CHP’li Salıcı: Başka bir siyasi partiyi bizim gibi olmaya zorlamayacağız

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Sinop’ta; “Başka bir siyasi partiyi bizim gibi olmaya zorlamayacağız. Kendimizi de başka bir yere benzetmeyeceğiz. Biz yürüdüğümüz yolda yürüyeceğiz. Diğer partiler de yürüdüğü yolda yürüyecek. Ama beraber yürüyeceğiz. O beraberlik güçlendirilmiş parlamenter sistemle sonuçlanana kadar bu yürüyüşü devam ettireceğiz. Sonuçlandıktan sonra zaten Türkiye parlamenter sisteme geçtiğinde oyunun kuralları değişmiş olacak. Türkiye, söylemiş olduğumuz niteliklerde bir demokrasiye kavuşmuş olacak. Ondan sonra kendi siyasi mücadelemizi yine sürdüreceğiz. Biz kendi siyasi mücadelemizden vazgeçecek değiliz” açıklamasını yaptı.

Gündem 26.06.2022, 00:15
CHP’li Salıcı: Başka bir siyasi partiyi bizim gibi olmaya zorlamayacağız

MUSTAFA USTA

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Sinop’ta; “Başka bir siyasi partiyi bizim gibi olmaya zorlamayacağız. Kendimizi de başka bir yere benzetmeyeceğiz. Biz yürüdüğümüz yolda yürüyeceğiz. Diğer partiler de yürüdüğü yolda yürüyecek. Ama beraber yürüyeceğiz. O beraberlik güçlendirilmiş parlamenter sistemle sonuçlanana kadar bu yürüyüşü devam ettireceğiz. Sonuçlandıktan sonra zaten Türkiye parlamenter sisteme geçtiğinde oyunun kuralları değişmiş olacak. Türkiye, söylemiş olduğumuz niteliklerde bir demokrasiye kavuşmuş olacak. Ondan sonra kendi siyasi mücadelemizi yine sürdüreceğiz. Biz kendi siyasi mücadelemizden vazgeçecek değiliz” açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Sol Parti Başkanlar Kurulu üyesi İlknur Başer ve Prof. Dr. Aziz Konukman, Sinop’ta; “İstediğimiz Demokrasi, Hayalimizdeki Türkiye nedir? Bunun için asıl yapmamız gerekenler nelerdir?” başlıklı söyleşiye katıldı.

Salıcı, burada şunları söyledi:

“Biz bedel ödeyerek yürüyoruz. Bu söylemiş olduğumuz süreçler arka arkaya tarihlendirerek belki dile kolay gibi geliyor ama demokrasi dediğimiz şey öyle kolay kolay gelmiyor. İktidar değişikliği dediğimiz şey kendiliğinden olmuyor. Bir siyasi iradeyle beraber oluyor. O siyasi iradeyi güçlü bir şekilde sahiplenerek oluyor. Ama ortada bir kadından, bir kadın siyasetçiden, yiğit bir kadından korkan bir iktidar var. Koskoca Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı Canan Kaftancıoğlu’ndan korktuğu için ona seçim yasağı getiriyor. Ekrem İmamoğlu’ndan korktuğu için uygun davalar üzerinden giden bir süreci örmeye çalışıyor.”

“KİMSEDEN KORKUMUZ YOK. BİZ ZATEN BEDEL ÖDÜYORUZ”

SADAT’ın önüne, ‘Türkiye’de insanlar sandığa giderken herhangi bir şekilde çekinmesin, korkmasın. Biz bunların farkındayız ve ifşa etmeye devam edeceğiz’ demek için gittik. Ama şunu bilsinler ki bu tür yollara tevessül edeceklerse, karşılarında örgütlü ve güçlü bir halk görecekler. Kimseden korkumuz yok. Biz zaten bedel ödüyoruz. Hakkımızda davalar açılıyor. Arkadaşlarımız hapislere atılıyor. Tazminat davaları ödeniyor. Onlar sanıyor ki paramız bitince mücadelemiz bitecek. İstediğin kadar tazminat davası aç. Biz o tazminat davalarını ödesek de ödemesek de bu mücadele devam edecek bizim için.”

