Borsa'da neler oldu?

Ömer Gencal, Borsa'da yaşananları PolitikYol'da kaleme aldı:

Gündem 24.09.2022, 10:41 24.09.2022, 10:45
Borsa'da neler oldu?

Bunca yıldır sermaye piyasaları ve bankacılık sektörü içinde görev almış, üst düzey yöneticilik yapmış ve belki de piyasanın gelişimine küçük de olsa katkıda bulunmuş biri olarak geçtiğimiz haftalarda yaşanan olayları ben de yazmak ve sizleri bilgilendirmek istedim. Yazım biraz uzun gelebilir ama sonuna kadar okursanız birçok bilgi edineceğinizi söylemek isterim.

ARŞİMED’E KADAR UZANAN HİKAYE: KALDIRAÇ

Milattan Önce 287-212 yılları arasında Siraküza’da yaşamış olan Arşimed sadece bir matematikçi değil aynı zamanda bir fizikçi, astronom, filozof ve mühendisti. Hayatı boyunca bilimin ışığından giderek sayısız yeni buluş ortaya koydu. Bilinen en önemli hikayesi, hamamda yıkanırken suya attığı bir cismin taşırdığı su miktarının cismin hacmi kadar olduğunu görmenin ve buna bağlı olarak kaldırma kuvvetini bulmanın heyecanı ile “Eureka, Eureka” (Buldum Buldum) diye bağırarak hamamdan çıplak olarak çıkmasıdır. Bir fizikçi olarak icat ettiği daha birçok şey de vardır. Bu buluşlarının arasında ayrı bir önemi olan ve bugünkü yazımda konu edeceğim kaldıraç ise finans piyasalarını yakından ilgilendirmektedir. “Bana yeterince uzun bir sopa ve bir dayanak noktası verin dünyayı yerinden oynatayım” sözü kaldıraçın fizik yasaları göz önüne alındığında büyük yükleri kaldırmak için ne kadar kilit bir alet olduğunu gösterir. Hepimiz çocukluğumuzda oyun bahçelerinde tahteravalli üzerinde büyük mutlulukla karşımızdaki arkadaşımızla oyunlar oynamışızdır. Eminim ki lise çağlarında fizik derslerinde güç, kaldıraç konusunu işlerken  çocukluğumuza gidip, oyun oynadığımız tahteravallideki mutluluğumuzu düşünmüşüzdür.

Buraya kadar neden Arşimed’den, fizikten, kaldıraçtan bahsettiğimi finans piyasalarında olanlar çok iyi anlamışlardır. Olmayanlar için şu kısa tanımı yaparak asıl konuya geleyim. Kaldıraç bir güç çarpanıdır. Karşı taraftaki ağırlığı taşıyacak kadar sağlam ve uzun bir çubuk bulunduğunda, bu ağırlığa mümkün olan en kısa mesafede bir eksenden alınacak dayanak, bu ağırlığı daha az bir güç uygulayarak kaldırmamıza yetecektir.

Türev piyasalarında uygulanan kaldıraçlı işlemlerin de bundan pek farkı yoktur. Sadece kavramları kaldıracın yaptığı işleve göre tanımlamak, bu işlemlerin nasıl yapıldığını anlamak için ışık tutacaktır.

Türev işlemlerde çubuğu teminat büyüklüğü olarak düşünebiliriz. Bu işlemler için teminat, yani çubuk, ne kadar büyükse karşısında alınacak pozisyon, yani ağırlık, o kadar fazla olacaktır. Piyasaların oynaklığı, fiyatların değişkenliği bu kaldıraç oyununda uygulanacak gücün de değişmesine neden olacaktır. İlk yatırılan teminat sonrası sürdürme teminatı da uygulanan güç olarak düşünülebilir.

