Başörtüsü ve Alevi sorunlarından sonra sıra cemaatler ve Kürt meselesinde

Siyasetin bugün konu ettiği, kılık-kıyafet meselesinin ve Alevi meselesinin yanı sıra Tarikat ve cemaatler ile Kürt sorunu çözülemezse ülkedeki “eksik-demokrasi” de devam edecek demektir.

Gündem 11.10.2022, 09:25
Başörtüsü ve Alevi sorunlarından sonra sıra cemaatler ve Kürt meselesinde

Erol Katırcıoğlu, PolitikYol'da, başörtüsü tartışmaları sürerken, Kürt sorununu hatırlattı, "Bu sorun çözülmezse ülkedeki eksik demokrasi devam edecektir" dedi. 

Kılıçdaroğlu’nun kılık kıyafetle ilgili yasa önergesi vermiş olması, arkasından Erdoğan’ın Alevi meselesi ile ilgili açılım yapılacağı sözleri kaçınılmaz olarak Cumhuriyetin kuruluş yıllarında çözülememiş sosyal sorunlarımızın olduğu iddiasını doğrulayan adımlar. Şimdilik eksik duran birkaç konu var ki bunların en önemlisi Kürt sorunu adı verilen sorundur. 6’lı masanın ağzına almadığı bu sorunla ilgili Erdoğan’ın “Bizim Kürt sorunu diye bir sorunumuz yoktur” açıklaması da henüz bu sorunun mevcut iki ittifakın da konusu olmaktan uzak olduğunu gösteriyor.

Doğrusu bu üç sorunun içinde üzerinde pek konuşulmayan ama bence en önemli sorunlardan biri de Sünni İslam’ın gizli kurumsal yapıları olan Tarikat ve Cemaatler sorunudur. Her ne kadar bu yapılar 1925’de yasaklanmışsa da gerçekte varlıklarını bugüne dek sürdürdüler. Öyle ki AKP’nin iktidara gelmesinde en büyük rolü oynamış olan Fettullah Gülen Cemaati, devleti ele geçirme düzeyinde bir örgütlülüğe ulaşmıştı. Bugün itibariyle Tarikat ve Cemaatlerin hâlâ devlet kurumlarında AKP+MHP iktidarınca önleri açıldığı, maddi ve insan gücü elde etmeye çalıştıkları biliniyor.

Ülkemizde de diğer Müslüman topluluklarda olduğu gibi Sünni İslam fikriyatı içinde çeşitli farklı yorumlara sahip kişiler kendi öğretileri çerçevesinde örgütlenmişlerdir. Bu örgütlülük sadece doktrin bazlı değil aynı zamanda ticaret ve sermaye bazlı yapılar şeklinde de ortaya çıkmaya başlamıştır. Yine Gülen cemaatinden söz edecek olursak, bu teşkilatın bankalarının, şirketlerinin, okullarının, yurtlarının olması cemaat ve ekonomi arasında varılan ilişki düzeyini belirtiyor.

1925’de yasaklanmış oldukları hâlde günümüze kadar varlıklarını sürdürmüş olmaları bu kurumsal yapıların sosyolojik bir gerçeklik olduğunu gösteriyor. O nedenle de Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına başlayacağımız şu günlerde bu konunun da dikkatle ele alınması gereken bir konu olduğu ortadadır.  Hele hele bu cemaatlerin ulaştıkları kontrolsüz gücün bir devlet gücü haline dönüşebilme potansiyeli oldukça yüksektir.

Bu nedenle de eğer bugün siyaset Cumhuriyetin birinci yüzyılında çözülmemiş sorunları konuşmaya ve onlarla ilgili çözüm yolları üzerinde düşünmeye başladığına göre bence ele alınması gereken konulardan biri de İslami örgütlenme konusu olan bu tarikat ve cemaatler meselesidir. Bu örgütlerin serbest kalmaları ama bir tür devlet kontrolüne alınmaları şeklinde bir yaklaşım bugün bence acilen atılması gereken bir adımdır.

Kılıçdaroğlu’nun kılık kıyafet, başörtüsü gibi, Cumhuriyetin birinci yüzyılında çözülememiş ama epey yol alınmış bir konuyu gündeme getirmesi bence önemli. Erdoğan’ın Alevi meselesini konu etmesi de bir o kadar önemli. Ama iki önemli mesele daha var ki henüz yeterince gündeme gelmedi. İslami örgütler (tarikat ve cemaatler) ve Kürt meselesi. İslami örgütler meselesini hangi siyasi ittifak gündeme getirir bilmiyorum, ama Kürt meselesini başta HDP olmak üzere demokrat insanların gündeme getirmesi gerekiyor. Bu çerçevede her iki ittifakı da etkilemek ve bu sorunu çözmek onlara kalıyor.

Yazıyı bitirmeden şunun altını çizeyim ki bu son iki mesele eğer bu seçimlerde konu olmaz ve çözümleri konuşulmaz ise varlıkları ikinci yüzyılda daha da derinleşerek devam edecektir. Siyasetin bugün konu ettiği, kılık-kıyafet meselesinin ve Alevi meselesinin yanı sıra Tarikat ve cemaatler ile Kürt sorunu çözülemezse ülkedeki “eksik-demokrasi” de devam edecek demektir.

Yorumlar (0)
GazetelerTümü