Geleceğin Türkiye'si için Hakikat

Demokrasi 05.06.2022, 18:53 05.06.2022, 23:23
Geleceğin Türkiye'si için Hakikat
© Haber/fotoğraflar: Burcu Yıldırım

Geleceğin Türkiye'si için Hafıza Hakikat Hesaplaşma Konferansı'nın Hakikat oturumu katılımcıların konuşmalarıyla devam etti. Sağlıktan ekonomiye, devletten kadına hakikatin sorgulandığı oturumda yan yana durmanın değiştirici ve dönüştürücü gücüne dikkat çekildi. 

' TÜRKİYE YAYILMACI OLARAK İLERLİYOR' 

Türkiye Dış Politikasının Hakikati hakkında, Mühdan Sağlam: Türkiye 2002 yılında yaşadığı iktidar değişiminin, dış politikaya yansımasına baktığımızda batı kampı ile uyumlu, Avrupa Birliği adaylığı sürdürmesi üzerine örgütlenmiştir. Ancak 2003 yılında ilk firesini 11 Eylül ile birlikte Türkiye’nin Afganistan’a asker göndermesiyle verdi. Barış adı altında neler yapıldığını geçtiğimiz yılın ağustos ayında insanların Taliban zulmünden kaçmak için uçaklara tutunarak, çocuklarını ABD’li askerlere verilmesiyle gördük.

Türkiye dış politikası yayılmacı olarak ilerliyor ve gelecek kuşaklara çok büyük yükler getiriyor. Küresel dinamikler eksik okundu, dünyayı askeri ve zoraki politikalarla yönetme inşası içindeyiz. Dış politika yavaş ilerler. Yaptığınız üzerine yapışır. Geride bir enkaz kalacak.

'YARGI BASKI POLİTİKASINI BENİMSEDİ' 

Yargının Hakikati hakkında, İlhan Cihaner: İktidarın baskı politikasını üstlenmiş bir yargı ile baş başayız. Türkiye’de yargı ele geçirilmiştir. 2005 yılında yasal temelleri oluşturulmuştur. AKP geldiğinde 12 bin olan hakim savcı sayısı 22 bin civarında. Türkiye’de yargı hiçbir zaman olmadığı kadar sınıfsal tercih yaparak sermayeyi korumuştur. Yargı iktidarın bürokratik bir uzantısı olmuştur. Her şeyden önce mülksüzleştirme ve siyasetsizleştirme pratiği ortaya çıkıyor. HDP'ye dönük hamleleri en büyük örneğidir. 

Yargının halktan kopmasını ise şimdi avm adliyeleri diyebileceğimiz mekansal dizaynla sağladılar. İnsandan tamamen koparılan adliyeler yaratıldı. Yargı, yanlış bir terör kavramı çerçevesinde terörle mücadele eden bir aparata dönüştürüldü. Yargıda, savunma mesleği ilga edilmiş durumda. Avukatların tezleri 'anlat anlat heyecanlı oluyor' formalitesine indiriliyor. Karar çok önceden veriliyor. Türkiye’deki benzer sorunları yaşayan ülkeler önce hukuklarını oluşturdular.

'100 YILLIK GEÇMİŞİMİZLE HESAPLAŞMAK HAKİKATİ ÇIKARACAK' 

Devletin Hakikatı hakkında Ahmet Şık: Cezaevinde bulunan siyasetçilere, hukukçulara, bilim insanlarına selamlar. Devletin hakikati dediğimizde gözümüze ve hafızamıza bir dolu fotoğraf geliyor. Suçluların suçunu örtmeye çalışan bir yargı mekanizması üreten, bunun rızasını medya ile oluşturan bir iktidar ile karşı karşıyayız. Hrant Dink, Tahir Elçi, Şenyaşar ailesi bize bu ülkenin hakikatini aktarıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100 yıllık geçmişiyle hesaplaşması bize hakikati çıkaracak. Önceliğimiz hatırlamak ve hakikati aktarmaktan geçiyor. Yurttaşlar hafızayı diri tutarak hakikat ile hesaplaşacak.

'BİR PARKIN BİZE ÖĞRETECEK ÇOK ŞEYİ VAR' 

Ekolojinin ve Kentin Hakikatı hakkında hapishaneden mektubu ile Mücella Yapıcı: Umudu örgütlemeye, mücadele etmeye, birbirimizin ellerinden tutmaya ihtiyaç duyduğumuz günlerdeyiz. 9 yıl önce kent halkı, herkesin ama hiç kimsenin olmayan parkını savunmaya başladı. En ufak yağmurların doğal afate dönüştüğü, doğanın bizi uyardığı koşullarda bir parkın bize öğretecek çok şeyi var. Aynı görüşte olmasa bile birlikte konuşmayı, birlikte bakmayı öğrenen topluma Gezi unutturulamaz.

'ÖZELLEŞTİRMELER TOPRAK HIRSIZLIĞINA DÖNÜŞTÜ' 

Ekonominin Hakikati, hakkında Bahadır Özgür: Kitlesel yoksullaşma ile ekonominin hakikatini anlatabiliriz. Ekoninin hakikatini tek adamın hakikatinden ayrı düşünemeyiz, ancak böyle bir rejimi inşa etmek için otoriter bir rejimle karşı karşıyayız. Cumhuriyet dönemi boyunca ancak iç savaş koşullarında dönüşebilecek bir değişimle, bölüşüm şokuyla karşı karşıyayız. Servet transferi, bölüşüm şoku ve yoksullaşma ile yolsuzluk dönemi kurumsallaşmıştır.