“Mesela parti meselesi olmaktan uzun süre önce çıktı. Mesele bir memleket meselesine dönüştü. Türkiye’nin geleceğini beraber kuracak mıyız, yoksa diktatörlüğe teslim mi olacağız; meselesine dönüştü. Burada bizim safımız belli. Biz demokrasiden yana olan bütün herkesle bir araya gelmeye açık bir siyaset hazırlıyoruz.

Kendimizi güçlendireceğiz. Partimizi güçlendireceğiz. Parti içi ilişkilerimizi güçlendireceğiz. Partimizin dışında olup demokrasi mücadelesi veren diğer siyasi partilerle bir araya geleceğiz. Sandığa beraber sahip çıkacağız. Sandığa giren oy neyse aynen çıkması için bu mücadeleyi beraber vereceğiz.

Başka bir arkadaşımızı da başka bir siyasi partiyi de kendimize benzetmeye çalışmayacağız. Duruşumuza saygı göstereceğiz. Farklılığımıza saygı göstereceğiz. Biz çoğulcu bir Türkiye kuracağız ya o yüzden şu anda birbirimizin arasındaki farklılıklara saygı göstereceğiz. Başka bir siyasi partiyi bizim gibi olmaya zorlamayacağız. Kendimizi de başka bir yere benzetmeyeceğiz. Biz yürüdüğümüz yolda yürüyeceğiz. Diğer partiler de yürüdüğü yolda yürüyecek. Ama beraber yürüyeceğiz. O beraberlik güçlendirilmiş parlamenter sistemle sonuçlanana kadar bu yürüyüşü devam ettireceğiz. Sonuçlandıktan sonra zaten Türkiye parlamenter sisteme geçtiğinde oyunun kuralları değişmiş olacak. Türkiye, söylemiş olduğumuz niteliklerde bir demokrasiye kavuşmuş olacak. Ondan sonra kendi siyasi mücadelemizi yine sürdüreceğiz. Biz kendi siyasi mücadelemizden vazgeçecek değiliz.

Hani, derler ya ‘Türkiye’de her seçim kritiktir’, ‘Her seçim önemlidir’, ‘Ama bu seçim çok önemli’ diye başlayan cümleler kurulur. Ama bu seçim öyle bir seçim ki ya çocuklarımız bundan sonra Türkiye’de güzel bir gelecek hayali kurup bizimle beraber yaşayacak. Ya ülkenin dışına çıkmak için konsoloslukların, büyükelçiliklerin önünde kuyruklarda bekleyecekler.

Şu anda biliyorsunuz birçok insan yurt dışına çıkmak için özel bir çaba içinde. Pandemi sürecinde ağır bir süreç yaşayan doktorlarımızı ülkeden gitmeye teşvik eden bir dil var. Biz bu dili bir şefkat diline, bir ortaklaşmaya, bir kucaklaşmaya dönüştürene kadar bu siyasi mücadeleyi devam ettireceğiz. Biz bu seçimi kazanacağız. Ondan yana şüphemiz yok. Rehavete kapılmaya hiç gerek yok. Bu süreci sonuna kadar örgütleyeceğiz.”

“10 TANE ŞEKER FABRİKASI 2018 YILINDA SATILMAMIŞ OLSAYDI BUGÜN ŞEKER FİYATLARI YARI YARIYA OLURDU”

SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi İlknur Başer ise şöyle konuştu:

“Bugün laikliğin adı sadece sözlüklerde kaldı. Dünkü töreni izlediniz. Bir cemaat liderinin cenaze törenini izlediniz. Bu ülkede tarikatlar, cemaatler devletin tüm kurumlarını sarmış. Toplumsal yaşam artık tarikatlar, cemaatler kurallarına göre dizayn edilirken bugün laikliği kazanma mücadelesini yürütmek, laikliği kazanmak hem emekçiler için hem kadınlar için hem de çocuklar için yaşamsal bir önem arz etmekte. Eğer biz bugün gıda krizi yaşıyorsak bu ülkede gıda fiyatları pahalanıyorsa tarımın bitirilmesindendir. SOL Parti şeker raporu yayınladı. Eğer 10 tane şeker fabrikası 2018 yılında satılmamış olsaydı bugün şeker fiyatları yarı yarıya alınırdı ve düşecekti. Çünkü şu an da şeker üretiminin yüzde 65’ini şirketler gerçekleştiriyor.”

Yorumlar (0)
25
açık