Örneğin son dönemlerde oldukça gündemde olan bankacılık hisselerinin dayanak varlık olarak görüldüğü vadeli kontratlara bir bakalım. Mesela ağustos başında belirli bir bütçe ayırdınız ve hisse senedi yatırımı yapmak istiyorsunuz. Bu hisse senedi yatırımını elinizdeki kaynağı bir çubuk olarak kullanarak 1 Vakıfbank hissesi almak yerine, 10 Vakıfbank hissesi alabilecek bir kaldıraçlı işlem yapabilirsiniz. Örneğin Ağustos başında 4.00 fiyattan işlem gören Vakıfbank hissesinde 1000 lot yani 4000₺’lik hisse almak yerine bu kaynağı teminat olarak VİOP’a yatırarak 10 katı kadar Vakıfbank hissesi pozsiyonu almış gibi yatırım yapabilirsiniz. Ama şunu unutmamak gerekir. Ne kadar çok risk o kadar kar veya zarar. Yatırdığınız TL ile aldığınız 1000 kontrat’ın teminat değeri 4000₺ olurken, siz aslında 10.000 tane yane 40.000₺’lik Vakıfbank hissesi almış gibi bir pozisyonda bulursunuz kendinizi. Hisse senedinin günlük hareketlerine göre de günlük olarak kar veya zarar edersiniz, kar etmişseniz bu yatırdığınız teminata dahil edilir, zarar etmişseniz de teminatınızdan düşülür. Teminatınız yetmediği, yani hisse fiyatı düştüğünde aracı kurum size teminat tamamlamanız için çağrıda bulunur. Tamamlayamadığınız zaman da kontratlarınızı satar ve zararınızı mevcut teminatınızdan karşılar. 10 kat kaldıraçlı işlemde uzun pozsiyon aldıysanız ve hissenin fiyatı %10 düştüyse, uygulamanız gereken ek güç vardır. Diğer bir tabirle, bu örnekten gidersek, bir 4000₺ daha ek güç uygulamanız istenir. Yoksa, yatırdığınız teminat buharlaşır ve paranızı kaybedersiniz.

Finansal piyasalarda dayanak varlıkla, ki bu özellikle hisse senediyse, vadeli kontratları arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu ilişki kısa vadeli kontratlarda o hisseyi aldığınız ve fonlama yaptığınız dönemdeki faiz ilişkisine dayanır. Uzun vadeli, hisse senedinin temettü ödeme dönemini içine alan kontratlar söz konusu ise ödediğiniz faizle elde ettiğiniz temettü arasındaki fark bu fonlama sonucunda ortaya çıkan vadeli kontratın değerini belirler. Tabii bu teorik yaklaşım yatırımcı sayısının çok, halka açıklık oranlarının yüksek olduğu piyasalarda pratiğe yansır.

Halka açıklık oranlarının düşük fakat vadeli kontrat işlem hacimlerinin yüksek olduğu piyasalarda manipülasyon yapmak, hisse senedi fiyatlarını büyük oynaklıklara maruz bırakmak küçük bir miktar kaynakla, yani çubukla mümkündür.

Bunu son dönemlerde Borsa İstanbul’da yaşanan canlı bir örnekle anlatmaya çalışalım. Bankacılık hisseleri ve yakın vadede bankacılık hisse senetlerine dayalı vadeli kontratlarda önemli hareketlilikler oldu. Bu hareketlilik özellikle kamu bankalarında ön plana çıktı. Örneğin Vakıfbank Hissesi ile ilgili bilgilere bir bakalım.

Kaynak: Bloomberg

Kaynak: Bloomberg

Vakıfbank’ın piyasada alınıp satılan hisselerinin bugünkü değeri 7.9 milyar TL. Peki vadeli kontratında ne gibi değişiklikler olmuş. Aşağıdaki grafikten rahatça görülebildiği gibi son 5 yılda en kısa vadeli kontrat fiyatı 4 lira ile 8 lira arasında alınıp satılmış. Kontrat işlem hacminde de dikkat çekici değişiklikler söz konusu olmamış.

