AKP ‘Biz muhafazakar devrimciyiz’ diyerek aşırı gericiliğinin üstünü örtebilir mi?

Tarikatıyla, cemaatiyle, yandaş medyasıyla, Diyanetiyle, Milli Eğitimiyle, devletin ve arkasındaki en gerici odakların bütün imkanlarını 20 yıldır “Dindar ve kindar nesiller” yetiştirmek için seferber etmesine karşın gençlik içinde hızla güç ve itibar kaybeden AKP, bu alanda çok çaresiz görünüyor. Yapılan kamuoyu yoklamalarında AKP’nin, kendi iktidarı döneminde doğan ve 2023’te yapılacak seçimde ilk kez oy kullanacak olan gençler içinde (7-7.5 milyon genç) CHP’nin açık ara gerisinde kaldığı görülüyor.

Gündem 24.10.2022, 10:34
AKP ‘Biz muhafazakar devrimciyiz’ diyerek aşırı gericiliğinin üstünü örtebilir mi?

İhsan Çaralan, Evrensel Gazetesi'ndeki yazısında, Erdoğan'ın dile getirdiği "muhafazakar devrimci" tanımını kaleme aldı: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Meclis Grup Başkan Vekili Mahir Ünal gibi AKP önde gelenleri, partili gençleri çeşitli adlar altında toplayıp onlara öğütler verip seçim çalışması için motive etmeye çalışıyorlar. Çünkü AKP’nin yaklaşan seçimdeki en büyük sıkıntısı gençlik; gençlik içindeki desteğinin çok büyük oranda düşmüş olması.

Tarikatıyla, cemaatiyle, yandaş medyasıyla, Diyanetiyle, Milli Eğitimiyle, devletin ve arkasındaki en gerici odakların bütün imkanlarını 20 yıldır “Dindar ve kindar nesiller” yetiştirmek için seferber etmesine karşın gençlik içinde hızla güç ve itibar kaybeden AKP, bu alanda çok çaresiz görünüyor. Yapılan kamuoyu yoklamalarında AKP’nin, kendi iktidarı döneminde doğan ve 2023’te yapılacak seçimde ilk kez oy kullanacak olan gençler içinde (7-7.5 milyon genç) CHP’nin açık ara gerisinde kaldığı görülüyor.

Bu elbette Erdoğan ve partisi için “Gençliği kaybeden geleceği kaybeder” korkusunun da ötesinde 7-8 ay sonra yapılacak, AKP için bir “ölüm kalım meselesi”ne dönüşen seçimin soncunu etkileyebilecek büyük bir tehdit! Ortağı MHP için de öyle. Hani AKP ve MHP bu durumu bir “beka”, “milli güvenlik sorunu” saysa yeridir!

ERDOĞAN ‘MUHAFAZAKAR DEVRİMCİLİĞİ’Nİ İLAN ETTİ!

Aslına bakılırsa AKP bunu yeni fark etmiş değil. 2019 yerel seçiminde AKP’nin İBB Başkan Adayı Binali Yıldırım, “Ben gençlerin kankasıyım” diyerek sadece kendisi gibilerin güldüğü soğuk espriler yaparak ortalıkta dolaşmış ama bir zamanlar AKP’nin en dinamik iki dayanağından birisi olan (diğeri kadınlardı) gençliği kaybettiklerini görmüşlerdi.

Bu yüzden Erdoğan pandemi koşullarında bile çeşitli üniversitelerden seçilerek getirilen gençlerle öğüt toplantıları düzenlemeye kalkmış, ama “güvelik soruşturması”ndan geçirilerek getirilen bu gençlerin bile yanıtı zor sorular sorması karşısında bu toplantılardan vazgeçmişti.

Şimdi ise yakında bir seçim var. Bunun için de AKP gençliğini seçim için harekete geçmeye dair motive etmek, ellerine “malzeme” vermek gerekmektedir. Ama 20 yıllık iktidardan sonra Erdoğan ve iktidarının gençlere verdiği kopya; skandallı sınavlar, torpille atamalar, işsizlik, geleceksizlik, geleceğini başka ülkelerde arama… olmuştur! Yani artık gençleri kendilerine çekecek “yeni” vaatleri yoktur.

Nitekim katıldığı bir gençlik toplantısında “AVM’lere gidin aromalı kahve için, sohbet edin” dediği gençlere, gençlik içinde çalışmayı teşvik eden Erdoğan “Bay Kemal’in nasıl bir devrimci olduğunu bilmiyorum ama ben muhafazakar devrimciyim” diyerek partili gençlerine, gençliğin değişim ve devrim fikrine duydukları sempatiyi istismar edecekleri, böylece kendi dışlarındaki gençlerle yakınlık kurmalarını sağlayacağını düşündüğü “yeni” bir “malzeme” vermeyi amaçladı.

