Borsa spekülasyonu üzerine

PolitikYol'dan Bilgehan Uçak, Merkez Bankası Yardımcılığı ve Borsa İstanbul Başkanlığı yapan Prof. Turhan ile son senelerin en büyük spekülasyonlarından birinin detaylarını konuştu.

Gündem 12.10.2022, 09:44
Borsa spekülasyonu üzerine

İbrahim Turhan, Türkiye’de piyasayı en iyi bilen isimlerin başında geliyor. PolitikYol'dan Bilgehan Uçak, Merkez Bankası Yardımcılığı ve Borsa İstanbul Başkanlığı yapan Prof. Turhan ile son senelerin en büyük spekülasyonlarından birinin detaylarını konuştu.

Önce, konuya yabancı okurlar bu işin nasıl yapıldığını anlatarak başladı.

Bildiğiniz gibi, borsada bir spot piyasa var, yani para verip hisseyi ânında aldığınız piyasa. Bir de vadeli işlemler ve opsiyonlar piyasası var. Hisse senetlerini, dövizleri ve başka varlıkları vadeli alabiliyorsunuz. Bir örnekle açıklayalım: A şirketinin hisse senedinin satış fiyatı 100 lira olsun. 100 lira verip spot piyasadan satın alabilirsiniz. Aynı hisse senedini bir, üç, altı ay vadeli olarak da alabilirsiniz.

Tabii ki hissenin vadeli fiyatı ile bugünkü fiyatı birbirinizden farklı olur. Niye? Vadeli fiyatta paranın zaman değeri söz konusu. Diyelim ki A şirketinin hissesinin bir sene sonraki satın alma hakkını satın aldınız. Bir yıl sonra A şirketinin diğeri 120-130 lira olabilir. Siz bunun için o parayı şu an ödemiyorsunuz. Sadece bu paranın onda biri kadar teminat yatırıp bir sene sonra A’nın hissesini belirli fiyattan satın alma hakkını elde ediyorsunuz.

Geçtiğimiz dönemde şöyle bir şey oldu: Manipülasyon ya da spekülasyon diyebileceğimiz bu işlemleri gerçekleştirenler piyasada derinliği az ve halka açıklık oranı düşük olan hisselerde yüksek fiyattan ileriki vadede alım emri girmeye başladılar.

Peki, sonra?

Hisse gene 100 lira olsun. Birisi bu hisseyi bir yıl sonra 150 liraya alma taahhüdünde bulunuyor. Siz o hisseyi bugün satın alsanız 100 lira. Sonra dönüp vadeli piyasada 150 liraya bir sene sonrası için sattınız. Aslında yaptığınız işi bir yılda yüzde elli getiri sağlamak olarak da düşünebilirsiniz. Bugün paranızı bankaya yatırsanız ve banka size 150 verse, siz bir senede yüzde 15 mevduat faizi kazanmış olursunuz.

Burada da hisseyi 100’e alıp bir sene sonra 150’ye satabilecekseniz. Getirilerin çok düşük olduğu böylesi bir ortamda bu işlemler birçok insana cazip göründü. Borsada vade farkından yararlanarak getiri elde etmeye çalışan kurumsal yatırımcılar var. Bunlar bu imkândan yararlandılar. Genellikle bir yıl değil de en yakın vade sonuna yapılır. Bu örnekte ise 30 Eylüleydi. 30 Eylül’de yüksek fiyattan satın alacaklardı. Yüksek fiyattan alış giriyor spekülatörler. Kurumsallar da buraya satıyor.

Sonra pozisyonunu kapatmak için dönüp spot piyasadan alması lazım. Hatırlarsanız, başlangıçta da söyledim, bu şirketlerin derinliği neredeyse yok. Aynı kişiler ilişkili oldukları hesaplarla spor piyasada da hisseleri toplamaya başladılar. Vadeli olarak bunu yüksek fiyattan satıp getiri elde edeceklerini sananlar dönüp de spot piyasaya baktıklarında o hisselerin fiyatının yükseldiğini gördüler.

Yani, beklenen getiriler düştü. Spot piyasada fiyatı yükselen hisselerin vadeli fiyatları da arttı tabii. Bu şekilde kendi kendini besleyen bir süreç başladı. Spot piyasada hisselerin fiyatı sürekli artıyor, buna paralel olarak vadeli piyasada da artıyor. Dolayısıyla, hatırlayın, vadeli piyasada A hissesini 150’den satın alma hakkını alan yatırımcı vardı. Fiyat spot piyasada da yükseldiği için bir yıl sonrası için satan kişi zarar etti.

Kurumların çöküşünden pek tabii ki Borsa da payına düşeni almış. İşler bu noktaya gelmeden çözülebilecekken çözülmemiş, kangrene dönüşmüş.

Bu durumda sermaye piyasamızda çok iyi tanımlanmış bir risk yönetim sistemi devreye girer. İlk kuruluşunda yer alanlardan biri de bendim. O yüzden çok iyi biliyorum. Örneğe dönelim. Bir yıl sonrası için 150 liraya hisseyi satmışsınız. Bugünkü fiyatı 140’a gelirse vadeli fiyatı da arttı. Siz daha pahalı bir şeyi ucuza satmış oldunuz.

Risk yönetim stratejisi gereği bu kişiye denir ki zararı karşılayabileceğine dair teminat getirin. Yani, o satışı yapanlar Takasbank’a teminat getirmek zorunda kaldılar. Şayet bir hissenin fiyatının düşeceğini düşünüyorsanız onu açığa satmanız da mümkün. Hisseyi satıyorsunuz.

Örneğin bugün spotta 100 lira. O gün geldiğinde siz bu hisseyi 80 liradan alacağınızı düşünüyorsanız 90’a açığa satmış olabilirsiniz. 10 lira kâr edersiniz. Bunu yapmak isteyen yatırımcılar da vardı ve sıkıntıya düştüler. Onlar da zarar ettiler ve ilave teminat getirmek zorunda kaldılar. Piyasanın kendi dinamiklerine göre pozisyon alanlar zarar ederken bu spekülasyonu yapan kişiler bu işten aşırı kâr ettiler. Sonra, bu sistem tıkandı ve fiyatlar düşmeye başladı. Bu kez hisseleri vadeleri çok yüksekten satın alan spekülatörler zarar eder oldular. Bu sefer aynı kuruluşlar onlara dediler ki, “siz bu hisseyi 170-180 liraya alma taahhüdünde bulunmuşsunuz, bunun spot fiyatı yeniden 100’e geldi, hatta altına düştü, bunun vadeli fiyatı da düştü, siz aradaki farkı teminat olarak getirin.”

Fakat bu kişiler bu teminatı bulamadılar. Gereken meblağın 18 milyar liraya çıktığı düşünülüyor. Ne yazık ki zamanında önlem almadıkları ve seyirci kaldıkları için yapılmaması gereken şeyler yapıldı. Teminata kabul edilmemesi gereken şeyleri kabul etmek, temerrüt işlemlerini yapmamak gibi…

Elini nereye atsan hep aynı yozlaşmışlık, hep aynı çürümüşlük…

Yorumlar (0)