09.08.2022, 09:05

Düş Ülkesi Şirinleri

İçinde yaşadığımız ve gitgide derinleşen sorunlar bir distopyada yaşadığımızın kanıtı değil de nedir?

Yıllar yıllar önce birileri bu ülkeye geldi ve uslu olursan; yollar var gidilecek, seferler var çıkılacak dedi…

Eee, bir müddet bu usluluk bazıları için yaş tuzları kuruya da çevirmedi değil hani…

Sonra; senin tuzun benimkinden kuruya evrilince, yine bazıları yenilgiye uğradı çıktığı seferlerde…

Olan mı? Tabi ki her zaman olduğu gibi halka oldu olan. Bu cehennem distopyasında ihale vatandaşa kaldı…

Vatandaşın hali? Ekonomik sorunlar, gençler patlak vermiş; sosyo ekonomi ve eğitim sorunlarıyla uğraşıp, kadınlar öldürülmemek için direne dururken sokaklar; vaktinden önce yaşlanmış çocuklar, genç omuzlarda yaşlı kafalarla doldu…

Üstelik yıl olmuş 2022 yönetici akıl da hala aynı…

Evet son günlerde olan tam da bu. Böl, parçala, yönet taktiği. Bir bitmedi, kimlik ve kültürler üzerinden yara kaşıma, sona ermedi…

Güncel sorunlara çözümler bulmak için; demokratik insan hakları çerçevesinde çözüm üretmek yerine, eldeki kuru tuzu kaybetmemeye çalışmaktan ülke döndü dipsiz bir kuyuya…

İçinde; zulüm var, ateş var. İçinde; yoksulluk, açlık var. İçinde; hukuksuzluk, adam kayırmacılık var. İçinde; düşündüğü için tutsak edilen aydınlar, hak arayan herkesin çarptığı koca bir adaletsizlik var…

Kuyu da kuyu hani, karanlığı çok, ışığı yok…

İşte birileri yıllar yıllar önce geldi ve dedi ki; uslu olursanız yol var gidecek, sefer var çıkacak. Siz kaptana karışmayın yeter, karnınız doyacak…

Eee tabi, bazılarının karnı doymadı da değil hani, ta ki batana kadar gemi…

Şimdi mi? Herkeste bir ferevan. Bugün, sanki dünden olmamış gibi…

Şimdi yine çıkıp birileri diyorlar ki, hele bir sefere daha çıkalım, görün bakın sizleri nasıl doyuracağım…

Ama uslu olanlara…

Mürettebat yoldan sapmış, ortada bir gemi kalmamış. Hala uslu olursa, karnı doyacak zannedenler var, çıkarsa bir sefere daha…

Ahhhh!

Oysa distopyaların karşında; biraz uçurum, biraz deniz ve çokça hayalden oluşan dimdik duran ütopyalar vardır.

Ki, yasalara hayat veren şey, mantık değil deneyimdir. Geçmiş siyasal tarihimiz direniş ve zaferlerle dolu olduğu kadar, geçmişin hatalarından oluşan deneyimlerle ve Alevi’nin, kürdün hassasiyetini kaşıyarak, milliyetçiliği pompalayarak böl, parçala, yönet taktiğini çöp edecek kadar tecrübelerle de doludur…

İşte şimdi; gözü açık körler ülkesinde, aydınlarının birer tutam haylaz olup, karanlığı ışıkla yarma zamanı…

Değil mi ki, iyileştirmek geleceğe iz bırakmaktır. İyileştiren, iz bırakan olmak, hala yeni bir sefer daha olursa, karnı doyar sanan uslu çocukların haylaz yetişkinleri olma zamanı…

Yoksa bir daha hiç göremeyeceğiz; ormanı ve yeşili. Kuşları ve ceylanları. Toplayıp da böğürtlen reçel yapamayacağız, kaybedeceğiz güneşi, yeşermeyecek topraklarımız bir daha.

Ve kuramayacağız; insanı ve yaşamı önceleyen hukukun üstünlüğünü, sanatı koruyan, eğitimi düşünen, paylaşan ve paylaşmayı sevenlerle düş ülkemizi…

“Bu son seferdi kaptan, artık gideceğin seferler bitti” demezsek eğer, hiç göremeyeceğiz düş ülkemizin şirinlerini…

Yazar hakkında:

Safiye Özşener kimdir: 1969 Van’ da doğdu. İlk okulu Adana’da, Orta ve Lise eğitimini Van’da tamamladı. Halen, İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci. 1986-1989’da Adana’da Sabah’ta gazeteciliğe başladı. 1989-1990’da yine Adana’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı. 1990-1993’de Ankara, İlçe Belediyesinde Basın Danışmanlığı yaptı. 1993’de Kamu Kurumunda çalıştı. KESK/BES Sendikası İş yeri temsilciliği yaptı. Çeşitli dergi ve interaktif gazetelerde, makale ve köşe yazarı olarak mesleğe devam etti. Aynı zamanda “Şarap Rengi Bir Zaman” adlı şiiri kitabı bulunan Safiye Özşener, bir çocuk annesidir.

Yorumlar (0)
26
açık