MAHİR ÜNAL, DÜŞÜNCELERİNİN ÇÖKÜŞÜNÜ ÇAĞ DIŞILIĞINA DEĞİL ALFABEYE BAĞLIYOR

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, gençlere yönelik yapılan “İlk Oyum Erdoğan’a İlk Oyum AKParti’ye” programında yaptığı konuşmada, ‘AK Parti’nin en genci Recep Tayyip Erdoğan’dır’ diye yaptığı girizgahı, “AK Parti’nin siyasal olarak muhafazakar bir parti değil, biz statüko karşısında devrimci bir partiyiz ama… bizi biz yapan değerleri koruma adına muhafazakarlıktan bahsediyoruz” diye tamamlayarak gerçekte karşı devrimcilik anlamına gelen “muhafazakar devrimcilik” iddiasına tüy dikmiş oldu!

“Bir Kitap Okudum” isimli etkinlikte gençlere hitap eden AKP Grup Başkan Vekili Mahir Ünal’ın cumhuriyetin, Fransız ve Çin devrimlerinden bile “daha sert” bir kültür devrimi yaptığı iddiası ve “Ama maalesef bir kültür devrimi olarak cumhuriyet bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi, hasılı bütün düşünmemizi yok etmiştir” açıklaması devrimciliğin ve muhafazakarlığın nasıl bir karşıtlık içinde olduğunu, başına “muhafazakarlık” eklendiğinde bu ifadenin “karşı devrimcilik” anlamına geldiğini gösteriyor. Hele de “devrimcilik”in başına eklenen AKP “muhafazakarlığı”nın “Orta Çağ İslam’ının” değerlerine dönüş olduğu dikkate alındığında, Erdoğan ve Çelik’in “muhafazakar devrimciliği”nin Orta Çağ değerlerine dönüş, Taliban ve İran uygulamalarında açıkça gördüğümüz karşı devrimciliğin radikal bir biçiminin ifadesi olduğu apaçıktır.

Ünal bu açıklamasıyla, cumhuriyetin en önemli ve en hayırlı adımı olan Arap alfabesinin terk edilerek Latin alfabesine dönülmesine karşı çıkması ise gericilikte geriye doğru gitmenin bir sınırı olmadığını göstermektedir. Ama aynı zamanda “Cumhuriyet düşüncemizi yok etti” ifadeleriyle Ünal, aslında düşüncelerinin asıl yok oluş nedenini Arap alfabesini reddetmeye indirgeyerek çağ dışı kalmış olmasının üstünü örtmeyi amaçlamaktadır.

AKP ‘MUHAZAKAR DEVRİMCİLİK’ TARTIŞMASINI NEDEN AÇTI?

Erdoğan ve AKP böylece;

  1. “Dindar ve kindar nesiller yetiştirme” etrafında sürdürdüğü “muhafazakar değerler”i yücelterek yaygınlaştırma programıyla gençliği kazanmadığını, hatta kazanamayacağını anladığını itiraf etmiş olmaktadır.
  2. Gençlik içinde devrim ve devrimci değerlerin itibarının yaygın biçimde var olduğunu kabul etmekte, kendilerini gençliğin bu duygu ve değerlerini istismar ederek geniş gençlik yığınlarıyla bağlar kurabileceklerini amaçlamaktadır. Ama bunda başarısız olsalar bile devrim ve devrimci değerlerin başına “muhafazakarlık”ı ekleyerek devrim fikrini ve devrimci değerleri kirleterek itibarsızlaştırmayı umdukları anlaşılmaktadır.
  3. Bir seçim dönemi ve tek adam yönetiminin her alandaki politikalarının hızla çöktüğü dikkate alındığında, Erdoğan ve partisinin “nas”, “kader planı”, “Kader ve kazaya inanıp inanmama”, “muhafazakar devrimcilik”, “alfabe ve kültür”… gibi gündemle bağlantısı tartışılır olan yüzyıllık, binyıllık tartışmaları gündeme getirmesi elbette ki gündemi provoke etme amacı taşıdığını göstermektedir.

Ancak Erdoğan ve partisinin bu tartışmalardan amaçladığı sonuçları elde etmesi artık kolay değildir. Çünkü artık ipliği pazara çıkmış AKP’nin dış politikası, sınır ötesi harekatlar, terörle mücadele adına yapılan girişimler gibi bu son “fıtrat”, nas” kader planı”, “kültür-alfabe-cumhuriyet”, “muhafazakar devrimcilik”…türü tartışmalar da gündemi uzun süre meşgul edemeyeceği gibi Orta Çağcı aşırı gericiliğinin üstünü  örtmeyi de başaramayacaktır.

Yorumlar (0)