Eğitim Sen Genel Başkanı Kurul: Temmuzda öğretmen maaşlarına enflasyonun üzerinde zam talep ediyoruz

Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, “Eğitim emekçileri bugün yoksulluk sınırının çok altında maaş alıyorlar. Toplu iş sözleşmesinin belirlediği maaş zam oranları gerçekliğini yitirmiştir. Temmuz ayında yalan TÜİK verilerine göre değil, yoksulluk sınırını dikkate alan bağımsız araştırma kuruluşlarının ifade ettiği oranda zammı talep ediyoruz” dedi.

Eğitim 15.06.2022, 13:16 15.06.2022, 13:29
Eğitim Sen Genel Başkanı Kurul: Temmuzda öğretmen maaşlarına enflasyonun üzerinde zam talep ediyoruz

Ayça ONURALMIŞ

Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, “Eğitim emekçileri bugün yoksulluk sınırının çok altında maaş alıyorlar. Toplu iş sözleşmesinin belirlediği maaş zam oranları gerçekliğini yitirmiştir. Temmuz ayında yalan TÜİK verilerine göre değil, yoksulluk sınırını dikkate alan bağımsız araştırma kuruluşlarının ifade ettiği oranda zammı talep ediyoruz” dedi.

Kurul, Medyaport’a yaptığı değerlendirmede, Eğitim Sen olarak kamusal, bilimsel, parasız, laik, cinsiyet eşitlikçi, anadilinde demokratik eğitimi savunduklarını söyledi. Eğitimin sosyal ve kamusal olduğunu, “özel” yürütülemeyeceğini vurgulayan Kurul, şöyle konuştu:

“Bilimsellik ilkesi olmadan, laik ve kamucu bir yaklaşım olmadan özel okulların kapalı gettolarında neler yaşandığını tahmin edemezsiniz. Özelleştirmelerle eğitimin kamusal ve parasız niteliğini engellersiniz. Gülen cemaatinin kapatılan okulları, (1000’in üzerinde okul kapatıldı) bedelini ödeyenin yararlandığı ama çalışkan ve yetenekli çocukları da bulup onlara parasız eğitim vererek ideolojik bir eğitimden geçiren bir süreçti ve cinsiyetçiydi aynı zamanda. Toplumsal cinsiyet rollerini sağlamlaştırmak için kurulmuştu. Yine 15’e yakın vakıf üniversitesi kapatıldı veya el değiştirdi. Şu an bunların kimde olduğunu bilmiyoruz. Özel okullarda ve vakıf üniversitelerinde cemaatle ilişkili olduğu söylenerek on binlerce öğretmen ve öğretim elemanı işsiz kaldı, mağdur edildi. Yani 12 Eylül darbesinden beri ‘Özelleştirmeler iyidir’ diyen anlayışın çöktüğü, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası açıkça görüldü. Ama bugün siyasal iktidardan bağımsız emek ve meslek örgütleri dışında bu gerçeği seslendirenler çok sınırlı sayıda.”

“İKTİDAR DİNSELLEŞTİRME FAALİYETİYLE OKULLARI KUŞATTI”

Bir yandan kamusal eğitimin çöküşü için çalışılırken diğer yandan yanlış olmasına karşın özelleştirmelerin verimliliği olduğu, nitelikli bir eğitim verdiği algısı yaratıldığını belirten Kurul, şöyle devam etti:

“Bununla birlikte toplam okul sayısının yüzde 20’si özel okul ama özel okullardaki öğrencilerin tüm öğrencilere oranı yüzde 8-9 civarında. Nitelikli, bilimsel, laik ve demokratik bir kamusal eğitim olduğunda kimse çocuğunu özel okullara göndermek zorunda kalmaz. Gerek pandeminin ve gerekse Türkiye’deki emeğin orta katmanlarının da yoksullaşmasının etkisiyle tüm devlet teşviklerine karşın özel okuldaki öğrenci sayısının siyasal iktidarın istediği hızda artmadığını ve bizim de nitelikli bir kamusal eğitim talebiyle buna açıkça direndiğimizi ifade etmek istiyoruz. Bizler tüm kamu okullarımızın koşullarının iyileştirilmesini, okullarda özgür, adil ve eşit bir eğitim ortamının oluşturulmasını istiyoruz.

Eğitim alanında kadın eğitim emeği çok güçlüdür. Bugün öğretmenlerin yaklaşık yüzde 55’i kadınlardan oluşuyor ama yöneticilerin sadece ortalama yüzde 5’ini kadınlar oluşturuyor. Okullar ve üniversitelerde güçlü bir ataerkil kurumsallaşma var. Bu olgunun İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ile de ilişkisi var. Okullarda toplumsal cinsiyet eşitliği dersini ve öğretmen yetiştirme programlarında toplumsal cinsiyet eşitliği duyarlığını geliştirecek programların açılmasını talep ediyoruz. Çünkü evde, sokakta ve işyerinde kadın cinayetlerinin bu konuda bilinç düzeyinin yükseltilmesi ile engellenebileceğini düşünüyoruz. Karma eğitim ilkesinin ihlaline ilişkin uygulamalar ise kadınlara yönelik ataerkil saldırıları artıracaktır. Kadınların ve kız çocuklarının okullarda ve üniversitelerde güçlendirilmesi son derece önemli.

