02.08.2022, 10:19

Görmüyor musunuz gidiyor…

Gidiyor bir yaz daha, ağaç gölgelerinde saklı kalan hayallerle…

Gidiyor işte ömrün bir yazı daha, umut feleğin demirden pençesinde…

Öyle “geliyor gelmekte olan” da geleceğe benzemiyor, gidiyor işte bir mevsim daha bilinmeyene…

Oysa bilseydik, çıkabilseydik bilinmezlikten hani; o kaçış duraklarında, su kenarında sığındığımız ceviz dallarında, o dehşetli susmalardan sıyrılsaydık böyle olur muyduk?

Çünkü öyledir. Gerçek, niteliği ne olursa olsun, belirsizlik kadar kötü değildir…

Gidiyor kuşlar, tükeniyor doğa, yok oluyor ağaçlar, bozuluyor iklim, kuruyor ırmaklar, günbegün yoksullaşıyor dünya, gitgide çirkinleşiyor ilişkiler, insanlık gidiyor çıkar çarkları peşinde, omurgalar kırılıyor…

Ama yaşamak hiçbir yere gitmiyor. Uzun geçen günler, sonu gelmez akşamlarla her gün uyandığımız yeni karanlıkta, gelecek ne kadar puslu olursa olsun yine devam ediyoruz başkaları için çalışmaya ve yazgı denilen döngü de gerçeklere sırtı dönük hiç değişmeden bildiği yolda gidiyor…

Yıllar gidiyor, durup dinlenmeden, huzur nedir tatmadan, mutluluk nedir bilmeden, alnımıza yazılı çilelerle gidiyor ömrümüz, nefesimiz sessizce son buluyor…

Artık, muhafazakarların zulmü yıkıyor, devrimcilerin romantizm içinde büyüttükleri umut yoruyor…

Zulme karşı umut değil direniş lazım, direniş için durmak değil hareket lazım...

İnsanlara; aşk, sevgi lazım, aş, huzur lazım, ohh diyeceği özgür yarınlar lazım. Bu canım ülkeye hemen şimdi; hukuk lazım, hak, adalet lazım…

Pek tabi bunlar için de; gerçekleri ortaya sermek, serilenleri de görmek lazım.

Tuzum kuru benim, bana ne demeden, ürküp de sinmeden, sırt dönmeden, yürümek lazım; üstüne üstüne hainin, çıyanın, fırsatçının…

Umut elbette, sol cevahir altında ve daima olacak olan ama aşılması gereken yol direnişte…

Böyle giderse yarın diye bir şey kalmayacak, görünüyor.

Tükeniyor hevesler, gidiyor tüm gençler. Soluyor insanlar, tutunamıyor bir mevsim daha giderken, bu şekilde bir kışa daha dayanacak gibi görünmüyor…

“Yapacağız”, “edeceğiz”, “getirip-götüreceğiz”, hele bir seçim olsun, “düzelteceğiz”le; yeteneksizlikleri, kafasızlıkları, görülmemiş acımasızlıkları, maskeler altındaki gizleri, duygusuzlukları halkta taşıyacak güç kalmadı…

İnsanları yerden yere vurup, dayanılmaz acılara boğan, adına da yazgı denen şeyden çıkaramayıp, ışığınızı bir başkasına veremedikten sonra, aydınlık bir kişiliğinizin olması neye yarar ki…

Artık umut değil direniş, vaat değil çözüm için, ülkenin muhalifleri ve tüm aydınları hemen şimdi birleşin.

Görmüyor musunuz gidiyor. Siz bekleyip, beklete dururken bir halkı, sadece bir mevsim değil, zulmün pençesinde çarpa çarpa “özgürlük” ölüyor…

Yazar hakkında:

Safiye Özşener kimdir: 1969 Van’ da doğdu. İlk okulu Adana’da, Orta ve Lise eğitimini Van’da tamamladı. Halen, İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci. 1986-1989’da Adana’da Sabah’ta gazeteciliğe başladı. 1989-1990’da yine Adana’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı. 1990-1993’de Ankara, İlçe Belediyesinde Basın Danışmanlığı yaptı. 1993’de Kamu Kurumunda çalıştı. KESK/BES Sendikası İş yeri temsilciliği yaptı. Çeşitli dergi ve interaktif gazetelerde, makale ve köşe yazarı olarak mesleğe devam etti. Aynı zamanda “Şarap Rengi Bir Zaman” adlı şiiri kitabı bulunan Safiye Özşener, bir çocuk annesidir.

Yorumlar (1)
Cavid Gök 2 hafta önce
Çok güzel bir yazı olmuş ve tamamen size katılıyorum.
30
açık