Bilim Akademisi'nden Celal Şengör tepkisi

Bilim Akademisi, Prof. Dr. Celal Şengör’ün, katıldığı bir televizyon programında söylediği sözler nedeniyle hakkında soruşturma açılarak, ifade vermeye çağrılmasına tepki göstererek, "Prof. Şengör'ün ifade vermeye çağrılması ifade özgürlüğü ve akademik özgürlük açısından vahim ihlallerdir. Dini inançlarla ilgili belge, kanıt olmadığı iddiasının soruşturulması akla ve tabii ki demokrasi ve laikliğe aykırıdır” açıklamasını yaptı.

Gündem 06.09.2022, 12:39
Bilim Akademisi'nden Celal Şengör tepkisi

Bilim Akademisi, Prof. Dr. Celal Şengör’ün, katıldığı bir televizyon programında söylediği sözler nedeniyle hakkında soruşturma açılarak, ifade vermeye çağrılmasına tepki göstererek, "Prof. Şengör'ün ifade vermeye çağrılması ifade özgürlüğü ve akademik özgürlük açısından vahim ihlallerdir. Dini inançlarla ilgili belge, kanıt olmadığı iddiasının soruşturulması akla ve tabii ki demokrasi ve laikliğe aykırıdır” açıklamasını yaptı.

Akademisyen ve jeolog Celal Şengör'ün 23 Mayıs 2022 tarihinde katıldığı bir televizyon programında söylediği sözler nedeniyle hakkında, "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçundan soruşturma başlatılması ve ifadeye çağırılmasına ilişkin Bilim Akademisi bir açıklama yaptı.

"AKADEMİK ÖZGÜRLÜKLERİN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN NASIL İHLAL EDİLDİĞİNİN ÇARPICI BİR ÖRNEĞİDİR"

Bilim Akademisi Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklama şöyle:

“Prof. Celal Şengör'ün katıldığı bir televizyon programındaki sözleri nedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın şikâyeti üzerine savcılıkça ifadeye çağrılmış olması akademik özgürlüklerin ve ifade özgürlüğünün nasıl yanlış anlaşıldığının ve ihlal edildiğinin çarpıcı bir yeni örneğidir. Prof. Şengör programda İbrahimi dinlerin kutsal kitaplarında anlatılan peygamberlerin ve olayların tarihi belgeleri olmadığını söylemiştir. Prof. Şengör konuşmasında Prof. Fuad Köprülü'nün 'İlk Mutasavvıflar' kitabına ve orada adı geçen Yunus Emre ve Ahmed Yesevi'ye de atıfta bulunarak menkıbevi ve belgesel aktarımların ayırımını yapmaktadır.

KUTSAL KİTAPLARLA İLGİLİ KANITLARIN OLMAMASI, İMAN EDENLER AÇISINDAN BİR EKSİKLİK DEĞİLDİR: Kutsal kitaplarla ilgili tarihi belge ve kanıtların olmaması iman edenler açısından bir eksiklik veya imanın saygınlığı ile ilgili bir konu değildir. Tanımı icabı iman kanıt ve belge gerektirmez. Öte yandan dünya işleri ile ilgili akademik ve pratik değerlendirmelerin kanıt ve belgeler üzerine kurulu olması vazgeçilmez bir unsurdur. Kanıt ve belge araştırarak ilerleyen tarih ve arkeolojinin araştırma ve tartışma konuları arasında elbette dinler de vardır.

PROF. ŞENGÖR'ÜN İFADEYE ÇAĞRILMASI AKADEMİK ÖZGÜRLÜK AÇISINDAN VAHİM İHLALLERDİR: Kamuoyu önünde yapılan bir tartışmada belgelerin varlığı üzerine bir konuşmanın RTÜK tarafından cezaya uğratılması, Prof. Şengör’ün belge olmadığını söylemesi üzerine bir kamu kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın şikayetçi olması ve bu konuda Prof. Şengör'ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosuna ifade vermeye çağrılması ifade özgürlüğü ve akademik özgürlük açısından vahim ihlallerdir. Dini inançlarla ilgili belge, kanıt olmadığı iddiasının soruşturulması akla ve tabii ki demokrasi ve laikliğe aykırıdır.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN ŞİKÂYETİ KABUL EDİLEMEZ: Belge ve kanıtlara ilişkin tartışmalar Rönesans, Aydınlanma ve modern demokrasinin gelişmesinden itibaren dini kurumların toplum hayatına müdahale alanı dışında kalmıştır. Laik olduğu iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti’nde bir kamu kuruluşu olan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından şikâyet konusu yapılması kabul edilemez.” 

Yorumlar (0)