Grafik: Vakıfbank Vadeli Kontratının Tarihsel Fiyat Hareketleri.

Kaynak: Bloomberg

Fakat tesadüf bu ki Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin 13 Ağustos 2022 tarihinde yaptığı “Sermaye piyasalarımız derinleşiyor, borsaya 13.6 milyar TL yabancı parası geldi” açıklamasından bir gün önce kontratta önemli bir işlem hacmi gelişimi ve hisseye ilgi başlamış ve bu ilgi bakanın 26 Ağustos tarihinde vatandaşa borsaya yatırım yapması konusundaki tavsiyesine kadar sürmüş. Nebati’nin tavsiyesi önemli bir yankı bulmuş olacak ki ağustos sonundan itibaren vadeli kontrat tarihinde görmediği bir işlem hacmine ulaşmış. Dolaşımdaki hisse senetlerinin tümü aynı fiyattan alınabilse 7.9 milyar TL eden Vakıfbank’ın kontratında 1 Eylül tarihinde 15.8 milyar TL hisse senedi almışsınız gibi işlem hacmi gerçekleşmiş. Yani bir günde hissenin halka açıklık oranı kadar hisse iki kere el değiştirmiş gibi bir durum söz konusu olmuş. Ertesi günü hisse fiyatındaki artış nedeniyle bu durum daha da artarak devam etmiş. Hisse fiyatının arka arkaya tavan yapmasının en büyük nedeni kontratı satanların fiyat riskinden korumak amacıyla, satılan tutar kadar hisseyi spot piyasada alması olmuş. Fiyatların çığırından çıkmasına hemen hemen arka arkaya fiyatların tavan yapmasına neden olan en kilit sebebin bu olduğu anlaşılıyor. Bu arada bankaların ve spesifik olarak VakıfBank’ın temel göstergelerinde bilinmeyen olağanüstü bir durumun da olmadığını söylemekte fayda var. Bankacılık kesiminin karını olağanüstü artırdığını ve varlık transferinde kilit rol oynadığını oldukça uzun bir zamandan beri biliyor ve dile getiriyorduk.

Tablo: Vakıfbank Vadeli Kontratının Tarihsel Fiyat Hareketleri.

Kaynak : Bloomberg

Vakıfbank’taki hisse sahipliğinin dağılımının da aşağıdaki şekilde olduğunu görmekte fayda var.

Kaynak: Bloomberg

Başka bir örnek üzerinden gitmek, toplu olarak ortaya çıkan hareketi açıklamada sağlama yapar diye düşünüyorum.

Halkbank’ın kontrat ve hisse hareketleri de incelendiğinde hemen hemen aynı durumla karşı karşıya kalıyorsunuz.

Halkbank Piyasa Değeri, Halka Açıklık Oranı

Kaynak: Bloomberg

Halkbank Hissesi Genel Bilgileri

Kaynak: Bloomberg

Grafik: Halkbank Vadeli Kontratının Tarihsel Fiyat Hareketleri.

Kaynak: Bloomberg

Tablo: Vakıfbank Vadeli Kontratının Tarihsel Fiyat Hareketleri.

Kaynak: Bloomberg

Durum böyleyken, hisse senedi fiyatlarında kısa süre içindeki aşırı değer kazancı, elinde hisse senedi tutan yatırımcıların da dikkatini çekti ve temel göstergeleri dikkate alan Kurumsal yatırımcılardan bazıları kar realizasyonu yapmak isteyince olanlar oldu. Bakan Nebati’nin vatandaşa borsaya yatırım yapın tavsiyesini verdiği tarihten sadece 9 iş günü sonra, fiyatlarda tarihinde görülmemiş süre içinde arka arkaya düşüşler görülmeye başlandı.

