20.09.2022, 12:15

Evet, sözüm size ey muhalif siyaset…

Ülkece kısır bir döngüde geriye geriye savruluyoruz…

Toplum, mücadele dinamiklerinden kopmuş, rüzgâr nereye esecek diye bekleyen ürkek serçe kuşlarına dönmüş…

Elbette hak etmediğimiz şeyler yaşadık, ondandır bu yorgunluk ve fakat bu coğrafyada hakkın verilmediğini, alındığını da unutmuş…

Önümüzdeki günler siyasi arenada, elindeki erki kaybetmek istemeyenlerin sonbahar rüzgârlarından daha sert eseceği zamanlara gebe…

Siyaset ayağının muhalif kanadıysa, muktedirlerin aradığı o kötülük gücünü istemeden de olsa canlı tutuyor. Zira bir yangını söndürmek isteyen rüzgar onun yayılmasına da neden olabiliyor…

Muhafazakâr kanadı; aman ürkütmeyelim, aman incitmeyelim diye diye sekülerlere karşı oluşturulan hukuksuzluğu büyütüp, muhafazakârları daha da güçlendirdikleri aşikâr. Son LGBT karşıtı yürüyüş insan hakları ihlali olmanın yanında, ciddi toplumsal nefret barındırıyor içinde…

Eğer bu gitgide büyüyen nefret ve kötülük sarmalını durduramazsak, bugün hayal dahi edilemez olan yarın kaçınılmaz olacak…

Muktedirlerin kendisi gibi düşünmediği toplumun diğer tüm kesimleri son derece ağır tehditler altında yaşamaya zorlanacak…

Büyüklerimizden öğrendiğimiz;

Karadutun lekesi yine kendi yaprağıyla çıkartılır, donmuş bir kişi yine karla ovunca kendine getirilir, ele yapışan hamur yine unla giderilir… Velhasıl, sorun nereden geldiyse çözümü de oradan gelir…

Evet, sözüm size Ey muhalif siyaset, düşüncelerimi filtresiz yazacağım…

Ez cümlesi; muhalefet, aman muhafazakârları küstürmeyelim diye kendi tabanını sert rüzgârların önüne atacağına, muktedirlerin ortalığa saçılmış; haksızlığını, hukuksuzluğunu, yolsuzluklarını her gün gözler önüne sermeli…

Muhafazakâr seçmene, bugün içinde yaşadıkları ekonomik krizin nedeninin, parlamenter sistemin yok sayılıp, teklikle yönetilmesinden kaynaklandığını göstermeli…

Son derece ağır; nefret ve ayrımcılık içeren hukuksuzca yapılan LGBT karşıtı yürüyüşe tepkisiz bir suskunlukla kendi tabanında ciddi yaralar alacağını, toplumun yüzde 52’sini oluşturan diğer kesimlerin güven endeksini kaybedeceğini görmeli…

Muhafazakâr kesimle; aramızda tartışma çıkmasın, kırılmasın, kaybetmeyelim diye gereken tepkiyi vermezseniz, her yaşanan olayda biraz daha güven yitirir, biraz daha değersizleşir, sonunda toplum nezdinde öz saygınız da kaybedilir…

Bu tutumdan en kısa zamanda sıyrılmalı…

Bırakın bazı kavgalar çıksın, hatta bazen bazı kalpler de kırılsın, hiç bir zaman yanınızda olmayanlar içir, acaba olurlar mı mantığıyla daha da yıpranmayın, size inanan, gönül veren halkı daha da yıpratmayın. Bırakın bazıları kaybedilsin. Bu, yaşamın kendini yenilemesi için kaçınılmaz bir yoldur…

Bugünkü muktedirlerden kurtulmanın da…

Vazgeçin artık; o seçmen alınır, bu seçmen kırılır, beriki küser, ayrılır. Yürüyün karanlığın üstüne, inin şehirlerin alacasına, arkanızda halkınız karıncalar ordusuyla…

Yazar hakkında:

Safiye Özşener kimdir: 1969 Van’ da doğdu. İlk okulu Adana’da, Orta ve Lise eğitimini Van’da tamamladı. Halen, İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci. 1986-1989’da Adana’da Sabah’ta gazeteciliğe başladı. 1989-1990’da yine Adana’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı. 1990-1993’de Ankara, İlçe Belediyesinde Basın Danışmanlığı yaptı. 1993’de Kamu Kurumunda çalıştı. KESK/BES Sendikası İş yeri temsilciliği yaptı. Çeşitli dergi ve interaktif gazetelerde, makale ve köşe yazarı olarak mesleğe devam etti. Aynı zamanda “Şarap Rengi Bir Zaman” adlı şiir ve Diyalektiğin Kanatsız Kuşu adlı bir öykü kitabı bulunan Safiye Özşener, bir çocuk annesidir.

Yorumlar (1)
Cavid Gök 2 hafta önce
Kaleminize sağlık.
19
açık