Ankara Garı katliamının 7’nci yılında cevap bekleyen sorular

Ankara Gar saldırısının yedinci yılında IŞİD’in Türkiye eylemlerinin sorumlusu olarak görülen 16 sanık halen firari durumdayken, saldırı istihbaratına önceden sahip olan kamu görevlileri de halen soruşturulmuş değil.

Gündem 11.10.2022, 09:20
Ankara Garı katliamının 7’nci yılında cevap bekleyen sorular

Gazeteci Gökçer Tahincioğlu, Al Monitor'daki yazısında,103 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Gar Katliamı davasını yazdı. 

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde barış mitingi için toplanan kalabalığa yönelik Türkiye tarihindeki en büyük terör eylemi olan IŞİD saldırısının üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen katliamı organize ettikleri gerekçesiyle haklarında dava açılan ve IŞİD’in Türkiye eylemlerinin sorumlusu asıl failler olarak nitelenen 16 isim yargı önüne çıkartılamadı.

2015’te PKK saldırılarını sonlandırmak için hükümetin başlattığı çözüm sürecinin bitirilmesinin ardından dernekler, sendikalar ve siyasi partiler, barış talebiyle bir miting düzenledi. Toplanma yeri Ankara Garı’ydı. Sabah 10.04’te iki IŞİD mensubu canlı bomba, kalabalığın ortasında üzerlerindeki düzenekleri patlattı ve cumhuriyet tarihinin en ölümcül terör saldırısını gerçekleştirdi. 

Yüz üç kişinin yaşamını yitirdiği, 500’e yakın kişinin yaralandığı saldırıdan sonra açılan davada Yargıtay 3’ncü Ceza Dairesi son sözü geçtiğimiz aylarda söyledi. Yargıtay, katliam organizasyonunda yer aldıkları gerekçesiyle dokuz sanığa saldırı sırasında ölen her bir kişi için verilen 101 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı. Aynı dokuz sanığa katliamda ağır yaralandığı saptanan her kişi için 391 kez öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hapis cezalarının bir bölümü onandı, bir bölümü eksik inceleme gerekçesiyle bozuldu. Davanın bu kısmı yeniden görülecek.

Ancak bu ağır cezalar mağdurları ve avukatları tatmin etmedi. Bunun nedenlerinden biri firari durumda olan ve dosyaları ayrılan sanıkların yedi yıldır bulunamamış olması. Halen Ankara 4’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan firari sanıklar bu isimlerin bulundukları hücrelerin lideri ve eylemlerin karar vericileri olarak gösteriliyor.

Bir diğer neden kamu görevlilerinin yargı önüne çıkartılamaması. Katliamdan sonra Ankara emniyetine saldırı istihbaratının verildiği dava dosyasına gelen belgelerle açığa çıktı. Önlem almayan emniyet yetkilileri hakkında defalarca suç duyurusunda bulunulmasına rağmen soruşturulmalarına izni verilmedi.

Firari sanıklarla ilgili davada, birkaç tanık ifadesi dışında dosyaya eklenen yeni bir bilgi yok. O sanıklardan Ahmet Güneş, katliamdan önce 2014’te bir yol kontrolü sırasında yakalandı. Üzerindeki cep telefonundan IŞİD’in Suriye’deki katliam görüntüleri çıkmasına rağmen tutuklandıktan kısa süre sonra tahliye edildi ve kayıp. Serbest kaldıktan sonra 10 Ekim’in sorumlularından olduğu gerekçesiyle hakkında dava açıldı.

Firari sanıklar davasının iddianamesinde katliamın planlayıcılarından olduğu belirtilen IŞİD’in Türkiye sınır emiri olduğu söylenen İlhami Balı’nın da defalarca Türkiye’ye giriş yapıp Suriye’ye döndüğü, hatta arandığı dönemde hastanede tedavi gördüğü anlaşıldı.

Tablo bununla sınırlı değil. Davada avukatların başvurularına rağmen tanıklar da dinlenmiyor. 

IŞİD’in ölen eski lideri Ebu Bekir El Bağdadi’nin eşi ve örgüt mensuplarının 2 Haziran 2018’de Hatay’da yakalanmalarına rağmen ifadeleri mahkemede alınamadı.

28 Nisan 2021’de MİT ve Emniyet’in ortak operasyonuyla IŞİD’in üst düzey sorumlularından "Basim" kod adlı Afganistan uyruklu IŞİD militanının yakalandığı biliniyor ancak bu kişinin kimliği ve ifadesi de meçhul.

27 Nisan 2018’de İzmir’de yakalanan, Suriye'de Şaitat aşiretinden 700 sivilin katledilmesinin sorumluları arasında gösterilen ve Suriye uyruklu olduğu belirtilen K.E.H. ile beraberindekiler de davanın görüldüğü mahkemeye çıkartılmadı.

Haziran 2018’de Sakarya’da yakalanan ancak 2019’da kamuoyuna yakalandığı açıklanan, verdiği bilgilerle Bağdadi’nin yerinin bulunmasını sağladığı iddia edilen Irak uyruklu İsmail el İthavi’nin bilgileri de hiç sorulamadı.

Avukatlar, yakalanan bu isimlerin tamamının eylemi yapan hücrelerle bağı olduğunu ancak ifadelerinin alınmadığını mahkemeye geçen sene bildirdi. Buna rağmen bir gelişme olmadı.

2018’de IŞİD’in sözde “Türkiye vilayeti” sorumlusu olan Kasım Güler, davada tanık sıfatıyla ifadesi alınabilen nadir isimlerden.

Mağdur avukatlarının tüm bu isimlerin 10 Ekim katliamının nasıl organize edildiği konusunda bilgileri bulunduğunu belirtmelerine rağmen bu örgüt mensuplarıyla ilgili yeterli ve doyurucu bilgiler mahkemeye iletilmiyor.

Davada gelinen aşamayı değerlendiren 10 Ekim Avukat Komisyonu şu açıklamayı yaptı: “Devlet, 10 Ekim katliam gününden itibaren IŞİD’liler ve katliamda rolü olanlar için parmağını bile kıpırdatmamaktadır. Taleplerimiz mahkemelerde kabul görmemekte, firari sanıkların yakalanması için gerekenler yapılmamakta, sanık gözükmeyen ancak katliamda rolü olduğu anlaşılan IŞİD’liler hakkında yaptığımız suç duyurularıyla ilgili savcılar işlem yapmamakta, kamu görevlileri hakkında hiçbir işlem yapılmamaktadır.”



Read more: https://www.al-monitor.com/tr/originals/2022/10/seven-years-questions-linger-over-deadliest-terror-attack-turkey#ixzz7hO3ZPzvN

Yorumlar (0)