"LAİK EĞİTİMİN HER GÜN İHLAL EDİLDİĞİNE TANIK OLUYORUZ"

Okullar ve üniversitelerde laik eğitimin her gün ihlal edildiğine tanık oluyoruz. Anayasa Mahkemesi zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin hak ihlali olduğuna karar verdi, gerekçeli kararı bekliyoruz. Eğitim programlarının laik eğitim ilkesine göre yeniden geliştirilmesi gerekiyor. Okullarda seçmeli din dersleri zorunlu ders gibi seçtirilmeye çalışılıyor. İmam Hatip lise ortaokul ve liseleri, giderek daha az öğrenci tarafından talep edilmesine karşın MEB’in öğrencileri bu okullara yönlendirmek için adeta kampanyalar düzenlediğini gözlemliyoruz. Okullar, yurtlar, üniversiteler dinci vakıf ve derneklerle yapılan protokoller kanalıyla bir yandan bunların bir yandan da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çalışma alanı haline getirildi. Bugün siyasal iktidar yoğun dinselleştirme faaliyetiyle okulları kuşatmış bulunuyor. Okullarımızı demokratikleştirmemiz, okullarımızda adalet ve eşitlik duygularını yerleştirmemiz ve eğitim alanındaki işleyişlere öğretmenlerimizin, velilerin ve öğrencilerimizin katılımı son derece önemli. Bir yandan kamusal bir denetim bir yandan da okulun içinde tabandan bir denetim söz konusu.”

“EMEK, DEMOKRASİ VE BARIŞ MÜCADELESİNE DEVAM EDECEĞİZ”

Kurul, öğretmenlerin geçinemediğine, İstanbul’da 2+1 ev kiralarının 3 bin 500-4 bin liraya ulaşmış olduğuna dikkat çekerek, “Tek başına yaşayan bir öğretmenin gelirinin 5’te 2’sini ya da 5’te 3’ünü kiraya vermek durumunda kalması, ulaşım, yakıt giderleri, iletişim harcamaları, market fiyatları gibi artışlar da göz önüne alınarak Temmuz ayında öğretmen maaşlarına gerçek enflasyonun çok üzerinde bir zam yapılmasını talep ediyoruz” dedi.

Öğretmenin gereksinimlerinin sadece temel tüketim maddelerine indirgenemeyeceğini, öğretmenin kültürel ve toplumsal bir varlık olduğunu söyleyen Kurul, şu ifadeleri kullandı:

“Haksız ve hukuksuz biçimde kanun hükmünde kararnamelerle ihraç edilen öğretmenler sivil ölüme mahkûm edilmiş durumdalar. Bu konuda hukuk mücadelesi sürüyor. Çalışmakta olan öğretmenler de insan onuruna yaraşır bir yaşamdan hızla uzaklaştırılıyorlar. Öğretmenlerimizin güvenli gıdaya erişimi, sağlıklı konutlarda yaşaması insan onuruna uygun bir yaşam sürdürmesi için elzem. Ancak bu yeterli değil. Öğretmenlerin toplumsal gelişmeleri merakla izlemesi, bilim, kültür, sanat etkinliklerine katılması, yurt içinde ve yurt dışında gezilere katılması, bir kültür üreticisi olarak kendini geliştirmesi ve güçlendirmesi çok önemli. Öğretmenlerin doğal, türsel ve toplumsal varoluşunun maaş düzeyiyle açıktan ilişkisi var. Ama öğretmenler demokratik haklarını nerdeyse kaybetti bu dönemde, konuşma özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü hızla yitiriyor. Bu nedenle öğretmenlerin ve tüm yurttaşların ifade özgürlüğünü kazanmaları, bu otoriter, sağ ve popülist anlayışın hızlı şekilde terk edilmesi ve demokratik, laik, sosyal bir Türkiye’ye doğru çalışmaların yürütülmesi gerekiyor. Siyaset kurumunun yapması gerekenler var. Yargı kurumunun da kendini tarafsız şekilde konumlandırmasına ihtiyaç var. Bizim de hem başta CHP olmak üzere altılı ittifaktan, hem HDP, sol ve sosyalist partilerden hem de iktidardan taleplerimiz bunlar. Bizler Eğitim Sen olarak emek, demokrasi ve barış mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz. Düşleri bizlerle ortaklaşan tüm eğitim emekçilerini birlikte mücadele için Sendikamıza davet ediyoruz.”

Yorumlar (0)
16
parçalı az bulutlu