25.09.2022, 11:38

Engellilerin siyasal katılma hakkını sınırlandıran etmenler nelerdir?

Gelir, meslek, eğitim, cinsiyet, yerleşme biçimi, göç, yaş ve sınıfsal konum gibi siyasal katılmayı etkileyen nedenler arasında engellilik durumu da önemli bir yer tutmaktadır. Engellilik durumu, saydığımız bu nedenlerle de birleşerek, siyasal katılmayı sınırlandıran önemli bir etkene dönüşmektedir. Söz gelişi, engelli bir kişi, aynı zamanda alt gelir ve eğitim gurubuna da mensupsa, siyasal katılma, minimum düzeye inecektir. Ayrıca, engelli seçmenin erişimine uygun olmayan çevre düzenlemeleri, görme engellilerin, oylarını başkaları aracılığıyla kullanması gibi sorunlar da siyasal katılma hakkını sınırlandırmaktadır. Engellilere karşı kamuoyunda ve siyasal partilerin yönetim kadrolarında egemen olan “aciz kişi” yargısı da, siyasal katılma hakkının önündeki ciddi engellerden biridir.

Engellilerin toplumsal ve siyasal yaşama katılımlarını etkileyen en köklü ve önemli etmenlerden biri de, beden-siyaset ilişkisinin tarihsel süreç içerisinde aldığı biçimdir. Siyaset alanının ve erkin, tarihin hemen her döneminde biyolojik ve fizyolojik açıdan güçlü bedenlere sahip bireylerce yönetildiği, yönlendirildiği, buna karşılık, dezavantajlı gurupların bu sürecin dışında bırakılarak ezildiği, hatta bu süreçte, engellilerin kötü ruhlu ve günahkar olarak algılanıp suçlandıkları bilinmektedir.

araştırmacılar,16. ve 17. yüzyıllardaki gelişmeler doğrultusunda, bedenin sermaye birikimine ve üretim süreçlerine koşut olarak siyasal erk tarafından denetlenmesi gereken bir varlık olarak algılandığını ve byo-iktidar anlayışının, bedenin yapısını ve gelişimini kontrol etmek amacıyla anatomo-politika ve byo-politika yöntemlerini geliştirdiğini vurgulamaktadırlar. Bu açıklamalar dikkate alındığında engelli bireylerin tarihsel süreç içerisinde toplumsal ve siyasal alanın dışına itilmelerinin nedenleri daha da iyi anlaşılmaktadır.

Bütün bu nedenlerin çarpan etkisi sonucunda engelliler, etkin siyasal faaliyetlerde bulunmaktan uzak durmayı tercih etmekte; bu yüzden engelliler arasında sandık başına gitme oranı düşük olmaktadır. Yine bu yüzden, engelliler, yönetici görevlere aday olmaktan çekinmektedirler.

1965 yılında yaptığı araştırma sonucunda geliştirdiği “öğrenilmiş çaresizlik” kavramı, en iyi engellilerin durumunu açıklamaktadır.

Engelliler de uzun yıllardan beri toplum ve siyaset kurumu tarafından göz ardı edilmeyi öğrenmiş ve kabul etmişlerdir. Bu duruma, Seligman’dan esinlenerek Sn. Bayram Oran’ın ifadesiyle “öğrenilmiş Uzaklaşma” diyebiliriz.

ENGELLİLERİN SİYASAL YAŞAMLA KATILMALARI NEDEN ÖNEMLİDİR?

Cumhuriyetin kuruluşuna zemin oluşturan ilkelerden birisi, egemenliğin kayıtsız -şartsız ulusa ait olmasıdır. Bu demokratik ilkenin gerçekleşmesi, ancak halkın (ulusun) yönetime katılımının tam olarak sağlanmasıyla olanaklıdır. Ulusal egemenliğin gerçekleşmesi için katılımın yetmeyeceği, halkın yönetimi denetlemesinin de sağlanması gerektiği açıktır. Egemenliğin gerçekleştiricisi ve denetleyicisi olması gereken(ulusun önemli bir kısmının engellilerden oluştuğunda kuşku yoktur.

Engelliler alanında katılımın bir politika olarak benimsenip geliştirilmesi, engellilerin haklarının korunup geliştirilmesinde ve ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir fırsat olarak algılanmalıdır. Bu sayede kentsel çevrenin inşasından mesleki rehabilitasyona, eğitimden istihdama, birçok alanda daha kaliteli ve uygun hizmetin verilmesi sağlanabilecektir.

Engellilerin siyasal alanında katılımlarının sağlanması, çağımızın modern yönetim anlayışı olan temsili demokrasinin çoğulcu niteliğinin gerçekleştirilmesi için kilit bir öneme sahiptir. Böylece toplumun diğer kesimleri gibi engelliler de yönetimde söz sahibi olma haklarını kullanma olanağına kavuşacaklardır.

Daha demokratik bir toplum yaratmak için engellilerin hem yerel, hem de genel düzeyde siyasal yaşama katılımlarının sağlanması zorunludur. Yerel yönetimler, günlük yaşamın düzenlenmesine ilişkin çok önemli yetki ve sorumluluklara sahip, halka en yakın yönetimlerdir. Kentsel altyapı, ulaşım, kapalı ve açık alanların oluşturulması gibi günlük yaşamı ilgilendiren birçok alanda yerel yönetimler yetkili ve sorumludur. Bu nedenle engellilerin bu yönetim birimlerine katılması, yaşamlarını, önemli ölçüde kolaylaştırma potansiyeline sahiptir.

Engellilerin genel düzeyde siyasal yaşama katılmaları, merkezi yönetim organlarında yer almaları, makro politikaların oluşumuna katkı vermeleri ve toplum yaşamını düzenleyen yasaların yapılmasına katılmaları anlamına gelecektir. Böylece engellilerin her düzeyde dikkate alınması ve yaşamın bütün alanlarının buna göre yeniden düzenlenmesi olanağı doğacaktır.

Önümüzdeki yazıda Engellilerin Siyasal Yaşama Katılma Haklarının Hukuksal Dayanaklarını ele alacağım.

Dostça kalın.

Yazar hakkında:

Turhan İçli Kimdir (Turhan.icli@gmail.com): 1955 yılında Sivas’ta doğdu. 10 yaşında geçirdiği kaza sonucu kör oldu. ODTÜ Sosyoloji ve A.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi. Yüksek lisansını A.Ü. Sosyal Hizmet Bölümünde yaptı. 1974’ten beri örgütte engelli hakları mücadelesi içerisinde yer aldı. Altı Nokta Körler Derneği, Türkiye Körler Federasyonu ve Engelliler Konfederasyonu başkanlıkları yaptı. 15 yaşından itibaren sosyalist hareket içerisinde yer aldı. 12 Eylül zindanlarında yattı, işkenceli sorgulardan geçti. İki sosyalist partinin merkez komitesi ve CHP Parti Meclisi Üyesi oldu. Siyaset ve engelli hakları konusunda yüzlerce makalesi, araştırmaları ve 2 kitabı bulunuyor. Halen arabuluculuk ve serbest avukatlık yapıyor.

Yorumlar (0)