Mustafa Durmuş yazdı: 'NATO zirvesi toplanırken'

Mustafa Durmuş, NATO Zirvesini ve alınan kararları değerlendirdi:

Dış Politika 30.06.2022, 10:54 30.06.2022, 11:07
Mustafa Durmuş yazdı: 'NATO zirvesi toplanırken'


Mustafa DURMUŞ

Bugün ve yarın Madrid’de toplanacak olan NATO Zirvesi’nin gündeminin
aşağıda yer alan dördüncü maddesine göre, bu Zirvede İsveç ve Finlandiya’nın
NATO üyeliği gerçekleştirilecek (Türkiye bu yeni üyeliklere olan itirazını son
anda geri çekti).
“IV. Ortaklıkları güçlendirmek ve Açık Kapı Politikasını sürdürmek:
Otoriter rejimlerin güvenliğimizi tehdit ettiği bir stratejik rekabet çağında,
NATO aynı düşünceye sahip ülkeler ve kuruluşlarla daha da yakın çalışmalıdır.
NATO’nun Avrupa Birliği ile ortaklığı eşi görülmemiş bir düzeye ulaşmıştır.
Finlandiya ve İsveç, Açık Kapı Politikasının önemini ispatlayan bir biçimde,
NATO'ya katılmak için tarihi kararlar almıştır. Bu Zirve’de NATO ayrıca,
Gürcistan’a ve diğer ortaklara yeteneklerini geliştirmeleri ve dayanıklılıklarını
güçlendirmeleri için desteğini artıracaktır. Asya-Pasifik ortaklarımız olan
Avustralya, Japonya, Kore Cumhuriyeti ve Yeni Zelanda’nın liderleri ilk kez bir
NATO Zirvesi’ne katılacaklar”. (1)

YENİ HEDEF ÇİN'İ Mİ KUŞATMAK?

Bu toplantıya Japonya ve Avustralya gibi Asya Pasifik Bölgesinin emperyalist
devletlerinin liderlerinin de ilk kez katılacak olması, NATO’nun sözde
savunmasının sadece Avrupa’yı değil, gelecekte Asya’yı da kapsayacağını
gösteriyor. Kısaca, ABD ve AB emperyalizminin yeni stratejisi artık sadece
işgalci Rusya’yı değil, bir diğer emperyalist güç olan Çin’i de kuşatmak.
Çünkü hemen bütün projeksiyonlar Çin’in sadece askeri güç olarak değil,
2030’lı yıllardan itibaren dünyanın en büyük ve en dayanıklı ekonomik gücü
olarak küresel jeopolitikte belirleyici olacağını ortaya koyuyor.
Küresel finans kapitalin en öndeki temsilcilerinden olan Goldman Sachs’ın
aşağıdaki tespiti de bu genişleme/kuşatmanın, iktisadi zorunluluklar anlamında,
alt yapısının oluştuğunu gösteriyor. Kuruluş 2021 yılı sonrasını ‘Post Modern
Döngü Dönemi’ olarak niteliyor ve bu dönemin temel özelliklerini şöyle
sıralıyor (2):
Giderek artan yüksek enflasyon ve düşük ekonomik büyüme hatta küçülme riski
(stagflasyon), daha kapsamlı devlet müdahaleleri (regülasyon), varlık
fiyatlarındaki yüksek oynaklık, sıklaşan kısa dönemli döngüler, pahalı işgücü ve
emtia (kıt ve göreli olarak pahalı işgücü ve enerji), kâr oranlarındaki ve kârın
milli gelir içindeki payındaki gerileme, yüksek faiz nedeniyle düşen reel yatırım
getirisi, kapsamlı devlet müdahaleleri (kamu sektörünün milli gelir içinde artan
payı, artan kamu borçları ve savaş harcamaları), küreselleşme karşısında artan
bölgeselleşme (yeni teknolojiler, daha ucuz ve emek yoğun yerel üretim
olanakları).


KAPİTALİZM VAR OLDUKÇA EMPERYALİST SAVAŞLAR KAÇINILMAZ

Özetle, Goldman Sachs içinde bulunduğumuz dönemin 1980’li yıllarda başlayan
neo liberal dönemden farklı olduğunun altını çiziyor. Yüksek enflasyonla
birlikte iktisadi durgunluğun bir arada yaşanabileceği bir stagflasyonist dönemin
önünün açıldığını, küreselleşmenin içe dönmeye başladığını, yani bölgeselleşme
ve yerelleşmenin öne çıkacağını (özellikle de gıda arzı açısından) ve sermayenin
kâr oranlarında düşüşün yaşanabileceğini, buradan hareketle de yeni savaşların
çıkabileceğini öngörerek, savaş harcamaları da dâhil olmak üzere devlet
harcamalarının ve devletin ekonomiye müdahale biçimi olan regülasyonların
artacağını vurguluyor.


DÜNYA İŞÇİ SINIFININ VE HALKLARIN GÜNDEKMİ NE?

Dünyanın egemenleri gelecekle ilgili olarak böyle tahminlerde bulunuyorlar ve
bu çerçevede kendi sınıfsal çıkarları doğrultusunda (bir büyük savaş çıkarmak
da dâhil olmak üzere) her türlü senaryoya hazırlık yapıyorlar.3
O halde biz, dünyanın emekçi sınıfları ve ezilen halkları, ne yapacağız, bizim
öngörümüz ne? Oturup onların ne yapabileceklerini tahmin etmekle ya da
yaptıklarını endişe ve korku içinde izlemekle mi yetineceğiz?
Yoksa insanlığın ve gezegenin sonunu getirebilecek bu gidişata dur diyecek bir
örgütlü mücadelenin içine girecek ve barış içinde, ezen ve ezilenlerin olmadığı
başka bir dünyanın mümkün olabileceğini gösterebilecek miyiz?

Dip notlar:
(1) https://www.nato.int/cps/en/natohq/news (23 June 2022).
(2) P. Oppenheimer, G. Jaisson, S. Bell, L. Peytavin and F. Graziani, The
Postmodern Cycle, Positioning for secular change, Goldman Sachs
Global Strategy Paper no. 56 (9 May 202

Yorumlar (0)
25
açık