejimi. Birileri iktidar sahibidir, bakarlar ve tarif ederler. Hep Türkiye medyası onlara baktı.

Bu araştırmanın en güzel sorusunun Kürtler ne düşündü? Bütün bu seneler boyunca kendilerine bakan bu medyaya nasıl baktılar? Nefretle mi baktılar, öfkeyle mi baktılar. Uzun süren bir bekleyiş, hiçbir cevap almamış bir bekleyişle mi baktılar? Bu araştırmayla Türkiye medyasının ötekileştirilenlere nasıl baktığına baktık. Çok kıymetli bir çalışma çıktı ortaya. Araştırmamız esas olarak 2 kısımdan oluşuyor. Gazeteci, sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle yapılmış 40 görüşme var. Derinlemesine görüşmeler yapıldı. 600 kişiye anket uygulandı. 3 çalıştay yapıldı, bu veriler doğrultusunda ortaya bu rapor çıktı.”

YÜZDE 90 DİJİTAL ARAÇLARI KULLANIYOR

Proje Koordinatörü Halil Bayhan’ın paylaştığı verilere göre, katılımcıların yüzde 90’ının bilgisayar olmak üzere yeni iletişim teknolojilerini daha çok kullandığını ifade ediyor. Katılımcılar temel medya tüketim tercihleri olarak yeni iletişim teknolojilerini kullanıyor. Her üç katılımcıdan ikisi, sık sık akıllı telefon ve tablet yoluyla internete girdiğini ifade ediyor. Sık sık gerçekleştirilen aktivitelerde yüzde 35 ile televizyon ikinci sırada bulunuyor. Katılımcıların yüzde 90’ı ise, bilgisayar, tablet veya telefon ile dijital olarak habere ulaştığını ifade ediyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 39’u en çok takip ettikleri medya mecrasının bağımsız ve tarafsız olduğunu ifade ederken, yüzde 27’si AKP, yüzde 26’sı ise takip ettiği medyanın HDP’ye yakın olduğu kanaatinde. Katılımcılara “Haberi en çok hangi kaynaktan alıyorsunuz” sorusu da yöneltildi. Katılımcıların yüzde 58’i “internet”, yüzde 36,7 ise televizyon cevabını verdi.

AKP SEÇMENİ TELEVİZYON, HDP SEÇMENİ İNTERETİ TERCİH EDİYOR

Araştırmanın öne çıkan bölümleri şöyle:

-Siyasi görüşlere göre bakıldığında katılımcıların genelinde en sık haber alma aracı yüzde 55,8 ile internet. AK Parti seçmeni katılımcıların en sık haber alma aracı yüzde 61,7 ile televizyon iken HDP seçmeni katılımcılar yüzde 68,8 ile en çok internetten haber almaktadır. HDP seçmeni, yüzde 68,8’i haberleri internetten alırken yüzde 28,3’i televizyondan alıyor. Bu durum HDP seçmeninin kendi dünyası ve sorunlarıyla ilgili haberleri televizyonda ve ana akım medyada bulamıyor olmasından dolayı alternatif medya aracı kullanma ihtiyacı olarak görülebilir. Bir yandan da HDP seçmeninin siyasete ve dış dünyaya ilgisi yüksek, politik bir kitle olması da bu seçmeni interneti daha fazla tercih etmeye yöneltiyor olabilir.

KÜRTLER HABERLERİ İNTERNETTEN TAKİP EDİYOR

-Oy kullanmamış Kürtler, yüzde 70,8 ile ve ilk defa oy kullanacak Kürt seçmenler yüzde 55 ile internetten haber alıyor. Radyo ve gazete haber alma aracı olarak siyasi görüşe bağlı olarak pek değişmemekle beraber düşük, yüzde 1-6 oranlarında seyrediyor. Katılımcılar haber alma kaynakları arasında sırasıyla yüzde 12,8 ile en çok internete, yüzde 11,2 ile sosyal medyaya ve yüzde 8,6 ile internet gazetelerine güveniyor. En az güvendikleri haber kaynakları ise yüzde 66,6 ile radyo, yüzde 63,6 ile basılı gazeteler ve yüzde 60,7 ile televizyon. 15 Temmuz sonrası kapatılan Kürt televizyonları ve muhalif kanallarda kendilerini bulamayan Kürtlerin haber alma kaynaklarına olan güveninin düşük olduğu görülüyor.

-Katılımcıların yüzde 71’i Türkiye'de medyanın bağımsız olduğunu düşünmezken, medyanın bağımsız olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 29 civarında. Araştırmada ortaya çıkan bu durum medyanın katılımcıların kahir ekseriyeti tarafından yanlı olduğunu düşündüklerini ortaya koyuyor.

-Kürt coğrafyasında Türkiye medyası ile olan tecrübenin bir güven ilişkisine pek imkan vermediği söylenmelidir. Kürtlerin tarihsel olarak yaşadıkları baskı ve hak ihlalleri, inkâr ve asimilasyon önemli ölçüde de medyada bir dışlama ve yok sayma ile birlikte ilerlemiştir. Dolayısıyla Türkiye medyasına ilişkin güven duygusu hiçbir zaman çok güçlü olmamıştır. Çözüm sürecinde medyanın olumlu rolüne dikkat çekiliyor olmasına rağmen en nihayetinde medyanın partizanlığı ve bilhassa AK Parti döneminde Kürt sorunu söz konusu olduğunda medyanın bağımsız tercihler oluşturmadığı da altı çizilen konular arasındadır.

Yorumlar (0)
26
parçalı az bulutlu