Kamu kurumlarının satışıyla başlayan özelleştirme bugün toprak hırsızlığına ulaşmıştır. Bu durum İngiltere de 17. yy da yaşanmış. Servet transferi ile kamu ihaleleri gündemimize girdi. Gelecek kuşakları da yoksullaştıran bu durum kamu özel işbirliği projeleri devleti, devlet A.Ş'ye dönüştürdü. Finansallaşma ile dünyada ilk defa yoksullar kredi almaya başladı ve borçlandırıldı. Eğitim aldıkça yoksullaşan bir ülke yarattılar ve suç ekonomisi ile legal ekonomi arasındaki ayrımı yok ettiler.

'TÜRKİYE CEHENNEM SAYILABİLECEK 10 ÜLKE ARASINDA' 

Emeğin Hakikati hakkında Mert Büyükkarabacak: Ülkedeki emekçi halkların sömürgeleştirilmesi ile karşıya karşıyayız. Türkiye, dünyada işçiler için cehennem sayılabilecek 10 ülke arasında. Hem daha fazla çalışıyor hem daha fazla yoksullaşıyoruz. Türkiye pandemi sürecinde bile büyürken işsizlik azalmadığı gibi güvenceli sayılan iş olanağı da çok az. Güvencesizlik ve geleceksizlik işçi intiharlarına yol açıyor. Emeğin talepleri net. Asgari ücretin 3 ayda bir güncellenmesi, güvenli çalışma koşulları sağlanması, enerji şirketlerinin kamulaştırılması, KHK'lerin iptal edilmesi, sosyal konutların inşa edilmesi gerekiyor. 100 yıllık cumhuriyet tarihi bize ekonomik alt yapının sermaye tarafından sağlanamadığını çok açık bir şekilde gösteriyor. Birleşe birleşe kazanacağız.

'ÖZEL YARGILAMA SİSTEMİ OLUŞTURULDU' 

Hukukun Hakikati hakkında Öztürk Türkdoğan: Türkiye’de sürekli olarak dikte edilen belgelerle özel yargılama sistemi oluşturulur. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlık hakları bir arada düşünülür ve uygulanırsa ancak sorunlar çözülebilir. Toplumsal muhalefet birlikte hareket etmeli.

'ÇOCUKLARIN YAŞAMA KATILIMINI SORGULAMAK GEREKİYOR' 

Çocukların Hakikatı hakkında Sevinç Koçak: Çocuklar yaşamın özneleriyken karar alma mekanizmalarının hiçbirinde yer almıyor. Türkiye’de 25 milyonu bulan çocuklar içinde görünen 720 bin çocuk işçi var. Çocuklar tarlada, iş yerinde, cezaevinde... ve biz bu sayılara tam olarak ulaşamıyoruz, kapılar hep kapatılıyor. Berkin Elvan 14 yaşında vuruldu 16 kilo ile hayatını kaybetti. Yetişkinlerin bile demokratik katılımının sorgulandığı bir ortamda çocukların yaşama katılım hakkını sorgulamak gerekiyor.

'KÜRTLER VARDIR' 

Kürt sorununun Hakilati hakkında Fatma Kurtulan: Aslında yaşadığımız şey bedelini ağır ödediğimiz hakikattir. Kürtler vardır. Kolektif hakları vardır ve mücadelesini vermeye çalışıyorlar. Yıllardır OHAL uygulamalarıyla mücadele ediyoruz. Biz Kürtler 12 Eylül’den sonra her dönem mutlaka  bir gazaba uğruyor. Ülkenin üçte birinin aslında seçme seçilme hakkı gaspediliyor. Eşit yurttaşlık temelli bir anayasa istiyoruz. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini istiyoruz. Bunlar için muhatapları doğru belirlemek lazım. 

'KATİLLER AYRIMCI İNDİRİMLER ALIYOR' 

Kadınların Hakikati hakkında Fidan Ataselim: Şüpheli kadın ölümleri katlanarak artıyor yani kadın cinayetlerini daha fazla karartmaya çalışıyorlar. Bir gece yarısı İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçilirken bugün kadınları öldüren katiller türlü ayrımcı indirimler alıyor. Kadınlar ise meşru müdafaa ettiklerinde kendileri bu indirimlerden yararlanamıyor. Bu ülkenin cumhurbaşkanı kadınlara "sürtük" dedi. Sanatımıza, hayatımıza, yaşam tarzımıza, örgütlerimize büyük saldırılarla karşı karşıyayız. Sürekli ahlaka aykırı davrandığımız iddia ediliyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile de mücade eden kadınlar demokrasi mücadelesi ile de devam edecek.

'SAĞLIK KAN KAYBEDİYOR' 

Sağlığın Hakikati hakkında Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol: Sağlık kan kaybediyor. Sadece 13 tane Şehir Hastanesi için doğru düzgün gitmediğimiz, dünyanın denemekten vazgeçtiği bu hastaneler için borçlanıyoruz. Yoksulluk, eşitsizlik, sağlıksızlık yeni pandemilerin sebebi. Pandemi bizim önümüze çıkan semptom, bitmemesi ise seçtiğimizin ne kadar hastalıklı olduğunu gösteren bir hakikat. Hakikati bulmazsak eğer iyileşmemiz mümkün değil. Yoksulluk sadece yoksulluk değil, aynı zamanda sosyal dışlanmadır. Türkiye'de 2017’de yapılan bir araştırmaya göre halkın yüzde 45’i yoksuldur ve  sosyal dışlanmaya uğramaktadır. Pandemi sınıfsal bir sorun. Sağlıkta ise emek en büyük güçtür. Hekim arkadaşlarımız, sağlık emekçisi arkadaşlar bir çıkış göremiyorlar. Pandemi başka felaketlere sürüklüyor. Çok kırılganlaştık, hekim kaybediyoruz.

Yorumlar (0)
16
parçalı az bulutlu