Bu noktada da kaldıraçların mancınık gibi havaya fırlatttığı fiyatlar, yerçekiminin ağırlığı ile düşmeye, teminatların yanmasına, hisse senedi alan vatandaşların büyük zararlar görmesine sebep oldu. Tabii bu zararı sadece vatandaş görmemiş olmalı ki Halkbank üst yönetiminden tarihi bir karar geldi. 2017-2021 arasında %68 düşen ve 4-6 lira arasında gezindiği halde hiç bir aksiyon almayan Halkbank Üst yönetimi, ne olduysa hisse senedi fiyatı 13.76’dan dokuz gün içinde 8.41’lere gelince derin bir kış uykusundan uyanarak harekete geçti ve Halkbank hissesininin bankaca geri alınacağını duyurdu. Bu sırada vadeli kontratlarını satamayan, taban yapan fiyatlar dolayısı ile büyük zarar eden ve teminat tamamlayamayan birkaç manipulator de nefes aldı.

İLK TÜREV İŞLEM: MİLETLİ THALES

Thales M.Ö 626 yılında bugünkü Türkiye topraklarının Aydın ilinde Milet’te doğmuş matematikçi ve filozoftur. Hikaye o dur ki, yaşadığı dönemde bir yılda yaptığı astronomi gözlemleri, matematik hesapları ile hava tahminlerinde bulunarak belirli bir risk aralığında o yılın zeytin hasatının çok verimli geçeceğini öngörerek bulunduğu bölgedeki tüm zeytin yağı sıkma tesislerini önceden kiralamış, öngörüleri doğru çıkınca zeytin yağı sıkma tesislerini daha yüksek bir fiyattan ihtiyaç sahiplerine kiralayarak para kazanmış.

Thales, o yıl zeytin hasadının verimli geçeceğini öngörerek bulunduğu bölgedeki tüm sıkma tesislerini almış, hesabı tutunca başkasına kiralayarak para kazanmış. Peki borsada bu işlemleri yapanlar Thales’le aynı kefeye konabilir mi?

Buna fırsatçılık diyebilirsiniz. Ama bu fırsatın herkese açık olduğu, üstelik Thales’in yaptığı hesaplarla risk aldığı gerçeğini inkar edemezsiniz. Kısaca Thales piyasadaki spekülatör rolünü oynamıştır. Haklı çıktığı için de önemli bir servet kazanmıştır. Bunu yaparken analize, matematiğe ve gözleme dayalı yöntemler kullanmıştır.

Peki borsada bu işlemleri yapanlar Thales ile aynı kefeye konabilir mi? Şüphesiz hayır. Konu ile ilgili elde bulunan veriler dışında şimdilik yapılmış bir inceleme yok fakat bu harekete neden olanların uzaktan bakıldığında önemli bilgileri önceden öğrenebilecek konumdaki kişilerle  bağlantısı olan ve manipülasyon yapan kişiler olduğu izlenimi çok açık. Bu konu belki bugün değil ama ileride aydınlanacak. Çünkü yetkili ekonomi kurumları inceleme yapmak yerine bu işe karışanları kurtarmakla meşguller. Ama er ya da geç bağımsız yargı neler olup bittiğini bizlere söyleyecek ve yasalar önünde suçlu olan varsa cezasını çekecek.

Bunca olup bitenin önemi Türkiye açısından aslında çok büyük. Bakan Nebati’nin iddia ettiğinin aksine son derece sığ sermaye piyasaları, sinek küçüktür mide bulandırır misali bu tarz işlemlerle geniş bir yatırımcı kitlesinin sermaye piyasalarına katılımında en büyük engel. Dahası, bireysel emeklilik fonlarının borsada değerlendirilen kısımlarındaki istikrarsızlık, büyük oynaklıklar bireysel emeklilik sistemine bakışı oldukça negatif etkiliyor. Hisse senedi portföy yatırımları bir zamanlar oldukça büyük olan yabancı fonların gerek Türkiye’nin kredi notunun geldiği seviye, gerekse de yapılan bu tür manipülasyonlar sebebiyle sermaye piyasalarına bakışları daha da negatif yöne kayıyor.

Yorumlar (0)